{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/8 <br>KARAR NO\t\t: 2024/177<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ARA KARAR TARİHİ\t: 08/11/2023 (Ara Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2023/694 Esas (derdest)<br>DAVA\t\t:Adi Ortaklığın Tasfiyesi<br>TALEP             \t: İhtiyati Tedbir Kararına İtiraz<br>TALEP TARİHİ\t: 12/10/2023<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 01/02/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 01/02/2024<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/11/2023 ara karar tarihli ve 2023/694 Esas sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>TALEP :<br>İhtiyati tedbir talep eden/davacı vekili talep dilekçesinde özetle;  27/09/2023 tarihli dilekçesinde; dava dilekçesinde talep ettikleri ihtiyati tedbirin 19/09/2023 tarihli ara karar ile 100.000,00 TL teminat karşılığında kabul edilmesine rağmen teminat mektubunu temin etmelerinin ancak sağlanabildiğini, bu arada kararın uygulanmasına ilişkin yasal sürenin geçtiğini bildirmiş, dava dilekçesindeki ihtiyati tedbir talebini yineleyerek ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parseldeki tüm bağımsız bölümlerin 1/2 payları hakkında, devrine ve mülkiyet hakkını sınırlayıcı her türlü işleme engel olacak şekilde, teminatsız veyahut mahkemenizin belirleyeceği makul bir teminat karşılığında yeniden ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN İHTİYATİ TEDBİR KARARI:<br>19/09/2023 tarihli ara kararı ile; \"...   Davanın yasal dayanağı TTK'nun 639(7) maddesinde düzenlenen haklı sebeple adi ortaklığın feshine ilişkin olup dava dilekçesinde taraflar arasında ihtiyati tedbir istemine konu taşınmazdaki inşaatın yapılması amacıyla adi ortaklığın kurulduğu, bu amaçla davacı şirket adına kayıtlı taşınmazın, davacı şirketin vergi incelemesi nedeniyle ortaya çıkacak olumsuzluklar nedeniyle davalı şirket adına devrinin yapıldığı, inşaat masraflarının karşılanması için davacı şirket adına kredi kullanıldığı, davacı taraflarca inşaat için ödemeler yapıldığı ve davalı şirkete paraların aktarıldığı, kredi nedeniyle taşınmaz üzerine konulan ipoteğin kaldırılması amacıyla kredinin kapatılarak davacı şirket adına bir başka kredi alındığı ve bu kredinin davalı şirkete aktarıldığı, aktarılan para ile ipoteklerin kaldırıldığı iddia edilip, dava dilekçesine ekli olarak sunulan belge örnekleri göz önünde tutulduğunda, HMK'nın 390(3) maddesi hükmü gereği yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde davacı tarafın, ihtiyati tedbir istemi yönünden yasal koşulların oluştuğu, talebin reddi halinde taşınmazın veya bağımsız bölümlerin davalı tarafça üçüncü kişilere devri halinde davacı tarafın HMK'nın 389(1) maddesi hükmü gereği dava sonunda elde edebileceği hakkın önemli ölçüde zorlaşacağı yada tamamen imkansız hale geleceği veya gecikme sebebiyle ciddi bir sakınca doğacağının kuvvetle muhtemel olduğu, davanın niteliği ve ihtiyati tedbirin türü sebebiyle harca esas değerin ihtiyati tedbir açısından öneminin bulunmadığı birlikte değerlendirildiğinde; ihtiyati tedbir isteminin kabulü konusunda yasal koşulların oluştuğu anlaşılmakla, teminat karşılığı ihtiyati tedbir talebinin kabulüne ve dava konusu taşınmazın 1/2 payı üzerinde  üçüncü kişilere devri ile taşınmaz üzerinde mülkiyet hakkını sınırlayacak tasarrufların önlenmesi konusunda ihtiyati tedbir kararı vermek gerekmiştir...\" gerekçesi ile \"...davacı tarafın ihtiyati tedbir isteminin KABULÜ İLE; HMK'nun 392(1) maddesi hüküm gereği davacının, dava sonunda haksız çıkması halinde davalıların ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlarına karşılık olarak 100.000,00TL nakdi veya süresiz banka teminat mektubu niteliğindeki teminat karşılığında, taşınmazın veya taşınmaz üzerinde bağımsız bölümler var ise bağımsız bölümleri davalılar adına kayıtlı olması halinde,   ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde  kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulmuş ise tüm bağımsız bölümlerin 1/2 payı üzerine, kurulmamış ise  adı geçen parselin 1/2 payının tapu kaydı üzerine üçüncü kişilere devrinin ve mülkiyet hakkını sınırlayıcı tasarrufların  yapılmasının önlenmesi konusunda ihtiyati tedbir konulmasına...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>Aleyhine ihtiyati tedbir istenilen (davalı) ihtiyati tedbire itiraz dilekçesinde özetle;  talep eden tarafın dilekçesinde yer alan tek taraflı hukuki nitelendirme ile beyanları üzerinden takdir edilen ihtiyati tedbir kararının yasal şartlarının mevcut olmayıp, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,  taraflar arasında iddia edildiği gibi bir adi ortaklığın söz konusu olmadığını, müvekkiline o dönemde kredi çıkmaması nedeniyle davacının şirketi üzerinden 900.000,00 TL bedelli kredi kullanıldığını, ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... ve ... nolu parselde kayıtlı taşınmazın 06.07.2021 tarihinde davacı şirket üzerine satın alındığını, kredi ödemelerinin bu süre zarfında müvekkili tarafından yapıldığını, davacının şirketine vergi dairesinden cezalar gelmesi üzerine 20.01.2022 tarihinde kredi borcu ile yükümlü olarak taşınmazın davalı şirket adına tescil edildiğini, sonraki kredi ödemelerinin de müvekkili tarafından davalıya gönderilmek suretiyle yapıldığını, iddia edildiği gibi ikinci bir kredilendirmenin söz konusu olmadığını, davacıya kredinin ödeneceğine dair tapu alım öncesi ve kredi borcu bitene kadar da proje hakkında bilgi verildiğini, davacının arkadaşı olan ...'na inşaatın başlangıç aşamasında iki daire satışı konusunda anlaşılarak davacının aracı olması ve mahcubiyet yaşamaması adına satına alana bilgilendirme yapılırken aynı zamanda davacıya da bilgi verildiğini, adı geçen kişi tarafından davalı şirket aleyhine İzmir 8. Tüketici Mahkemesinin 2023/293 esas sayılı dosyası ile tescil talepli dava açıldığını, davacının bu davada taraf dahi gösterilmediğini ve davacı tanığı olarak davada yer aldığını, bu durumun taraflar arasında bir ortaklık olmadığının açık kanıtı olduğunu, davacının klima işleri ile iştigal etmesine rağmen davaya konu projede klima işlerinin dahi davacı tarafından yapılmadığını, davacıların emek ve para ile katkıda bulunmadıklarını, taraflar arasında inşaat projesi öncesinde de bir kısım para alış verişleri ile ticari ilişkilerinin olduğunu ve para alışverişi ve ticaretin devam ettiğini, ödemelerin tek taraflı olmadığını, müvekkili tarafından banka havalesi yolu ile birçok ödeme yapılması yanında pek çok kez elden ödeme de yapıldığını, taraflar arasında inançlı işlem olup, para alışverişlerinin bu sebeple yapıldığını, davacı tarafından yapılan ödemelerin bir anlam ifade etmediği gibi maliyete ve hukuki sorumluluğa ortak olmadıklarını, davacının haklılığını yaklaşık olarak dahi ispat edemediğini, kararın gerekçesinde yaklaşık ispata dair herhangi bir açıklama geçmediğini, genel ifadelerle müvekkilinden sadır olmuş hiçbir belge olmamasına rağmen tedbir kararına hükmedildiğini, müvekkili şirketin mağduriyetinin dikkate alınması gerektiğini dört taşınmazın rayiç değerinin yaklaşık 20.000.000,00 TL olup, tedbir kararının müvekkilinin tüm ticari hayatını olumsuz etkileyecek ve mahvına neden olacağının açık olduğunu, 100.000,00 TL teminatın müvekkilinin haklılığı durumunda hiçbir anlam ifade etmeyeceğini, müvekkilinin inşaat işiyle uğraşmakta olup, kazanımları ile yeni yatırımlara yöneldiğini, dava konusu projenin borçlarını dahi ödeyemeyecek ve ticari hayatının sona ermesi tehlikesi ile karşı karşıya kalacağının açık olduğunu, her bir taşınmazın değerinin tespitinin yapılmadan, rayiç değerleri dahi istenmeden dört taşınmaz yönünden ihtiyati tedbir kararına hükmedilmesinin uygun olmadığını, ilk tedbir kararı tamamlanmadan aynı hususta yeniden karar verilmesinin hatalı olduğunu, teminatın süresinde yatırılmadığını bildirmiş, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, aksi kanaat halinde teminat miktarının artırılması yada tedbir konulan taşınmaz sayısının azaltılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davacılar vekili tedbire itiraza ilişkin cevap dilekçesinde; dava konusu sekiz adet bağımsız bölümden dört adedinin davadan önce üçüncü kişilere devredildiğini, davalı tarafın tek amacının dava sonunda müvekkilinin hakkına kavuşmasını engellemek adına kalan dört bağımsız bölümün de üçüncü kişilere devrederek elinden çıkarmak olduğunu, ihtiyati tedbirin kaldırılması halinde müvekkilinin dava sonunda elde edebileceği hakkının tamamen imkansız hale geleceğini, davalıların adi ortaklık ilişkisini inkar ettiğini, iddialarının gerçek dışı olduğunu, inşaatın yapılacağı taşınmazın davalı tarafından davacıya aldırıldığını, ...'nun satın aldığı daire bedelini davalının aldığını, müvekkilden aldığı paralar ve topraktan yaptığı satışların parasıyla neredeyse cebinden hiç harcama yapmadan ortaklığa konu inşaatı bitirdiğini, ancak yapı kullanım izin belgeleri alınıp ipoteklerin kaldırılmasıyla birlikte karşılıklı güven ilişkisine dayalı olarak sözlü yapılan ortaklık anlaşmasını inkar ederek müvekkiline tapu devrini gerçekleştirmediğini, davalı ....'nin müvekkilinden pek çok kere malzeme ve işçilik için ödeme yapmasını istemesi, kendi yaptığı ödemelerin dekontlarını paylaşarak inşaatta çalışan kişiler hakkında tuttukları cari hesaba kaydetmesini istemesinin nedeninin davalı tarafça açıklanması gerektiğini, bu durumun, taraflar arasında salt kredi sözleşmesine yönelik bir ilişkinin değil, inşaatın başından sonuna kadar yürütülen bir adi ortaklığı gösterdiğini, davalının sunduğu dekontlara göre yapılan ödemenin 673.750,00 TL olup, buna karşın aynı dönemde müvekkilinin davalılara ve inşaat işi dolayısıyla üçüncü kişilere yaptığı ödeme tutarının toplamı 2.630.831,69 TL olduğunu, davalı tarafın, kredi borcunun bittiği tarihte toplam 1.186.017,44 TL olan kredi borcu karşılığında müvekkilinin hesaplarına yalnızca 673.750,00 TL ödediğini,  HMK'nun 392(1) hükmü uyarınca gerektiği takdirde herhangi bir teminat aranmaksızın dahi tedbire karar verilmesinin mümkün olup,  davalıların borcunu ifa etmemesi nedeniyle müvekkilinin ekonomik olarak zor dönemden geçtiğini, davalının teminat miktarının artırılması talebinin kabulünün hakkaniyetli olmayacağını bildirmiş, itirazın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNCE İHTİYATİ TEDBİRE İTİRAZ ÜZERİNE VERİLEN ARA KARAR:<br>Mahkemece 08/11/2023 tarihli ara karar ile ; \"...HMK'nun 390(2) maddesinde düzenlenen takdir yetkisinin mahkememize ait olup, somut dava yönünden dava dilekçesine ekli olarak sunulan belge örnekleri, dava dilekçesinin içeriği dikkate alınarak; davacının haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunduğunun anlaşılması üzerine davalı taraf dinlenmeden erilen ihtiyati tedbir kararının usul, yasa ve dosya kapsamına uygun olduğu, davalı tarafça itiraz dilekçesinde adi ortaklık ilişkisinin ve davacı tarafça dile getirilen tüm iddiaların inkarı yoluna gidilmiş ise de  dosyada toplanan tüm deliller ve dava dilekçesine ekli olarak sunulan belge örnekleri dikkate alındığında ihtiyati tedbir istemine ilişkin kararın gerekçesinde belirtilen ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini gerektirir nitelikte yaklaşık ispat kuralları çerçevesi içinde yasal koşulların oluştuğu ve kararın verilmesinden sonra toplanan delillerle de bu durumun varlığını koruduğu, davacı tarafça sekiz bağımsız bölümün adi ortaklık tarafından inşa edildiğinin iddia edilmesi karşısında dördünün davalı şirket tarafından dava tarihinden önce devredilmiş olduğu dikkate alındığında ihtiyati tedbir kararının HMK'nun 389.maddesinde tanımlanan mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale gelebileceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinin somutlaştığı birlikte değerlendirildiğinde; davalı tarafça ihtiyati tedbirin şartlarına yönelik olarak dile getirilen bütün itiraz nedenlerinde haklılık bulunmadığı, HMK'nun 392(1) maddesinde durum ve koşulların gerektirmesi halinde mahkemenin gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verilebileceğinin düzenlenmesi karşısında somut olayın özelliklerine göre hangi miktarda teminat alınacağının ya da hiç alınmaması gerektiğinin mahkemenin takdirine ait olup, somut dava yönünden davacı tarafın bağımsız bölümlerin 1/2 payı üzerine tedbir konulmasını talep edip, dört bağımsız bölümün davadan önce devredilmiş olması nedeniyle üzerine tedbir konulamadığı, davacı tarafça sekiz bağımsız bölümün tamamının adi ortaklık tarafından inşa edilip, taşınmazın arsasının da adi ortaklığa ait olduğunun iddia edildiği, mahkememizce verilen ilk tedbir kararının aynı miktardaki teminatı içermesi nedeniyle uygulanması için yasada düzenlenen talep süresi içinde davacı tarafça teminatın temin edilememesi nedeni ile kendiliğinden kalkmış sayıldığı, davacı tarafın dava dilekçesine ekli olarak sunduğu belge örnekleri ile dosyada toplanan belge örnekleri birlikte değerlendirildiğinde yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde ihtiyati tedbir talebinin kabulü konusunda yasal koşulların oluşmasına bağlı olarak ve davanın niteliği göz önünde tutulduğunda taşınmazların değerine göre yüksek oranlı alınacak bir teminatın ihtiyati tedbir kararını uygulanamaz hale getireceği birlikte değerlendirildiğinde; mahkememizce takdir edilen teminatın usul, yasa ve dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla davalı tarafın teminata yönelik itirazında da haklılık bulunmadığı, bunun yanında ilk verilen ihtiyati tedbir kararının davacı tarafça teminatın yasal süre içinde sunulamaması nedeni ile kendiliğinden kalkmış  sayıldığı, dosya kapsamında, durum ve koşullarda bir değişiklik bulunmadığından itiraza konu aynı nitelikte verilen ikinci kararın verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı dikkate alınarak davalı tarafın haklılığı bulunmayan itirazının reddine karar vermek gerekmiştir...\" gerekçesi ile\"...İtirazın REDDİ ile davalılar vekilinin ihtiyati tedbirin kaldırılmasına ve teminata ilişkin istemlerinin reddine,...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br> İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Aleyhine tedbir istenilen (davalılar) vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; taraflar arasında iddia edildiği gibi bir adi ortaklığın söz konusu olmadığını, müvekkiline o dönemde kredi çıkmaması nedeniyle davacının şirketi üzerinden 900.000,00 TL bedelli kredi kullanılıp ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ... ve ... nolu parselde kayıtlı taşınmaz 06.07.2021 tarihinde yine davalı şirketi üzerine satın alındığını, kredi ödemeleri de bu süre zarfında müvekkilince yapıldığını, davacının şirketine vergi dairesinden cezalar gelmesi üzerine de müvekkilince 20.01.2022 tarihinde kredi borcu ile yükümlü olarak müvekkili şirket adına tescil edildiğini, sonraki kredi ödemelerinin de müvekkili tarafından davalıya gönderilmek suretiyle yapıldığını, iddia edildiği gibi 2. bir kredilendirmenin söz konusu olmadığını, davacı kredi çekti ise bunun kendi işleri için olduğunu, davacı ortaklık iddiasını ilk çekilen kredi, bir kısım ödeme ve bir kaç fotoğraf ve whatsap yazışmalarına dayandırdığını, davalı tarafça bu whatsapp içeriklerinin inkar edildiğini, ancak sunulu içerikler dahi ortaklığın varlığını ispat eder nitelikte olmadığını, anılan döküme karşı davacı vekilinin, gerçeğe aykırılık itirazının bulunduğunu, bu mesajlaşma yazışmalarına nasıl ulaşıldığını ve gerçeğe uygun olup olmadığı yönlerinden hukuka uygunluk denetimi yapılmasına elverişli bir delil ise dosya içeriğinde olmadığını, anılan sebeplerle, eksik araştırma ve incelemeyle hüküm tesisinin hatalı görüldüğünü, davacıya kredinin ödeneceğine dair tapu alım öncesi ve kredi borcu bitene kadar da proje hakkında bilgi verildiğini, sonrasında davacının arkadaşı olan ...' na da daha inşaat başlangıç aşamasında 2 daire satışı konusunda anlaşıldığından davacının aracı olması ve mahcubiyet yaşamaması adına satına alana bilgilendirme yapılırken aynı zamanda davacıya da bilginin verildiğini, sunulan mesaj içerikleri kredi çekilmesi, tapu tescili ve inşaatın yapım aşamalarında, öteye geçmediğini, hiçbir yerde ortaklıktan bahsedilmediğini, hangi oranda ve ne şekilde ortak olunduğu da bu kayıtlardan anlaşılabilecek mahiyette olmadığını, davalı tarafça tedbir kararına itiraz dilekçesi ekinde sundukları ödemeler tedbir kararına itiraz kararında değerlendirilmediğini, gerekçe de sadece dava dilekçesi eki ve toplanan delillerden bahsedildiğini, oysa davacının müvekkiline yaptığı ödemeler kadar müvekkilinin karşı tarafa ödemesi ve ticari işinin olduğunu, davacı iddiasına göre kar bakımından ortak, gider ve sorumluluklara ortak olmadığını, davacı tarafça dava dilekçesinde yalnızca kendisi tarafından gönderilen paraların gösterildiğini, tüm inşaatın yarısı üzerinde hak iddia edilmiş davalı tarafça tedbir kararına karşı itiraz edilmesi ile bu kez müvekkilince son ödenen bedellerin satılan daireden olan hakkının ödendiğini iddia ettiğini, satılan dairenin parasını almış ise neden mevcut 4 daireye tedbir konulduğunu, dava dilekçesinde gayrimenkullerin habersiz satıldığından bahsederken, tedbir kararına yaptıkları itiraza verilen cevap dilekçesinde bu kez müvekkilince son gönderilen bedellerin satılan dairedeki hakkının ödendiğini iddia ettiğini, davacı ikinci dilekçesinde ilki ile çeliştiğini, müvekkilinin inşaat işi ile uğraşmakta olup konulan tedbir nedeniyle ticari hayatının son bulmasının ihtimal dahilinde olduğunu, inşaatın yapımı için yapılan masrafları dahi tedbir kararı nedeniyle ödeyemediğini, bu ödemeleri yapmak için yüksek oranlı faizli kredi ve kredi kartlarını kullanmak zorunda kaldığını, bir kısım dekontun ekte sunulduğunu, teminat miktarının da çok sembolik mahiyette kaldığını, tedbirin uygulanmaz hale geleceği görüşünün hukuka uygun olmadığını, taraflar arasında iddia edildiği gibi bir adi ortaklığın olmadığını, müvekkiline kredi çıkmadığı için davacı üzerine alınmış bir taşınmazın olduğunu, davacının vergi cezaları nedeniyle hemen tapuda taşınmaz müvekkilinin üzerine alındığını, kredi ödemelerinin müvekkilince yapıldığını, taraflar arasında öncesi ve sonrasına ait cari olarak para alış verişlerinin söz konusu olduğunu, Whatsapp konuşmalarını reddettikleri gibi sunulan içeriklerinde ortaklığın varlığını göstermediğini, yaklaşık olarak dahi ispata söz konusu olmadığını, iddiaları 2. Dilekçelerinde  çeliştiğini, müvekkiline ait 4 taşınmaza konulan haciz müvekkilinin mahvına nedene olacak nitelikte olduğunu, müvekkili tarafından artan faizler nedeniyle yüksek faiz ödemek zorunda kaldığını, 4 taşınmaz için takdir edilen 100.000,00 TL teminatın düşük miktarda olduğunu, davacının vergi dairesi sorunlarından görüleceği üzere davanın reddi halinde tazminatın tahsilinin kabil olmayacağını, izah edilen nedenlerle; 08.11.2023 günlü tedbirin kaldırılması ilişkin itirazımızın reddine dair karar ve 19.09.2023 günlü  tedbir kararının kaldırılmasına aksi kanaat halinde tedbir konulan taşınmaz sayısının azaltılması ve teminatın artırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN  DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br><br>Dava, adi ortaklığın tasfiyesi istemine yöneliktir.<br>Talep, ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın reddi kararının kaldırılması  istemine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Mahkemece, 08/11/2023 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın reddine karar verilmiş, karara karşı aleyhine  ihtiyati tedbir kararı verilen (davalılar) vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına göre, sunulan delillere göre yaklaşık ispat koşulunun sağlanmış olması  nazara alınarak HMK.nun 355. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nedeni ile aleyhine tedbir kararı verilen (davalılar) vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Aleyhine tedbir kararı verilen (davalılar) vekilinin İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/11/2023 tarihli ve 2023/694 Esas (derdest) sayılı ara kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 157,75-TL'nin davalılardan alınarak Hazineye gelir kaydına (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),<br>3-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından  kalan bakiyenin yerel  mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 01/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0001443b54e355f7","SID":"6a5afbaa800fae16"}}