{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2023/2181 <br>KARAR NO\t\t: 2024/191<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 29/08/2014 (Dava) - 01/06/2023 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2021/501 Esas - 2023/488 Karar<br>DAVA             \t: Tazminat <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 07/02/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 07/02/2024<br><br>\tİstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/06/2023 tarihli ve 2021/501 Esas - 2023/488 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; 03/04/2013 tarihinde meydana gelen trafik kazasında  davalılardan ... Şti.'ne ait diğer davalı ... tarafından kullanılan servis otobüsünün davalılardan ... AŞ'nin işçilerini almaya giderken direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu  bölünmüş yoldan orta refüjü aşarak karşı yönden gelen taşıt trafiğinin şeridine girmesi sonucu davacının içinde bulunduğu araca çarpması nedeniyle kaza sonucu davacının ağır şekilde yaralandığı, kazanın oluşumunda davalı sürücünün tam kusurlu olduğunu, aracın davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesiyle sigortalı olduğunu, kazaya yol açan aracın üzerinde \"...\" ibaresinin yazılı olduğuni, ... ile ... Tic. A.Ş arasında personel taşımaya ilişkin bir anlaşma olduğunu, bu anlaşmanın yerine getirilmesi için ... Ltd.Şti ile ...Ltd.Şti. arasında sözleşme yapılarak bu personel taşıma işinin  ...şirketine verildiğini, ...şirketinin ise ...’e ait araçla taşıma işini gerçekleştirdiğini, davalı şirketlerin adam çalıştıranın sorumluluğu kapsamında sorumluluğunun bulunduğunu, yani davalı ... ile diğer davalılar ... ,... Ltd. Şti ve ... Ltd.Şti., arasında asıl işveren ve alt işveren ilişkisinin bulunduğunu, ... şirketinin asıl işveren,  ... ve ... şirketlerinin ise alt işveren konumunda olduğunu, bu şirketlerin ayrı ayrı müştereken ve müteselsilen davacıya karşı sorumlu olduklarını ileri sürerek, kaza sonucu yaralanan davacının maddi ve manevi zarara uğradığı iddiası ile, 1.000,00 TL'den aşağı olmamak üzere çalışma gücünün azalmasından doğan maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 51.000,00 TL belirsiz alacağın kaza tarihi olan 03/04/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte  davalı sigorta şirketinin poliçe limitiyle sorumlu tutulması kaydıyla davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı ... Ltd. Şti.  vekili  cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket sürücüsünün tam kusurlu olmadığını, davalı şirkete ait aracın önce başka bir araca çarptığı daha sonra davacının içinde bulunduğu araca çarptığını, bu nedenle davalı sürücünün tam kusurlu olmadığını ve kusur durumunun araştırılması gerektiğini, davacı tarafından talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>    Davalı ... Ltd. Şti. cevap dilekçesinde özetle; husumetin dava dışı ...Ltd.Şti.'ne yöneltilmesini gerektiğini savunarak, davanın husumet, kusur, tazminat yönlerinden reddine, ayrıca davanın dava dışı ...Ltd. Şti. ile ... Sigorta A.Ş.'ye ihbarına karar verilmesini talep etmiştir. <br>     Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı .... Şti. ile ... A.Ş. arasında asıl iş veren ve alt işveren ilişkisi olmadığını savunarak, davanın ... yönünden pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesini talep etmiştir.   <br>    Davalı ... Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; sorumluluklarının sigortalının kusuru oranında ve azami sigorta limitiyle sınırlı olduğunu, SGK tarafından davacıya rücuya tabi bir ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini, dava tarihinden itibaren faizden sorumlu olduklarını belirtmiştir. <br>  Davalılardan ...'a İzmir kapalı cezaevinde bulunduğunda, dava dilekçesi ve duruşma gününün usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, duruşmaya katılmadığı gibi dava karşı cevaplarını bildirilmediği anlaşılmıştır. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN 03/08/2018 TARİHLİ KARARI:<br>İlk derece mahkemesince; \"...1-Maddi tazminat talebi yönünden davanın kabulü ile; 48.207,09.-TL sürekli iş göremezlik zararının  davalılar ... ve ... Ltd Şti yönünden kaza tarihinden itibaren, davalı ... Sigorta yönünden dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte bu davalılardan alınarak davacıya verilmesine,<br>2- Maddi tazminat talebi yönünden davalılar ... Ltd Şti ve ... Aş'ye karşı açılan davanın reddine,<br>3- Manevi tazminat talebi yönünden 5.000,00.-TL tazminatın davalılardan  ... ve ... Ltd Şti yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalılardan alınarak davacıya verilmesine,<br>4- Manevi tazminat talebi yönünden diğer davalılar yönünden istemin reddine...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>DAİREMİZİN 10/06/2021 TARİHLİ KALDIRMA KARARI:<br>Dairemizce; \"...Hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporu PMF 1931 tablosuna göre düzenlenmiştir. Hemen belirtilmelidir ki, ayrıntıları Yargıtay 17. HD'sinin 14/01/2021 gün ve 2020/2598 E-2021/34 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, ülke çapında uygulama birliği açısından  tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasının güncellenen ülke gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir. Ayrıca yine Yargıtay 17. HD'sinin 14/01/2021 gün ve 2019/3292 E-2021/1848 K. sayılı kararında bakiye ömür TRH 2010 tablosu uyarınca belirlendikten sonra \"...hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması\" gerektiği belirtilmiştir. Bunun yanı sıra sorumluluk hukukunun temel amacı, bir kimsenin malvarlığında iradesi dışında meydana gelen eksilmeleri aynen veya nakden gidererek zarar görenin zarar verici olay sonucunda malvarlığında eksilen değer yerine nitelik veya nicelik yönünden eş bir değer koymaktır. Bu anlamda gerçek zararın belirlenmesi ve giderilmesi önem arzetmektedir. Cismani zarar halinde lazımgelen gerçek zararın belirlenmesi bakımından karar tarihine en yakın tarihlerdeki ölçütlerin kullanılması gerekmektedir. Asgari ücret kamu düzeni ile ilgili olup, mahkemece re’sen gözönünde tutulması zorunludur. Mahkemece alınan aktüer bilirkişi raporu 2017 yılına ait olup bilinen dönem olarak 2017 yılı sonu esas alınmışsa da hüküm tarihi 2018 yılı olduğundan artık 2018 yılı bilinir hale gelmiştir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, yukarıda anılan içtihatlar gözetilerek aktüer bilirkişiden hüküm tarihine en yakın tarihte bilinen asgari ücret tutarını belirleyerek bu verilere göre ve tarafların kazanılmış hakları da gözönünde bulundurularak taraf ve yargı denetimine elverişli, açık ve ayrıntılı ek bilirkişi raporu alınarak sonucuna uygun  bir karar vermek olmalıdır....\" gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.  <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİNİN 01/06/2023 TARİHLİ KARARI\t:<br>\tİlk derece mahkemesince; \"...1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; 133.276,86 TL kalıcı işgöremezlik maddi tazminatının davalı ... Sigorta A.Ş.' den (poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olmak üzere) 29/08/2014 tarihinden, diğer davalılar ... ŞTİ., ve ...' dan 03/04/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, <br>-İzmir 21. İcra Müdürlüğü' nün 2018/3797 Esas sayılı takip dosyasına yapılan ödemelerin infaz aşamasında dikkate alınmasına,<br>2-Davacının manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ İLE, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... LTD. ŞTİ., ŞTİ. ve ...' dan 03/04/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,<br>3-Davacının  ...  Ltd. Şti. Ve ...  Tic. A.Ş.' ye karşı açmış olduğu maddi ve manevi tazminat taleplerinin pasif husumet yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ\t: <br>\tDavacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  yerel mahkeme tarafından istinaf denetimine uygun olarak yargılama yapıldığını ve müvekkilinin maddi zararı güncel asgari ücrete göre yeniden hesaplandığını, fakat bu süreçte karar verilmeden önce çeşitli tarihlerde asgari ücrette artışlar olduğunu, bunun da bilinen aktif dönem ve bilinmeyen dönem hesaplarının değişmesine ve bir kaç kere yeniden yapılmasına sebep olduğunu, yerel mahkeme kararının gerekçesinde iki kez ıslah dilekçesi sunulduğunun yazıldığını, ancak bir kere 05/04/2023 tarihinde ıslah dilekçesi sunduklarını ve 47.207,09 TL için harcı yatırdıklarını, karar verilmeden önce asgari ücretin değiştiğini, bu nedenle yeniden hesaplama yapılması için dosyanın bilirkişiye gönderildiğini, bilirkişi 15/06/2022 tarihli raporunda sürekli iş göremezlik tazminatının 133.276,86 TL olarak belirlediğini, 48.207,09 TL için dana önce taraflarınca harcın yatırıldığını, bakiye 85.069,77 TL için eksik harcı tamamladıklarını, karar verilmeden önce asgari ücretin yine değiştiğini, bu nedenle yeniden hesaplama yapılması için dosyanın bilirkişiye gönderildiğini, 13/03/2023 tarihli raporda iş göremezlik tazminatının 246.940,62 TL olarak belirlendiğini, 133.276,86 TL için harcın daha önce yatırıldığını, bakiye 113.663,76 TL için harç eksiğini tamamladıklarını ancak yerel mahkemece 22/06/2022 tarihli dilekçelerinin harcın tamamlanması dilekçesi olarak değil ıslah dilekçesi olarak algılandığını, müvekkilinin maluliyet oranının düşük hesaplandığını, dava konusu kazanın meydana gelmesinde davalı şoför ...'un asli ve tam kusurlu olduğunu, bu nedenle müvekkilinin uğradığı zarardan şahsen sorumlu olduğunu, kazayı yapan servis aracının üzerinde ... yazdığını, ... A.Ş., ... Ltd. Şti. Ve ... ve Tic. Ltd. Şti.'nin Karayolları Trafik Kanununda tanımladığı üzere aracın işleteni konumunda olduğunu ve müvekkilinin uğradığı zararlardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, davalılar arasındaki sözleşme ilişkisinin yukarıdan aşağıya bir silsile halinde devam ettiğini, ... A.Ş'nin de ...  Şti'nin de .... Ltd. Şti.'nin de ayrı ayrı müvekkilinin uğradığı zararlardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, maddi tazminatın biçimi ve kapsamı ile manevi tazminat konularında Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağını, davalılar arasındaki taşıma sözleşmesinin davalılar tarafından inkar edilmediğini, aksine cevap dilekçelerinde açık ve net bir şekilde ikrar edildiğini, davalılar arasında taşıma sözleşmesi olduğu hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığını, yerel mahkemenin karar vermeden öne delillerin tamamını toplamadığını, özellikle taraflarınca tanık deliline dayandıklarını, 14/11/2017 tarihli duruşmada manevi tazminat ve davanın esası yönünden tanıklarının dinlenmesi talebinde bulunduklarını ancak taleplerinin mahkemece reddedildiğini, yerel mahkeme tarafından hükmedilen manevi tazminat miktarının çok düşük olduğunu, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin ve müvekkilinin bulunduğu araç şoförünün hiç bir kusurunun bulunmadığını, mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarının usule, yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu, yerel mahkeme tarafından hatalı hesaplama yapıldığını, davalılar ... A.Ş. Ve ... Ltd. Şti.'nin husumet itirazında bulunduklarını, bunun haricinde başkaca bir savunmalarının bulunmadığını, yerel mahkemece davalılar ... A.Ş ve ... Ltd. Şti.'nin karışmış olduğu maddi ve manevi tazminat davasının pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verildiğini, davanın her iki davalı yönünden aynı hukuki sebebe dayalı olarak usulden reddedildiğini, davanın usulden reddedilmesi halinde maddi ve manevi tazminatlar yönünden her iki davalı için hükmedilecek vekalet ücretlerinin maktu olduğunu, davalılar için maddi ve manevi tazminatlar yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu kaza nedeniyle, müvekkili şirket tarafından İzmir 21. İcra Müdürlüğü'nün 2018/3797 Esas sayılı dosyasına 74.150,94 TL ödeme yapıldığını, davacının tüm zararının karşılandığını, teminat limitini bildirmelerinin kesinlikle davayı kabul anlamında olmadığını, dava konusu kazanın taşıma poliçesi kapsamında olduğunu ve dolayısıyla müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığını, aracın kaza tarihini kapsayan taşıma poliçesi bulunmadığından kazaya ilişkin sorumluluğun ...na ait olduğunu, eski genel şartlara tabi iş bu dosyaya TRH-PROGRESİF RANT yöntemine göre hesaplama yapılmasını kabul etmediklerini, müvekkili şirket tarafından yapılan ödemenin mahsup edilmeden hesaplama yapılması ve bu hesaba göre karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan 03/05/2017 tarihli ATK 3. İhtisas Dairesi raporunda %2,3 maluliyet oranının tespit edilmesine rağmen dosya kapsamında alınan bir diğer 29/06/2016 tarihli Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Raporunda davacının meslekte kazanma gücünde azalma oranına neden olabilecek bir arızasının bulunmadığı şeklinde tespit edildiğini, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmeden hesaplama yapılarak hüküm verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, hesaplamalara esas alınan gelir fahiş ve kabul edilemeyeceğini, her ne kadar hükümde müvekkilinin avans faizi ile sorumlu olduğuna karar verilmiş ise de, kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için davacı lehine faize hükmedilmesi durumunda ancak dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilebileceğini, Karayolları Trafik Kanunu, tazminatın biçimi ile ilgili BK'nun haksız fiil hükümlerine gönderme yaptığını ve uyuşmazlık konusu alacağın haksız fiilden kaynaklandığını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, trafik kazası sebebiyle kalıcı işgöremezlik ve manevi tazminat davasıdır. <br>Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiş olup, hüküm davacı ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından ayrı ayrı istinaf edilmiştir.<br>İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. <br>1-) Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde,zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik  hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.<br>Eldeki dosyada; kaza sonrası düzenlenen ve hükme esas alınan 03.05.2017 tarihli ATK maluliyet raporu yukarıda belirtilen yönetmelik hükümlerinde usulüne uygun düzenlendiğinden hükme esas alınması yerinde olup, bu yöndeki davalı ve davacının istinaf itirazları haklı görülmemiştir.<br>2-) HMK'nın 281'inci maddesine göre taraflar bilirkişi raporunun kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içerisinde eksik gördükleri hususların bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. İki haftalık süre madde gerekçesinde de belirtildiği üzere hak düşürücü süredir. Taraf, iki hafta içinde bilirkişi raporuna tamamen veya kısmen itiraz etmezse, rapor itiraz etmediği kısımlar bakımından onun hakkında kesinleşir. Bilirkişi raporunda itiraz edilmeyen husus diğer taraf bakımından usuli kazanılmış hak oluşturur. (Prof.Dr. Ejder YILMAZ, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Yetkin Yayınları, 2'inci Baskı, sayfa 1279 vd.).<br>Yargıtay da, yargılama sırasında yanlardan birinin bilirkişi raporuna itiraz etmemesi halinde itiraz eden lehine usuli kazanılmış hak oluşacağını, taraflardan birinin bilirkişi raporuna itiraz etmemesi, diğer tarafın itirazı üzerine ya da mahkemece kendiliğinden yeni bir bilirkişi raporu alınması ve sonuncu raporun önceki rapora itiraz edenin daha da aleyhine olması halinde,  önceki rapor,  itirazda bulunmayan yönünden kesinleşeceğinden, itiraz eden taraf lehine oluşan usuli kazanılmış hak gereği mahkemece itiraz edenin lehine olan bilirkişi raporuna göre karar verileceğini benimsemektedir.( Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, 28.02.2017 gün ve 2014/17879 E,.2017/2082 K . )<br>Buna göre, davalı sigorta şirketine hükme esas alınan 15.06.2022 tarihli ek bilirkişi raporu tebliğ edilmesine rağmen anılan davalının rapora itiraz etmediği, bu sebeple söz konusu raporda belirtilen bedelin bu davalı yönünden kesinleştiği anlaşılmakla davalının istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.<br>3-) Kazaya sebebiyet veren sigortalı aracın ticari olması sebebiyle avans faizine hükmedilmesi haklı olup, davalının bu konudaki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.<br>4-) Kazaya sebebiyet veren aracın taşıma yapan servis aracı olduğu, davalının bu aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu, davacının taşıması yapılan servis aracında yolcu olarak yer almadığı, başka bir araçta üçüncü kişi sıfatıyla yer aldığı, bu sebeple zorunlu mali mesuliyet sigortasına dayalı olarak davalıya başvurulabileceği anlaşılmakla davalının bu konudaki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.<br>5-) Davalı sigorta şirketi, davalıya Dairemiz kaldırma kararından önceki ilk derece mahkemesi kararı uyarınca ödeme yaptığını, limitinin tükendiğini belirtse de, mahkemece zaten poliçe limiti uyarınca davalının sorumlu tutulduğu, davalının yaptığı ödemelerin ise infazda nazara alınacağı anlaşılmakla bu konudaki davalı itirazları da yerinde görülmemiştir.<br>6-) Belirsiz alacak davası açan davacı, alacağı belirlenebilir hâle geldikten sonra kesin talep sonucunu mahkemeye bildirecektir. Talep sonucunun kesin olarak belirlenmesi genellikle geçici talep sonucunun artırılması şeklinde olacaktır. Kanun talep sonucunun artırılmasına açıkça izin verdiğinden ayrıca karşı tarafın iznine veya ıslah yoluna başvurulmasına gerek bulunmamaktadır. Davacı tarafça talep sonucunun kesinleştirilmesi üzerine geçici talep sonucu değil kesin talep sonucu esas alınmalıdır (Pekcanıtez, s. 56).<br> Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107 nci maddesinin ikinci fıkrası ile tahkikatın sona ermesine kadar davanın başında belirtilen talebin artırılabileceği kabul edilmişken 7251 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikle talep sonucunun belirlenmesi mümkün olduğunda hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacının talebini artırabileceğine dair düzenleme yapılmıştır.<br> Bu açıklamalara göre 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ile 6100 sayılı Kanun'un 107 nci maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikle talep sonucunun belirlenmesi mümkün olduğunda hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacının talebini artırabileceğine dair düzenleme yapılmış ise de kanunların geriye yürümemesi ilkesi ve talep artırımının yapılmakla tamamlanmış usuli işlem olması nedeniyle eldeki davada talep artırım dilekçelerinin tarihi itibariyle bu yeni hükmün uygulanamayacağı kabul edilmelidir. <br> O hâlde eldeki davanın yasal dayanağı olan 6100 sayılı Kanun'un 107 nci maddesinin ikinci fıkrasının ilk hâlinde yer alan düzenlemeye göre belirsiz alacak davasını açan davacı, alacağı belirlenebilir hâle geldikten sonra kesin talep sonucunu mahkemeye bildirecektir. Talep sonucunun kesin olarak belirlenmesi genellikle geçici talep sonucunun artırılması şeklinde olacaktır (Pekcanıtez, s. 56). <br> Somut olayda davacılar vekilinin  belirsiz alacak davası olarak açtığı davada davacı yargılama sırasında alınan 03.08.2017 tarihli bilirkişi raporuna sadece aleyhe kısımlara itiraz ettiğini belirterek 28.11.2017 tarihli talep artırım dilekçesi ile bu rapor doğrultusunda maddi tazminat miktarını 48.207,09 TL'ye yükselttiği, Dairemizin kaldırma kararından sonra İlk Derece Mahkemesince 03.01.2022 tarihli ek bilirkişi raporu alındığı, davacının hesap yönünden itirazda bulunduğu, bunun üzerine mahkemece 15.06.2022 tarihli ikinci ek bilirkişi raporun alındığı, davacı vekilinin bu rapora karşı 22.06.2022 tarihli dilekçe ile sadece aleyhe kısımlara itiraz ettiğini ve haklarını da saklı tutarak aynı dilekçe ile talebini ikinci kez arttırarak 133.276,86 TL'ye yükselttiği, devam eden süreçte davacı vekilinin talebi üzerine mahkemece 09.09.2022 tarihli ara karar ile yeni asgari ücret üzerinden aktüerya bilirkişiden rapor alınmasına dair ara karar verildiği, bu karar uyarınca alınan 24.10.2022 tarihli üçüncü ek rapora göre asgari ücretin güncel hali uyarınca zararın 150.541,59 TL olarak hesaplandığı, davacının asgari ücretteki yeni değişiklikler uyarınca rapora itiraz ettiği ve alınan 13.03.2023 tarihli dördüncü ek rapora göre zararın 246.940,62 TL olarak hesaplandığı, davacının 05.04.2023 tarihli ıslah dilekçe ile talebini 246.940,62 TL'ye yükselttiği, İlk Derece Mahkemesince ikinci talep arttırım dilekçesine itibar edilerek bu dilekçede belirtilen miktarlar üzerinden hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.<br>Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının herhangi bir sebep bildirmeden sadece aleyhe hususlara itiraz ettiği 03.08.2017 tarihli bilirkişi raporuyla alacak tam ve kesin olarak belirlenebilir hale geldiğinden, yargılama devam ederken verdiği 22.06.2022 tarihli talep artırım dilekçesi artık ancak ıslah dilekçesi olarak kabul edilebileceğinden, davacının 05.04.2023 tarihli ıslah dilekçesine mahkemece hukuki değer atfedilmemesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Bu sebeple davacının bu yöndeki itirazlarının reddi gerekmiştir.<br>7-) 2918 sayılı yasanın 85 inci maddesi uyarınca kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır.<br>Somut olayda davacının içinde bulunduğu araca çarpan diğer araç, personel taşıyan servis aracı olup davalı ... şirketinin personelini taşıdığı, bu şirketin taşıma işini ihale ile diğer davalı ... şirketine, onun da diğer davalı ve malik olan ... şirketine verdiği, yani taşıma işini artık ... şirketinin gerçekleştirdiği dosya kapsamındaki belgelerden anlaşılmaktadır. Davacının her ne kadar ... ve ... şirketlerinin sorumluluklarının bulunduğu iddiası ile bu davalılara husumet yönelttiği görülmekte ise de, bu davalıların araç üzerinde fiili hakimiyeti ve ekonomik yararlanma unsurlarının olmadığı, davalı ... şirketinin fiili hakimiyetin uzun süreli sağlandığı, bu sebeple davalılar ... ve ... şirketlerinin yüklenici şirkete emir ve talimat verme, yapılan işi kontrol ve denetleme yetkisinin olmadığı anlaşılmakla, mahkemece bu gerekçe ile anılan davalılar yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru olmuş, davacının istinaf itirazlarının ise reddi gerekmiştir.<br>8-) 6098 sayılı TBK'nun 56. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça  gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.<br>\tDavaya konu edilen kazada, davacının ince bağırsağının bir kısmının alındığı, bu sebeple duyulan acı ve elemin kısmen giderilmesinin gerektiği, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olayın oluş biçimi, kazanın meydana geldiği olay tarihindeki paranın alım gücü, davalı yanın içine düşebileceği mali güçlükler ve manevi tazminatın yukarıda ifade edilen amacı da göz önünde bulundurularak davacı için takdir edilen manevi tazminatın hak ve nesafet kuralları çerçevesinde az olarak belirlendiği görülmüş ve  davacının bu konudaki istinaf itirazları bu sebeple yerinde görülmüştür. <br>Bu nedenlerle; yerel mahkeme kararının sadece manevi tazminata yönelik kısmının davacı lehine kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından Dairemizce davanın esası hakkında HMK'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca aşağıda yazılı şekilde karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin istinaf itirazlarının yukarıda açıklanan gerekçelerle HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurularının yukarıda açıklanan nedenlerle KISMEN KABULÜNE; İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/501 Esas - 2023/488 Karar sayılı sayılı kararının HMK'nın 353-1-b-2 maddesi gereğince, KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE,<br>\"a-Davanın KISMEN KABULÜ ile;<br>-133.276,86 TL kalıcı işgöremezlik maddi tazminatının davalı ... Sigorta A.Ş.'den (poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olmak üzere) 29/08/2014 tarihinden, diğer davalılar ... Şti. ve ...'dan 03/04/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, <br>-İzmir 21. İcra Müdürlüğü'nün 2018/3797 Esas sayılı takip dosyasına yapılan ödemelerin infaz aşamasında dikkate alınmasına,<br>b-Davacının manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ İLE, 40.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ŞTİ., ŞTİ. ve ...'dan 03/04/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,<br>c-Davacının  ...  Ltd. Şti. ve ...  Tic. A.Ş.'ye karşı açmış olduğu maddi ve manevi tazminat taleplerinin pasif husumet yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,<br>d-Maddi tazminat yönünden alınması gereken 9.104,14- TL karar ve ilam harcının yatan 174,20 TL peşin harç ve toplam 451,81- TL tamlama harcı ile 388,22 TL ıslah harcı olmak  üzere  toplam 1.014,23-TL den mahsubu ile eksik kalan 8.089,91-TL'nin davalılar  ... Sigorta A.Ş.' den  .... ŞTİ., ve ...' dan  müştereken ve müteselsilen alınarak  Hazine'ye irat kaydına,<br>e-Manevi tazminat yönünden alınması gereken 2.732,40 TL karar ve ilam harcının davalılar ... Ltd. Şti., ve ...'dan  müştereken ve müteselsilen alınarak  Hazine'ye irat kaydına,<br>f-Davacı tarafından yatırılan ve harcanan 174,20 TL peşin harç ve toplam 451,81- TL tamlama harcı ile 388,22 TL ıslah harcının  davalılar ... Sigorta A.Ş., ... ŞTİ., ve ...' dan  müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, <br>g-Davacı tarafından iş bu dava için yapılan 1.050,00-TL bilirkişi ücreti,1.222,03-TL tebligat ve posta ücreti ile 514,50-TL ATK  faturası olmak üzere toplam 2.786,53-TL yargılama giderinin  kabul ve redde göre hesap olunan 2.102.35- TL yargılama giderinin 2,026,33-TL'sinin  ... Sigorta A.Ş., .... ŞTİ., ve ...' dan, bakiye 76,02-TL'nin ise davalılar ... ŞTİ. ve ...' dan  müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, <br>ğ-Davalı  ... Sanayi Tic. A.Ş'nin tarafından  iş bu dava için yapılan 80 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile bu davalıya verilmesine,<br>h-Davalı ... Ltd Şti tarafından işbu yapılan 80-TL yargılama giderinden red ve kabulle göre hesap olunan 19,64-TL'sinin davacıdan tahsili ile  bu davalıya verilmesine, bakiyesinin bu davalı üzerinde bırakılmasına, <br>ı-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. uyarınca kabul edilen maddi tazminat miktarı üzerinden hesap ve takdir edilen 20.991,53 TL vekâlet ücretinin davalı ... Sigorta A.Ş ile diğer davalılar ... Ltd. Şti. ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, <br>i-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T.'nin 13/2 md uyarınca kabul edilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesap ve takdir edilen 17.900,00 -TL vekâlet ücretinin davalılar ... Ltd Şti  ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya  ödenmesine,<br>j-Kendisini vekil ile temsil ettiren davalı ... Ltd Şti  yönünden reddedilen manevi tazminat miktarı için  A.A.Ü.T.'nin 10/2 maddesi  Uyarınca hesap ve takdir edilen 10.000.00-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, <br>k-Davalılar ... Ltd. Şti. ve ...  Tic. A.Ş. Kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden maddi tazminat yönünden  AAÜT uyarınca hesap olunan 9.200.00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak  bu davalılara verilmesine,<br>l-Davalılar ...  Ltd. Şti. ve ...  Tic. A.Ş. Kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden manevi tazminat yönünden AAÜT uyarınca hesap olunan 17.900.00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile bu davalılara verilmesine, <br>m-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine,\"<br>ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,<br>3-İstinaf İncelemesi Yönünden Harç ve Yargılama Masrafları;<br>a-Davacı istinafı yönünden; davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ve karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,<br>Davacı tarafından yapılan istinaf başvuru harcı 738,00 TL ve tebligat ve posta gideri 274,00 TL olmak üzere toplam 1.012,00 TL  yargılama giderinin davalılardan alınarak  davacıya verilmesine,<br>b-Davalı istinafı yönünden; alınması gerekli 9.445,69 TL istinaf karar harcından peşin yatan 2.276,04 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.169,65 TL istinaf karar harcının davalı ... Sigorta Şirketi'nden tahsili ile hazineye gelir kaydına, (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine), <br>Davalı ... Sigorta Şirketi tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>c-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>ç-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359-(3) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,<br>d-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 07/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9c36b53971dee389","SID":"050720b74c907c1b"}}