{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2021/1220 <br>KARAR NO\t\t: 2024/256<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 17/07/2020 (Dava) -  07/07/2021 (Karar)<br>NUMARASI\t\t: 2020/325 Esas - 2021/548 Karar <br>DAVA\t\t: İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 08/02/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 08/02/2024<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin   07/07/2021 tarihli,  2020/325 Esas ve 2021/548 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile davalı kredi borçlusu şirket arasında davaya konu kredi sözleşmesinin imzalandığını, diğer davalıların sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıklarını, davalı şirkete kullandırılan kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek davalılara hesap özeti ve ödeme yapılması ihtarlı ihtarnamenin gönderilmesine rağmen borcun ödenmediğini, bunun üzerine icra takibinin yapıldığını, davalıların itirazı üzerine takibin durduğunu, taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmelerinin delil anlaşması niteliğinde olup; müvekkili bankanın defter ve kayıtlarının kesin delil olacağının davalılar tarafından kabul edildiğini, bankanın defter ve kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile alacağın mevcudiyetinin sabit olacağını, talep edilen temerrüt faizinin imzalanan genel kredi sözleşmesine uygun olduğunu, davalının amacının alacağının tahsilini geciktirmek olduğunu bildirmiş, itirazın iptali ile takibin devamına, davalıların icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmalarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP :<br>Davalılar cevap dilekçesi sunmamışlardır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :<br>Mahkemece, ''...taraflar arasında davaya konu 12/07/2017 tarihli genel kredi sözleşmesinin düzenlendiği, asıl borçlunun davalı şirket olup, davalı gerçek kişilerin sözleşmede müteselsil borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla yer aldıkları, kefalet yönünden Türk Borçlar Kanunu'nun 583.maddesinde kefaletin geçerliliği yönünden aranan şekli şartların mevcut olduğu, bilirkişi raporunda belirlendiği ve açıklandığı üzere kullandırılan kredi borcunun geri ödenmesine ilişkin kararlaştırılan ödeme planına göre 24/09/2018 vadeli on dördüncü taksitin davalılar tarafından ödendiği, bir sonraki on beşinci taksit ödeme tarihinin ise 24/10/2018 olduğu, buna göre hesap kat tarihi itibariyle davalıların geçmiş dönem kredi borçlarının bulunmamasına rağmen davacı banka tarafından hesabın 22/10/2018 tarihinde kat edilerek 23/10/2018 tarihli ihtarnamenin davalılara keşide edildiği, davalıların hesap kat tarihinde muaccel hale gelmiş ve ödenmemiş bir borçlarının bulunmamasına rağmen davacı banka tarafından hesap kat edilmiş ise de, kat ihtarnamesinde hesabın hangi nedenle kat edildiğine dair hiçbir açıklamaya yer verilmediği gibi dava dilekçesinde dahi hesabın kat edilmesine ilişkin bir neden gösterilmemesi karşısında hesabın kat edilmesini haklı ve geçerli gösterecek bir yasal neden bulunmadan hesabın kat edildiği, buna göre icra takip tarihi itibariyle muacceliyet koşulunun oluşmaması nedeniyle hesabın kat edilmesinin ve icra takibi yapılması konusunda haklı bir yasal nedenin oluşmadığı...'' gerekçesiyle; ''...Davanın REDDİNE...'' karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ  :<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; borçluların ödeme kabiliyetinin zayıfladığı, borçlu şirkete ait çok sayıda çekin karşılıksız kaldığı, ödeme gücünün tamamı ile ortadan kalktığının tespit edildiğini ve GKS’deki hükümlere istinaden hesap kat edilerek ihtar gönderildiğini, hesap kat ihtarı genel kredi sözleşmesi hükümlerine tamamı ile uygun olarak gönderilmiş olup, temerrüdün gerçeklemediği yönündeki tespitlerin hatalı olduğunu, 2018 Ekim ayından beri borçluluğu yüksek seyreden davalı şirket çeklerinin karşılıksız çıktığını, ödeme kabiliyetinin ortadan kalktığını, KKB Sorgulama Özet Raporunda risk izleme kapsamında yapılan sorgulamada 15.10.2018 tarihli çekin karşılıksız kaldığı ve bu tarihten sonraki tespitlerde de davalının 2018/2019 yılında, müvekkili banka dışındaki 9 bankaya ait 50 adet çekin durum açıklamasında “Arkası yazılmış ve halen ödenmemiş” kaydının bulunduğunu, karşılıksız yazılan çekler ile ilgili hiçbir bir ödeme yapılmadığına yer verildiğini, keza hesap kat ihtarından bugüne kadar da hiçbir ödeme olmadığını, bu tespitler sebebiyle Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında davalılara borcun ödenmesi için Kahramanmaraş 2. Noterliği’nin 23.10.2018 tarih ve 33270 yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, mali durumunu olumsuz etkileyecek eylem ve işlemlerde bulunması, mali durumunda piyasa koşullarına göre olumsuz gelişmeler olması hallerinde veya bu sayılan durumlar tahdidi nitelikte olmadığından, hukuki mevzuatın elverdiği diğer hallerde de Bankaca ayrıca bir ihbar ve ihtarda bulunulmasına gerek olmaksızın, Banka alacağının muaccel hale geleceğini, çeklerin karşılıksız çıkması ve mali durumunda piyasa koşullarına göre olumsuz gelişmeler olması sebebiyle huzurdaki dava konusu kredi alacağının muaccel hale gelmesi için bankaca ihtar çekilmesine de gerek bulunmadığı gibi, bankaca borcun derhal ifasını talep etme hakkı ve bu kapsamda ihtarname gönderilmesine de herhangi bir engel bulunmadığını, müvekkili banka ile akdedilen sözleşmeler gereği bankanın dilediği zaman sözleşmeyi fesih etme yetkisinin gözardı edildiğini,  gerek bankanın dilediği zaman sözleşmeyi fesih yetkisi ve bu kapsamda borcun muaccel hale geleceği hususu gerekse Genel Kredi Sözleşmesinde yer alan borcun muacceliyeti başlığında yazılı “ödenmemiş taksitlerden itibaren hiçbir ihtar ve ihbara gerek kalmazsın tüm borcun muaccel hale geleceği” hususunun dikkate alınmadığını, geri ödeme planına bağlanan kredi alacağı için 15. taksit ve devamı taksitler ile hiçbir ödeme yapılmadığı, müvekkili banka alacağının geri ödeme planı kapsamında taksitlerin ödenmemesi sebebi ile muaccel hale geleceği ve ödenmeyen taksit ve kalan anapara borcunun toplamının asıl alacağı oluşturduğu, ödenmeyen taksitin ödenmeme gününden itibaren faiz işletilebileceğini, bilirkişi raporu ile Genel Kredi Sözleşmesindeki maddelerinin dikkate alınmaması ve Mahkemece de bu hususun göz ardı edilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili bankanın ihtarnamede gösterilen taksitli ticari kredi kapsamında 1.347.898,89-TL anapara alacağı bulunduğunu, anapara ve ferileri ile birlikte tüm alacağın yok sayılarak muacceliyetin gerçekleşmediği gerekçesi ile davanın reddi yönünde karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek icranın geri bırakılmasına, istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının davanın reddi ile , redde bağlı 4, 5, 6 numaralı bölümde yer alan kısımlar bakımından kaldırılmasına, davanın kabulüne, masraf ve vekâlet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN  DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava, davalı şirketin borçlu, diğer davalı gerçek kişilerin müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının bulunduğu, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağı için davacı bankanın, davalılar hakkında alacağın tahsili amacıyla yaptığı icra takibine davalıların itirazlarının iptali istemine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>Somut olayda, bankacılık işlemlerinde uzman bilirkişiden alınan raporda \"22/10/2018  tarihi itibarı ile taksitli ticari krediye ilişkin 24/09/2018 vade tarihli 14. taksitin vadesinde ödenmiş olduğu, 24/10/2018 vadeli 15. taksitin ise henüz ödeme vadesinin gelmemiş olduğu\" belirtilmiş  olduğundan mahkemece bu husus gerekçeye esas alınmış ise de;  davacı ile asıl borçlu davalı şirket arasında düzenlenen 12/07/2017 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin 38. sayfasında yer alan; 2.3 numaralı maddesinde; \"Müşterinin bu sözleşme uyarınca Banka’ya ödemek zorunda olduğu herhangi bir tutarı vade tarihinde ödememesi, kabul ve taahhüt ettiği yükümlülüklerden herhangi birini zamanında yerine getirmemesi, protestolu senedinin veya karşılıksız çekinin çıkması, tarafına herhangi bir kimse tarafından iflas, haciz, ihtiyati tedbir vs. yollardan yasal kovuşturmaya başlanması tarafından iflas yahut konkordato talebinde bulunulması, herhangi bir beyan ve teyidinin ya da verdiği bir belge ya da bilginin herhangi bir şekilde doğru olmadığının Banka’ca anlaşılması, mali durumunu olumsuz etkileyecek eylem ve işlemlerde bulunması, mali durumunda piyasa koşullarına göre olumsuz gelişmeler olması hallerinde veya bu sayılan durumlar tahdidi nitelikte olmadığından, hukuki mevzuatın elverdiği diğer hallerde de Bankaca ayrıca bir ihbar ve ihtarda bulunulmasına gerek olmaksızın, Banka alacağı muaccel hale gelecektir.\" şeklinde; 2.4 numaralı maddesinde;\" Banka haklı sebeplerin ortaya çıkması halinde kredi ilişkisinin tamamını ve/veya bir kısmını keserek Müşteriye noter kanalıyla ihbarda bulunmak veya iadeli taahhütlü mektup veya telgrafla bildirmek suretiyle alacağını muaccel kılmaya, borcun tüm fer’ileriyle birlikte hemen ifa ve derhal icrasını talep etmek hakkını haizdir Müşteri Banka’nın yapacağı ihtar ile mütemerrit olur.\" şeklindeki hükümler değerlendirilmeksizin sırf sonraki taksit vadesinin gelmemiş olması yönünden değerlendirme ile kat tarihi itibarı ile  davalıların muaccel hale gelmiş ödenmemiş borçlarının bulunmadığı, icra takip tarihi itibarı ile muacceliyet koşulunun oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı hüküm kurulması hatalı olmuştur<br><br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.  <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜ ile, İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin   07/07/2021 tarihli,  2020/325 Esas ve 2021/548 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>3-Kararın kaldırılması sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair istinaf taleplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>4-İSTİNAF AŞAMASINDA; davacı tarafından yatırılan istinaf  karar harcının istek halinde kendisine iadesine (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine), <br>5-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda ele alınmasına, <br>6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>7-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359-(3) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince  kesin olarak oy birliği ile karar verildi.08/02/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dc42f0422bf8d659","SID":"ed6399a076c70c71"}}