{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2023/1531 <br>KARAR NO: 2024/715<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/12/2022<br>NUMARASI: 2022/267 E - 2022/849 K<br>DAVANIN KONUSU: Sözleşmenin İptali<br>KARAR TARİHİ: 05/03/2024<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; müvekkili şirket ile dava dışı  ... Tic. A.Ş. Arasında ... tesisat için elektrik parakende satış sözleşmesi imzalanmış olduğunu, ancak sözleşme gereği fatura borçlarının ödenmemiş olduğu gerekçesiyle hakkında icra takibi başlatıldığını, elektrik kesintisi yapılacak iken davalı şirketin bahsi geçen Şirketten bağımsız şirket olduğu ifade edilerek borçtan muaf sözleşme yapılması talebiyle müvekkili şirketle ... numaralı tesisat için elektrik parakende satış sözleşmesi imzalanmış olduğunu  fakat davacı tarafından sözleşme sonrasında yapılan araştırma uyarınca gerek müvekkili gerekse davalı şirketin tek pay sahibinin ....  olduğu tespit edildiğinden, müvekkilin dava dışı 3. Şirketle beraber hareket etmek suretiyle , borçtan kurtulmak amacıyla gerçek iradesini saklayarak muvazaalı işlem gerçekleştirdiği iddia olunarak sözleşmenin iptaline  karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, müvekkilin ticari işletmesinde elektrik aboneliği uyarınca kullandırdığı elektriğin aralarında yapılan muvazaalı sözleşmeye dayandığı ve dolayısıyla iptali gerektiği talebi tüketici mahkemesinin görev alanında olduğu sabit olduğundan davanın usulden reddi gerektiğini, Mahkeme huzurunda açılmış olan işbu davada sözleşmenin iptali için taraflar arasındaki sözleşmenin imzalanmasında muvazaanın var olduğu iddia edilmiş ise de müvekkili şirketin işleminde muvazaa olgusunun olmadığını, muvazaalı işlemde, gerçekler gizlenerek, belli bir durumdan kaçmak maksadı bulunduğunu, davacının da iddia ettiği müvekkili ile dava dışı ... Tic. A.Ş. Arasında anlaşma yapılmış olduğu ve dava dışı 3. Şirketin borcundan kurtulmak amacıyla  müvekkili şirketin kendisiyle sözleşme imzalamış  olduğunu ancak bahsi geçen şirketler arasında muvazaa olgusuyla birlikte hareket etme kastı bulunmadığını, Müvekkili şirket ve dava dışı borçlu şirket farklı şirketler olduğunu, bu durum ticari defterler ve her iki şirketin sicil kayıtlarının incelenmesiyle anlaşılacağını,  Müvekkili şirket ana şirket sözleşmesi 1975 yılında tescil edilen 47 yıllık bir firma olup borç ile de herhangi bir bilgisi ve ilgisi bulunmadığını, müvekkili şirket yetkilisi ... ' olduğunu, ... , 01.10.2019 tarihli devir temlik sözleşmesi uyarınca şirketteki payını ...' a devrettiğini, yine  ..., Kartal .... Noterliği ... yevmiye numaralı tasdikle sabit olduğu üzere 22.04.2020 tarihinde şirketi hissesini ... ile ... ' a devrettiğini, Şirketin yönetimi hakkında davacının iddiaları gerçeği yansıtmayıp yetkili ve görevli kimse ... olduğunu, Müvekkili şirket sözleşme gereği üzerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirmiş olup davacının işbu davayı açması kötü niyetli olduğunu, Davacı taraf müvekkili şirket ile dava dışı şirket arasında organik bağın varlığından söz etmişse de organik bağı ispatlayacak herhangi bir delil sunmadığını beyanla haksız ve kötü niyetli davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonunda; Davanın kabulü ile, davacı ile davalı arasında imzalanan ... numaralı tesisata ilişkin 27.08.2021 tarihli perakende elektrik satış sözleşmesinin muvazaaa nedeniyle iptaline   karar verilmiştir.Mahkemece verilen kararı, katılma yolu ile davacı vekili ve davalı vekili istinaf etmiştir.1- Davacı vekilince katılma yolu ile  verilen  istinaf dilekçesinde özetle; davanın türü muvazaa nedeniyle sözleşmenin iptali olup ,davanın niteliği sebebiyle  dava değerinin  söz konusu olmadığı, nitekim dava dilekçesinde de  herhangi bir dava değeri belirtilmediği, ancak UYAP sistemi üzerinden dava açılırken dava değeri belirtmek zorunlu olduğundan taraflarınca  bu değerin  1,00-TL olarak belirtildiğini, ilk derece mahkemesi tarafından, müvekkili şirket lehine  maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hatalı olarak nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğu, huzurdaki dava konusunun da para alacağından kaynaklanmadığı ve para ile değerlendirilemeyen işlerden olduğu izahtan vareste olduğundan ilk derece mahkemesi tarafından müvekkili şirket lehine 9.200,00-TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken 1,00-TL vekalet ücretine hükmedilmesinin  hukuka aykırı olduğu ,bu sebeple  kararın 4. maddesinin kaldırılmasını; karar tarihinde yürürlükte olan maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesi şeklinde düzeltilmesini talep etmiştir.2- Davalı  vekilince verilen  istinaf dilekçesinde özetle; Muvazaadan bahsedebilmek için üçüncü kişileri aldatma maksadı ile gerçeklerin yapılan anlaşma ile çelişiyor olması koşullarının bulunması gerektiği, nitekim müvekkili şirketle dava dışı adı geçen şirket arasında muvazaa olgusuyla birlikte hareket etme kastı bulunmadığı, müvekkili şirket ve dava dışı borçlu şirketin  farklı şirketler olduğu, dosyaya celp edilen belgeler çerçevesinde şirketlerin yönetim kurulu başkanı ile üyelerinin , muhasebecilerinin aynı olmasının  muvazaa olgusunu ispata yarar olduğu kabul edilmişse de yerel mahkemeye sunulan  cevap dilekçesi ve  delillerle  şirketlerin birbirinden ayrı ve bağımsız şirketler olduğunun  ispatlandığı, müvekkil şirket ana şirket sözleşmesi 1975 yılında tescil edilen 47 yıllık bir firma olup borç ile de herhangi bir bilgisi ve ilgisi bulunmadığı, müvekkili şirket yetkilisinin  ...' olduğu, ...   01.10.2019 tarihli devir temlik sözleşmesi uyarınca şirketteki payını ...' a devrettiği, yine  ...  Kartal .... Noterliği ... yevmiye numaralı tasdikle sabit olduğu üzere 22.04.2020 tarihinde şirketi hissesini ... ile ...' a devrettiği, şirketin yönetimi hakkında davacının iddiaları gerçeği yansıtmayıp yetkili ve görevli kimsenin  ... olduğu, müvekkiil şirketin sözleşme gereği üzerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirdiğini, önceki abonenin borcuyla bağlı olmadığı gerekçesiyle kendisine hukuki sorumluluk yüklenemeyeceği ,dava dışı şirketin ana sözleşme tarihi ise 25.11.2005 olup aynı bağlamda şirket adreslerinin  de farklı olduğu, dolayısıyla davacı tarafın muvazaa iddiasının ispatlandığının kabulünün  mümkün olmadığı, keza davacı tarafından sunulan 27.08.2021 tarihli 14.34.02 sayılı perakende satış sözleşmesinin tarafının  müvekkili  olmasına rağmen dosya içerisindeki faturaların bir kısmının müvekkili şirket, bir kısmının dava dışı ... Tic. A.Ş. olduğu, fatura üzerinde şirketlerin adres ve vergi numaralarının farklı olduğunun da görüldüğü, davacının idiasını doğrular herhangi bir delil sunmadığı gibi toplanan delillerle tarafların arasında muvazaa olduğunun iddiasını kabule yarar delil bulunmadığı, borçtan muaf sözleşmesi yapıldıktan sonraki abonenin önceki abonenin borcundan sorumlu tutulamayacağının  sabitt olduğu, netice itibariyle, müvekkili ile dava dışı 3. Şirket arasında bağ bulunmayıp ,dava dosyasında müvekkilinin  dava dışı  arasında muvazaa olduğu  ispatlanmadığından, kararın usul ve hukuka aykırı olduğu  ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir.HMK.nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan  inceleme sonucunda; dava, elektrik aboneliği sözleşmesinin muvazaa nedeniyle iptali istemine ilişkindir.  Yargıtay 3. H.D  ve Hukuk Genel Kurulu' nca benimsenen ilke gereği, kural olarak sonraki abonelik, önceki abonenin borcunun ödenmesine bağlı kılınamaz. Ancak, davalı,  dava konusu abonelik üzerinden yararlandırılan elektrik hizmet bedelinin ödenmemiş olması nedeniyle alacağının bulunduğunu  ve bu alacağın ödenmesini önlemek amacıyla danışıklı bir işlem ( kira akti) yapıldığını,  kendisinin zararlandırılmak istendiğini savunabilecektir. Muvazaa, mülga 818 sayılı BK’nun 18. maddesinde ve olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı yasanın 19. maddesinde düzenlenmiş olup, yasa metninde “ Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradelerinin esas alınacağı” belirtilmiştir. Buna göre;  muvazaa nedeniyle hakları ihlal olunan ve zarar gören 3. kişiler, tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilecektirler. Somut olayda ;davacı vekilince,  müvekkili şirket ile dava dışı  ... Tic. A.Ş. arasında .... tesisat için elektrik parakende satış sözleşmesi imzalanmış olduğunu, müvekkili  şirketin abonesi dava dışı ... AŞ tarafından ... ve ... numaralı abonelik sözleşmelerine ait fatura borçları ödenmemiş olup, söz konusu borçlara ilişkin müvekkili  şirket tarafından icra takibi başlatıldığı, ilgili adreste elektrik kesintisi yapılmak üzereyken aynı adres için davalı ... Ltd Şti adına ,borçlu şirketle bağımsız şirketler oldukları iddiasıyla, borçtan muaf sözleşme yapılması talebinde bulunulduğu, söz konusu talep üzerine tüketicinin beyanıyla bağlılık ilkesi gereği müvekkili şirketle davalı şirket arasında ... numaralı tesisat için elektrik perakende satış sözleşmesi imzalandığı,  ancak adı geçen şirketler arasında organik bağ bulunduğu ve muvazaalı olarak sözleşme yapıldığı iddiası ile dava açılmıştır.Ticaret Sicil kayıtlarına göre ;dava dışı şirketin 02/03/2022 tarihli sicil gazetesine göre adresinin ... mah. ... cad.No:.. Beykoz İstanbul olduğu, davalı şirketin adresinin ... Cad.Tem yolu üzeri,Orhanlı Beldesi Tuzla olduğu, Meslek grubunun ;Kara Taşıtları ,Yedek parçaları ve Ekipmanları olduğu, davalı şirketin 19/12/1975 tarihinde ana sözleşmesinin tescil edildiği,tescilli adresinin ... Mah. ... Caddesi ... Sitesi no:... Tuzla olduğu (ünvan değişikliği bulunduğu)  görülmüştür. Davacı ile davalı şirket arasındaki Abonelik Sözleşmesinin  27/08/2021 tarihli olduğu,sözleşme altında mevcut şirket kaşesinde adresinin ... Mah. ... Caddesi ... Sitesi no:... Tuzla olduğu görülmüştür. (Abonelik sözleşme no.su: 14-34-02 olarak yazılıdır, tesisat numarası mevcut sözleşmede yazılı değildir) Mahkemece, SGK Beykoz SGM'ne  müzekkere yazılarak; Dava dışı ... A.Ş (Ticaret Sicil No:...)'nin çalışan bilgileri celp edilmiş ise de ,diğer şirket için aynı işlem yapılmamış,çalışanlar karşılaştırılmamıştır.Davacı vekilince Uyap'tan gönderilen 06/12/2022 tarihli beyan dilekçesi ekinde ,dava dışı şirkete ait elektrik faturaları ve davalı şirket ile müvekkili arasındaki abonelik sözleşmesi ve eklerinin ibraz edildiği bildirilmiş ise de ,mahkeme kalemince üzerine 130 sayfa ek olduğu yazılmış,sözkonusu belgeler dava dosyasına eklenmemiş ve mahkemece de kararda değerlendirilmemiştir.Bu sebeple, dosyadaki delillerin tam olarak dosya içine kazandırılmadığı, mahkemece incelenip değerlendirilmediği, tesisat numaraları  ve dava dışı şirket ve  davalı şirketle yapılan  abonelik sözleşmelerinin ,faturaları ve faturalarda yazılı adreslerin karşılaştırılmadığı ,SGK'dan davalı şirket çalışanlarının listesinin istenmediği,böylece organik bağ olup olmadığı yönünden yeterli inceleme ve değerlendirilmediği gibi, uyuşmazlığın çözümü için  elektrik mühendisi ve sözleşmeler hukuku alanında uzman  bilirkişi heyeti  raporu alınmasının sözkonusu belgelerin karşılaştırılması ve tesbiti yönünden davaya katkı sağlayacağı ,tarafların bilirkişi deliline de dayandıkları dikkate alınmadan eksik inceleme ile karar verildiği anlaşılmakla, davalı istinafının kabulü ile kararın bu sebeplerle kaldırılmasına,davacının katılma yolu ile istinafı hakkında bu aşamada değerlendirme yapılmasına yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.<br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davalının istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın, HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla, yukarıda açıklanan şekilde  yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,davacının katılma yolu ile istinafı hakkında bu aşamada değerlendirme yapılmasına yer olmadığına,Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene isteği halinde iadesine,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.05/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"79d2a76c8ea9bfbf","SID":"64a9375903871216"}}