{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. GAZİANTEP BAM   11. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>GAZİANTEP<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1560 <br>KARAR NO\t: 2024/256<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN    <br>MAHKEMESİ\t: GAZİANTEP 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 29/11/2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/195 E., 2021/732 K.<br><br>DAVACI\t: ....<br>VEKİLİ\t: Av. ..., Av. ...<br>DAVALILAR\t: 1-... - (...)<br>\t\t2-... - (...)\t  <br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit <br>İSTİNAF KARARININ\t<br>KARAR TARİHİ\t: 01/03/2024<br>YAZIM TARİHİ\t: 01/03/2024<br><br>Taraflar arasında görülen davada .......... Karar sayılı dosyasında verilen 29/11/2021 tarihli kararın istinaf incelemesi davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: <br><br>- K A R A R -<br><br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin....... tarihli vekaletname ile ihracat işlemlerinin takibi için şüpheliler ... ve ...'a vekil tayin edildiğini, yapılan ihracat işlemleri sonrasında ilgili belgelerin müvekkili şirketin bağlı olduğu....... sunularak muhasebe işlemlerinin yapıldığını, 2019 yılının Temmuz ayı içinde maliye denetmenlerinin şikayetçi şirkete gerek resen terk işlemi yaptıklarını, bunun üzerine yapılan araştırmalarda davacı şirketin ihracat ile ilgili temsilcilerinin davacı şirkete gönderdikleri ihracat belgeleri, dekontları gibi belgelerin sahte veya tahrif edilmiş olduğunun anlaşıldığını, müvekkili şirketin gerçek ticari alış verişe dayalı olarak gerçek ihracat yapılmış olmasına rağmen vekalet verilerek şirket adına ihracat işlemlerinin takibi işlemlerinde temsilci olan davalıların vekalet ilişkisini kötüye kullanarak ayrıca yetki aşımında bulunarak sahte belge düzenlemek suretiyle müvekkili şirketi zarar uğratıp haksız kazanç elde ettiklerini, davalılar hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu ileri sürerek davanın kabulüne, davacı müvekkili şirketin borçlu olmadığı ile kusurlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddia ettiği hususların tamamen gerçek dışı olup, haksız ve mesnetsiz olduğunu, dava dilekçesinde iddia edilen hususların yasal dayanaktan yoksun, somut bir delile dayanmayan ve tamamen soyut iddialardan ibaret olduğunu, bu beyanlara itibar edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacının iddia etmiş olduğu hususları ispat yükü altında bulunup, dava dilekçesinde delil olarak sunulan bilgi ve belgelerin hiçbirinin usul kuralları çerçevesinde iddia edilen vakıaya ispata elverişli olmadığını, müvekkillerinin davacı şirketin vermiş olduğu vekaletnameyle ihracat işlemlerinin takibi için değil tam aksine ithalat işlemlerinin takibi için vekil tayin edildiklerini, müvekkillerinin hiçbir şekilde ihracata ilişkin herhangi bir iş veya işlemi yapmadıklarını, menfi tespit davasının taraflarına yöneltilmesinin hukuken mümkün olmadığını, yetki ve görev bakımından da davalının ikamet adresi olması nedeniyle söz konusu mahkemenin yetkisiz olduğunu belirterek her türlü dava tazminat hakları saklı tutarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Mahkemece, \"...Yargılama esnasında alınan 30/04/2020 tarihli bilirkişi kök raporu ve 18/05/2020 tarihli ek bilirkişi raporu bir arada değerlendirildiğinde davalıların vekalet yetkisini kötüye kullanarak ve yetki aşımında bulunarak davacı şirketin zararına hareket ettiklerine dair bir delile ulaşılamadığı görülmüştür. Bunun yanı sıra .......... tarihli yazısında davalılar tarafından değil, dava dışı .......... tarafından imzalandığı, müdürlük nezdinde davacı şirket ve davalılar arasında herhangi bir ilişkinin bulunmadığı belirtilmiştir. Tüm bu açıklamalar ve toplanan deliller bir arada değerlendirildiğinde sübut bulmayan davanın reddine\" karar verilmiştir.<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının hatalı olduğunu, ilk derece mahkemesince 29/11/2021 tarihli karar celsesinde sözlü yargılamaya geçildiğinin ihtarı yapılmadan ve taraflarına tahkikatın bittiğinin bildirilip beyanları alınmadan karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalıların cevap dilekçesi ve savcılık aşamasında verdikleri ifadelerinde işlem yapmış olduklarını ikrar ettiklerini, davalıların işlem yaptıklarına dair beyan ve ikrarları bulunmasına rağmen ...... verilen cevapta bir işleme rastlanılmadığı cevabı ile davalı ikrarının ve kurum cevabının çelişkili hale geldiğini, kurum tarafından müzekkerelere doğru şekilde araştırma yapılarak cevap verilmediğinin anlaşıldığını, mahkemece eksik araştırmaya dayalı olarak karar verildiğini belirterek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>HMK'nın 353.maddesine göre inceleme yapıldığından duruşma açılmamıştır.<br>İstinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi hükmü uyarınca, istinaf edenin sıfatı, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dava, ihracat belgelerinin sahteliği nedeniyle davacı şirketin kusurlu ve borçlu olmadğının tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>Davacı vekili dava dilekçesinde her ne kadar davalıların vekalet görevini kötüye kullanmak suretiyle davacı şirket adına sahtecilik yaptıkları, vergi incelemesine tabi tutuldukları gerekçesiyle davacı şirketin bu işlemlerden dolayı borçlu ve sorumlu olmadığı iddiasıyla, vekaletname ile şirket adına işlem yapmaya yetkili kılınan davalılar aleyhine işbu menfi tespit davasını açmış ise de; davacı şirketin borçlu olmadığını iddia ettiği taraf şirket vekilleri davalılar değil, olsa olsa sahtecilik işleminden kaynaklı olarak vergi dairesi olacaktır. Açıklanan nedenle davanın davalıların pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, davanın esası incelenerek reddine karar verilmesi yerinde değildir.<br>Ancak yargılamada eksiklik bulunmamakla birlikte kanunun olaya tatbikinde hata edildiğinden, yanlışlık yeniden yargılama gerektirmediğinden HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince yerel mahkeme kararı kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.<br>Kabule göre ise; uyuşmazlığın çözümünde, hukuki yarar kavramının tespit davasındaki yansımasının ne olacağının ayrıca irdelenmesinde yarar vardır:<br>Bilindiği üzere mahkemeden istedikleri hukuki korunmaya göre davalar eda davaları, tespit davaları ve inşai davalar olarak ayrılmaktadır.<br>Eda davalarında, bir şeyin yapılması, bir şeyin verilmesi veya bir şey yapılmaması istenmekte iken;  inşai (yenilik doğuran) davalar ile de var olan bir hukuki durumun değiştirilmesi, kaldırılması veya yeni bir hukuki durumun yaratılması istenir. İnşai (yenilik doğurucu) davanın kabulü ile yeni bir hukuki durum yaratılır ve hukuksal sonuç genellikle bir yargı kararı ile doğar.<br>Tespit davaları ise bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının tespitine ilişkin davalar olup, konusunu hukuki ilişkiler oluşturur. Bu dava türü ile bir hukuksal ilişkinin varlığı veya yokluğu saptanmaktadır. Bu davalarda davacının amacı ve dolayısıyla talep sonucu, bir hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun veyahut içeriğinin belirlenmesidir.<br>Tespit davasında sadece tespit hükmü verilebilir. Tespit davasında verilen karar ile hukuki ilişkinin varlığı veya yokluğu kesin olarak tespit edilir, diğer bir anlatım ile davalının varlığını inkar ettiği ilişkinin var olduğu veya yokluğunu inkar ettiği hukuki ilişkinin yok olduğu kesin olarak hükme bağlanır.<br>Bir tespit davasının kabule şayan olabilmesi için, bu davanın konusunu oluşturan hukuki ilişkinin var olup olmadığının mahkemece hemen tespit edilmesinde davacının menfaatinin (hukuki yararının) bulunması gerekir.<br>Tespit davasında, eda davasından ve inşai davadan farklı olarak, davacının böyle bir menfaatinin bulunduğu varsayılmaz. Tespit davasında davacı, kendisi için söz konusu olan tehlikeli veya tereddütlü durumun ortaya çıkaracağı zararın ancak tespit davası ile giderilebileceğini kanıtlamalıdır. Çünkü tespit davası, hukuki bir durum ya da hak henüz inkar ya da ihlal edilmeden, yani herhangi bir zarar doğmadan açılabildiğinden, menfaatin doğmuş ve güncel olması gereğinin bir istisnası olarak ortaya çıkmıştır.<br>İşte davacının hukuki ilişkinin derhal tespitinde menfaatinin (hukuki yararının) varlığı için öncelikle, davacının bir hakkı veya hukuki durumu güncel (halihazır) ve ciddi bir tehlike ile tehdit edilmelidir. Bu tehdit çoğunlukla davalının davranışları ile ortaya çıkar.<br>Söz konusu bu tehdidin davacı için bir tehlike oluşturabilmesi, bu tehdit nedeniyle, davacının hukuki durumunun tereddüt içinde olmasına ve bu hususun, davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunmasına bağlıdır.<br>Yukarıda açıklanan açıklamaların ışığında somut olay değerlendirildiğinde, henüz davacı şirket aleyhine düzenlenmiş vergi cezası veyahut sahtecilik nedeniyle bir tazminat sözkonusu değil iken açılan soruşturma nedeniyle menfaatinin ihlal edildiği düşünülse dahi, olayın müsebbibi olarak gördükleri davalılara karşı açılacak bir eda davası ile zararın talep edilebilmesi mümkün iken menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı açıktır. Bu açıdan kararın bu yönüyle de kaldırılarak düzeltilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ;<br>A-) 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;<br>.......... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>2-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcı ........ TL'nin istek halinde iadesine,<br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,<br>B-)HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,<br>1-Davanın, davalıların pasif husumet yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,<br>2-İlk derece yargılamasında alınması gereken ....... TL maktu karar harcından peşin alınan ...... TL'nin mahsubu ile bakiye ......... TL'nin davacıya iadesine,<br>3-Davacı tarafından ilk derece safhasında sarfedilmiş yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince, davanın mahiyeti de nazara alınarak ........ TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine,<br>5-HMK'nın 333. maddesi uyarınca artan gider avansının ilgili tarafa iadesine,<br>6-HMK'nın 359/4. maddesine göre kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nin 353 ve 362/1-a bendi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verilmiştir.01/03/2024<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br>e-imzalıdır <br>...<br>Üye<br>...<br>e-imzalıdır <br>...<br>Üye<br>...<br>e-imzalıdır <br>...<br>Katip<br>...<br>e-imzalıdır <br><br><br><br><br><br>  NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP AYRICA ISLAK İMZA UYGULANMAYACAKTIR. \"5070 Sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur.\"<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b719f2186d5d1117","SID":"ed870c4f6d854926"}}