{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2021/1154 <br>KARAR NO\t\t: 2024/176<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 29/08/2019 (Dava) -  04/06/2021 (Karar)<br>NUMARASI\t\t: 2019/408 Esas - 2021/323 Karar<br>DAVA             \t\t: İtirazın İptali <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 01/02/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 01/02/2024<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/06/2021 tarihli 2019/408 Esas ve 2021/323 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... A.Ş.'nin 18/09/2015 tarihinde hisselerinin %80'i ... tarafından ... ve ...'dan satın alındığını, aynı tarihte daha önce şirketi münferiden temsile yetkili olan ... ve ...'un temsil yetkileri sona erdirilerek ...'ın şirketi tek başına temsile yetkili kılındığına ilişkin Genel Kurul kararı alındığını, bu kararın Ticaret Sicil Gazetesinde 05/10/2015 tarihinde ilan edildiğini, davalı ...'un SGK'lı işçi olarak çalıştığı müvekkili şirketten 13/10/2016 tarihinde ...'ın ise 10/10/2016 tarihinde ayrıldığını, ...'un ve diğer davalı ...'ın hiçbir zaman şirketi temsil yetkileri ve bankadan para çekme yetkileri olmadığını, şirket hesaplarına ilişkin banka kayıtları incelendiğinde müvekkili şirketin, ... Bankası ... ... Şubesinde bulunan ...-... numaralı hesabından, davalı ...'un 5.000,00-TL'yi 21/10/2015 tarihinde, yetkili olmadığı halde, ... isimli diğer davalıya yetki belgesi vermek suretiyle çektiğinin tespit edildiğini, bunun üzerine davalı ... ve başka bankalardan yetkisiz oldukları halde para çeken dava dışı diğer iki şüpheli hakkında Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturma neticesinde iddianame ile Karşıyaka 1.Ağır Ceza Mahkemesi 2018/515 E. Sayılı dosyasından sanıkların yargılamasına başlandığını, ticaret siciline yapılan kayıtların, kaydı yapılan hususun açıklanması ya da hukuken varlık kazanması açısından önemli oldukları gibi, üçüncü kişiler bakımından da büyük bir önem taşıdığını, TTK 36. Maddesi uyarınca üçüncü kişilerin, ticaret siciline tescil ve sicil gazetesinde ilan edilmiş bir hususu bilmediklerini iddia ve ispat yoluna gidemeyeceklerinin açık olduğunu, 18/09/2015 tarihi itibariyle müvekkili şirketi temsile yetkili tek kişi ... olup, bu hususun Ticaret Sicili Gazetesinde 05/10/2015 tarihinde ilan edildiğini, dolayısıyla davalı Bankanın, ilan edilen hususu bilmediğini ileri sürmesinin olanaklı olmadığını, temsil yetkisine haiz olmayan kişinin mevduat hesabından para çekmesi halinde, mevduat sahibi çekilişe muvafakat veya icazet vermez ise, bankaya karşı olan alacağı aynen devam edeceğini, diğer bir deyişle hukuken mevduat hesabında bir azalma olmayacağını, bu nedenle davalı ... Bankası'na Kadıköy 24. Noterliği kanalıyla 22/06/2018 tarihli 12806 yevmiye numaralı ihtarname çekilerek yetkisiz kişilere müvekkili şirket temsilcisinin bilgisi ve onayı olmadan yapılan ödemelerin şirket hesabına iadesinin talep edildiğini, tüm bu hususlara rağmen davalılar tarafından ödeme yapılmadığından dava konusu icra takibi başlatıldığını ve icra takibine yapılan kötü niyetli itiraz neticesinde de huzurdaki davayı açma zarureti doğduğunu, dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk müessesesine başvurulduğunu, ancak anlaşma sağlanamadığını, davalı borçlular tarafından yapılan itiraz haksız ve kötü niyetli olduğundan itirazın iptaline ve davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin, davalı/borçlulardan yetkisiz kişilerce banka şubelerinden çekilen paralar nedeniyle alacaklı olduğunu, işbu alacağın gönderilen ihtara rağmen halen tahsil edilemediği gibi başlatılan icra takibine de haksız ve kötü niyetli bir biçimde itiraz edildiğini, açıklanan nedenlerle; Karşıyaka 1. İcra Müdürlüğü'nün 2018/9787 E. sayılı dosyasına davalı borçlular tarafından yapılan itirazın iptaline ve takibin kaldığı yerden devamına, yapılan itirazın haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle davalı borçluların %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP :<br>Davalı ... cevap dilekçesi ile özetle; 21/10/2015 tarihinde ... A.Ş'de çalışırken patronlarının ... Bankası A.Ş'den 5.000,00-TL çekip getirmesini istediklerini, kendisine yetki vermek suretiyle yetki belgesi ile bankadan parayı çekip eksiksiz olarak teslim ettiğini beyan etmiştir.<br>Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile özetle; davacı vekilinin eski çalışanı olan müvekkilinden 21.10.2015 vade tarihli 5.000,00-TL asıl alacak ve bu alacağın işlemiş faizi olarak da 1.366,25-TL olmak üzere toplam 6.366,25-TL alacağı olduğu iddiası ile Karşıyaka 1.İcra Müdürlüğünün 2018/9787 sayılı dosyasında ilamsız takiplere özgü yol ile takibe geçtiğini, müvekkiline tebliğ edilen ödeme emrine süresi içerisinde itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, davacının davasının haksız ve hukuksal dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin davacı şirketin olay tarihinde çalışanı olduğunu, iş bu davada görevli mahkemenin Karşıyaka İş Mahkemeleri olduğunu, bu nedene davanın görev yönünden reddine karar verilmesini, davacının müvekkilinden, 21.10.2015 tarihli ... Bankası ... şubesindeki şirket hesabından yetkili olmadığı halde 5.000,00-TL tutarındaki parayı yetki belgesi vermek sureti ile diğer davalı ... marifeti ile çektirmiş olması gerekçesi ile bu bedeli zimmet kabul ederek talep ettiğini, oysa şirket kayıtları da incelendiğinde görüleceği üzere bu paranın o tarihte davacı şirketin tüm işlerini ve hesaplarını takip eden müvekkili tarafından, adı geçen banka hesabından çekilerek aynı gün davacının iş yaptığı ... unvanlı şirketin 19.10.2015 vadeli  ... Bankasının ... bulvarı üzerindeki şubesine tahsile verilen 5.000,00-TL bedelli senedini ödediğini, bu ödemelerin şirket kayıtlarında mevcut olduğunu, bu nedenle bu bedele ilişkin müvekkiline yöneltilecek bir alacak talebi olamayacağını, müvekkilinin zimmeti söz konusu olmadığını, şirketin parasının şirket borcunun ödenmesi için kullanıldığını, bu işlemler hakkında davacı şirketin hakim ortağı ...’a müvekkili tarafından daima düzenli bilgi aktarımı da yapıldığını, davacının faize yönelik talebinin de reddi gerektiğini, açıklanan nedenlerle, müvekkilinin yapmış şirket borcunun ödenmesi şeklindeki işlemde herhangi bir hukuka aykırılık, zimmet vd. bir zarar doğurucu işlem bulunmadığından haksız ve kötü niyetli davanın reddi ile davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... Bankası A.Ş vekili cevap dilekçesi ile; davacının basiretli tacir olarak her yıl defter ve kayıtları incelemesi ve banka hesapları ile defterlerinin uygunluğunu denetlemesi gerektiğini, 2015 yılı içerisinde yapıldığı belirtilen işlemleri ve 2016 yılı Ocak ayında belirtilen işlemlerin 2015 yılı hesap kesimlerinde bildiği kabul edildiğinde (davacının basiretli tacir olarak) 2018 yılı Haziran ayına kadar istememiş olmasının 2 yıllık zaman aşımı  süresinin geçirildiğini, müvekkili şirketin, davacı şirkete hiçbir borcu bulunmadığını, söz konusu eski şirket yetkililerinin müvekkili bankadan para çekmesinde de müvekkili bankanın hiçbir hukuki sorumluluğu bulunmadığını, davacı yanca sunulu hesap dökümünden anlaşılacağı üzere müvekkili şirketçe yapılan ödemelerin 29.12.2015 tarihi ile 30.03.2016 tarihleri arasında yapıldığını, her ne kadar bu süreçte diğer davalılar olan ...-... ile ...'nın yetkileri sonlanmış olsa da kendilerinin de doğruladığı üzere aynı şirket bünyesinde çalışmaya devam ettiklerini, belirtilen bu tarihler arasında aynı şirket bünyesinde çalışan ayrıca şirketin eski temsilcisi olan  bu şahısların yeni temsilci olan ...'ın bilgisi dışında şirketin mevduat hesabından para çekmeleri (söz konusu uzun zaman dilimiyle beraber bu işlem birden fazla gerçekleştiği göz önüne alınarak) bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, yeni bir temsilcinin şirketteki görev ve yetkilerini eski yönetici ve yetkililerden devir aldığı düşünüldüğünde, şirket bünyesinde kimin hangi pozisyonda hangi yetkilerle çalıştığını rahatlıkla bilebilecek durumda olduğunu, davacı  yanın iddia ettiğinin aksine ... (...) ...'un şirketin vekaletname verilerek  yetkilendirilmiş kişisi olduğunu,  Diğer davalı ...'a yetki verebilecek konumda olduğunu, davacı yanın dava dilekçesinde beyan ettiği üzere ...'un ...'ı  yetkilendirmiş olup para çekme işleminin bu şekilde gerçekleştiğini, o dönemde şirketin işlemlerini yapma  yetkisi olan ...'un bir başkasını yetkilendirmesinin de yasal olup  bu durumdan müvekkili bankanın sorumlu olmadığını, ... (...) ...'a ait vekaletname, diğer davalı ...'a verilen yetki belgesi ile hesap dökümü birlikte incelendiğinde yetkiye ilişkin bir problem bulunmayıp elde bulunan tüm yazılı somut dayanaklarla müvekkili bankanın iş ve işlem yapmasının da hukuka uygun olup müvekkili bankanın bir sorumluluğu bulunmadığını, banka ile imzalanan sözleşmesi gereği de yetki değişikliklerinin bildirilmesi gerektiği hususu ve eski yetkinin sona erme tarihi de geçmemiş olması dikkate alınarak müvekkili davalı bankanın sorumluluğunun olmadığının sabit olduğunu, hatta müvekkili bankanın davacı tarafça ihtarname çekildiğinde Karşıyaka 2. Noterliği'nin 28.10.2008 tarihli ve 42790 yevmiye nolu ... (...) ....'a verilen vekaletnamenin \"işlemde olup olmadığı, herhangi bir azil etme durumu olup olmadığı sorulduğunda\" vekaletnamenin geçerliliğinin devam ettiği sonucuna ulaşıldığını, tüm bu vekalet ve yetki silsilesi kapsamında gerçekleşen para çekme işleminde  müvekkili bankanın bir sorumluluğu veya ihmali bulunmadığını, eski şirket yetkilileri ile banka personeli arasında sürekli olarak iş ve işlem yapıldığından banka personeli ile aralarında bir güven ilişkisi oluştuğunu, bu güven ilişkisinin davacı yanca iddia olunduğu üzere kötü niyetli olarak kullanılmasında müvekkili bankanın bir ihmali bulunmadığını, şirketi temsile yetkili yeni kişi olan davacının yetkileri aldığı andan itibaren iş ve işlemleri kontrol altına almak adına bankalar başta olmak üzere görüşüp bildirimde bulunabileceğini, 29.12.2015 tarihi ile 30.03.2016 tarihleri arasında uzunca bir zaman zarfı olup bu süreç içinde davacının bu banka hareketlerini bilmemesinin mümkün olmadığını, buna kötü niyetli olarak göz yumulup daha sonrasında da sorumluluğun müvekkili bankaya yükletilmeye çalışıldığını, müvekkili bankaya sunulan vekalette yetkili kimselerin yetkileri bugün tarihiyle bile geçerli olmakla değişen temsil yetkilerinin müvekkili bankaya davacı tarafça bildirilmesi gerektiğini, aksi takdirde bankanın bir sorumluluğu bulunmadığını, bankaya sözleşme esnasında verilen noter onaylı yetki belgelerinin, yazılı bir değişikliği içeren ihtara veya bildirime kadar geçerli olduğunu, bunun dışında müvekkili bankanın her müşterisi olan şirketi araştırmak, yetkili kişileri takip etme zorunluluğu bulunmadığını, TTK' da bulunan 18. Maddenin 2. Fıkrası gereği her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, şirket yetkilisi olarak görevlendirilmiş bir kişininde bu niteliklere haiz olması ve bu şekilde hareket etmesi gerektiğini, kendi görev ve sorumluklarını ihmal eden bir tacir olamayacağını, bu durumda bilmemek yada iyi niyetli iddiasında bulunulamayacağını, şayet davacı şirket yetkilisi ... üzerine düşen yükümlülükleri basiretli bir tacir gibi yerine getirmiş olsaydı tüm bu işlemlere gerek kalmayacağını, davacının kendisine düşen yükümlülüklerini ve imzalanan sözleşme maddelerini yerine getirmediğini müvekkili ... Bankası A.Ş'ne karşı açılmış olan davanın ilk olarak zamanaşımı nedeni ile reddine, müvekkili ... Bankası A.Ş'ne karşı  açılmış olan davanın esastan reddine, yargılama giderlerinin ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :<br>Mahkemece,\"....Davanın  reddine....'' şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ  :<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; iş bu kararın hukuki dayanaktan yoksun ve mahkemece gerekli araştırma ve incelemelerin eksik yapılması neticesinde tamamen bilirkişi raporlarına bağlı kalarak vermiş olduğunu, burada banka dışındaki diğer davacıların yetkisiz olarak para çekme işlemlerini müvekkili şirket yetkilisinin hiçbir talimatı olmadığı halde yetkisiz kişilerce çekilen paranın şirket yetkilisi çekmişcesine, burada bankanın kusursuz sorumluluğu olduğu halde, hiçbir gerekçe ileri sürmeden tüm davalılar yönünden davanın reddine karar verdiğini, dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, bilirkişiden dava konusu uyuşmazlık hakkında rapor düzenlemeleri istenmiş olup  ve banka kayıtları üzerinde yerinde incelemesi yetkisinin verildiğini, bu konuda inceleme yapıp rapor hazırlamakla görevliyken yargılamanın esasına etki edecek, bilirkişilik hak ve ödevini aşacak ve mahkeme tarafından karara bağlanacak hususlarda da görüş beyan etmek suretiyle bilirkişi görevinin yetki ve sınırlarını aştığını,  çekilen paranın müvekkili şirket adına kullanıldığını, banka yetkilisinin, şirket temsilciliği yetkisinin 05/10/2015 tarihinde sona eren ve şirketi temsilde yetkisi bulunmayan ... tarafından Karşıyaka 2. Noterliğinin 28/10/2008 tarih 42790 yevmiye sayılı vekaletnamesi ile ...'u vekil tayin ettiğinin bilirkişice  belirtildiğini, paranın çekilmiş olduğu tarihte bahsi geçen kişilerin şirket adına işlem yapma yetkilerinin bulunmadığını, şirket yetkilisi tarafından bankaya yazıldığını, yazılı bir talimatta bulunmadığını, banka müvekkili şirket yetkilisinin vermiş olduğu bir talimattan da söz etmediğini, davalılardan ..., eski şirket temsilcisi ...'ın eski eşi olduğunu ve şirketi temsil yetkilerinin sona erdiğini de bildiğini, 18/09/2015 tarihi itibariyle müvekkili şirketi temsile yetkili tek kişi ... olup, bu husus Ticaret Sicili Gazetesinde 05/10/2015 tarihinde ilan edildiğini, davalı bankanın, ilan edilen hususu bilmediğini ileri sürmesinin olanaklı olmadığını, davalı banka tacir olup basiretli bir tacir gibi davranması gerektiğini, temsil yetkisine haiz olmayan kişinin mevduat hesabından para çekmesi halinde, mevduat sahibi çekilişe muvafakat veya icazet vermez ise, bankaya karşı olan alacağı aynen devam edecek, diğer bir deyişle hukuken mevduat hesabında bir azalmanın olmayacağını, mahkemece iş bu davada davalı ... hakkında,  Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/515 sayılı davasında beraat kararı verildiğinden, ... yönünden de davanın reddine karar verdiğini, Karşıya Ağır Ceza  Mahkemesi'nin kararına karşı itiraz yoluna başvurulmuş olup bu kararın henüz kesinleşmediğini, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi'nin 2020/110 sayılı esasına kayıtlı olduğunu, mahkemece Bamdaki dosyanın kesinleşinceye kadar bekletici mesele yapılması gerekir iken, davanın reddine karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, re’sen dikkate \talınacak   nedenlerle kararın müvekkilinin lehine kaldırılmasına yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne dair karar verilmesine,  yargılama giderleri vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.<br>DELİLLERİN  DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava,  İİK.nun 67.maddesi uyarınca açılmış icra takibine vaki itirazın iptali istemine yöneliktir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>Dosya kapsamı, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu;  Karşıyaka 2. Noterliği'nin 28/10/2008 tarihli ve 42790 yevmiye nolu ... (...) ...'a verilen vekaletname ile  yetkili kılındığı, davaya konu işlemin yapıldığı tarihte davalının vekaletten azil edildiğine dair herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanmadığı gibi davacının da bu yönde iddiasının bulunmadığı, davalı ...'un da vekaletnamedeki yetkiye dayanarak diğer davalı ... Bankasına gönderdiği 21/10 2015 tarihli talimatta davacının hesabından 5.000,00 TL'nin personelleri olan ...'a ödeme yapılmasını talep ettiği davalı ...'nun vekaletten azlinin ancak bankaya resmi olarak bildirildiği takdirde hüküm ifade edebileceği, davalı banka tarafından yapılan ödemenin bankacılık mevduatına aykırılık teşkil etmediği, davacı ...'nın temsilcisi ...'ın tek yetkili temsilci olarak yetki aldığı 18/09/2015 tarihinden  yaklaşık üç yıl sonra 22/06/2018 tarihinde Kadıköy 24.Noterliği tarafından ... Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğüne keşide edilen 12806 yevmiye nolu ihtarnamenin çekildiği, davacı şirket temsilcisinin 2015 yılında temsilci seçilmesinden sonra ancak 2018 yılında şikayette bulunmasından sonra açılan dava nedeni ile Karşıyaka 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/515Esas-2019/526Karar sayılı dosyasında davacı şirketin ve dava dışı temsilcisi ...'ın katılan sıfatı ile yer aldıkları davada davalı ... ve dava dışı  şirketin önceki temsilcileri ... ve ... hakkında birden çok suçlama ile  açılan davada sanıklar hakkında beraat kararı verildiği, karara katılanlar tarafından yapılan itiraz üzerine BAM 8.CD 2020/110Esas-2021/1560Karar Sayılı kararı ile beraat kararının kesinleştiği, dosya kapsamına göre şirket yetkilisi ...'ın başka şehirde yaşadığı halde şirketin  işlerinin uzunca bir süre davalı ... ve dava dışı şirketin eski temsilcileri tarafından yürütüldüğünü, davacı şirket temsilcisinin şirketin iş ve işlemleri ile mali durumu hakkında bilgi sahibi olmamasının aradan geçen süre nazara alındığında hayatın olağan akışına aykırı olduğu;  ceza dosyasında dinlenen tanık beyanına göre ...'ın hisseleri devralmasından  sonra da davalı ...'nun devir öncesinde uzunca zaman olduğu gibi aynı şekilde davacı şirkette sigortalı olarak çalıştığı ve şirketin mali işlerini yürüttüğü, bu sırada yapılan iş ve işlemlere itiraz etmeyen davacı şirket temsilcisi ...'ın zımni yetki vermiş sayılacağı, davalı ...'ın da uzun süredir şirket çalışanı olarak şirketin mali işleri yürüttüğünü bildiği davalı ...'nun kendisine vermiş olduğu görevi yerine getirmek dışında sorumluluğunu gerektirir  zarar verici eyleminin ispatlanamadığı  anlaşılmakla, mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/06/2021 tarihli 2019/408 Esas ve 2021/323 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 368,30-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),<br>3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından  kalan bakiyenin yerel  mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 01/02/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bc691c271726a350","SID":"f420c80dd8347ede"}}