{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2022/179 Esas 2024/194 Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/179 <br>KARAR NO\t: 2024/194<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 20/10/2021<br>NUMARASI\t\t: 2021/318 Esas 2021/811 Karar<br>DAVACI \t: <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI \t:<br>DAVA\t: Alacak <br>DAVA TARİHİ\t: 20/04/2021<br>KARAR TARİHİ\t: 07/02/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 23/02/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi uyarınca davalıya kredi kullandırıldığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiğini, davalı hakkında konkordato talepli dava açıldığını, müvekkilinin konkordato davasında bildirdiği alacaktan 91.672,00 TL'nin kabul edildiğini, konkordato projesinin tasdikine karar verildiğini, müvekkilinin reddedilen alacağının 59.298,89 TL olduğunu belirterek 59.298,89 TL alacağın kabulü ile alacağın konkordato tasdik kararı veren mahkeme tarafından belirlenecek bir bankaya davalı tarafından yatırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından müvekkiline gönderilen ihtarnamede alacağın 167.304,04 TL olarak yer aldığını, dava sürecinde aynı alacak kalemi 216.216,20 TL olarak talep edildiğini, alacağa faiz işletildiğini, kesin mühlet tarihinden sonra rehinle temin edilmemiş alacaklara faiz işletilemeyeceğini bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, kullanılan kredi tutarları ile krediden kaynaklı borca karşılık oluşturulan borç ve alacak kayıtlarındaki farklılığın, düzenli olarak karşılıklı mutabakat yapılmamış olmasından ve teminatsız banka alacağına kesin mühlet öncesinde temerrüt faizi işletilmesinden kaynaklandığı, bu bağlamda yapılan karşılaştırmadan, alacaklı banka kayıtlarına göre mühletler arası dönemde kredi borçlarına %43,25 oranında temerrüt faizi işletildiğinin 15.03.2019 tarihi ihtarnamelerle borçluya ihtar olunduğu, ancak ödeme ihtarının konkordato ilanından (15.02.2019) bir ay sonra yapıldığı, keza, alacak kaydı bildirimine konu edilen 216.216,20TL alacağın kesin mühlet tarihinden yaklaşık 3 ay sonrasına denk gelen 05.08.2019 tarihini taşıdığı ve bu nedenle kesin mühlet tarihi (15.05.2019) itibariyle mevcut borç tutarını yansıtmadığı, mühlet içinde borca temerrüt faizi uygulamasının ise konkordato kuralları ile uyuşmadığı, 03.04.2019 tarihi itibariyle oluşan ve bilahare kanuni takip hesabına aktarılan 145.280,98 TL faizli borç kalanının, daha önce 15.03.2019 tarihinde keşide olunan ödeme ihtarlarında toplam olarak 419.970,36 TL olarak kaydedilmiş olması hususları birlikte ele alındığında, alacağa usulsüz faiz işletildiği ve belgelendirilemeyen çeşitli alacak yüklendiği iddiasını desteklediği, davalı şirket kayıtlarına göre mevcut ve kabul edilen 91.642,00 TL banka borcunun, davacı banka kayıtlarına göre 145.280,98 TL olduğu, 390.500,00 TL nakdi riske karşılık 434.712,10 TL fiili ödeme yapıldıktan sonra 145.280,98 TL bakiye borç çıkarılmış olmasının yanında, incelenen dönemdeki piyasa şartları ve istikrarı gözetildiğinde karşılıklı menfaatler dengesinin korunmadığı, davacı bankanın müşteri hesaplarına ilişkin ödeme, tahsilat, virman, birleştirme, masraf yükleme ve takibe aktarma işlemlerinin hesaplar arasında gezdirilmesinin yarattığı girift halin ve elektronik ortamda tutulan beher kaydın alt detaylarının bulunması, alacaklı bankanın da bu ayrıntıyı sunmaması, kağıt üzerinde sunulan fiziki kayıtlarından alt işlem ayrıntılarını yeterince incelenme imkanı bulunmadığı, davacı bankanın kesin mühlet tarihi (15.05.2019) itibariyle krediden kaynaklı alacağının 91.642,00 TL olduğu ve bu alacağın tamamının faiz borçlarından oluştuğu, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/58 Esas 2021/72 Karar sayılı konkordato dosyasında 91.672,00 TL alacağın kabul edildiği, bu miktar haricinde alacak olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı  vekili istinaf dilekçesinde özetle; ret kararına dayanak teşkil eden 22.09.2021 tarihli bilirkişi raporu hatalı tespitler neticesinde hüküm kurmaya elverişli olmadığını, bilirkişinin davalı şirketin defterlerini dahi incelemeden sadece muavin hazır 2019 yılı kayıtlarını dikkate alarak sonuca varmasının hukuka aykırı olduğunu, sadece davalı şirketin defterlerini dahi incelemeden 2019 yılı muavin hazır kayıtları esas alınarak diğer defter ve kayıtlar incelenmeden müvekkilinin 2019 yılı öncesi kayıtlarının dikkate alınmaması son derece hatalı ve fahiş sonuçlara varmasına yol açtığını, şirket ve müvekkili banka defter ve kayıtlarını incelemeden sadece davalı şirketçe kendisine sunulan muavin hesap kayıtlarından hareketle sonuca vardığını, mahkemece bilirkişiye verilen görev ve yetkilendirmeye aykırı olduğunu, bilirkişice müvekkili banka defter ve kayıtları, kullandırılan kredileri, geri ödemeleri, sözleşmeleri ve faiz oranlarını dikkate alarak rapor tanzim etmesi gerekirken, eksik inceleme sonucunda rapor tanzimi yoluna gidilmesi ve anılan raporun denetime elverişli olduğunun mahkeme tarafından kabulünün istinaf kanun yoluna başvuru sebebi olduğunu, hükme esas teşkil eden bilirkişi raporunun kendi içinde dahi çeliştiğini, geçici mühlet karar tarihi itibari ile faizin durduğunu, müvekkilinin borçlu firmadan alacağının nakdi 405.066,50 TL, gayri nakdi 53.950,00 TL olduğunu, ayrıca borçlu firmanın geçici mühlet süreci öncesinde müvekkiline vermiş olduğu 2 adet çek bulunduğunu, söz konusu çeklerden 175.000,00 TL tutarlı olan 18.03.2019 tarihinde 100.000,00 TL tutarlı olan da 29.03.2019 tarihinde tahsil edildiğni, banka alacağından bu tutarlar düşülmüş olup, geçici mühlet tarihindeki risk tutarı ve tahsil edilmiş olan çekler dikkate alındığında müvekkilinin faizsiz nakit alacağının 130.066,50 TL olacağını, ortaya çıkan fark tutarın geçici mühlet tarihinden önce işlemiş olan akdi faiz olduğunu, davalı şirket kayıtlarına göre mevcut ve kabul edilen 91.642,00 TL banka borcunun davacı banka kayıtlarına göre 145.280,98 TL olduğu yanında şeklindeki ifadesiyle borcun banka kayıtlarında hataya ve fazlaya ilişkin haklar saklı tutmak kaydıyla 145.280,98 TL olduğunu kabul ettiğini, fakat tamamen davalı şirket kayıtlarına itibar ederek bilirkişi raporu hazırlandığını, raporda kağıt üzerinde sunulan fiziki kayıtlarından alt işlem ayrıntılarını yeterince inceleme imkanı bulunmadığı şeklinde ifade ettiği üzere davayı aydınlatacak bir biçimde bilirkişi incelemesi yapılmadığını, bilirkişiye yerinde inceleme görevi verilmişken yeterince inceleme imkanının bulunmadığını belirtip eksik inceleme ile rapor tanzimi yoluna gidilmesi ve mahkeme tarafından bu hususun nazara alınmadan eksik rapora göre hüküm kurulmasının hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; alacağın eksik kaydedilmesi ile tasdik edilen konkordato nedeniyle çekişmeli hale gelen alacağın tahsili istemine ilişkindir.  <br>\t6100 Sayılı HMK'nun 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tGenel kredi sözleşmesi, hesap kat ihtarı, davalı tarafından davacıya gönderilen kredi kullanma talimatları, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/58 Esas 2021/72 Karar sayılı karar sureti, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 21/09/2021 tarihli rapor, davalının banka hesap hareketleri dosya içerisinde yer almaktadır.\t<br>\tAnkara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/02/2021 tarih 2019/58 Esas 2021/72 Karar sayılı dosyasında, davacı ... ... Ltd. Şti. tarafından hasımsız olarak açılan konkordato talebine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda davacının konkordato projesinin tasdiki talebinin kabulüne, konkordato tasdik projesi kapsamında kalan tüm borçlarını projenin tasdik karar tarihinden itibaren başlamak üzere 12 ay ödemesiz, 10/02/2022 tarihinden başlamak üzere 3'er aylık dönemlerde eşit taksitlerle 12 taksit halinde 36 ayda davacı tarafından alacaklılara ödenmesine, diğer alacakların yanı sıra davacının 91.672,00 TL alacağının ödenmesine karar verilmiştir. <br>\tDavacı ile davalı arasında 05/07/2018 tarihli 3.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalanmıştır. <br>\tDavalı tarafından davacı bankaya gönderilen 05/12/2018 tarihli kredi kullanma talimatıyla 262.000,00 TL, 30/11/2018 tarihli kredi kullanma talimatıyla 95.500,00 TL kredi kullandırılması talep edilmiştir. <br>\tDavacı tarafından kredi hesabı kat edilerek davalı ve dava dışı diğer borçlulara 15/03/2019 tarihli hesap kat ihtarnamesi gönderilerek krediden kaynaklı 368.610,14 TL, KMH'dan kaynaklı 23.060,95 TL, ödenen çek sorumluluk bedelinden kaynaklı 9.050,25 TL nakit alacağın 24 saat içinde ödenmesi, 48.290,00 TL gayri nakit alacağın 24 saat içinde depo edilmesi talep edilmiştir. <br>\tDavacı tarafından davalıya gönderilen 15/03/2019 tarihli kredi kartı ihtarnamesi ile de kredi kartından kaynaklanan 19.249,27 TL'nin 24 saat içinde ödenmesi istenilmiştir. <br>\tYargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda, davacı ve davalıdan temin edilen belgelerin incelendiği, davacının kesin mühlet tarihi itibarıyla davalıdan 91.642,00 TL alacaklı olduğu, alacağın tamamının faiz borçlarından oluştuğu, davalı şirket kayıtlarında da davacıya toplam 91.642,00 TL borçlu olduğunun kayıtlı bulunduğu tespit edilmiştir. <br>\tDavacı yan taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi kapsamında davalıdan alacaklı olduğunu, davalının konkordato tasdik kararında alacağının eksik olarak yer aldığını iddia etmiş, davalı yan ise konkordato tasdik kararında yer alan borç dışında davacıya başka bir borcun bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tTaraflar arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı, kredinin ödenmediği iddiasıyla davacının kredi hesabını kat ettiği, davalının konkordato tasdik kararında 91.672,00 TL alacağının yer aldığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. <br>\tUyuşmazlık, davacının konkordato tasdik karar tarihi itibarıyla genel kredi sözleşmesi kapsamında konkordato tasdik kararında yer alan alacak dışında davalıdan başka bir alacağı bulunup bulunmadığı, çekişmeli alacak var ise miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır. <br>\tDavacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, açılan dava, çekişmeli alacaklar hakkında dava başlıklı İİK'nun 308/b maddesi kapsamında alacağı itiraza uğramış olan davacı alacaklı tarafından açılan dava niteliğindedir. Davacı yan, dava dilekçesinde konkordato tasdik karar tarihi itibarıyla kararda yer alan alacak dışında başka alacağı bulunduğunu ileri sürerek işbu alacak davasını açmıştır.<br>\tYargılama aşamasında alınan bilirkişi raporuna davacı vekilince gerekçeleri gösterilmek suretiyle itiraz edilmiş ise de, davacı vekilinin itirazlarını karşılayacak herhangi bir ek rapor alınmamıştır.  <br>\tMahkemece bankacı bilirkişiye banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapma yetkisi verilerek banka kayıtları üzerinde yapılacak inceleme ile rapor alınması yönünde ara karar tesis edildiği halde, dosyanın tevdi edildiği bilirkişi tarafından hazırlanan raporda banka kayıtlarında inceleme yetkisi verildiği belirtildikten sonra davacı ve davalıdan temin edilen belgelerin incelendiği, davalı şirket kayıtlarına göre incelenen dönemdeki piyasa şartları ve istikrarı gözetildiğinde karşılıklı menfaatler dengesinin korunmadığı kanaatini uyandırdığı, davacının müşteri hesaplarına ilişkin ödeme/tahsilat/virman/birleştirme/masraf yükleme ve takibe aktarma işlemlerinin hesaplar arasında gezdirilmesinin yarattığı girift halin ve elektronik ortamda tutulan beher kaydın alt detaylarının bulunması, alacaklı bankanın da bu ayrıntıyı sunmaması, kağıt üzerinde sunulan fiziki kayıtlarından alt işlem ayrıntılarını yeterince incelenme imkanı bulunmadığı belirtilmiş, incelemenin banka kayıtları üzerinde yerinde yapıldığına ilişkin herhangi bir açıklamaya raporda yer verilmemiştir. Bu kapsamda bilirkişi tarafından hazırlanan rapor banka kayıtları üzerinde yerinde incelemeyi içerip içermediği anlaşılamadığı gibi, raporun mahkeme ara kararına aykırı olarak düzenlenip düzenlenmediği de anlaşılamamaktadır. Kaldı ki hükme esas alınan raporda, davacının müşteri hesaplarına ilişkin ödeme/tahsilat/virman/birleştirme/masraf yükleme ve takibe aktarma işlemlerinin hesaplar arasında gezdirilmesinin yarattığı girift halin ve elektronik ortamda tutulan beher kaydın alt detaylarının bulunması, alacaklı bankanın da bu ayrıntıyı sunmaması, kağıt üzerinde sunulan fiziki kayıtlarından alt işlem ayrıntılarını yeterince incelenme imkanı bulunmadığının belirtilmiş olması da Dairemiz heyetinde banka kayıtları üzerinde yerinde ve yeterli inceleme yapılmadığı kanaati uyandırmıştır. <br>\tÖte yandan, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının kesin mühlet karar tarihi itibarıyla davalıdan krediden kaynaklı alacağının 91.642,00 TL olduğu belirtilmiş ise de, anılan miktarın ne şekilde tespit edildiği anlaşılamamaktadır. Bu durum ise raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmaması sonucunu doğurmuştur. <br>\tHal böyle olunca mahkemece, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunun mahkeme ara kararına uygun olarak banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan inceleme ile hazırlanıp hazırlanmadığının anlaşılamadığı, bilirkişi raporunda yer alan sunulan fiziki kayıtlardan alt işlem ayrıntılarının yeterince incelenme imkanının bulunmadığı ibaresinin Dairemiz heyetinde raporun dosya üzerinde yapılan inceleme ile hazırlandığı kanaatini oluşturduğu, raporda tespit edilen kesin mühlet tarihi itibarıyla davacının davalıdan alacaklı olduğu miktarın ne şekilde hesaplandığının anlaşılamadığı, raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli bulunmadığı gözetilerek banka kayıtları üzerinde yerinde yapılacak inceleme ile, davacının kesin mühlet karar tarihi ve konkordato tasdik karar tarihi itibarıyla çekişmeli bir alacağı bulunup bulunmadığı, alacak var ise miktarı hususunda, davacı vekilinin kök rapora itirazlarını da karşılar ek rapor, gerekli görüldüğü halde ise yeni bir bankacı bilirkişiden rapor alınıp, rapora dayanak banka kayıtlarının rapor ekine eklenmesi gerekirken denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunmayan bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.<br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında isabet görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine  gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde  şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;  <br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KABULÜNE,  <br>2-Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/10/2021 tarih 2021/318 Esas 2021/811 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, <br>3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>4-Davacı tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, <br>5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, <br>6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 353/(1)-a.6 ve 362/(1)-g.maddeleri uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 07/02/2024<br><br>Başkan -               Üye -                   Üye -              Zabıt Katibi - <br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9562fcafe8767b74","SID":"0b9ca16d400e7f8d"}}