{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2021/1149 <br>KARAR NO\t\t: 2024/208<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/07/2020 (Dava) - 05/07/2021 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2020/341 Esas - 2021/387 Karar <br>DAVA\t\t: Limited Şirket Ortaklığından Haklı Nedenle Çıkarma<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 07/02/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 07/02/2024<br><br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/341 Esas-2021/387 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı tarafın, şirketin ortaklık yapısı konusunda ve faaliyetlerinin/varlığının devamı konusunda ihtilaf halinde olduğunu, davacı taraftaki hakim ortakların 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 640.maddesi gereğince davalının şirket ortaklığından çıkarılmasını talep ettiklerini, davalının %35 payla şirketin ortağı olup, kuruluş sözleşmesinden bu yana şirkette temsile yetkili müdür sıfatını almadığını, davalının, tedbir talepli olarak adeta şirketin hayatını devam ettirmesinde sakınca doğuracak mahiyette, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/580 Esas sayılı davasını açtığını ve şirket müdürünün görevden alınarak azli ile kar payı dağıtımı istediğini, sözkonusu bu davada delil tespiti ve ihtiyati tedbir talebinde bulunduğunu, mahkeme ara kararı ile  tüm ihtiyati tedbir taleplerinin şirketin hayatını devam ettirmesinde sakınca doğuracak mahiyette olması nedeniyle reddedildiğini, yargılama sonunda da 2019/332 Karar sayılı ilamla davanın reddine karar verildiğini, davalının ayrıca, şirket ortakları hakkında haksız ve asılsız iddialarla İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/69163 soruşturma numaralı dosyasında suç duyurusunda bulunduğunu ve soruşturmanın devam ettiğini, yine davalının müvekkillerine/şirkete keşide etmiş olduğu 31.03.2020 tarihli ihtarnamesinde; soyut ve genel  bir şekilde şirket işleriyle ilgili bilgi verilmediği, şirkete ait finansal tabloların, bilançoların, şirket tarafından tutulması zorunlu olan ticari defter ve kayıtlar incelemesine sunulmayıp engellendiği şeklinde haksız iddialarda bulunduğunu, müvekkili tarafından 07/04/2020 tarihinde karşı ihtarnamenin çekildiğini, işbu safhalardan sonra ise, 08/07/2020 tarihinde olağan genel kurulunun yapıldığını ve usulüne uygun şekilde bu toplantıda davalının hazır bulunduğunu, davalının, şirketin kuruluşundan sonra nadir olarak işyerine gelmesine karşın, açmış olduğu davanın reddinden sonra, her gün işyerine gelerek huzursuzluk çıkarmaya başladığını, rakiplerin bilmemesi gereken şirketin ve müşterilerin ticari sırlarını elde etmek için makinelerin, çalışanların, üretilen ürünlerin ve müşterilerin resimlerini çekmeye ve video kaydı yapmaya başladığını, sürekli uyarılmasına karşın şirkete zarar verici bu hareketlerine halen devam ettiğini, Türk Ticaret Kanunu'nun 640.maddesinde de zikredildiği üzere, esas sermayenin yarısından fazlasına sahip bulunan ortakların mutlak ekseriyeti tarafından muvafakat edilmek şartıyla şirketin, muhik sebeplerden dolayı bir ortağın şirketten çıkarılmasını mahkemeden isteyebileceğini, bu hüküm doğrultusunda 08.07.2020 tarihinde yapılan ortaklar kurulu toplantısında davalı ...’in şirket ortaklığından çıkarılması istemiyle dava açılmasına karar verildiğini, şirket ortakları arasındaki davalının şahsında şirket içi birliktelik/ortaklık münasebetinin devam etmesinin bundan böyle mümkün görünmemesi, şirketin sıhhati ve faaliyetine devam edebilmesi anlamında da, işbu genel kurul kararının gereğinin yerine getirilmesi ve davalının haklı sebeplerle şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesi için mahkemeye başvurma zorunluluğunun doğduğunu belirterek, davalı ortak ...'in haklı sebeplerle şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davacı şirketin ortağı olduğunun ve kuruluş sermayesinin büyük bir bölümünü şirkete koyduğunun açık olduğunu,  şirketin ortağı olarak bazı haklara sahip olduğunu, bu hakları kullanmak istemesinin ne zamandır şirket ortaklığından çıkarılmasını gerektirdiğinin kendilerince anlaşılamadığını, bu durumun hayatın olağan akışına ve hukukun temel ilkelerine aykırı olduğunu, Türk Ticaret Kanunu 614. maddesinin bilgi alma ve inceleme hakkını içerdiğini, müvekkilinin, 31.03.2020 tarihli ihtarnameyi keşide ettiğini, davacının buna karşı ihtarname ile cevap verdiğini, ancak bu cevabın gerekçesi olmayan ve haksızlığı devam ettirici bir cevap olduğunu, şirket ticaret sicil kaydı incelendiğinde 2014 tarihinde şirketin kurulup, bu tarihten 2020 yılına kadar bir genel kurul yapılmadığı gibi ortaklara bilgi dahi verilmediğinin görüleceğini, müvekkilinin de haklarını korumak için dava açtığını ve İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/580 Esas sayılı dosyasındaki davasının usulden reddedildiğini, bu davaya rağmen genel kurulun yapılmadığını, şirketin gerçekte karda mı zarar da mı olduğunun bilinmediğini, müvekkili hakkını aramak istediğinde diğer ortakların müvekkilini dışladıklarını ve hiç bir bilgi vermediklerini, ticaret mahkemesi dosyası ile savcılık dosyası istendiğinde müvekkilinin neler iddia ettiğinin ve davacının buna karşılık neler yapmadığının açık olduğunu, müvekkilinin kendi hakkını aramasını kötü olarak gösterilmeye çalışıldığını, akrabalık durumu da olduğundan diğer ortaklara güvenerek 2014 yılında ortak olan müvekkiline hiçbir bilgi verilmediğini beyanla, davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Mahkemece, \"...Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalının TTK hükümleri gereğince şirket ortaklığından çıkartılmasına ve payının şirkete devredilmesine ilişkin şartların gerçekleşip gerçekleşmediği noktalarında toplandığı, TTK 640/2. maddesi gereğince ortaklıktan çıkarma kararının limited şirket genel kurulu tarafından alınabileceği, söz konusu genel kurul kararının limited şirketler açısından genel kurulun devredilmez yetkileri arasında olması sebebiyle önemli kararlar arasında olduğu, davalının şirketten çıkarılması konusunda alınmış ortaklar genel kurul kararının davanın ön şartını oluşturduğu ve davalının şirketten çıkarılması konusunda alınmış bir ortaklar genel kurul kararı bulunmadığı (Yargıtay 11. HD 2017/1371 Esas-2018/7059 K), davacı şirketin davalı ortak ...'i ortaklıktan çıkarma talebi ile ilgili olarak 6102 sayılı TTK'nun 640.maddesinin 3.fıkrasında şirkete haklı sebeplerin varlığı halinde ortağı şirketten çıkarma davası açma hakkı tanındığı, haklı sebep hallerinin ilgili maddede sayılmamasına karşın, ortakların şirket şeklinde bir araya gelmesini sağlayan fiili ve şahsi nitelikteki nitelikleri ortadan kaldıran, böylece şirket faaliyet amacının gerçekleşmesini ve yürütülmesini imkansızlaştıran veya ciddi şekilde güçleştiren ve artık şirketten ortaklık ilişkilerinin korunması ve devamının beklenmeyeceği haller olduğu, yani bir ortağın davranışının limited şirketin faaliyetlerinin devamını önleyecek, şirketi ve ortakları zarara uğratacak veya karşılıklı güveni ortadan kaldıracak şekilde ise haklı sebepten söz edilebileceği, haklı nedenlere dayanarak mahkeme kararı ile (TTK ...640/3) her ortağın,  diğer ortakların şirketten çıkarılmasına karar verilmesi için dava açabileceği, haklı sebebin varlığına karar verilmesi mahkemenin yetkisinde olup ortağın şirketten çıkarılması halinde ise esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesinin istem hakkına haiz olduğu (TTK ...641/1), dava konusu uyuşmazlık kapsamında davacı şirketin şirket ortağı ...'in TTK 640/3. maddesinde düzenlenmiş olan haklı sebeple ortaklıktan çıkarılması talebinde bulunduğu, ileri sürülen haklı sebeplerin Genel Kurul Toplantı Tutanağına ve dava dosyası içeriğine göre; ortaklıktan çıkarılması istenen şirket ortağı ... tarafından, tedbir talepli olarak İzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/580 E. sayılı davası ile şirket müdürünün görevden alınarak azli, kayyum atanması ve kar payı dağıtımı davası açılıp bu davada delil tespiti ve ihtiyati tedbir talebinde bulunulması olduğu, ancak İzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/05/2019 tarih 2018/580 E-2019/332 Kararı ile davanın reddine, istinaf incelemesi sonucunda da İzmir BAM 11.Hukuk Dairesinin 29/03/2019 tarihli 2019/671 E.-2019/506 K. Sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, yine şirket ortağı ...'in, davacı şirketin diğer ortakları hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'na 2019/69163 soruşturma numaralı dosyada suç duyurusunda bulunduğu, 02/07/2020 tarih ve 2019/69163 soruşturma-2020/42663 sayılı takipsizlik kararı verildiği, bu karara İzmir 3.Sulh Ceza Hakimliğine itiraz edildiği, ilgili mahkemenin 2020/3236 D.iş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği ve takipsizlik kararının kesinleştiği anlaşılmakla, mahkeme dosyası ve içindeki belgeler ile davalı şirketin yasal ticari defter kayıtlarının ve dayanağı belgelerin tetkiki sonucunda ve bilirkişi raporunda açıklanan nedenlerle dava dilekçesinde ileri sürülen sebeplere ve uyuşmazlık konularına ilişkin yapılan inceleme neticesinde, gerek savcılık dosyası gerekse mahkemeye açılan davalarda davalının, Anayasa'da düzenlenen anayasal hakkını kullandığı, dolayısıyla haklı sebeplerin gerçekleşmediği hasıl olmakla, DAVANIN REDDİNE....\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili tarafından, \"...Limited şirketlerin özelliği gereği şahıs faktörünün önemli olduğunu ve yükümlülüklerini yerine getirmeyen, davranışları ile ortaklığı kötü etkileyen ortaklarının varlığının geçimsizliğe neden olduğunu, bunun şirketin varlığını tartışılır hale getirdiğini, davalının da, şirketin faaliyetlerini aksatacak ve zarar verecek, şirket ortakları arasında var olan karşılıklı güveni ortadan kaldıracak davranışlarda bulunduğunu, halen şirketin ekonomik hayatını iyice çıkmaza sokan ve şirketin hukuken işleyişini zora sokan davranışlarına devam ettiğini, bu bağlamda, tedbir talepli olarak adeta şirketin hayatını devam ettirmesinde sakınca doğuracak mahiyette, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/580 Esas sayılı davası ile şirket müdürünün görevden alınarak azli ile kar payı dağıtımı davası açtığını ve davada delil tespiti ve ihtiyati tedbir talebinde bulunduğunu, bu taleplerin açıkça şirketin faaliyetlerini aksatacak ve zarar verecek nitelikte, ortaklar arasında güveni ortadan kaldıran, şirketin ekonomik hayatını iyice çıkmaza sokan ve hukuken işleyişini engelleyici nitelikte olduğunun sabit olduğunu, mahkemece de ara karar ile tüm ihtiyati tedbir taleplerini şirketin hayatını devam ettirmesinde sakınca doğuracak mahiyette olması nedeniyle reddedildiğini, yargılama sonunda da davanın reddine karar verilip ardından davalının istinaf başvurusunun da esastan reddedildiğini, ayrıca davalı ...'in, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'na sunduğu şikayet dilekçesinde özetle; şirket hesabından yetkililerin kendi hesaplarına para aktardığını, şahsi işlerinde kullandığını, yetkilerini kötüye kullandığını, şüphelilerin kendi hesapları arasında şirketten usulsüz edindikleri paraları döndürdüklerini, müştekinin ayrı zamanlarda elden teslim ettiği miktarlar bakımından iyi niyetinin suistimal edildiğini, şirket adına alınmış araçların şüpheliler tarafından şahsi işlerinde kullanıldığını ve mazot giderlerinin şirket bütçesinden karşılandığını belirterek, şirket banka hesaplarının ve araç tescil bilgilerinin, araç satış kayıtlarının incelenmesini istediğini, bu şekilde diğer şirket ortakları hakkında haksız ve asılsız iddialarla İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'na 2019/69163 Soruşturma numaralı dosyadaki suç duyurusu nedeniyle yürütülen soruşturma sonucunda  bilirkişi raporu da alınarak, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan 02.07.2020 tarih ve 2020/42663 sayılı karar ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, karara karşı yapılan itirazın da reddine karar verildiğini, davalının ayrıca  31.03.2020 tarihli ihtarnamesinde, soyut ve genel bir şekilde; şirket işleriyle ilgili bilgi verilmediği, şirkete ait finansal tabloların, bilançoların, şirket tarafından tutulması zorunlu olan ticari defter ve kayıtlar incelemeye sunulmayıp engellendiği şeklinde haksız iddialarda bulunduğunu, bu safhalardan sonra ise, 08.07.2020 tarihinde olağan genel kurulun yapıldığı ve usulüne uygun şekilde bu toplantıda davalının da hazır bulunduğunu, davalı ...’in şirkette herhangi bir görevi bulunmamakta ve şirketin kuruluşundan sonra nadir olarak işyerine gelmekte olmasına karşın, davasının reddinden sonra, her iş günü işyerine giderek huzursuzluk çıkarmaya başladığını, ticari rakiplerin bilmemesi gereken şirketin ve müşterilerin ticari sırlarını elde etmek için makinelerin, çalışanların, üretilen ürünlerin ve müşterilerin resimlerini çekmeye ve video kaydı yapmaya başladığını, haklı sebebin, objektif iyi niyet kurallarına göre ortaklık ilişkisinin devamını çekilmez kılan hukuki bir olgu olduğunu, hakimin bunu belirlerken limited şirketlerin özelliği gereği şahıs faktörünün önemli olması ve yükümlülüklerini yerine getirmeyen, davranışları ile ortaklığı kötü etkileyen ortaklarının varlığının geçimsizliğe neden olmasının önüne geçmek, şirketin faaliyetlerini aksatan ve zarar veren, şirket ortakları arasında var olan karşılıklı güveni ortadan kaldıracak davranışlarda bulunan, şirketin ekonomik hayatını iyice çıkmaza sokan ve  hukuken işleyişini zora sokan davranışlarda bulunarak husumete neden olan davalı ortağın çıkartılmasına karar vermesi gerektiğini, bu nedenle davanın kabulünü talep ettiklerini....\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.    <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, limited şirket ortağının haklı nedenle ortaklıktan çıkarılması istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; her ne kadar davacı şirket tarafından, davalı kurucu ortağın şirkete ve faaliyetlerine zarar verdiği ve ortaklık münasebetinin devamının mümkün olmadığı gerekçesiyle eldeki dava açılmış ise de, haklı neden olarak sunulan hususların; davalının şirket yönetiminden bilgi alamaması iddiasıyla  şirkete gönderdiği 31.03.2020 tarihli ihtarname, şirkete karşı yöneticinin azli ve kar payı dağıtımı için İzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/580 E. sayılı dosyasında açıp reddedilmiş bulunan hukuk davası ve İzmir CBS 2019/69163 sayılı soruşturma dosyasındaki kovuşturmaya yer olmadığı kararı ile sonuçlanan şikayeti olduğu, mahkemece de yerinde olarak belirtildiği üzere bu şikayet ve dava dosyaları ile ihtarnamenin şirket ortağı olarak hak arama özgürlüğü bünyesinde yapılan işlemler olup, şirketten çıkarılma hususunda şirkete haklı neden teşkil edemeyeceği, bahse konu dosyaların içeriklerinin şirket iş ve işleyişi ile ilgili bilgi ve denetime dair olup, şahsi husumetler veya ortaklığın devamını çekilmez hale getirecek nitelikte uyuşmazlıklar olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:<br>1-Davacı vekilinin İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/341 Esas -  2021/387 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 368,3‬0-TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avansdan  kalan bakiyenin yerel  mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın, Dairemizce taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre zarfında Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.  07/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d86cefa7744fac41","SID":"e9c6f1d550964235"}}