{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1350 Esas <br>KARAR NO: 2024/284 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2022/979 Esas - 2023/389 Karar <br>TARİHİ: 17/05/2023<br>DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 15/02/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının dava dışı ... şirketinde çalıştığını, iş akdinin haklı ve geçerli nedene dayanmaksızın feshinden dolayı işçilik alacağının tahsili için açmış olduğu davanın lehine sonuçlandığını, ancak dava dışı bu şirketten tahsilat yapılamadığını, bu şirket ortaklarının faaliyetlerine davalı şirketler üzerinden devam ettiklerini, tüzel kişilik perdesinin aralanması ile davalıların davacı tarafça icraya konulan alacaktan müştereken ve müteselsilen borçlu olduklarına karar verilmesini  dava ve talep etmiştir. Davalı ... Ticaret A.Ş.  vekili cevap dilekçesinde özetle,  7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'na göre, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvuru dava şartı olduğunu, davacı tarafça, davalı müvekkilim ... A.Ş. aleyhine açılan iş bu davada, yasal zorunluluk olan arabuluculuk şartı yerine getirilmediğini, davanın dava şartı yokluğu nedeni ile reddi gerektiğini, davalı şirketin diğer davalı şirketten ayrı  tüzel kişiliği olduğunu, ayrı işletmeler olduğunu, her iki işletmenin, kuruluş tarihi, adresleri, ortakları, ortaklık yapıları, faaliyet alanları, yöneticileri farklı olduğunu, davalı şirketin bazı ortaklarının, geçmiş dönemlerde, diğer davalı  ... üyesi olmuş olmalarının  her iki tüzel kişilik arasında organik bağ olduğu anlamına gelmediğini, Davalı müvekkilim ... A.Ş. ortaklarının, ortak oldukları başkaca şirketler, kendilerine ait şirketler veya üyesi olabilecekleri başkaca kooperatifler de olabileceklerini, Aynı durum, diğer davalı ... üyeleri içinde geçerli olup, bu husus hayatın olağan akışına uygun, ticari hayatta olabilecek, bir durum olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir. Davalı  ... vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle asal zorunluluk olan arabuluculuk şartı yerine getirilmediğini, davanın dava şartı yokluğu nedeni ile reddi gerektiğini, diğer yandan husumet yönüyle itirazlarının bulunduğunu, dava dışı ... şirketi ile aralarında ticari ilişkiden kaynaklı alacğı bulunduğunu, ortaklık yapısının şirket yetkililirinin ve yönetim kurulu üyelerinin farklı olduğunu, farklı iş kollarında faaliyet gösterdiklerini, ayrı tüzel kişilikleri bulunduğunu, yine adreslerinin ve kuruluş tarihlerinin de aynı olmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 17/05/2023 tarih 2022/979 Esas - 2023/389 Karar sayılı kararında; \"Dava, davacının  ... Anonim  Şirketinde işçi olarak çalıştığı döneme ilişkin alacağın borçlu şirketin faaliyetine davalılar aracığıyla devam etmekte bulunduğu iddiasıyla alacağın davalılardan tahsili istemine ilişkindir.  Mahkememizce verilen 09/12/022 tarihli tensip 5 no.lu ara kararı uyarınca  arabuluculuk tutanağının sunulması için 1 hafta kesin süre  verildiği, tensip zaptının davacı vekiline 18/12/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin kesin süre içerisinde mahkememize arabulucuya gidildiğine dair belgeyi sunmadığı anlaşılmıştır. Davacı alacaklıya 7155 S.Y nın 23 maddesinde 6325 S.Y 4. Maddesinden sonra eklenen 18/A maddesi ile arabulucuğa tabi davalarda davacının dava dilekçesine, arabuluculuğa ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini eklemek zorunda olduğu, eklenmeyen hallerde davacıya bu konuda son tutanağı eklemesi için 1 haftalık süre verilmesi gerektiği, Davacıya tensip zaptının tebliğine rağmen davacı vekili tarafından arabulucuya gidildiğine dair belgenin süresi içinde sunulmadığı ve dava şartının gerçekleşmediği, 06.12.2018 tarihli 7155 Sayılı Yasanın 23. Maddesi ile eklenen 6325 sayılı 18/A -2 ve HMK 114/2 maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile, davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan HMK 115/2 maddesi gereğince usulden reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, yerel mahkemenin dosyayı alacak davası gibi yorumlayarak arabuluculuk şartı gerektiğine kanaat getirdiğini ancak davanın organik bağın tespiti talepli olduğundan yerel mahkemenin iş bu kararının hatalı olduğunu,Yerel mahkeme huzurda görülen davanın alacak talepli olduğundan bahisle arabulucuya gidilmesi gerektiğine karar vererek haksız olarak reddettiğini ancak taraflarınca talep edilenin bir alacak davası değil organik bağın tespiti davası olduğunu; bu nedenle arabuluculuk şartı gerekmediğini, kanunda tahdidi olarak arabulucuya başvurulması gerekliliği olan dosyaların sayılı olduğunu; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/a maddesine göre, TTK’nın 4. maddesinde belirtilen tüm ticari davalar ile diğer özel kanunlarda yer alan ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğunu ancak taraflarınca talep edilen bir alacak yahut tazminatın söz konusu olmadığını; başta yanlış anlaşılmaya mahal verecek şekilde netice-i talep yazılmış olsa da sonrasında ıslah dilekçesi ile açıkça bunun bir tespit davası olduğunun ifade edildiğini, Uyap portal üzerinden dava açılırken arabuluculuk şartı olan davalar için uyarının da çıktığını; iş bu dosyanın bu anlama gelen bir dava olmadığından arabuluculuk şartı uyarısının da çıkmadığını; bu nedenle yerel mahkemenin haksız ve mesnetsiz kararının istinaf incelemesinden geçerek kaldırılması gerektiğini,  Aşağıda ayrıntılı olarak izah edilen nedenler muvacehesinde davalılar ve dava dışı ... Tic. A.Ş. Şirketi arasında organik bağın söz konusu olduğunu, Dava dışı ... Tic. A.Ş. Şirketi, müvekkilleri gibi bir çok işçiyi haksız olarak işten çıkardığını; hatta hak edişlerini ödeyecekleri vaadiyle işçileri 2 yıldır oyaladığını; Türkiye'de yaşanan bu ekonomik güçlükler altında müvekkilleri gibi işçilerin haklarını geç aldığı her dakikanın zarar olduğunu, iş bu kesinleşen alacaklara ilişkin icra takibi de başlatılmış olsa da herhangi bir tahsilat yapılamadığını; dava dışı ...Tic. A.Ş. Şirketi planlı bir şekilde ticareti terk etmiş olup tüm işçilerin haklarının gasp edildiğini; gerçekten işçilerin çok büyük bir mağduriyet içinde yapayalnız kalmış hiçbir muhatap bulamadığını, hatta anılı şirketin kurucularının kendi alacaklarını tahsil etmek için icra takibi başlattığını ve kendi alacaklarını garanti altına aldıklarını; şirket kurucularının ... ve  ..., İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyası ile takip başlattığını, Bununla da kalmayıp danışıklı bir şekilde davalı ... de dava dışı ...Tic. A.Ş. şirketi'nden yine alacağım var kisvesi altında İstanbul Anadolu ....İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyası ile 3.940.763,93 TL bedelli icra takibine başladığını, Kısa ve öz olarak planlı bir şekilde bu takiplerin başlatıldığını ve müvekkili işçilerin çok zor durumda bırakıldığını ancak aşağıda dava dışı ...Tic. A.Ş. Şirketi ile diğer davalıların gerçekte aynı şirketler olduğunu; bu nedenle alacaklarının tahsili için davalı şirketlerin muhatap gösterilerek iş bu davanın açılması zaruriyetinin hasıl olduğunu,  Dava dışı ... İle davalılar ... grup şirketler olduğunu, dava dışı  ... Tic. A.Ş. Şirketi'nin ortakları, kurucu ve yöneticilerinin; ... olduğunu, dava dışı ... Tic. A.Ş. Şirketi'nin kuruluş adresinin; ..., ... Cad. ... Sitesi Kartal/İSTANBUL olduğunu, Davalı ... Tic. A.ş.'nin ortakları, yöneticileri  ve kurucularının; ... olduğunu, davalı ... Tic. A.ş.'nin 'nin adresinin; ..., ... Cad. ... Sitesi Kartal/İSTANBUL olduğunu, Davalı ...'nin kurucuları ortakları ve yöneticilerinin; ... adresinin ; ... ,  ... Cad. ... Sitesi Kartal/İSTANBUL olduğunu,Bir ticaret şirketinin borçlarından, başka bir tüzel kişinin sorumlu tutulmasına, çapraz olarak perdeyi kaldırma denilmekte olduğunu; tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ilkesince sorumluluğun doğabilmesi için her şeyden önce her iki şirket arasında iktisadi özdeşliğin bulunması gerektiğini; tüzel kişilik perdesinin kötüye kullanılması hallerinde, birden fazla şirketin oluşturduğu iktisadi bütünlük, hukuki açıdan tek bir işletme kabul edilerek, söz konusu şirketlerin aynı sorumluluk rejimine tâbi tutulmasının olanaklı olduğunu, bu minvalde organik bağın tespiti için Yargıtay kararlarınca bazı kritelerin oluşması gerektiğini; bunlardan bazılarının; ticaret sicil kayıtlarından şirketlerin hakim sermaye ortakları ile diğer şirketin ortaklarının aynı olması, şirketlerin ticaret sicilinde kayıtlı adreslerinin aynı olması, faaliyet konularının aynı olması, aynı adreste faaliyet göstermeleri, bir şirketin kapatılarak kapanan şirketin çalışanlarının aynı ortaklara bağlı başka şirkette çalıştırılması halinde de işyeri devrinden değil organik bağın varlığından hareket etmek gerektiğini, Bu açıklamalar ışığında somut olay bakımından tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasını koşulları incelendiğinde, Şirketlerin hepsinin kuruluş adresinin aynı olduğunu,Şirket ortaklarının çoğunlukla aynı olduğunu, Davalı ...'nin dava  dışı ... Tic. A.Ş. Şirketi'nin ortağı olduğunu, Dava dışı ... Tic. A.Ş. Şirketi'nin yönetim kurulu başkanı ..., davalı  ...'nin yönetim kurulu üyeliği yaptığını, Davalı şirketlerde ortak olan ..., dava dışı ... Tic. A.Ş. Şirketi'nde yönetim kurulu üyeliği yaptığını, Davalı şirketlerde ortak olan ..., dava dışı ... Tic. A.Ş. Şirketi'nde yönetim kurulu üyeliği yaptığını, ayrıca yukarıda anılı şirketlerin faaliyet alanlarının da yine benzer olduğunu, Dolayısıyla müvekkillerinin sigortalı olarak gözüktüğü dava dışı ... Tic. A.Ş. Şirketi ile davalı şirketler arasında organik bağ olduğu hususunun aşikar olduğunu; bu sebeple müvekkilinin işçilik alacaklarından davalı şirketlerin sorumlu olup bu dava da muhatap olarak gösterildiklerini, İşbu hususa ilişkin emsal Yargıtay kararlarının haklı beyanlarını doğruladığını,  (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2016/10785 E.  2019/21385 K. T: 02.12.2019, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2010/12035 E. 2012/17612 K. T:21.05.2012, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2009/32447 E. 2012/703 K. T:18.01.2012)İleri sürerek, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olması sebebiyle kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraflara yüklenmesine, karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava,  davacının dava dışı  ... Tic. A.Ş. Şirketi'nden olan ilama dayalı ve İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasına konu işçilik alacaklarından, aralarında organik bağ bulunan davalı şirketlerin de tüzel kişilik perdesi aralanarak sorumlu olduklarının tespiti ile anılan dosyaya borçlu olarak kaydedilmeleri istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  Dava ilk olarak 24/05/2022 tarihinde İstanbul Anadolu 7 İş Mahkemesinin 2022/432 Esas sayısı ile açıldığı, bu mahkemece yapılan  27/05/2022 tarihli tensip tutanağının 1 nolu ara kararı ile; İş bu davanın ... yönünden devamına, diğer ... yönünden açılan davanın tefrikine, yeni esasa kaydına karar verildiği, tefrik kararı üzerine davacı ... yönünden tefrik edilen davanın İstanbul Anadolu 14. İş Mahkemesine tevzi edildiği, bu mahkemece verilen 23/05/2022 tarihli Dava dosyasının İstanbul Anadolu 7. İş mahkemesine geri çevrilmesine yönelik karar ile dosyanın  İstanbul Anadolu 7.İş Mahkemesinin  2022/478 Esas sırasına kayıt edildiği,  İstanbul Anadolu 7.İş Mahkemesi 30/09/2022 tarih ve 2022/478 Esas, 2022/623 Karar sayılı kararı ile; İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle  görevsizlik kararı verilerek dava dosyası İstanbul Anadolu 4 Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilmesi üzerine bu mahkemece yapılan yargılama sonucu istinafa konu karar verilmiştir.Davacı vekilinin mahkemeye sunduğu,  26/12/2022 tarihli tam ıslah dilekçesi ile; tam ıslah taleplerinin  kabulü ile; davanın kabulü ile davacının alacaklısı olduğu  İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına konu alacakltan, davalıların da müştereken ve müteselsilen sorumlu ve borçlu olduklarının tespitine ve bu dosyaya borçlu olarak kaydedilmelerine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. TTK'nın 5/A maddesine göre, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Davanın konusu (müddeabih), dava dilekçesindeki talep sonucu, yani neticei talep esas alınarak belirlenir. Neticei talebin bir para alacağının tahsili veya tazminata ilişkin olduğu durumlarda, arabulucuya başvuru yapılmış olması dava şartıdır. Alacak davalarında davacı, bir para alacağının tahsilini amaçladığından, dava açılmadan önce, yukarıdaki yasal düzenlemeye göre arabulucuya başvurulmuş ve arabulucu tarafından onaylanmış anlaşmaya varılamadığına ilişkin tutanağın dava dilekçesine eklenmiş olması dava şartıdır. Somut olayda  bir miktar paranın ödenmesi, para alacağının tahsili talep edilmiştir.  Bu hukuki açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;  bir miktar paranın ödenmesi istemine ilişkin iş bu alacak davası TTK hükümleri uyarınca ticari dava niteliğinde olduğundan arabulucuya başvurulmasının TTK'nın 5/A maddesi uyarınca dava şartı olduğuna dair ilk derece mahkemesinin değerlendirmesi isabetli olup  somut olayda davanın görevsiz mahkemede açıldığı 24/05/2022 tarihinden önce davacı tarafça arabulucuya başvurulmamıştır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi gereğince arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğine dair emredici ve özel nitelikteki düzenleme dikkate alındığında, mahkemece  davanın, arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle  davanın usulden reddi kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacı yanın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;  1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar harcı ile 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3--İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 15/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4611c23ab65d91ec","SID":"12ced9b473699594"}}