{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2021/1156 <br>KARAR NO\t\t: 2024/249<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 02/07/2021 <br>NUMARASI\t\t: 2019/275 Esas - 2021/421 Karar<br>DAVA             \t: Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Maddi Tazminat<br>DAVA TARİHİ\t: 18/06/2019<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 08/02/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 08/02/2024<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/07/2021 tarihli 2019/275 Esas ve 2021/421 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 14/03/2018 tarihinde ... plakalı araçta yolcu olarak seyir halindeyken, dava dışı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın müvekkilinin bulunduğu araca çarpması neticesinde yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, trafik kazası tespit tutanağına göre kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsü ...'ın asli ve tam %100 kusurlu bulunduğunu, müvekkilinin kaza esnasında yolcu olarak bulunduğu ... plakalı araç sürücüsü ...'ın ise  kusurunun bulunmadığını, Karşıyaka C. Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma dosyasında ve Karşıyaka 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/755 Esas sayılı dosyalarında alınan bilirkişi raporlarında da sigortalı araç sürücüsü ...'ın 2,28 promil alkollü olduğunun ve kazanın meydana gelmesinde asli ve tam %100 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, mahkemece sanığın 4 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğini, kaza sebebiyle müvekkilinin iç organlarının büyük oranda zarar gördüğünü bildirerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 100,00-TL daimi iş gücü kaybı tazminatı, 100,00-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 50,00-TL bakım giderleri ve 50,00-TL ... tarafından karşılanmayan tedavi giderleri olmak üzere şimdilik toplam 300,00-TL'nin temerrüt tarihi itibariyle birlikte işleyecek olan avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. <br>CEVAP:<br>Davalı vekili  cevap dilekçesinde özetle;kazaya karışan plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde Zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğu poliçe teminatı ile sınırlı olup bedeni zarar halinde maddi tazminat taleplerinin şahıs başına sınırlı poliçe teminat limitleri ile sınırlı olduğunu, müvekkili şirketin geçici maluliyet taleplerinden sorumlu olmadığını, kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderlerin sağlık gideri teminatı kapsamında olduğunu, davacıların başvuru sırasında özürlü sağlık kurulu raporu ve son 3 aylık gelir belgesi sunmak zorunda olduğunu, öncelikle dava şartı noksanlığı sebebi ile de davanın reddi gerektiğini, araç sürücüsünün vermiş olduğu ifadelerden de açıkça anlaşılacağı üzere sürücünün yüksek derecede alkollü olduğunu, sigortalı araç yönünden rücu şartlarının oluştuğu için  rücu işlemi yapılacağını ve davanın sigortalı araç sürücü ve malikine yöneltileceğinden davanın sürücü ve işletene ihbarı gerektiğini, açıklanan sebeplerle; öncelikle davanın sürücü ve işletene ihbarını, eksik başvuru ve eksik evraklar sebebiyle davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.  <br>İLK  DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR:<br>Mahkemece;  \"....Davanın  19.10.2020 tarihli talep attırım dilekçesi nazara alınarak; maddi tazminat yönünden  kısmen  kabulü ile; 5.851,56 TL geçici  iş göremezlik, 50.823,27 TL kalıcı iş göremezlik, 4.059,00 TL bakıcı giderinden oluşan tazminatın davalı sigorta şirketinden 19/03/2019 tarihinden  itibaren yasal faiz işletilerek tahsiline,, 50,00-TL ... tarafından karşılanmayan gider yönünden davacının talebinin  reddine,...\" şeklinde hüküm kurulmuştur. <br>Karara karşı  davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br> İSTİNAF NEDENLERİ:<br> Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete eksik başvuru yapılmış işbu dava açılıp zorunlu dava şartı yerine getirilmediğinden ve eksiklerin tamamlanması için davacı tarafa süre verilmediğinden işbu davanın usulden reddi gerekmekteyken bunun aksine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirket sigorta şirketi olup, 26/04/2016 tarihinde resmi gazetede yayınlanan 6704 sayılı yasa ile sigorta şirketlerine başvuru yapılmadan haklarında dava açılmasının mümkün olmadığını, kararın gerekçesinde itirazlarını değerlendirmediğini, itirazlarının neden kabul görülemediği hususlarında mahkeme davalı tarafını aydınlatmadığını, bu hususta davalı tarafa kararda da açıklayıcı hüküm kuramadığını, itirazlarının değerlendirilmediğini, değerlendirilmediği gibi karara da neden değerlendirmeye alınmadığının belirtilmediğini, kazaya karışan araç sürücülerinin kusur oranının tespit edilmesi bakımından adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesinden  rapor alınmasının gerektiğini, kaza ile maluliyet/iş göremezlik/tedavi giderleri arasında illiyet bağının araştırılmadığını, illiyet bağının ve davacının kazadan kaynaklanan maluliyetinin tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp 2. İhtisas Kurumu’na sevk edilmesi gerekirken bu itirazın dikkate alınmadığını, geçici iş göremezlik, tedavi gideri, bakıcı gideri hesabı yapılmışsa da müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunda olmadığı gibi davacı tarafından da bu giderler ispatlanmadan mahkemenin bu konuda davalı aleyhine karar verdiğini, mahkeme davacı lehine hükmünde \"meydana gelen 14/03/2018 tarihli kazada, 5.851,56-TL geçici iş göremezlik, 4.059,00-TL geçici bakıcı gideri olmak üzere \"  şeklinde hüküm kurmuşsa da kabulünün mümkün olmadıığını, bu talepler tedavi gideri kapsamında olup ...'nın sorumluluğunda olduğunu, diğer yandan her ne kadar davacı lehine bu bedellere hükmedilmişse de davacı bu bedellere ilişkin taleplerini ispatlayamamış davasını somutlaştıramadığını, oysa, sigorta teminatı ancak ki gerçek zararı karşılamakta olduğunu, haksız ve hukuka aykırı kabul edilen bu bedellerin de istinafen incelenerek kaldırılmasının gerektiğini, maluliyet oranına dayanılarak, kusur raporu alınmaksızın yaptırılan aktüerya hesabının da hatalı sonuç verdiğini, bu hususta itirazları olmasına rağmen itirazları dikkate alınmaksızın hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporunda; \" -Mevcut olayda kaza tarihi itibariyle davacının %17,2 maluliyet ve 120 gün iyileşme-bakım süresi için %100 haklılık oranı üzerinden yapılan hesaplamalar sonucunda; bilirkişinin eksik ve yetersiz incelemeler sonucu oluşturulmuş raporuna karşı itirazlarımız dikkate alınmaksızın hüküm tesisi hatalı olduğunu, aktüer bilirkişi tarafından hesaplama yapılırken içinde bulunulmayan 31.12.2020 tarihine kadar çaılışılmış olup yaşam olasılıkları 01.01.2021 tarihi itibariyle hesaplamaya dahil edilmesinin hatalı olduğunu, hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm tesisinin hukuka aykırı olduğunu, hukuksal dinlenilme haklarının ellerinden alındığını, davacı tarafın emniyet kemerini kullanmadığını, bu durumun kusuru etkileyip etkilemediğinin tespiti ve müterafik kusur indiriminin uygulanmasının mahkemece yerine getirilmediğini, faiz başlangıç tarihinin güncel aktüer hesabının yapıldığı tarihten itibaren hesaplanması gerekirken eksik başvuru yapılmış tarih esas alınarak müvekkili şirketin temerrüt tarihi olarak kabul edilen 19.03.2019 tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili şirkete başvuru her ne kadar 04.03.2019 olsa da kaza tarihi 14.03.2018 olup 1 yıllık iyileşme süresi tamamlanmaksızın sunulan sağlık kurulu raporu hesaplamaya elverişli olmadığı gibi davacı tarafından ... hizmet dökümü de müvekkili şirkete ibraz edilmemiş olup bu belgeler olmadan müvekkili şirketin hesaplama yapması mümkün olmadığından müvekkili şirket bu tarihte temerrüde düşmediğini, bunun aksine karar verilerek hüküm tesisi hatalı olduğu gibi hem güncel hesap yapılıp, hem de geçmiş dönem için faiz yürütülmesi faize faiz yürütmek olacağından kabulünün mümkün olmadığını, belirttiğimiz nedenler gereğince: Öncelikle tehir-i icra talepleri kabul edilerek inceleme sonuçlanıncaya kadar kararın icrasına konu İzmir 19. İcra Müdürlüğü 2021/8220 E. Sayılı ilamlı takibin icrasının geri bırakılmasına, kararın  kaldırılmasına ve davanın reddine, aksi kanaatte olunması halinde ise işbu kararın kaldırılmasına ve talepleri doğrultusunda dosyanın yeniden inceleme yapmak üzere mahkemeye geri gönderilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini, kararının kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. <br>Davacı vekili ise gerekçeli kararın tebliğinden sonra  20/08/2021 tarihli dilekçesi ile HMK nın 305/A maddesi uyarınca gerekçeli kararda unutulan 1500 TL rapor ücretinin hüküm altına alınmasını talep etmiş, mahkemece 16/09/2021 tarihli   ek karar ile HMK nın 305/2 maddesi uyarınca taraflara yüklenen haklar ve borçların tavzih yolu ile değiştirilemeyeceği  gerekçesiyle  talebin reddine karar verilmiştir.<br>Davacı vekili; süresi içinde ek karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br> Davacı vekili ek karara yönelik istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece gerekçeli karar tesis edilirken, yargılama giderlerine, müvekkilinin maluliyet oranının belirlenmesi amacıyla İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'na yapmış olduğu 1.500,00.-TL tutarındaki ödemenin eklenmediğini, yapılan ödemeye ilişkin fatura 12.03.2021 tarihli celsede mahkemeye sunulmuş olup, aynı tarihli celsede söz konusu masrafın da yargılama giderleri arasında değerlendirilmesinin talep edildiğini, ancak verilen kararda mahkemece söz konusu miktar yargılama giderlerine dahil edilmemiş olup bu hususun düzeltilmesinin gerektiğini, müvekkilinin mahkemece Katip Çelebi Üniversitesi'ne sevk edildiğini ve bu sevk neticesinde maluliyet raporu masrafını yaptığı Katip Çelebi Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'na yazılan müzekkere ve müvekkilinin Katip Çelebi Üniversitesi'ne yaptığı ödemeleri gösterir fatura ile sabit olup, bu ödemenin yargılama giderleri arasında değerlendirilmesinin gerektiğini, müvekkilinin maluliyet raporu sebebiyle yaptığı masrafın yargılama giderleri arasında değerlendirilmesine ilişkin talebine karşılık gerekçeli kararda bu hususun karara bağlanmadığını, bu sebeple HMK m.305/A gereğince, eksik olan nihai kararların tamamlanmasını amaçlayan, hükmün tamamlanması müessesi için gereken şartların oluştuğunu, müvekkilinin Katip Çelebi Üniversitesi'ne yaptığı ödemenin yargılama giderleri arasında değerlendirilmemesinin nihai kararda bir eksikliğe sebep olduğunu ve bu eksikliğin tamamlanması gerektiğine ilişkin taleplerini tavzih müessesesine değil hükmün tamamlanması müessesesine başvurarak yaptığı göz önüne alınınca, taleplerinin tavzih müessesesine ilişkin kanun hükmü gerekçe gösterilerek reddedilmesinin kabul edilmesinin mümkün olmadığını, gerekçeli kararda yargılama giderlerinin eksik hesaplandığı ve müvekkilinin maluliyet raporu için yaptığı ödemenin de yargılama giderleri arasında değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin talepleri HMK m. 305/2 ile düzenlenen tavzih müessesesiyle olmadığını; HMK m.305/A ile düzenlenen hükmün tamamlanması müessesi gereğince değerlendirildiğinde hakikatın ortaya çıkacağını ve bu taleplerinin de haklı olduğunun anlaşılacağını, müvekkilinin, yargılama sürecinde haklı olduğunun ispatı ve uğradığı zararın tespiti için yaptığı masrafın yargılama giderlerine dahil edilmeyerek mağdur edilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, bu mağduriyetin giderilmesinin talebi sonucunda yanlış kanun hükmüne dayanarak talebin reddedilmesinin adaletin tecelli etmesinin önünde bir engel olduğunu, izah edilen sebeplerle mahkemece tesis edilen ek karar hukuki dayanaktan yoksun olup; bu ek kararın kabulünün mümkün olmadığını, tüm bu sebeplerle ek kararının kaldırılmasına akabinde hükmün tamamlanması taleplerinin kabulü ile  yargılama için zaruri nitelikte olan  16.01.2020 tarihli katip çelebi üniversitesi sağlık uygulama araştırma merkezi  tr ... iban numaralı hesabına \"hasta ... tc. kimlik no:... karşıyaka asliye ticaret mahkemesi 2019/275 e. dosya maluliyet rapor ücreti\" açıklaması ile ödenen 1.500,00.-tl tutarındaki maluliyet rapor ücretinin, yargılama giderlerine dahil edilerek  karar verilmesini, resen göz önünde bulundurulacak sebeplerle; müvekkilinin mahkemece Katip Çelebi Üniversitesi'ne sevk edildiğini ve bu sevk neticesinde maluliyet raporu masrafını yaptığı Katip Çelebi Üniversitesi  Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'na yazılan müzekkere ve müvekkilinin Katip Çelebi Üniversitesi'ne yaptığı ödemeleri gösterir fatura ile sabit olup, bu ödemenin yargılama giderleri arasında değerlendirilmesi gerektiğine dair  tereddüt bulunmadığından; ek kararının  kaldırılmasına akabinde hükmün tamamlanması taleplerinin reddine ilişkin ek kararın kaldırılarak; taleplerinin kabulü ile Katip Çelebi Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'na ödenen 1.500,00.-TL tutarındaki maluliyet rapor ücretinin yargılama giderleri arasında değerlendirilmesine kararının kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, trafik kazası sonucu uğranılan bedensel zarardan kaynaklanan sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ve ... tarafından karşılanmayan tedavi giderinin tahsili istemine ilişkindir.<br>Mahkemece; davanın kısmen kabuL, kısmen reddine karar verilmiş; hüküm  davalı vekili tarafından, ek karar ise davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>İstinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak  yapılmıştır.<br>1-Davalı vekilinin  istinaf itirazlarının incelenmesinde:<br>a) Davalı sigorta şirketi vekilinin eksik evrakla davacılar vekilinin başvuru yaptığına yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde;<br> 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91. maddesi gereği, KTK 85. maddesinde belirtilen, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olması durumunda, poliçe limiti dahilinde işletenin sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere, mali sorumluluk sigortası yaptırılması zorunludur.<br>2918 Sayılı KTK' nın 97. maddesinde 6704 sayılı Kanun ile yapılan ve 26.04.2016 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle; \"Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.\" denilmiştir.<br>Somut uyuşmazlıkta; dava tarihi 18/06/2019 olup, anılan tarih itibariyle başvurunun dava şartı niteliğinde olduğu, davacı  vekilinin dava tarihinden önce davalı sigorta şirketine 06/03/2019 tarihinde  başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır.<br>Dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuruyu düzenleyen 2918 sayılı KTK’nın 97. maddesinde “sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması” gerektiği belirtilmiş, bu yazılı başvuruya eklenmesi zorunlu olan ve dava şartı olan başvurunun yapılmamış sayılmasına neden olacak belgeler belirtilmemiştir. <br>Dosya kapsamına göre davacılar tarafından dava açılmadan önce, sigorta şirketine başvuru yapıldığı anlaşıldığından KTK’nın 97. maddesinde belirtilmeyen belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle dava şartının yerine getirilmediğine ilişkin davalı vekilinin  istinaf itirazları yerinde görülmemiş, esastan reddi gerekmiştir.<br>b)Davalı sigorta şirketi vekilinin ilk derece mahkemesince verilen kararın gerekçesiz olduğuna yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde;  kararın dosya kapsamındaki somut olaya uygun, anlaşılır olduğu sabit bulunduğundan davalı vekilinin bu yöne ilişen istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir. <br>c)Davalı sigorta şirketi vekilinin kusur raporunun ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınması gerektiğine yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde; Mahkemece hükme esas alınan 25/11/2019 tarihli kusur raporu makine mühendisi tarafından düzenlenmiş ve davaya konu trafik kazasında davalı sigortalısı bulunan araç sürücüsü ...'ın tam ve asli kusurlu olduğu belirtilmiştir. <br>Dava  konusu  olayla ilgili kesinleşen ceza  yargılamasında  hükme esas alınan trafik bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda da davalı sigortalısı araç  sürücüsünün tam ve asli kusurlu olduğunun belirlendiği, alınan raporun kazanın meydana geliş şekli itibariyle oluşa uygun ve yeterli bulunduğu, ayrıca kusur incelemesi için ATK Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınmasının zaruri olmadığı sonucuna varıldığından, davalı vekilinin bu yöne ilişen isitnaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir.<br>ç)Davalı sigorta şirketi vekilinin maluliyet  raporunun ATK 2. İhtisas Dairesinden alınması gerektiğine ve kaza ile yaralanma arasında illiyet bağının bulunmadığına yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde; Mahkemece hükme esas alınan ve davacı hakkında tanzim olunan maluliyet raporu İzmir Katip Çelebi Üniversitesi tarafından  09/01/2020 tarihinde Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş olup, anılan raporda  davacının  sürekli iş göremezlik oranı %17,2 , geçici iş   göremezlik süresi 120 gün ve bakım süresi ise 60 gün olarak  belirlenmiştir.<br>Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunulması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 22/06/2021 tarih ve  2021/3089  E, 2021/3441 K sayılı ilamı aynı doğrultudadır.)<br>Eldeki davaya konu 14/03/2018 tarihli trafik kazası nedeniyle  davacının  sürekli iş göremezlik oranı, geçici iş göremezlik süresi ve bakıcı süresi  Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik   hükümlerine göre  Katip Çelebi Üniversitesi Adli Tıp Ana bilim Dalı Başkanlığı tarafından  belirlendiği, bu yönü ile anılan  raporun yeterli bir rapor olduğu, doğru mevzuat hükümlerine göre tanzim olunduğu ve kaza ile mevcut  yaralanma arasında illiyet bağının bulunduğu anlaşılmaktadır.<br> Anılan nedenlerden ötürü, davalı vekilinin bu yöne ilişen  istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir. <br>d)Davalı sigorta şirketi vekilinin  geçici iş göremezlik,  bakıcı gideri ve tedavi giderinin poliçe teminat kapsamı dışında olduğuna yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde;<br> 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde, bedensel zarar kapsamına giren zarar türleri örnekseme yoluyla sayılmıştır.25/02/2011 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 13/02/2011 tarihli 6111 Sayılı Yasa’nın 59.maddesi ile 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. maddesi değiştirilmiş, buna göre \"trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın ... tarafından karşılanacağı\", Yasanın geçici 1. maddesi ile de \"Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin ... tarafından karşılanacağı, sözkonusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanun'un 59. maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve ...nın yükümlülüklerinin sona ereceği,\" öngörülmüştür.<br> Sigorta şirketi, motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alır. Sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Yasa ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. 2918 sayılı Yasa'nın 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluk dava dışı ...'na geçmiştir.<br>Ancak; geçici iş göremezlik zararı, bakıcı gideri ve ...' ca karşılanmayan tedavi gideri yönünden sigorta şirketlerinin sorumluluğu devam etmektedir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin  2021/5305 Esas, 2021/7685\tKarar sayılı ilamı da aynı doğrultudadır.) <br>Bu haliyle, davalı sigorta şirketinin davacının geçici iş göremezlik tazminatı, ve bakıcı giderinden sorumlu  olduğuna şüphe yoktur.  O halde davalı vekilinin bu yöne ilişen istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir. <br>e)Davalı sigorta şirketi vekilinin hükme esas alınan ve bilirkişi ... tarafından tanzim olunan  13/03/2020 tarihli aktüer rapora yönelen istinaf itirazlarının incelenmesinde ise; davalı vekili ilk derece yargılamasında hükme esas alınan aktüer kök ve ek rapora itirazında ileri sürmediği hususları HMK nın 357/1 maddesi uyarınca istinaf kanun yolu incelemesi aşamasında ileri süremeyeceğinden, davalı vekilinin bu yöne ilişen istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmektedir.<br>f)Davalı sigorta şirketi vekilinin  bilirkişi raporlarına itirazlarının karşılanmadığı hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiği yönündeki istinaf itirazlarının incelenmesinde; Davacı vekili  13/03/2020 tarihli aktüer rapora itiraz etmiş, mahkemece itiraz  üzerine raporu düzenleyen bilirkişiden  ek rapor alınmıştır. Dolayısı ile  davalının hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiği söylenemez. Davalı vekilinin bu yöne ilişen istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmektedir.<br>g)Davalı vekilinin temerrüt tarihinin yanlış hesaplandığına yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde ise; <br>2918 sayılı KTK.nun 98/1, 99/1. maddeleri ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları`nın B.2-b.maddesi uyarınca rizikonun, bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt faizinden sorumlu  olduğunun kabulü gerekir. Sigortaya başvurulmadan dava açılması veya icra takibi başlatılması halinde ise bu tarihlerde temerrüt gerçekleşir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/15277 \tEsas, 2022/4707 Karar Sayılı ilamı da aynı doğrultudadır). Davacı vekilinin dava dilekçesinde faiz talebinde bulunması yeterli olup, ayrıca değer arttırım dilekçesinde faiz talebinde bulunmasına gerek yoktur.<br> Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde, davacı vekilince eldeki belirsiz alacak davası açılmadan önce  davalı sigorta şirketine 05/03/2019  başvurulduğu,  başvurunun davalıya 06/03/2019 tarihinde ulaştığı, davalı sigorta şirketince  davacıya ödeme yapılmadığı, davalı vekilinin, davacının ödeme talebine  06/03/2019 tarihine 8 iş gününün eklenmesi üzerine davalı sigorta şirketinin 19/03/2019 tarihinde temerrüte  düştüğü, mahkemece hüküm altına alınan tazminattan davalı sigorta şirketinin anılan tarihten itibaren faiz  ile sorumlu tutulmasında usul ve yasaya aykırı bur durum olmadığı anlaşıldığından, davalı vekilinin bu yöne ilişen istinaf itirazlarının da esastan reddi gerekmiştir.<br>ğ)Davalı sigorta şirketinin davacının emniyet kemeri takmaması nedeniyle müterafık kusurlu olması nedeniyle tazminattan  indirim yapılması gerektiğine yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde;<br>1-6098 sayılı Borçlar Yasasının, \"Tazminatın belirlenmesi\" üst başlıklı 51/1 maddesi ile (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 43.maddesi); Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır.<br>Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, Türk Borçlar Kanununun 52.maddesinde (Borçlar Kanunu 44. madde) öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. \"Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı\" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır.\t<br>Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurunda kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın 52.maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir defi olmadığından mahkemece  bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/21203 Esas, 2021/6808 Karar sayılı ilamı aynı doğrultudadır).<br>Somut olayda; KTK' nun 78. maddesi ve Karayolları Trafik Yönetmeliği hükümlerine ve aracın özelliğine göre takılması gereken koruyucu ekipman olan emniyet kemeri takılıp takılmadığının araştırılması; kaza nedeniyle oluşan maluliyetin, emniyet kemeri takılmayışı ile arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı konusunda uzman doktor bilirkişi heyetinden rapor alınması; emniyet kemeri takılmamış olması ve maluliyetle illiyeti bulunduğunun saptanması halinde, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin uygulamaları da dikkate alınarak TBK md. 52 uyarınca tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olmuştur. <br>2-Davacı vekilinin ek karara yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde ise; <br>İstinaf kanun yolu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ila 361. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, ''İncelemenin Kapsamı'' başlığını taşıyan 355. maddede açıkça; ''İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir'' demek suretiyle kural olarak Bölge Adliye Mahkemelerinin taraflarca ileri sürülmemiş hususları inceleme konusu edemeyeceği ifade edilmiştir.\t<br>Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK m.33). İddianın ileri sürülüş şekline göre istinaf kanun yolu başvurusuna konu karar, mahkemenin  16/09/2021 tarihinde verdiği ek  kararına ilişkindir.<br>\tHükümlerin tashihi, hükmün tavzihinde olduğu gibi hem ilk derece hem Bölge Adliye Mahkemeleri hem de Yargıtay kararlarına karşı istenebilir. Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay kararlarında açıkça maddi hatanın bulunması hallerinde, dosyanın yeniden incelenmesi mümkündür. <br>\t6100 sayılı HMK'nin 305. maddesinde tavzih müessesesi düzenlenmiş olup, 1. fıkrada; ''hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir'' hükmüne, 2. fıkrada ise, ''hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez'' hükmüne yer  verilmiştir. <br>\tHakim bir uyuşmazlığı hükme bağladıktan ve böylece o davadan elini çektikten sonra o davaya tekrar el koyarak evvelce verdiği kararı değiştiremez. Hükme karşı kanun yoluna başvurulup kararın İstinaf Mahkemeleri tarafından kaldırılıp gönderilmesi veya Yargıtay tarafından bozulması halinde hakimin davaya tekrar el atması mümkün olur. O halde ,örneklendirecek olursak; hakim, tavzih yolu ile kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişkiyi gideremez. Unutmuş olduğu talep hakkında bir karar verip bunu hükmüne ekleyemez. Hükme yazdığı bir hususu tavzih yolu ile hükümden çıkartamaz. Ancak ,7251 sayılı Kanunun 27.maddesiyle,hükmün tamamlanması başlığıyla eklenen  6100 sayılı HMK'nın 305/A maddesinde, taraflardan her birinin, nihaî kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesini isteyebileceği ve bu karara karşı kanun yoluna başvurulabileceği açıklanmıştır. <br>\tSomut olayda, davacı tarafın tamamlayıcı nitelikteki ek karar ile,  yargılama gideri  olarak talep edilen 1500 TL'  nin ek karar ile hüküm altına alınması  istenilmesine rağmen  talebin   HMK'nın 305/A maddesi uyarınca tamamlayıcı karar niteliğinde olduğu anlaşıldığına göre  mahkemece   mahkemece tamamlayıcı  nitelikte ek karar verebileceği de  tartışmasızdır. \t<br>\tHal böyle olunca; mahkemece, davacının  maluliyet raporu için sarf ettiği 1500 TL nin  davanın kabul ve red oranına taraflar arasında paylaştırılması gerekirken,  yazılı şekilde karar verilmesi  usul ve yasaya aykırı olduğundan, davacı  vekilinin buna yönelik istinaf itirazları yerinde olduğu anlaşıldığından, mahkemece verilen ek kararın kaldırılması gerektiği kanaatine varılmıştır.\t<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf itirazlarının belirtilen yönden kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br> H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN ESASTAN KABULÜNE; Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/07/2021 tarihli 2019/275 Esas ve 2021/421 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Davacı vekilinin ek karara yönelik istinaf isteği yerinde görüldüğünden KABULÜNE, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/09/2021 tarihli 2019/275 Esas ve 2021/421 Karar sayılı ek kararının KALDIRILMASINA,<br>3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>4-İSTİNAF AŞAMASINDA;<br>a)Davacı yanca ve davalı yanca yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendilerine iadesine (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine), <br>b)İstinaf aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına, <br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a/6 maddesi gereğince  kesin olmak üzere  oy birliği ile 08/02/2024 tarihinde karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9fb880b7b95590b5","SID":"2af82b7f363e213c"}}