{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2024/144 Esas 2024/198  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/144 <br>KARAR NO\t: 2024/198<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ...\t\t  ...<br>KATİP\t\t: ...\t...<br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 05/01/2024 (Ara Karar)<br>NUMARASI\t\t: 2023/839 Esas<br><br>İHTİYATİ TEDBİR TALEP <br>EDEN DAVACI  \t:<br>VEKİLİ\t<br>KARŞI TARAF <br>DAVALILAR \t:<br>TALEP\t: İhtiyati Tedbir<br>TALEP TARİHİ\t: 06/12/2023<br>KARAR TARİHİ\t: 07/02/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 23/02/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki haklı nedenle limited şirketi müdürünün azli davasının yargılaması sırasında ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik olarak verilen ara karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tTALEP<br>\tİhtiyati tedbir talep eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirket ortağı ve müdürü olan ... ile evli olup aralarında boşanma davasının devam ettiğini, boşanma davası açıldıktan sonra davalı şirket müdürünün davalı şirketin kıymetli mallarını satmaya ve şirketin içini boşaltmaya başladığını, müvekkiline kar payı ve huzur hakkı ödenmediğini, genel kurul toplantısı yapılmış ise müvekkiline çağrı yapılmadığını, şirketi tek başına şahsi şirketi gibi yönettiğini, müvekkilini ve şirket ortağı olan çocuğunu zarara uğrattığını, çocuğun menfaatinin korunması için kayyım seçilen dedeye yazılı bilgi ve belge verilmediğini, kendisine hiçbir açıklama yapılmadığını, kayyımın aile mahkemesine başvurması üzerine çocuğun şirket hissesine tedbir konulduğunu, müvekkilinin haklarını kullanmasının engellendiğini, davalı müdürün muvazaalı işlemler yaptığını, müdürlük yetkilerini kötüye kullandığını, ortaklar arasındaki güven ilişkisinin tamamen sona erdiğini, davalı yöneticinin özen ve bağlılık yükümlülüğü ile diğer kanunlardan, şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ihlal ettiğini belirterek davalı şirket müdürünün azline karar verilmesini talep ve dava etmiş, dava dilekçesinde ayrıca şirketin banka hesaplarına, menkul ve gayri menkul mallarına ihtiyati tedbir konulmasına, esas hakkında karar verilinceye kadar şirketin temsil ve yönetimi için şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, ihtiyati tedbir talep eden tarafın dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu, davacının talep dilekçesindeki iddialarını yaklaşık olarak ispatlayamadığı, davacının haklılığının yaklaşık olarak ispatının yargılamayı ve delil toplanmasını gerektirdiği gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tİhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mevcut delillerin incelenip incelenmediği hakkında hiçbir ifadeye yer bile verilmeyerek hakkaniyetten uzak bir değerlendirme yapıldığını, tedbir taleplerinin şirket müdürü ... aleyhinde açılan boşanma ve mal rejiminin tasfiyesi davalarında hükmedilecek tazminat ve nafakaların tahsilini önlemek için mal varlığının bile isteye azaltıldığının tüm gerekçeleriyle anlatıldığını, şirket ortağı olan müvekkilinin bilgi alma ve inceleme hakkını kullanmasına dahi engel olunduğunun tutanak ve buna dair önceden keşide edilen ihtarnameyle ortaya konulduğunu, yaklaşık olarak değil neredeyse tüm davanın ispat edildiğini, mahkemenin vaki delillere bakmadığını, dayanılan dosyaları celp bile etmediğini, şirketin %20 ortağı müvekkilinin ihtar gönderip şirkete muhasebeci ile gittiğinde kendisine şirket evrakının verilmediğini, durumun zaptının tutulduğunu, mahkemeye sunulduğunu, bilgi alma ve inceleme hakkının kullandırılmayarak müvekkiline zarar verildiğinin somut delillerle yaklaşıktan daha öte olarak ispat edildiğini, müvekkilinin zina nedenli boşanma davası açtığını, 10 gün içerisinde müdür olan kocasının şirketin mallarını mülklerini yakın arkadaşlarına sattığını, bu durumun trafik ve tapu kaydı ile sabit olduğunu, davalı şirket müdürü ...'nun şirketin sahibi olduğu ve 100 milyon TL'yi aşkın değere sahip taşınmazın satışı için kardeşine yetki verdiğine ilişkin bildirim geldiğini, davalı şirket adına kayıtlı taşınmazın göz göre göre 5 milyon TL'ye satıldığını, davalı şirket müdürünün şirketin birçok malını 1 haftada sattığını, aynı şekilde ödemesini müvekkilinin yaptığı, şirket adına kaydedilen aracın boşanma davasının açıldığı hafta içerisinde şirket müdürünün abisinin damadı üzerine geçirildiğini, taşınır ve taşınmaz fark etmeksizin muvazaalı devirlerle şirketin zarara uğratıldığını, aile içinde konuşulanlar arasında davalı şirket müdürü ...'nun yurt dışında şirket açtığı, ülkemizdeki malvarlığını elden çıkarıp aktiflerini yurt dışına taşıdığı, davalı firmanın şirket müdürü olarak ...'ya yüksek tutarda borçlandırıldığı, hatta bu tutarların şirketin gelirinin yarısı bedelinde olduğu, ülkemizde pasif olan ve tek ortağı kendisi olan başka bir şirket üzerinden ticaretini sürdürmeye başladığı öğrenildiğinden davalı şirketin pasifize edilip tüm aktiflerinin elden çıkarılması riski bulunduğunu, yasa gereğince ortakların şirketin çıkarlarını zedeleyebilecek davranışlarda bulunamayacaklarını, özellikle kendilerine özel bir menfaat sağlayan ve şirketin amacına zarar veren işlemleri yapamayacaklarını, davalının müdürlük sıfatının ve yetkilerinin kullanılmasının şirket ve müvekkili açısından çekilmez hale geldiğini, somut koşulların müdürün değiştirilmesi ve bu zarar veren durumun durdurulması gerektiğinin ortada olduğunu, davalı müdürün bu eylemleri neticesinde görevi kötüye kullanma suçlamasıyla hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, davalının işbu davranışları nedeniyle ortaklar arasındaki güven ilişkisinin sona erdiğini, sürekli güvensizlik ortamı oluştuğunu, davalı şirketin ortaklar kurulu veya genel kurul toplantısının dahi hiç yapılmadığının kesin olarak ispat edildiğini, mahkemenin talebin yargılamayı gerektirdiğine yönelik gerekçesinin ihtiyati tedbirin ruhuna ve özüne aykırı olduğunu, daha davanın ilk celsesi olmadan şirkette tek bir mülk ve araç kalmayacağını, kanun koyucunun HMK'nun 391. maddesi ile yargılama makamına tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verilebileceğini belirterek çok geniş takdir hakkı tanıdığını, verilen kararın özünde kanuna ve mevzuata aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılmasına, ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tTalep; HMK'nun 389 vd. maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.<br>\tHMK'nun 389/1. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.<br>\tİhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır. <br>\tDavalı şirket 13/09/2017 tarihli yönetim kurulu kararı, 08/11/2023 tarihli tutanak, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/239343 sr. sayılı dosyasının Uyap'tan gelen sureti dosya içerisinde yer almaktadır.<br>\tİhtiyati tedbir talep eden davacı vekili karşı taraf davalı şirketin menkul ve gayri menkul mallarıyla banka hesaplarına ihtiyati tedbir konulması, karşı taraf davalı şirket müdürünün dava sonuna kadar temsil yetkilerinin kaldırılarak davalı şirkete yönetim ve temsil kayyımı atanması yönünde ihtiyati tedbir talep etmiştir. Mahkemece yukarıda özetlenen gerekçeyle ihtiyati tedbir talebinin reddine hükmedilmiştir.   <br>\tGerek 6102 Sayılı TTK ve gerekse özel yasalarda limited şirkete temsil kayyımı, atanmasına ilişkin bir hüküm bulunmamakla birlikte 6102 Sayılı TTK'nun 1. maddesinde \"Türk Ticaret Kanununun, Türk Medeni Kanununun ayrılmaz bir parçası\" olduğuna ilişkin hükmü karşısında konu ile ilgili 4721 Sayılı TMK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.<br>\tTMK'nun 426. maddesinde temsil kayyımlığı, 427. maddesinde ise yönetim kayyımlığı düzenlenmiştir. Türk Medeni Kanunun 426. maddesinde düzenlenen temsil kayyımlığı müessesesi, gerçek kişiler esas alınarak getirilmiş bir kurum olmakla birlikte tüzel kişiler içinde temsil kayyımı atanabileceği gerek öğretide (Türk Medeni Hukukunda Kayyımlık-Mustafa Alper Gümüş-Sh. 103) ve gerekse yargı kararlarında (Yargıtay 11.H.D.  1988 tarih 65-3848 sayı vb.) kabul görmektedir.<br>\tBir şirketin yasal temsilcisinin görevini yerine getirmesine bir engel bulunduğu taktirde kendisine o iş için temsil kayyımı atanabileceği gibi, şirketin zorunlu organlarından olan yönetim kurulunun mevcut olmaması halinde de TTK'nun 530. maddesi gereğince bu durumun feshe sebep olabileceği de gözetilerek bir yönetim kayyımı atanabilir.<br><br>\t6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 630/2. ve 3. maddelerinde de; her ortağın, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği, yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunacağı belirtilmiştir.  Anılan maddelerde müdürün yetkisinin sınırlandırılabileceği belirtilmiş olup, maddedeki sınırlandırmanın amacı müdürün yetkisi dahilinde yaptığı işlerin kayyım onayına tabi tutulması değildir. Böyle bir yorum, TMK'da düzenlenen kayyımlık müessesesi ile bağdaşmadığı gibi TTK'nun 629/1. maddesinin atfıyla limited şirketlere de uygulanması mümkün olan TTK'nun 371/3. maddesi gereğince ancak temsil yetkisinin sadece merkezin veya bir şubenin özgülendirilmesine veya birlikte kullanılmasına ilişkin sınırlandırılmalar geçerli olup, TTK'nun 630/2 ve 3. fıkralarında belirtilen sınırlandırmada ancak kanunda belirtilen bu hallere ilişkin olarak yapılabilir (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 28/01/2021 tarih 2020/1490 Esas 2021/593 Karar sayılı ilamı). <br>\tBu durumda, mahkemece şirket müdürü görevde olup yönetim boşluğu bulunmadığı, müdürün yetkisinin sınırlandırılmasının amacının müdürün yetkisi dahilinde yaptığı işlerin kayyım onayına tabi tutulması olmadığı gözetilerek davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tÖte yandan ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili davalı şirketin taşınır ve taşınmaz malları ile banka hesapları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiş ise de, dosya içerisinde yer alan mevcut deliller kapsamında bu aşamada yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği gözetilerek mahkemece bu aşamada mallara ve banka hesaplarına yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebinin reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-İhtiyati tedbir talep eden davacıdan alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL'nin ihtiyati tedbir talep eden davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, <br>\t3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,\t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere dosya üzerinden oy birliği ile karar verildi. 07/02/2024<br><br>Başkan - ...              Üye - ...                      Üye - ...              Zabıt Katibi - ...<br>...          ...       ...        ... <br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4945717da17b230b","SID":"2068b03bc22a7ddf"}}