{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1485 Esas<br>KARAR NO: 2024/286 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2023/155 Esas - 2023/453 Karar<br>TARİHİ: 06/06/2023<br>DAVA: 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Tazminat)<br>KARAR TARİHİ: 15/02/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle,  davalı bankanın, müvekkilinin USD ve TL türündeki hesaplarındaki tutarları hukuka ve hakkaniyete aykırı olarak İzmir Defterdarlığı hesabına aktarmış olduğunu, üstelik bankanın bu işlemi yaparken müvekilinin USD hesabındaki parasını müvekkilinin haberi dahi olmadan TL ye çevirmiş olduğunu, müvekkilinin ... Bankası'nda ... müşteri numarası ile sahip olduğu ... İBAN,  ... İBAN, ... İBAN numaralı hesaplar üzerine 28/07/2016 tarihinde 667 sayılı KHK  gereği bloke konulmuş olduğunu, bu arada müvekkili ve oğlunun sıklıkla bankaya uğrayıp para hakkında bilgi almak istediklerinde banka görevlilerinin paranın bankada olmadığını dile getirmiş olduklarını, blokeli hesaplar üzerinde gerekli inceleme yapan İzmir  29.İVDK  nun  düzenlendiği  02/05/2017  tarih  ve 17-A-1937/4 sayılı Görüş ve Öneri Raporunda; paranın KHK lı bir kurumla ilgili olmadığını müvekkiline ait olduğu yönünde görüş bildirmiş olduklarını, bunun üzerine Daimi İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu'ndan görüş  bildirilmesi istenilmiş olduğunu, Daimi İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu'nun 18/05/2021 tarihli Komisyon Raporuna göre; müvekkilinin hesapları üzerindeki blokelerin kaldırılması gerektiğine karar verilmiş olduğunu, 02/09/2021  tarihinde müvekkilinin davalı banka nezdindeki hesapları üzerindeki tedbir/blokajın kalktığını, davalı bankanın hukuki dayanaktan yoksun ve müvekkili zararına olarak USD hesabındaki meblağı TL ye çevirmesi nedeni ile müvekkilinin zararının her geçen gün artmakta olduğunu, bankanın haksız tutum ve hukuki dayanaktan yoksun işlemi nedeni ile müvekkilinin yüksek miktarda maddi zararı yanında telafisi imkansız manevi zararının oluştuğunu, müvekkilinin yaşadıkları yanında maddi olarak bu kadar zarara uğratılmanın yanında bu durumdan dolayı manevi olarak  acı ve elem çekmekte olduğunu, işbu davanın maddi tazminat yönünden belirsiz alacak davası olduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerle; müvekkilinin zararına olarak USD hesabındaki meblağın TL ye çevrilmesi ile USD kurunda meydana gelen değişiklik nedeni bilirkişi marifeti ile hesaplanacağı üzere zararının mevcut olduğunu, müvekkilinin uğradığı ve mahrum kaldığı tüm maddi zararın bilirkişi marifeti ile tespitine karar verilmesini talep ettiklerini, 10.000-TL'nın arabuluculuk görüşme tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak taraflarına verilmesini, miktar tespit edildiğinde eksik harcı tamamlamak üzere taraflarına süre verilmesini, fazlaya ilişkin haklarımızı saklı tutulmasını, davalı bankanın dikkatsiz ve özensiz eylemleri neticesinde müvekkilinin maruz kaldığı durumlar nedeniyle 30.000-TL manevi tazminatın davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini,  yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini  talep ile dava ettiği görüldü.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle,  davacının iddialarının tümüyle yanıltıcı ve gerçek dışı olduğunu, dava dilekçesi incelendiğinde ve müvekkili banka kayıtları ile de sabit olduğu üzere, huzurdaki haksız davanın müvekkili bankaya yöneltilen taleplerinin muhatabının esas itibariyle İzmir Defterdarlığı olduğunu, davacı tarafından dava dilekçesinde sunulan beyanlar ve dayanılan deliller esas itibariyle dava dışı İzmir Defterdarlığı KHK İşlemleri İl Bürosunun işlemleri ile ilgili olduğunu, bu hususun yargılama sırasında öncelikli olarak göz önünde bulundurulmasını ve müvekkili banka hakkındaki huzurdaki haksız davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddi talep edildiğini, işbu dava ile davacının usul ve yasaya aykırı olduğunu iddia ettiği işlemlere ilişkin olarak sözde zararlarının net olarak tespit edilemediğinden bahisle davayı belirsiz alacak davası olarak açtıklarını iddia etmekte ise de dava dilekçesinde hesaplardaki meblağa açıkça yer vermiş olduklarını, bu itibarla, huzurdaki davaya konu edilen işlemler ve tutarların davacı tarafından tam ve net olarak bilinmekte olduğunu, davacının davaya konu işlemlerin tamamını ve bizzat kendisi tarafından kullanılan tutarlarını bildiği konusunda herhangi bir tartışma veya tereddüt bulunmamasına rağmen, huzurdaki davayı, HMK’nun 107/1 maddesine göre sonra arttırabileceğini de belirterek maddi tazminat istemi yönünden şimdilik 10.000-TL talepli olarak açmış olduğunu,  müvekkili banka tarafından gerçekleştirilen işlemlerim dava dışı İzmir Defterdarlığı KHK İşlemleri İl Bürosunun açık talimatlarına istinaden gerçekleştirilmiş olup; müvekkili Banka tarafından 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname ve akabinde anılan KHK’nın kabul edilmesine ilişkin olarak yayımlanan 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun gereğince işlem yapılması gerektiği  aşikar olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının şayet bir zararı var ise buna müvekkili bankanın sebebiyet vermediğinin açık olduğunu, işbu davanın kabul edilebilmesi için, öncelikle davacının zararının varlığını ve buna müvekkili Bankanın sebebiyet verdiğini ispatlaması gerekmekte olduğunu, davacının ilgili hesap hareketlerinin Mahkememizce celbi neticesinde görüleceği üzere, davacının müvekkili banka nezdinde bulunan toplamda 3 hesabına 28/07/2016 tarihinde 22/07/2016 tarih, 667 sayılı karar gereği bloke tesis edilmiş olduğunu, bundan sonraki tarihlerde de ilgili savcılık ve mahkeme dosyalarından da bloke konulması yönünde talimatların da bulunmakta olduğunu, akabinde, Hazine ve Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğü'nün 14/09/2018 tarih, 14256 sayılı yazısı ile bloke  konulan  varlıkların  söz  konusu  yazıda  belirtilen  esaslar doğrultusunda Hazine hesaplarına aktarılmasının istenmiş; İzmir Defterdarlığı KHK İşlemleri İl Bürosu, müvekkili Bankaya göndermiş olduğu İzmir Defterdarlığı KHK İşlemleri İl Bürosu 14/02/2020 tarih, ... sayılı yazısı ile ilgili dekontun gönderilmesi talep edilmiş olduğunu ve müvekkili bankaca işbu talimatlara uygun hareket edilmiş olduğunu, bu işlemlerden sonraki bir tarih olan 23/08/2022 tarihinde dava dışı İzmir Defterdarlığı KHK İşlemleri İl Bürosu tarafından davacı müşterinin hesabına “İZMİR DEFTERDARLIK KHK İŞLEMLERİ İL BÜROSU NUN 02/08/2022 TARİH VE ... SAYILI YAZISI” açıklamasıyla 236.115.16-TL gönderildiğinin anlaşıldığını,  dava dışı İdarenin KHK gereğince iletmiş olduğu talimatları doğrultusunda ve usul ve yasaya uygun olarak gerçekleştirilen işlemler bakımından müvekkili bankaya huzurdaki dava konusu taleplerin yöneltilebilmesinin mümkün olmadığını,  yukarıda açıklanan nedenlerle; haklı itirazlarının kabulünü; hukuka, usul ve yasalara, hakkaniyete, iyi niyet kurallarına aykırı ve dayanaksız talepler içeren davanın tüm talepler açısından reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini  talep ile cevap verdiği görüldü.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 06/06/2023 tarih 2023/155 Esas - 2023/453 Karar sayılı kararında;\"28.11.2013 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun”un (TKHK) 2. maddesinde Kanunun kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanunun “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasının (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.” biçiminde tanımlanmıştır.  Somut olayda, sunulan deliller kapsamında davaya konu uyuşmazlığın, TTK 4. maddede belirtilen, mutlak ticari davalardan olmadığı gibi, aynı maddede dayanağını bulan nispi ticari dava niteliğinde de bulunmadığı, somut uyuşmazlığın, taraflar arasında imzalanan, Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi'nden kaynaklandığı, davacının gerçek kişi ve  banka nezdindeki hesabının şahıs hesabı olması, dosya kapsamında tacir olduğuna dair bir bilgi ve belgenin  olmaması,  davalının, 6502 sayılı Kanunun 3/1-k maddesi uyarınca gerçek kişi  tüketici olduğu ve  Mahkememizin   görevli olmadığı anlaşılmıştır.Görev itirazı yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de re'sen nazara alınarak yargılamanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebilir.  TTK 4. ve 5. Maddesi ve 6502 sayılı yasanın ilgili maddeleri gereğince davaya bakma görevi Mahkememize ait olmayıp davacı tarafça açılan davanın İstanbul Tüketici Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğinden, mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.\"gerekçesi ile, Davanın, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle HMK.nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden REDDİNE, 2-Karar kesinleştiğinde ve kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,3-Kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde dava dosyasının görevli  mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği taktirde, resen HMK.nın 20.maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına ve aynı yasanan 331/2.maddesi gereğince  yargılama giderleri hakkında karar verilmesine,4-HMK' nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceği, gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği ön görüldüğünden  yargılama giderleri konusunda bu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle,  yerel mahkemede açılmış ve karara çıkmış yukarıda esas numarası belirtilen dosyadan verilen görevsizlik kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yerel Mahkeme'nin dava konusu hesabın/hesapların şahıs hesabı olmasından ve dosya kapsamında tacir olduğuna dair bir bilgi ve belge bulunmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı vermişse de, işbu kararın son derece hatalı olduğunu,  Dava dışı İzmir Defterdarlığı KHK İşlemleri İl Bürosunun müvekkili bankaya iletmiş olduğu 14.02.2020 tarih, ... sayılı yazısında açıkça \"...  20/07/2016 tarihli ve 299779 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 6249 sayılı Kanun (667  sayılı sayılı Kanun Hükmünde Kararname) ile kapatılan Kiraz Vergi Dairesinin ... Vergi  Kimlik Numaralı mükellefi ...'ya bağlı olarak faaliyet gösteren Özel ... Erkek Öğrenci Yurdu'nun bankanız nezdindeki her türlü hesaplarının ayrıntılı hesap hareketleri dökümlerinin (cd ortamında) ve bankanızca hazine hesaplarına aktarılan tutarlar ile ilgili dekontların gönderilmesi\" denildiğini, Davacının vergi kimlik numarası bulunan ve yurt işleten bir tacir olduğunu; eş anlatımla, davacının müvekkili banka nezdinde bulunan hesaplarını ticari amaçla/ticari faaliyetleri için kullanmakta olduğunu; İzmir Defterdarlığı KHK İşlemleri İl Bürosunun müvekkili bankaya iletmiş olduğu talimatın da davacı tarafından işletilen Özel ... Erkek Öğrenci Yurduna ilişkin olduğunu,  bu itibarla da, görülen davanın İzmir Valiliği KHK İşlemleri İl Bürosunun davacının müvekkili banka nezdinde bulunan hesaplarına dair talimatlarından kaynaklanmakla birlikte, hesapların ticari amaçla/ticari faaliyette kullanıldığının açıkça ortada olduğunu; dolayısıyla müvekkili Banka'ya yönelik görülen dava konusunun “mutlak ticari dava” niteliğinde olduğunu, Yüksek Mahkemenin bilgilerinde olduğu üzere, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4üncü maddesinde yer verilen; \"… tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; … f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları “ticari” ve “ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi” sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.” hükmü uyarınca, tümüyle Bankacılık Kanunu’nun Bankacılık faaliyetleri/işlemleri kapsamındaki düzenlemelerine, eş anlatımla müvekkili banka nezdinde olan hesapta gerçekleşen bankacılık işlemlerine yönelik görülen davanın “mutlak ticari dava” niteliğinde olduğunu, Türk Ticaret Kanunu’nun 5inci maddesindeki; “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. (…) hükmü uyarınca verilen görevsizlik kararı ve  Yerel Mahkeme olan Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğu yönünde verdiği kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu hükümlerine açıkça aykırılık teşkil ettiğini,Görülen davada yasa, ilgili mevzuat, yerleşmiş içtihatlara göre görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, yerel mahkemenin bu hususları dikkate almadan, salt genel hükümlere dayanarak Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verdiğini, hataya düştüğünü, İleri sürerek, yukarıda açıklanan sebepler çerçevesinde; Yerel Mahkemenin hataya düşerek vermiş olduğu Görevsizlik kararının (Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu yönündeki kararının) kaldırılmasını, işbu davada görevli mahkemelerin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğuna karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacının davalı banka nezdindeki şahsi mevduat hesaplarına haksız olarak bloke konulması ve hesaptaki USD mevduatının TL'ye çevrilmesi nedeniyle uğranıldığı iddia olunan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, dava konusu uyuşmazlıkta görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğundan bahisle, davanın usulden reddine karar verilmiş, karar karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı yan; davalı banka nezdindeki üç ayrı şahsi mevduat hesabına,  28/07/2016 tarihinde 667 sayılı KHK'ya dayalı ve İzmir Defterdarlığı'nın yazısı üzerine davalı banka tarafından haksız bloke konulduğunu, akabinde  USD cinsinden mevduatın  TL'ye çevrilerek ve TL mevduatın ise olduğu gibi Defterdarlık hesabına aktardıldığını,  bilahare İzmir 29. Vergi Denetim Kurulu tarafından, bu hesapların KHK'lı herhangi bir kurum ile ilgili bulunmadığı, davacının şahsi hesapları olduğu tespit edilerek blokenin kaldırılmasına karar verildiğini,   davalı bankanın hukuki dayanaktan yoksun şekilde ve davacı zararına olarak USD hesabındaki meblağı TL ye çevirmesi nedeni ile davacı zararının her geçen gün arttığını ileri sürerek, maddi ve manevi zararının tahsilini talep etmiştir. Davalı banka; davacının bir zararı mevcut ise, bu zararın tazmini talebinin muhatabının İzmir Defterdarlığı KHK Komisyonu İl Bürosu olduğunu, bankanın Defterdarlık'dan 667 Sayılı KHK'ya dayalı olarak gönderilen 28/07/2016 tarihli yazı ve eki liste gereğince, listede adı geçen davacı ile Özel ... Erkek Öğrenci Yurdu hesaplarına bloke konulduğunu, Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın 14/09/2018 tarihli yazısı ve talimatı uyarınca da bu hesaplardaki paranın TL'ye çevrilere Hazine'ye aktarıldığını, İzmir Defterdarlığı KHK İşlemleri İl Bürosu'nun 14/02/2020 tarihli yazısına istinaden ... Cergi Kimlik numaralı ...'ya bağlı olarak faaliyet gösteren  Özel ... Erkek Öğrenci Yurdu'nun banka nezdindeki her türlü hesap hareketlerinin ve hazineye aktarılan tutarlara ilişkin dekontların gönderildiğini, ilerleyen süreçte İzmir Defterdarlığı KHK İşlemleri İl Bürosu'nun yazısı üzerine, davacı hesaplarındaki blokelerin kaldırıldığını, akabinde davacının bankaya başvurarak banka nezdinde bulunan parasının iadesini istediğini, davacıya mevduatın hazineye aktarıldığının bildirildiğini, akabinde İl Büro'sunun 02/08/2022 tarihli yazısı ile davacı hesabına 236.115,16-TL gönderildiğini, bu tutarın davacı tarafından kullanıldığını, bankanın husumeti bulunmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, kusurun idareye ait olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece davalı bankadan, davacı ile banka arasındaki 08/02/2008 ve 11/04/2016 tarihli bankacılık hizmetleri sözleşmeleri celbedilmiş, bankaya yazı yazılarak davacının banka nezdindeki dava konusu... İBAN,  ... İBAN, ... İBAN nolu mevduat hesaplarının ticari hesap mı şahıs hesabı mı olduğu sorulmuş, davalı bankanın 31/05/2023 tarihli yazı cevabı ile bu üç hesabın şahıs tasarruf hesabı niteliğinde olduğu belirtilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri (HMK)’nın 1’inci maddesinde mahkemelerin görevinin, ancak kanunla düzenlenebileceği ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu belirtilmiştir.6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK)’un 3’üncü maddesinde tüketici; “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi”, sağlayıcı; “Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişi”, tüketici işlemi ise \"Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi\" olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanunun  73/1 bendinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğan uyuşmazlıklarda da tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş olup, taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engelleyemeyeceği  83/2 bendinde açıklanmıştır.Somut olayda; davacı ile davalı banka arasındaki bankacılık hizmetleri sözleşmelerinin ticari nitelikte olmadıkları, bu sözleşmelere istinaden açılmış dava konusu mevduat hesaplarının, ticari hesap değil,  şahıs tasarruf hesabı olduklarının  bizzat banka tarafından dosyaya bildirildiği, buna göre davacı gerçek kişninin tüketici, davalı ile davacı arasındaki mevduat ilişkişinin ise tüketici işlemi mahiyetinde olduğu, davaya bakma görevinin tüketici mahkemelerine ait olduğu,  ilk derece mahkemesinin bu gerekçe ile yazılı şekilde verdiği görevsizlik kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmış, davalı yanın aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usule, yasaya ve kamu düzenine aykırı bir yön bulunmadığından,  davalı yanın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;  1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 269,80‬-TL harcın mahsubu ile bakiye 157,8‬0‬‬- TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 15/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-c maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"50b280ccff4a9966","SID":"22cefef5e533213b"}}