{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/5 <br>KARAR NO\t\t: 2024/240<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 12/10/2023 <br>NUMARASI\t\t: 2023/279 Esas - 2023/748 Karar<br>DAVA             \t: İşyeri  Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan Tazminat  <br>DAVA TARİHİ\t: 07/04/2023<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 08/02/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 08/02/2024<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/10/2023 tarihli, 2023/279 Esas ve 2023/748 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ... Mahallesi ... Caddesi No.... D.... ... ... ve  ... Mahallesi ... Caddesi No.... D.... Bornova İzmir adreslerinde 25/11/2019 tarihinde yangın çıktığını, dava konusu taşınmazlar davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından 30/05/2019 tarihli  0001-0110-04256488 numaralı ve 30/05/2019 tarih ve 0001-0110-04258232 numaralı poliçeleri ile sigortalandığını, müvekkiline   davalı yanca 04/09/2020 tarihinde 52.327,32- TL 09/04/2020 tarihinde 13.779,32- TL ödeme yapıldığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalması kaydı ile 70.000,00- TL nin müracaat tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte  davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. <br><br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde de açıklandığı üzere, davacı tarafça müvekkili olduğu şirket aleyhinde İzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/642 Esas ve 2022/567 Karar sayılı dosyası ile 50.000,00- TL bedelin tazmini için belirsiz alacak davası açıldığını, bu davada bilirkişi incelemeleri yaptırıldığını, davacı tarafın talebini ıslahla artırmak suretiyle 259.750,00 -TL’ye yükselttiğini talebi kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacı tarafın işbu davada talebini belirsiz alacak davası olarak yöneltemeyeceğini, meydana gelen hasar poliçe genel ve özel şartları gereği değerlendirildiğini ve müvekkili olan şirket poliçelerden doğan yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davanın öncelikle görev ve davacı tarafın daha önce yapmış olduğu ıslah dikkate alınarak HMK madde 109/1 gereği belirsiz alacak davası açmasında hukuki menfaati olmadığı için usulden reddini, esasa girildiği takdirde ise zamanaşımı ve yapılan ödemeler dikkate alınarak müvekkili olduğu şirket hakkında açılan davanın esastan reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.  <br>İLK  DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR:<br>Mahkemece; \"Davanın zamanaşımı nedeni ile reddine,...\" şeklinde hüküm kurulmuştur. <br>Karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br> İSTİNAF NEDENLERİ:<br> Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin ilk açtığı davada verilen kararın  21/03/2023 tarihinde kesinleştiğini, 07/04/2023 tarihinde işbu davanın açıldığını, alacağın zamanaşımına uğramasının söz konusu olmadığını, zamanaşımının 04/09/2020 ve 21/03/2023 tarihlerinde kesildiğini ve yeni 10 yıllık zamanaşımı süresinin başladığını, mahkemenin 10 yıllık zamanaşımını göz ardı ederek 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği iddiası ile davayı reddetmesinin kanuna aykırı olduğunu, TBK 154/1 delaleti ile ardından mahkeme yoluna başvurulmuş olması ve kararın 21/03/2023 tarihinde kesinleşmesi ile 154/2 delaleti ile TBK 156 gereği 10 yıllık zamanaşımı süresinin başladığını, davanın arabuluculuğa başvurulmamış olması sebebi ile reddedilmiş olmasından dolayı TBK 158 gereği 60 günlük ek sürenin de mevcut olduğunu, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, taraflar arasında akdedilen \"İşyerim Sigorta Poliçesi\" kapsamında davacıya ait işyerinde 25/11/2019 tarihinde meydana gelen yangın nedeniyle oluşan hasar bedelinin tahsili istemine  ilişkindir.<br>Mahkemece; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>İstinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak  yapılmıştır.<br>Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacıya ait  ... Mah. ... Cad. No:... .../... adresinde bulunan işyerinde 25/11/2019 tarihinde gerçekleşen   yangın sebebiyle hasar meydana geldiği, anılan işyerinin  davalı yanca \"İşyerim Sigorta Poliçesi\" ile  31/05/2019-31/05/2020 tarihleri arasında teminat altına alındığı,  sigortalanan  işyerinde oluşan zararların tazmini talebi ile  davalı sigorta şirketine 28/11/2019 tarihinde başvuru yapıldığı, davalı sigorta şirketince davacıya 09/04/2020 tarihinde 13.779,32-TL, 04/09/2020 tarihinde   52.327,32 TL ödeme yapıldığı, davacı vekilince yapılan ödemelerin hasar bedelini karşılamadığı gerekçesiyle  24/11/2020 tarihinde İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin  2020/642 esas sayılı dosyası üzerinden açılan tazminat davası açıldığı,  mahkemece yapılan yargılama sonucunda  27/06/2022  tarih ve 2022/567 Karar sayılı ilam ile   davanın kabulü ile 259.570,00 TL nin  25/11/2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine şeklinde  karar verildiği, kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine, dosyanın istinaf incelemesi için İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesine gönderildiği, istinaf dairesince  verilen  04/10/2022 tarih ve 2022/1265-1380 E/K sayılı ilam  ile davanın arabuluculuk başvuru şartının yerine getirilip getirilmediği araştırılmadığı  gerekçesiyle kararın HMK nın 353/1/a/6 maddesi  uyarınca kaldırıldığı, bunun üzerine İzmir 6.  Asliye Ticaret Mahkemesinin  23/01/2023 tarih ve 2022/785 Esas, 2023/51 Karar sayılı ilamı ile davanın arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeden açıldığı gerekçesiyle usulden reddine karar verildiği, anılan kararın taraflarca istinaf edilmemesi üzerine 21/03/2023 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise  07/04/2023 tarihinde açıldığı, davalı vekilince, eldeki davada, yasal süresinde sunmuş olduğu cevap dilekçesi ile  zamanaşımı def'inde bulunduğu  anlaşılmıştır.<br>6102 Sayılı TTK'nın 1420. Maddesi ''(1) Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.  (2) Diğer kanunlardaki hükümler saklıdır.''<br>1427. Maddesi ise ''...  (2) Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. Can sigortaları için bu süre onbeş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez. ... (4) Borç muaccel olunca, sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer.''  hükmünü düzenlemiştir.<br>Yangın Sigortası Genel Şartları'nın C.10. maddesi gereği, sigorta sözleşmesinden doğan davalar için 2 yıllık zamanaşımı süresi geçerlidir.<br> 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 153. ve 154. maddelerinde zamanaşımının durması ve kesilmesi hüküm altına alınmıştır. Zamanaşımını durduran sebeplerin varlığı hâlinde zamanaşımı hiç işlemeye başlamaz, daha önce işlemeye başlamışsa, işlemesi durur. Zamanaşımının kesilmesinde kural olarak yeni bir süre işlemeye başlarken zamanaşımının durmasında eksik kalan sürenin tamamlanması söz konusu olur (Uygur, s. 978).<br> 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda zamanaşımını kesen sebepler 154. maddede düzenlenmiş olup anılı maddeye göre; “…Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı kesilir:1. Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse.2. Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa”. Maddenin 1. fıkrasında borçlunun fiili ile; 2. fıkrasında ise alacaklının fiili nedeniyle zamanaşımının kesilmesi düzenlenmiştir. Borçlunun maddede belirtilen eylemlerinin alacaklısına veya temsilcisine yöneltilmesi ve ayırt etme gücü bulunan borçlu tarafından bizzat veya yetkili temsilcisi tarafından yapılması gerekir. Ayrıca borcu ikrar eden borçlunun bu durumunun zamanaşımını keseceğini bilip bilmemesi önemli değildir (Eren, s.1293).<br> Borçlu üçüncü bir şahsa da ikrarda bulunurken, bu ikrarın alacaklının bilgisine sunulacağını ciddi olarak öngörmüş sayılırsa zamanaşımı yine kesilmiş olur (Akman, Sermet/Burcuoğlu, Halûk/Altop,  Atillâ/ Tekinay, Selâhattin Sulhi: Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler,7. Bası, İstanbul 1993, s. 1053). Maddedeki “borcu ikrar” deyimi,  “borcu tanıma” şeklinde değerlendirilmelidir. Bu tanıma açık ve zımni olabileceği gibi tanımanın mahkeme dışında yapılması da mümkündür. Ancak sonuç doğurabilmesi, alacaklıya yöneltilmiş bulunmasına ve borçlunun temyiz kudretine sahip olmasına bağlıdır (Uygur, s. 984). Kanun zamanaşımının kesilmesini bu şekilde düzenledikten sonra yeni sürenin başlamasına ilişkin olarak 156. maddesinde “Borcun ikrar edilmesi veya karara bağlanması hâlinde” başlığı altında; <br>“Zamanaşımının kesilmesiyle, yeni bir süre işlemeye başlar. Borç bir senetle ikrar edilmiş veya bir mahkeme ya da hakem kararına bağlanmış ise, yeni süre her zaman on yıldır.” düzenlemesine yer vermiştir.<br>    6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 156. maddesinin 1. fıkrasında zamanaşımının kesilmesi ile başlayan yeni sürenin ne kadar olacağı konusunda bir açıklık bulunmamaktadır. Ancak 2. fıkrasındaki ifadede öngörülen düzenlemeden yola çıkılarak ilk fıkradaki süre, gerek doktrin, gerek uygulamada, kural olarak eski sürenin aynısı, örneğin kesilen zamanaşımı süresi, beş yıl ise, yeniden işlemeye başlayacak zamanaşımı süresi de beş yıl olacaktır (Uygur, s. 989).<br> Maddenin 2. fıkrasında ilk fıkraya istisna teşkil eden hâller gösterilmektedir. Diğer bir anlatımla borç bir senetle ikrar edilmiş veya bir mahkeme ya da hakem kararına bağlanmış ise yeni süre kesilen zamanaşımı süresi ile aynı olmayacak, bu hâllerde yeni süre her zaman on yıl olacaktır. Oysa borcun bir senette değil de diğer herhangi bir suretle ikrar edilmesi yine zamanaşımını kesmekle birlikte bu durumda yeniden işleyecek süre eskisi kadar olur; mutlaka on yıl olmaz. Borcun bir senetle ikrar edilmiş sayılması için alacaklıya, borçlu tarafından, alacağın varlığını ve miktarını belirten bir belge verilmiş olmalıdır. O hâlde alacağın varlığını kabul etmekle yetinen, fakat miktarını ihtiva etmeyen bir belge, maddede sözü edilen senet sayılmaz.  Alacaklı tarafından borçlu aleyhine açılan bir dava sonunda borç mahkemenin hükmü ile sâbit olursa, yeniden işleyecek zamanaşımı süresi, hükmün kesinleştiği tarihten itibaren on yıl olacaktır. İcra mahkemeleri tarafından borçlunun icra takibine yaptığı itiraz üzerine verilen ve itirazın kaldırılmasına dair olan kararların “hüküm” niteliğinde sayılması mümkün değildir. Zira kanunda kastedilen anlamda hüküm, kesin hüküm teşkil eden mahkeme veya hakem ilâmından ibarettir (Akman / Burcuoğlu /Altop Tekinay, s.1063-1064) (Yargıtay\t\tHukuk Genel Kurulunun \t 2021/4-902 Esas,  2022/1049   Karar sayılı ilamı ).<br>Somut olay yönünden yapılan incelemede ise; davalı yanca davacıya 09/04/2020 tarihinde 13.779,32-TL, 04/09/2020 tarihinde 52.327,32 TL ödeme yapıldığından zamanaşımı ilk olarak 09/04/2020 tarihinde kesilmiş, iki yıllık süre  10/04/2020 tarihinden itibaren yeniden işlemeye başlamış, 04/09/2020 tarihinde ikinci ödeme ile tekrar kesilmiş, 05/09/2020 tarihinde tekrar işlemeye başlamış,  davacı vekilince 24/11/2020 tarihinde İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2020/642 esas sayılı dosyası üzerinden açılan tazminat davası ile tekrar kesilmiş,  anılan davada verilen usulden red kararı 21/03/2023 tarihinde kesinleşmiş  ve eldeki dava 07/04/2023 tarihinde açılmıştır. <br>  İzah olunan nedenlerden ötürü, 10 yıllık zamanaşımı süresinin iş bu dava da uygulanma yeri  yok ise de; 6098 sayılı TBK' nın 157. Maddesi uyarınca davanın iki yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı gözetilerek işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.<br> Açıklanan bu durum karşısında; davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile istinaf incelemesine konu ilk derece mahkemesi kararının HMK’nın. 353/(1)-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıda belirtilen şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun yukarıda  açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince ESASTAN KABULÜNE,<br>2-6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince; İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/10/2023 tarihli, 2023/279 Esas ve 2023/748 Karar sayılı kararının  KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a-)-6) maddesi gereğince mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,<br>5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından  yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,<br>6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,<br>7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 353/(1)-a/6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 08/02/2024 tarihinde oybirliği ile verildi.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"820ee361bec21ed2","SID":"0ca78d4022517e0f"}}