{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi    21.Hukuk Dairesi    2024/232 Esas 2024/303  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t: 2024/232<br>KARAR NO\t\t: 2024/303<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ...\t      ...<br>ÜYE\t\t: ... \t      ...<br>ÜYE \t\t: ...\t\t      ...<br>KATİP\t\t: ...\t   ...<br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ\t\t: 24/01/2024<br>NUMARASI\t\t: 2024/57 Esas (Ara Karar)<br>İHTİYATİ TEDBİR <br>TALEP EDEN DAVACI\t: <br>ALEYHİNE TEDBİR <br>TALEP EDİLEN <br>DAVALI\t:\t<br>TALEP\t: İhtiyati Tedbir <br>TALEP TARİHİ\t: 22/01/2024<br>KARAR TARİHİ\t:  21/02/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 21/02/2024<br><br>\tİhtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı davacı yanca istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. <br>\tDAVA VE TALEP<br>\tDavacı dava dilekçesinde özetle; Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 26/12/2013 tarih ve 2010/809- 2013/778 sayılı kararı ile ... San. Ltd. Şti.'nin tasfiyesine karar verildiği ve hükmün  Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 03/03/2020 tarihli ve 2018/2615 Esas - 2020/2279 Karar sayılı kararı ile onanarak  kesinleştiğini ve mahkemece tasfiye memuru olarak ... isimli şahsın atandığını, tasfiye memuru ...'in hem şirket ortaklarına hem de ortaklığa görevi nedeni ile yapmış olduğu kusurlu hareketlerin tespit edildiğini ve 27/12/2022 Tarihli , 2022/1 Karar Numaralı, ... ... Şirketi Müdürler Kurulu'nun Tasfiyenin Kaldırılmasına ve Tasfiye Memuruna ilişkin Kararın 8. ve 9. maddelerinde tasfiye memurunun görevinin gereklerine aykırı noktalara ortaklarca değinildiğini ve herkesin imzası ile tasfiyeden dönme ve tasfiye memurunun görevden alınmasına yönelik kararlar alındığını,  tasfiye memurunun görev aldığı tarihten itibaren şirket yetkilisi ve ortaklarına herhangi bir tasfiye bildiriminde bulunmadığı gibi genel kurula toplantı daveti yapmadığını, Tasfiye memurunun göreve haşlar haşlamaz şirketin ilk envanter ve bilançosunu hazırlaması gerekirken hu görevini yerine getirmediğini, göreve başladığına dair ilgili şirketlerine herhangi bir bildirimde bulunmadığını, kendi başına göre hareket eden tasfiye memurunun yaptığı işlemler usule ve hukuka aykırı olduğunu, Mali Müşaviri ...'ı  haber vermeksizin görevden aldığını ve sisteme erişimini engellediğini, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesine sunduğu 26/12/2022 tarihli beyanında, şirkete ait bilgi ve belgelerin tarafına verilmediği belirtmiş olmasına rağmen tasfiye memuru şirketten  herhangi bir bilgi ve belge talebi ile ilgili isteği olmadığını, işbu dava kapsamında da ihtiyati tedbire ilişkin şartlar gerçekleşmiş olup, şirketin ve şirket ortağı olarak şahsı üzerinde daha fazla zarara sebebiyet verilmemesi adına ihtiyati tedbir kararı verilerek, .... Ltd Şti'ne yeni bir tasfiye memuru atanana kadar tasfiye tasfiye işlemlerinin durdurulmasını ve tasfiye memuru ...'in tasfiye ile ilgili herhangi bir işlem yapmamasına tedbiren karar verilmesi talep ve dava etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece;  HMK 390/3. maddesi  uyarınca mahkemece atanan tasfiye memurunun  tasfiyeye ilişkin görevlerinin yapmadığı ve şirketi zarara uğrattığının  yaklaşık olarak  ispat edilememiş olması  yanı sıra dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve davanın mahiyetine göre davacının hakkını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da imkansız hale geleceği veya gecikme nedeniyle bir sakınca ya da ciddi bir zararın doğacağına dair yeterli delil bulunmaması nedeniyle HMK'nın 389/1. maddesindeki şartların oluşmadığı sonucuna da varıldığından, davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbirin reddi ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, <br>\tTasfiye memurunun görev aldığı tarihten itibaren şirket yetkilisi ve ortaklarına herhangi bir tasfiye bildiriminde bulunmadığı gibi genel kurula toplantı daveti yapmadığını, görevine başlar başlamaz şirketin ilk envanter ve bilançosunu hazırlaması gerekirken bu görevini yerine getirmediğini, kendi başına hareket ettiğini, şirket mali müşavirini şirkete haber vermeden görevden aldığını, aldığı kararlar nedeniyle şirketin şahsi ve ticari anlamda büyük hak kaybına uğradığını, ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini, 2020 yılında ... Anonim Şirketi'ne 49 adet ihtarname çekildiğini, şirketin büyük oranda tazminatlar talep ettiğini, şirket müdürü olarak banka ve finans kurumları aleyhine haksız kredi kartından kaynaklanan zararların tazmini ve menfi tespit davaları açtığını, davaların derdest olduğunu, davaların derdest olması nedeniyle iflas / tasfiye işlemlerine başlanamadığını, şirket tasfiye memurunun salt şirketi dağıtma ve mallarını satma amacına odaklandığını, bu nedenle müdürün görevden alınması gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalı vekili istinaf başvuru dilekçesine karşı vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi ara kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tTalep; ihtiyati tedbirin reddine ilişkin ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir. <br>\tHMK'nın 389/(1). maddesinde, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, <br>\tHMK'nın 390/(2). maddesinde de hakimin talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde karşı taraf dinlenmeden de tedbir kararı verebileceği hüküm altına alınmıştır. HMK'nın 390/(3). maddesinde ise tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu düzenlenmiştir. <br>\tİhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır. <br>\tİhtiyati tedbir kararı verilebilmesinin diğer bir koşulu ise mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesidir. <br>\tSomut olayda, davacı yanca Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesince davalı şirkete atanan tasfiye memurunun haklı sebeple azli ve yeni bir tasfiye memurunun atanması ile tedbiren davalı şirketin tasfiye işlemlerinin durdurulması, davalı tasfiye memurunun tasfiye ile ilgili herhangi bir işlem yapmaması ile davacı ...'nun tasfiye memurunun ve/veya tasfiye memuru yardımcısı, aksi halde tasfiye memuru danışmanı seçilmesine yönelik olarak tedbir talebinde bulunulmuştur. İlk derece mahkemesinin gerekçesinde belirtildiği üzere davalı tasfiye memurunun mahkemece atandığı, HMK'NUN 390/3.maddesi uyarınca iddianın yaklaşık olarak ispata yönelik delil sunulmaması, mevcut delil durumu ve davanın mahiyeti gözetilerek ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik ilk derece mahkemesi ara karar usul ve yasaya uygundur.\t<br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi ara kararında usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığından ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-İhtiyati tedbir talep eden davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı yanın adli yardım talebi kabul edilmekle harç alınmasına yer olmadığına, <br>\t3-Yapılan istinaf yargılama giderlerinin istinafa başvuran taraf üzerinde bırakılmasına, varsa kullanılmayan gider avansının istek halinde kendisine iadesine,   <br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br> \t Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-f. maddesi uyarınca  kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.21/02/2024<br><br><br><br>Başkan- ...             Üye - ...                     Üye - ...\t                 Zabıt Katibi -...<br>...              ...             ...                 ...<br>    Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"af42c71a55ad6832","SID":"3a0b000b6a54be4f"}}