{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2022/1249  Esas 2024/120  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1249 <br>KARAR NO\t: 2024/120<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ...\t\t  ...<br>KATİP\t\t: ...\t...<br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 28/04/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/675 Esas 2022/288 Karar<br>DAVACI \t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI \t:<br>DAVA\t: Alacak<br>DAVA TARİHİ\t: 07/04/2021<br>KARAR TARİHİ\t: 29/01/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 02/02/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında akdedilen protokol gereğince Cezayir piyasasında Pvc ve alüminyum profilden pencere, panjur, kapı üretim tesisleri kurulacağını, ithalat ihracat bakımından Türkiye'de bayilikler oluşturulacağını, Cezayir'de kurulan ve davalı adına olduğu beyan edilen ... Şirketinin de %24,5 hissesinin müvekkiline devrolunacağını, bu protokol gereği müvekkili tarafından davalıya elden 25.000,00 Usd ve davalının sahibi olduğu ... A.Ş. hesabına da 70.000,00 Euro ödendiğini, ancak zaman içinde ne Cezayir'de üretim işinin başladığını, ne bayilikler kurularak ihracat ve ithalat yapılabildiğini, ne de şirket hissesinin müvekkiline devrildiğini, müvekkilinin iş kurmak amacıyla para vermesine rağmen ortada bir işin, üretimin şirketin olmayışı nedeniyle aldatıldığını düşündüğü için haksız yere kendisinden alınan bedelin iadesini talep ettiğini, bu bedel yönünden icra takibi başlatıldığını, davalının ise bu takibe itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu belirterek şimdilik 10.000,00 TL'nin avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br><br><br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın kısmi dava olarak açılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, taraflar arasında akdedilen protokol gereğince ödemenin davacı tarafından müvekkiline gönderildiğini,  müvekkili ile davacının fiziken Cezayir'e para sokulması durumunda değerinin düşmeyeceği yönünde bilgi sahibi olduğundan Ankara'da tanıdıkları, Cezayir'de iş yeri bulunan kişi aracılığıyla dava dışı Cezayir'li ...'ye para gönderildiğini, paranın alınmasına rağmen Cezayir'li kişiler tarafından Cezayir'deki iş ve işlemlerin yürütülmediğini, tarafların 2019 yılına kadar birlikte hareket ettiklerini, paranın geri alınabilmesi için uğraştıklarını, ...'den para geri alınamayınca davacını kötü niyetli olarak ödediği bedelin iadesini istediğini, paranın kendi uhtesinde kalmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, protokol kapsamı ile protokol çerçevesinde banka havalesiyle gönderilen ve elden ödendiği tarafların kabulünde olan Euro ve Dolar tutarlı meblağların yüksek oluşu, yapılacak işin kapsam ve mahiyeti gözönüne alındığında her ne kadar davacı vekili tarafından protokolün şahıslar arasında imzalandığı ileri sürülmüş ise de, tarafların yetkilisi oldukları şirketlerinin nam ve hesabına bu para transferlerinin yapıldığının açıkça anlaşıldığı, davalının pasif ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı  vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen protokol ve gönderilen ihtarnameye verilen cevap karşısında dava konusu uyuşmazlığın tarafların müvekkili ve davalı olduğunu, protokolde taraf olarak müvekkili ve davalının gösterildiğini, taraflarca kendi nam ve hesaplarına protokolün imzalandığını, protokolün temsilen veya bir şirketin yetkilisi sıfatıyla taraflarca imzalanmadığını, kendi adlarına asaleten imzalandığını, sözleşmenin sözleşmeyi imzalayanlar açısından hüküm ve sonuç doğuracağını, protokolde kişisel imzanın bir şirketi temsilen atıldığına dair şirket ünvanı yazılmadığını ve kaşede basılmadığını, protokolde imzası bulunan kişinin protokolün tarafı olduğunu, mahkeme kararının hatalı bulunduğunu, mahkemece davanın yöneltilmesi gerektiği belirtilen ... .. A.Ş. Davalıya ait olup 05/01/2016 tarihinde tür değişikliğine giderek ...-... şahıs firmasına dönüştüğünü, dava tarihi itibarıyla ... A.Ş. ... olduğundan davanın davalıya yöneltilmesinde usuli bir hata bulunmadığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava, taraflar arasında akdedilen 24/08/2015 tarihli protokole dayalı alacak istemine ilişkindir.<br>\tDava Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış olup, asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle verilen 2021/310 Esas 2021/432 Karar sayılı görevsizlik kararının kesinleşmesi ve davacı vekilince süresinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talebi üzerine dosya Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilmiştir. <br><br>\tProtokol sureti, havale talimatı, ödeme dekontu, Ankara 6. İcra Müdürlüğünün 2020/6054 sayılı takip dosyası sureti, ihtarname suretleri, dava dışı ... Ltd. Şti. tarafından davalı adına ve dava dışı ... adına düzenlenen proforma fatura suretleri, ... Ltd. Şti. ana sözleşmesi, ... Ltd. Şti ve ... A.Ş. Ticaret sicil kayıtları, Ankara 56. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/25 Esas sayılı dosyasının Uyap'tan gelen sureti, tarafların yazılı beyan dilekçeleri dosya içerisinde yer almaktadır. <br>\tTaraflar arasında akdedilen 24/08/2015 tarihli protokolde Cezayir'de resmen kuruluş işlemleri bitmiş olan ... ... şirketinin ...'a ait %49 şirket ortaklığı hisse payının yarısını yani %50'lik (24,5) kısmının ve bununla birlikte ...'ın Cezayir'de yaptığı, yapacağı bilimum istisnasız ticari faaliyetleri için ... ile tam bir mutabakat sağlanarak taraflar arasında oluşturulan ortaklık protokol maddelerinin protokolün konusu olduğu yazıldıktan sonra 6. maddede ...'ın ... ... şirketindeki %49 hissesinin %24,5 tutarındaki hissesini 150.000,00 Usd karşılığında ...'a sattığı, bu satış karşılığında ...'ın sahibi olduğu ... Ltd. Şti'nden ...'ın sahibi olduğu ... ... A.Ş.'nin bankada bulunan hesabına 70.000,00 Euro iş avansını 09/07/2015 tarihinde havale ettiği, ayrıca elden 25.000,00 Usd verdiği düzenlenmiştir. <br>\t5718 sayılı  MÖHUK'un  40. maddesinde; Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini, iç hukukun yer itibariyle yetki kuralları tayin edeceği, 6100 sayılı HMK'nın 14/2. maddesinde ise; Özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davalar için, ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olduğu düzenlenmiştir. <br>\tSomut olayda, davalının ortağı olduğu ve hisselerinin yarısı olan şirketteki %24,5 hisseyi davacı ...'a sattığı ... ... şirketinin Cezayir'in Zırlade kentinde kurulduğu, şirket merkezinin Zırlade/Cezayir'de olduğu, davalının şirkette %49, dava dışı ...'nın %51 oranında hissedar olduğu anılan şirketin tercüme edilen ana sözleşmesinden anlaşılmıştır. <br>\tDavacı yan şirket merkezi Zırlade/Cezayir olan ... ... şirketinde davalının sahibi olduğu %49 hissenin yarısı olan %24,5 hisseyi taraflar arasında akdedilen protokol ile kendisine sattığını, bu satış karşılığında davalıya 25.000,00 Usd elden ödediğini, ayrıca 70.000,00 Euro'nun da sahibi olduğu şirket hesabından davalının sahibi olduğu şirket hesabına aktardığını, protokoldeki hususların gerçekleşmediğini, hisse devrinin yapılmadığını ileri sürerek işbu alacak davasını açmıştır. <br>\tDavalının protokol kapsamında düzenlenen şirket hisse devrini gerçekleştirmemesinden kaynaklı olarak hisse devir bedeli olarak ödenen bedelin tahsili istemine ilişkin açılan işbu davada 6100 sayılı HMK'nun 14/2. maddesi gereğince kesin yetki söz konusu olduğundan 5718 sayılı MÖHUK'un 40. maddesi ile 6100 sayılı HMK'nun 14/2. ve 18.maddeleri gereğince yetkili mahkeme ... ... şirketinin merkezinin bulunduğu Zırlade/Cezayir mahkemeleridir. <br>\tKesin yetki ise kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemelerce de husumet ehliyetinden önce re'sen göz önünde bulundurulması gereken usul kurallarındandır.<br>\tHal böyle olunca, dava konusu uyuşmazlıkta uyuşmazlık, özel hukuk tüzel kişisi ortağı ile şirket hissesini protokol ile devralan arasında bulunması nedeniyle HMK'nun 14/2. maddesi gereğince şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olması kuralı ile 5718 sayılı yasanın 40. maddesi, HMK'nun 14 ve 18. maddesi dikkate alındığında ... ... şirketinin merkezi olan Zırlade/Cezayir mahkemesinin kesin yetkili olduğu, bu nedenle milletlerarası yetki söz konusu olduğundan Türk mahkemelerinin yetki şartı olan dava şartı kesin yetkinin dava şartı olup husumet ehliyetinden önce yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği gözetilerek Türk mahkemelerinin yetkisine ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece kesin yetkiden sonra gözetilmesi gereken pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.<br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddi yönündeki kararında isabet görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık gözetilerek kabulüne, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının kararın kaldırma gerekçesi gözetilerek incelenmesine yer olmadığına, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\tA)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık gözetilerek KABULÜNE,  davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının kararın kaldırma gerekçesi gözetilerek incelenmesine yer olmadığına, <br>\t2-Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28/04/2022 tarih 2021/675 Esas 2022/288 Karar sayılı kararının kaldırılmasına,<br>\t3-Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunmasına ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nun 114/1.a, 115. maddeleri uyarınca davanın USULDEN REDDİNE,<br>\t4-Alınması gerekli 427,60 TL harcın peşin alınan 170,78 TL harçtan mahsubu ile bakiye 256,82 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, <br>\t5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\t6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan, kararın kaldırma gerekçesi ve netice itibarıyla verilen karar gözetilerek ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>\t7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t8-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, <br>\t9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde yatıran tarafa iadesine,<br>\tB)1-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, <br>\t2-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kararın niteliği gözetilerek davacı üzerinde bırakılmasına, <br>\t3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 29/01/2024<br><br>Başkan - ...              Üye - ...                      Üye - ...              Zabıt Katibi - ...<br>...          ...       ...        ... <br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1bbdb701f3611a92","SID":"583fc8ce674dc31e"}}