{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1522 Esas <br>KARAR NO: 2024/371 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ  (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla)<br>NUMARASI: 2023/80 Esas - 2023/205 Karar <br>TARİHİ:16/05/2023<br>DAVA:İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)<br>KARAR TARİH: 29/02/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirket tarafından dava dışı sigortalı ... Tic. A.Ş.’ye ait sigortalı emtianın taşınmasına ilişkin olarak 31.03.2021-31.03.2022 tarihleri arası dönem için ... poliçe numaralı ‘‘Nakliyat Blok Abonman Sigorta Poliçesi’’ düzenlendiğini,  İstanbul/Türkiye’den  Langenbach/Almanya’ya, davalı nakliyeci ... sorumluluğunda sevk edilen emtia Almanya’da alıcı firmanın adresine ulaştığında MSKU ... numaralı konteyner içinde ıslaklık tespit edildiğini, ... no.lu Konteyner ile taşınan ... cinsi emtialar hasarlandığını, yapılan tespitlerde hasarın nedeninin ... numaralı konteyner kapaklarından ve/veya üst bölümünden içine giren yağmur ve/veya deniz suyunun emtianın bir kısmına sirayet etmesi sonucu ıslaklık kaynaklı, nakliyat hasarı olduğu kanaatine varıldığını,  emtiada meydana gelen hasar davalı şirketin sorumluluğu olduğu süreçte deniz taşıması sırasında meydana geldiğini, meydana gelen hasarda davalı tarafından gerekli ve özenli şekilde taşıma gerçekleştirilmediği gibi taşıyanın sorumluluğu Kanun gereği zaten kusursuz sorumluluk kurallarına tabi olduğunu, kusurlu taşıma neticesinde meydana gelen hasarın, poliçe şartı Institute ... (A) gereği “teminat dahilinde” değerlendirildiğini ve  yapılan inceleme sonucu müvekkili şirket tarafından 30.12.2021 tarihinde 1.069,20EUR ödeme yapıldığını, müvekkili şirket TTK md.1472-1481 uyarınca ödediği hasar bedelini zarara sebebiyet veren ve zarardan sorumlu olan davalıdan sigortalısına halef olarak rücu hakkını elde ettiğini belirterek  İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... Esas Sayılı icra dosyası ile takip başlatıldığını ancak başlatılan ilamsız takibe yapılan itiraz üzerine takip haksız şekilde durdurulduğunu, icra takibinin durması üzerine yapılan zorunlu arabuluculuk görüşmelerinden de bir sonuç alınamamış olup, açıklanan tüm bu nedenlerle davalarının kabulüne, davalının  İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, davalının asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve sair giderlerin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle,  Davanın milletlerarası yetkisizlik nedeniyle reddi gerektiğini, mal faturasına göre sigortalının mal bedelinin tam ve eksiksiz tahsil ettiğinin anlaşıldığını, iddia edilen ıslaklığın nevine göre yağmur suyundan ileri gelen hasarların emtia nakliyat sigortalı genel şartları uyarınca sigorta kuvertürü dışında olduğunu, taşıyana süresinde hasar ihbarının yapılmadığını, hasarlı olduğu iddia edilen yük üzerinde her iki tarafın iştiraki ile ve mahkemeler vasıtayı ile yapılmış bir tespit bulunmadığını, kolilerin ıslandığı iddiası ile koliler içinde bulunan tüm yüklerin tam zayi olduğunun varsayılmasının mümkün olmadığını, hasarın nasıl ve ne şekilde olduğunun belli olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini  talep edilmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 16/05/2023 tarih 2023/80 Esas - 2023/205 Karar sayılı kararında; \"Dava; davacının sigortalısına ödediği hasar bedelinin tazmini istemi ile başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.Davalı vekili tarafından  konişmentoda bulunan yetki kaydı nedeniyle milletlerarası yetki itirazında bulunulmuş olmakla öncelikle bu hususta değerlendirme yapılması gerekmektedir. Dava konusu taşımanın ... sayılı  konişmento tahtında Mersin Limanından  Langenbach bölgesine yapıldığı, uyuşmazlık yabancılık unsuru taşıdığından yetki itirazının MÖHUK kurallarına göre belirleneceği,  MÖHUK 47.maddesinde, \"yer itibariyle yetkinin kamu düzeni veya münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde taraflar arasındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşma yapılabileceği\"  düzenlemesinin bulunduğu, konişmentonun arka yüzünde yer alan taşıma şartlarının düzenlendiği 26.maddesinde sözleşmeden doğan taleplerde Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi'nde yetkili olacağının belirtildiği, taşımaya ilişkin düzenlenen konişmentonun ve navlun faturasının  taşıyan adına  düzenlendiği, Türk acentenin taşıma sözleşmesini yaptığına ya da taşımayı üstlendiğine dair delil bulunmadığı, bu nedenle münhasır yetkiden bahsedilemeyeceği, acentenin kişisel kusuruna dayanılmadığı, buna göre  konişmentodaki yetki şartı gereğince somut uyuşmazlık yönünden İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi'nin yetkili olduğu kanaatine varıldığından, davalı vekilinin milletlerarası yetki itirazının kabulü ile davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.\"gerekçesi ile, davalının milletlerarası yetki itirazının kabulü ile mahkemenin yetkisizliği nedeni ile davanın usulden reddine,  karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu; davanın görevli ve yetkili Mahkemede açıldığını; Yerel Mahkeme tarafından görev/yetki itirazına ilişkin hiçbir savunmalarının değerlendirilmediğini; davanın reddine ilişkin hükmün hiçbir şekilde gerekçelendirilemediğini;  taraflarınca ikame edilen işbu davanın konusunun davalı şirketin taşımasını üstlendiği sigortalı emtianın ağır derecede kusurlu şekilde taşınması sonucu oluşan hasara ilişkin olduğunu;  meydana gelen hasarın gemide deniz taşıması sırasında meydana geldiğini ve sigortalı emtianın taşıma işleminin başlangıç rotası İstanbul/ Türkiye olup, varış noktasının Almanya olduğunu ve bu sebeple de; esas itibarı ile uyuşmazlıklarında kombine bir taşıma söz konusu olduğunu; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu md.902 hükmünde de bu durum açık şekilde düzenlenerek Kanunun eşya taşımaya ilişkin genel hükümlerinin değişik tür araçlar ile taşıma sözleşmelerinde uygulanacağının açık şekilde belirtildiğini; bu nedenlerle uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, Konşimentonun (taşıma senedi) arka yüzünde yer alan yetki şartının sigortalı alıcı şirket açısından hiçbir bağlayıcılığı ve hükmünün olmadığını; bu sebeple sigortalı şirkete halef olarak taraflarına karşı herhangi bir hukuki sonuç doğurmasının mümkün olmadığını;  davalı tarafça taşıma senedinin arka yüzünde yer alan yetki şartına ilişkin düzenlemeye dayanılarak uygulanacak hukuk ve yetki yönünden yapılan itirazın hukuka açıkça aykırı olduğunu; doktrin ve Yargıtay tarafından da kabul edildiği üzere; uygulanacak hukuk  ve yetki konusunda  taraflar arasında yapılan yetki sözleşmesinin geçerli kabul edilmesi için yetkiye  ilişkin iradenin açık ve hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde kararlaştırıldığını ve kabul edilmiş  olması gerekeceğini; aksi halde yetki anlaşmalarının TBK md.20 vd. maddeleri uyarınca genel işlem koşulu olarak geçersiz olduğunu ve TMK md. 2 uyarınca buna dayanılarak ileri sürülen yetki itirazının iyiniyet kuralına aykırı olduğunu, Bu nedenlerle konşimentonun arka yüzünde yer alan ve küçük puntolar ile nerdeyse okunamayacak şekilde yer alan ve davalı taşıyanın \"genel konşimentosu\"nda yer alan özel şartlara atıfta bulunan,  tek taraflı hazırlanan genel işlem şartı ve iltihaki  bir sözleşme niteliğindeki hükümlere dayanılarak uygulanacak hukuk ve yetki yönünden ileri sürülen itirazların haksız olduğunu ve iyiniyet kurallarına da açıkça aykırı olduğunu; yetki hususuna ilişkin şartın, davalı şirket tarafından taşımanın gerçekleştiğini gösteren ve taşıyan tarafından tek taraflı olarak düzenlenen ve taşıyanın sadece sorumluluklarını gösteren konşimentoda dahi açık bir biçimde yer almamakta olduğunu; ilgili konşimentoda, yetkiye ilişkin yalnızca ve yalnızca \"Bu sözleşme güncel Sealand Konşimentosunda beyan edilen değer maddeleri, yükümlülük sınırlandırması, yargılama yeri dahil güncel Sealand Konşimentosu (taşıyıcı ve temsilcilerinden ve http://..com/... adresinden edinilebilir>) şart ver koşullarına tabidir.\" ifadelerinin yer aldığını;  yetki sözleşmesinin geçerli kabul edilmesi için yetkiye  ilişkin iradenin açık ve hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde kararlaştırılmış ve kabul edilmiş  olması gerekeceğini ancak konşimentoda açık bir biçimde kararlaştırılmış bir yetki itirazı bulunmamakta olup; aksine son derece kapalı bir anlatımla davalının internet sitesine yönlendirmek suretiyle genel şartlara bakılmasına atıfta bulunulduğunu; yetki şartının, geçerli kabul edilebilmesi için kanunun ve yerleşik içtihatların gereklerine uygun olmadığını; yetki şartı hükmüne dayanılarak yapılan yetki itirazının reddi gerekirken, davanın usulden reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, MÖHUK m.46’da yer alan “Sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklarda, sigortacının esas işyeri veya sigorta sözleşmesini yapan şubesinin ya da acentasının Türkiye’de bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. Ancak sigorta ettirene, sigortalıya veya lehdara karşı açılacak davalarda yetkili mahkeme, onların Türkiye’deki yerleşim yeri veya mutad meskeni mahkemesidir.” düzenlemesi ve HMK m.6 genel yetki esasları doğrultusunda taraflarınca işbu davanın; davalı şirketin resmi ticaret sicil kayıtlarında yer alan yargı çevresi de gözetilerek, dosya özel uzmanlık gerektiren bir uyuşmazlık olduğundan görev-iş bölümü doğrultusunda denizcilik ihtisas mahkemesinde ikame edildiğini; Denizcilik İhtisas Mahkemesi sıfatına haiz Yerel Mahkemenin işbu davaya bakmakla görevli ve yetkili olduğunun sabit olup görev/yetki itirazı bu nedenle de ayrıca yerleşmiş içtihatlar uyarınca iyiniyet kuralına aykırı olup; kabulüne olanak olmadığını; Yargıtay Yerleşik içtihatlarında da yer aldığı üzere, yetki/görev itirazlarının dürüstlük kurallarına uygun ve iyiniyetli bir biçimde yapılmasının esas olarak kabul görmekte olduğunu; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin E.2008/5454, K.2009/2604 Sayılı ve 6.3.2009 tarihli kararında, yabancı mahkeme lehine yapılan yetki anlaşmasına dayanan yetki itirazının dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı sonucuna vararak, yetki itirazını kabul eden alt mahkeme kararını bozduğunu; Yüksek Mahkeme'nin ilgili kararında “somut olayda yabancı devlet mahkemesini yetkilendiren yetki sözleşmesine rağmen, yabancı uyruklu taşıyan Türk uyruklu bulunan davalının ikametgâh mahkemesinde dava açtığından ve kendi ikametgâh mahkemesinde kendisini daha iyi savunabilecek olan davalının davaya bakmaya Bremen mahkemelerinin yetkili bulunduğu yolundaki yetki itirazı MK’nın 2. maddesi hükümleri ile bağdaşmaz” ifadeleri ile dürüstlük kuralının hukuk sisteminde ne denli önem arz ettiğini bir kez daha vurguladığını,  Yine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin E.2018/2354, K.2019/833 Sayılı ve 05.02.2019 tarihli kararında somut uyuşmazlıkları ile birebir örtüşen, tahkim şartına ilişkin olarak da şu ifadelere yer verildiğini;  “Somut olayda davacı taşıtan, davalılar ise taşıyan konumundadır. Taraflar arasında imzalanan sözleşmede tahkim kaydının mevcut olduğu ve uyuşmazlık halinde tahkim mahkemesi/geçerli kanunlar için başvurulacak yerin .... ve İngiliz kanunları olduğu kabul edilmiş ise de, davacının Türk uyruklu olduğu ve Türk uyruklu bulunan davalıların ikametgah mahkemesinde dava açtığından, kendi ikametgah mahkemesinde kendisini daha iyi savunabilecek olan davalıların tahkim itirazında bulunarak ... Tahkim Heyetinin görevli olduğu yolundaki itirazları MK’nın 2. maddesi hükümleri ile bağdaşmaz.”  Yüksek Mahkemenin yerleşik içtihatlarından da açıkça görüldüğü üzere, yabancı mahkeme lehine yapılan bir yetki anlaşmasının varlığına rağmen davalının ikametgâhı mahkemesinde dava açılması hâlinde, davalı tarafından yetki anlaşmasına istinaden ileri sürülen yetki itirazını, davalının kendi ikametgâhı mahkemesinde kendisini daha iyi savunabileceği gerekçesiyle dürüstlük kuralına aykırılık vurgusu ile davanın usulden reddine ilişkin verilen Yerel Mahkeme kararını kaldırdığını; görülmekte olan dava ile konşimentoda geçersiz bir biçimde atıfta bulunulan  İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi'nin milletlerarası yetki şartı arasında; uyuşmazlık ile ülke arasında gerekli irtibatın bulunmadığının da ayrıca sabit olduğunu; dolayısıyla işbu dava bakımından Yerel Mahkemece kabul gören milletlerarası yetki şartının uygulama alanı bulabilmesinin mümkün olmadığını,   Yargıtay kararlarının yanında doktrinde de bu görüşün benimsendiğini; davalının ikametgâhı mahkemesinin zaten kanunen yetkili mahkeme olduğu için, yetki anlaşması yapmak suretiyle korunmak istenen tarafın davacı olduğunu; bu nedenle davacının davayı davalının ikametgâhı mahkemesinde açması hâlinde davalının mahkemenin yetkisine itiraz etmesinin, hakkın kötüye kullanılmasıni teşkil edeceğini; usul hukuku ana bilim dalında uzman akademisyen Prof.Dr. ...'nun“Davalının Türk Mahkemesindeki yetki itirazı hakkın kötüye kullanılması (MK m.2) niteliğinde ise, Türk mahkemesinin yetki itirazını reddederek, davayı esastan incelemesi gerekir kanısındayım. Meselâ, satıcı Alman, davayı alıcı Türk’ün ikametgâhı olan İstanbul’da açmış ve davalı Türk (davanın yetki sözleşmesine göre Münih Mahkemesinde açılması gerektiğini bildirerek) yetki ilk itirazında bulunmuş ise, bu yetki itirazı hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir. Çünkü, davalı kendisini ikametgâhında (İstanbul’da) çok daha iyi savunabilir; davanın Münih Mahkemesinde görülmesini istemesinde, davalının korunmaya değer hiçbir hukukî yararı yoktur.” ifadeleri ile konuya netlik kazandırdığını, hiçbir koşulda kabul manasına gelmemek kaydı ile, davalı tarafın icra takibine itiraz aşamasında yetki/görev itirazında bulunmamış olup, dava aşamasında ileri sürdüğü bu itirazın açıkça dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, İleri sürerek, tüm bu açıklanan sebepler ve Yargıtay kararları ile doktrin görüşleri kapsamında; tehir-i icra taleplerinin kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacı sigorta şirketine Nakliyat Emtia Abonman Alt  Poliçesi ile sigortalı emtianın davalının sorumluluğunda taşınması sırasında oluştuğu iddia edilen hasar nedeniyle davacının sigortalısına ödediği hasar bedelinin davalıdan TTK nun 1472. maddesi gereğince rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın İİK nun 67. maddesi gereğince iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davalı yanın milletlerarası yetki itirazının kabulü ile mahkemenin yetkisizliği nedeniyle dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı tarafça istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı tarafından yetki şartının genel işlem koşulu mahiyetinde olduğu, yetki kaydının sigortacıyı bağlamadığı,  davalının yetki itirazını ileri sürmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu ileri sürülmüştür.  6102 sayılı TTK'nın 1228 maddesine göre; konişmento, bir taşıma sözleşmesinin yapıldığını ispatlayan, eşyanın taşıyan tarafından teslim alındığını veya gemiye yüklendiğini gösteren ve taşıyanın eşyayı, ancak onun ibrazı karşılığında teslimle yükümlü olduğu senettir. TTK'nın 1237. maddesine göre; taşıyan ile konişmento hamili arasındaki hukuki ilişkilerde konişmento esas alınır, taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkiler ise navlun sözleşmesinin hükümlerine bağlı kalır. Anılan bu düzenlemede taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişkinin navlun sözleşmesi hükümlerine bağlı kalacağı öngörülmüş olmakla birlikte, navlun sözleşmesi hakkında ayrı bir belgenin düzenlenmediği hallerde, taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişkide de konişmento esas alınır; zira konişmento bir navlun sözleşmesi yapıldığını ve şartlarını tespit eder. 5718 Sayılı MÖHUK madde 24/1'e göre, sözleşmeden doğan borç ilişkileri tarafların açık olarak seçtikleri hukuka tabidir. Aynı Kanunun 29/1 maddesine göre de, eşyanın taşınmasına ilişkin sözleşmeler, tarafların seçtikleri hukuka tabidir. Aynı Kanun  \"Yetki anlaşması ve sınırları\" başlıklı 47. maddesi hükmü ile; Türk mahkemelerinin yer itibariyle yetki kurallarının münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde, tarafların, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan  bir uyuşmazlığın yabancı  bir devletin  mahkemesinde görülmesini kararlaştırmalarının Türk Hukuku bakımından geçerli olacağı düzenlenmiştir. Yabancı devlet mahkemesine yetki tanıyan anlaşmanın Türk hukuku bakımından hukuki değer taşıması için öncelikle, yazılı ve taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan bir uyuşmazlığa ilişkin olmalıdır. İkinci olarak söz konusu uyuşmazlık yönünden münhasır bir mahkeme tayin edilmiş olmalıdır. Üçüncü olarak ise yetki anlaşması \"uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda\" olmalıdır. Diğer yandan yetki anlaşmasıyla yetkilendirilen yabancı devlet mahkemesinin HMK 17 ve 18. maddelerindeki düzenlemeye paralel olarak \"belirli\" olması şartı MÖHUK'un 47. maddesi yönünden de aranmalıdır. Seçilen mahkemenin belirli olduğunun kabulü için yetkili kılınan mahkeme ismen zikredilmiş olmalıdır. Dava dışı sigortalı ... A.Ş. Tarfından yurt dışına ihracatı yapılan gıda emtiasının, Mersin Limanı'ndan Langenbach/Almanta'ya ... isimli gemi ile taşınması işinin ... numaralı konişmento tahtında davalı tarafından gerçekleştirildiği, bu emtianın aynı zamanda davacı sigorta şirketi nezdinde  ... numaralı, 31/03/2021 başlangıç, 31/03/2022 bitiş tarihli nakliyat blok abonman sigorta poliçesi ile sigortalandığı, taşıma sözleşmesinin davacının sigortalısı ile davalı arasında bağıtlandığı, deniz navlunu faturasının davalı tarafından dava dışı sigortalıya kesildiği,  konişmentonun arka sayfasında taşıma şartları bölümünde yer alan \"Knaun ve Yargı Yetkisi\" başlıklı 26 ıncı madde ile, Amerika Birleşik Devletleri'ne veya Amerika Birleşik Devletleri'nden yapılacak taşımalar haricindeki tüm taşımalarda  konişmentonun İngiliz kanunlarına tabi olduğunun,  konişmentodan doğacak tüm uyuşmazlıklarda münhasıran İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi'nin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı,   anlaşılmaktadır.Somut uyuşmazlıkta; davacının sigortalısı ile davalı arasında yabancılık unsuru taşıyan taşıma sözleşmesi mevcut olup, bu ilişkiden doğan uyuşmazlıkların yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda tarafların anlaşması mümkündür. Davada münhasır yetki veya kamu düzeni sözkonusu değildir. Yetkili kılınan mahkeme belirlidir. HMK'nın 17. maddesi gereğince yetki sözleşmesinde belirlenen yetki şartı genel yetkili mahkemelerin yetkisini kaldırdığından, Türk Mahkemesinde dava açılamayacaktır. Yetki sözleşmesinin tarafları tacir olduğundan, tacirler arasında TTK hükümlerinin uygulanması gerektiği, konişmentodaki yetki şartında TBK'nın 21/2. maddesi anlamında taşıma ilişkisinin niteliğine aykırı bir kayıt bulunmadığı, uluslararası yetki şartının aynı Kanun'un 25. maddesi anlamında dürüstlük kuralına aykırı genel işlem şartı niteliğinin olmadığı, buna göre yetki sözleşmesinin geçerlilik koşullarını taşıdığı, sigortalı açısından geçerli ve bağlayıcı olan yetki kaydının, onun halefi olan davacı sigortacıyı da bağlayacağı,  davacının aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak, ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine de aykırılık içermediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.   <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 269,80-TL harcın mahsubu ile bakiye 157,8‬0-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 29/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2bf943b45d862e1b","SID":"244891942f2ba872"}}