{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi    21.Hukuk Dairesi    2022/1102 Esas 2024/289  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t: 2022/1102<br>KARAR NO\t\t: 2024/289<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/02/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/610 Esas  2022/137 Karar<br>DAVACI \t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI \t<br>DAVA\t: İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 24/01/2018<br>KARAR TARİHİ\t: 21/02/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 21/02/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili banka ile dava dışı .... Şti arasında genel kredi sözleşmesinin imzalandığını, dava dışı şirkete kredi kullandırıldığını, davalı ...'nın sözleşmenin müteselsil kefili olduğunu, borcun ödenmemesi üzerine alacağın tahsiline yönelik olarak Ankara 13. İcra Müdürlüğü'nün 2017/12310 esas sayılı takip dosyası üzerinden takip yapıldığını, davalının takibe haksız itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, bu nedenlerle haksız itirazın iptaline karar verilmesini  talep ve dava etmiştir.  <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalıya dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş ise de, davalı yasal süre içerisinde davaya cevap vermemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, tüm dosya kapsamı, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu değerlendirilen bilirkişi raporları birlikte değerlendirilerek, usuli kazanılmış haklar gözetilerek ve taleple bağlı kalınmak suretiyle; davacı tarafından icra takibine konu edilen nakdi alacak istemi yönünden, tazmin edilen teminat mektubu bedeli olan 11.700,00 TL, 1.635,00 TL komisyon, 18.429,33 TL masraf alacağı olmak üzere toplam 31.764,33 TL asıl alacak, 605,00 TL işlemiş faiz toplamı kadar davacının davalıdan alacaklı olduğu, davacı tarafından icra takibinde olduğu gibi tazmin edilen teminat mektup bedeli, komisyon ve masraf alacağından oluşan ve mahkemece 31.764,33 TL kadar olduğu belirlenen asıl alacak kısmı bakımından takip tarihinden itibaren yıllık %20,50 oranında gecikme faizi talep edilmesinin taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun olduğu değerlendirilerek, takibin 31.764,33 TL asıl alacak, 605,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 32.369,33 TL üzerinden aynı koşullarda devamına, davacı tarafından icra takibinde talep edilen gayrinakdi alacak yönünden konuya bakıldığında ise; davalı kefilin kefalet imzasının bulunduğu davaya konu genel kredi sözleşmesinin gerek kefaletin hükümlerini düzenleyen 20.1 vd. maddelerinde gerekse diğer maddelerinde kefilin gayrinakdi krediden sorumlu olduğuna dair açık bir hükmün yer almadığı, emsal nitelikteki Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12.03.2020 tarihli ve 2017/11-36 Esas-2020/290 Karar sayılı ilamında belirtilen ilkeler de gözetilerek, gayrinakdi kredi nedeniyle asıl borçlunun yükümlülüklerinin kefilin kendi hakkında da uygulanacağını genel bir ifade ile kabul etmesinin, kefili teminat mektubu veya çek bedelini depo etme yükümlülüğü altına soktuğunu iddia etmenin, kanun koyucunun kefili koruma amacı ile çelişeceği, zira kefaletin kendisi tıpkı depo gibi bir teminat olduğundan ve kefil açıkça teminat mektubu veya çek bedelini ayrı bir garanti sözleşmesi ile garanti etmedikçe kefilin iradesinin dar olarak yorumlanmasının uygun olacağı, bu durumda davalının müteselsil kefil olarak imzaladığı sözleşmede açıkça teminat mektubunu veya çek bedelini depo etme yükümlülüğü bulunmadığından depo talebinden davalı kefilin sorumlu olmadığının kabulü gerektiği sonucuna varılarak, davacının gayri nakdi alacağın depo edilmesi talebine dair itirazın iptali isteminin reddi gerektiği anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne, davalının Ankara 3. İcra Müdürlüğünün 2017/12310 Esas sayılı takibe itirazın 31.764,33 TL asıl alacak, 605,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 32.369,33 TL üzerinden iptali ile takibin bu miktar üzerinden aynı koşullarda devamına, fazlaya dair istemin reddine, davacının gayri nakdi alacağın depo edilmesi talebine dair itirazın iptali isteminin reddine, kabul edilen alacağın % 20'si oranında hesaplanan 6.473,86 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine,  reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince önceki kararda müvekkili lehine olan usuli kazanılmış hakların korunmadığını ve kararı lehlerine ağırlaştırdığını, kararın depo talebine esas bedelin davalı kefil yönünden takip dışı bırakılmasının yerinde olmadığını, davaya konu alacağın herhangi bir teminatla garanti altına alınmadığını, davalının davaya cevap vermediğini, davalı adına savunma geliştirilmesinin yerinde olmadığını, davalı kefilin asıl borçlunun doğmuş ve doğacak tüm borçlarından ve depo talebinden sorumlu olduğunu, davalının asıl borçlu şirketin yetkilisi ve ortağı olduğunu, teminat mektubu bedellerinin tazmin edildiğini, kök ve ek raporda yapılan tespitlerin hatalı olduğunu, asıl borçlu yönünden takibin hangi miktar üzerinden devam edeceğinin kararda belirtilmediğini, davalı yararına hükmedilen vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  \t<br>\tAnkara 3. İcra Müdürlüğünün 2017/12310 esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklısının ... Bankası A.Ş., borçlularının ..... Ltd. Şti., ..... Ltd. Şti., ... ... Ltd.Şti , ... ve davalı ... olup,  80.085,00 TL teminat mektubu depo talebi, 605,00 TL işlemiş gecikme faizi, 1.635,00 TL komisyon bedeli, 18.705,00 TL masraf ve 11.700,00 TL çek kanuni karşılığı olarak tazmin edilen miktar olmak üzere toplam 112.730,00  alacağının tahsiline yönelik olarak ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğu görülmüştür.<br>\tBankacı bilirkişiden alınan rapor ve ek raporda özetle;  davacı banka ile dava dışı .... Şti arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını ve  dava dışı şirkete kredi kullandırıldığı, davalı borçlunun aynı limitle sözleşmenin müşterek ve müteselsil kefili olduğunu, borcun ödenmemesi üzerine alacağın tahsiline yönelik olarak Ankara 3. İcra Müdürlüğünün 2017/12310 Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davacı bankanın teminat mektubu tazmininden komisyon ve masraf tutarından oluşan alacağına mevcut sözleşme uyarınca çek kanuni karşılıklarının ödenmesinden kaynaklı olduğu iddia edilse de gerçekte tazmin edilen teminat mektubu bedeli olan 11.700,00 TL, 1.635,00 TL komisyon, 18.429,33 TL masraf olmak üzere toplam 31.764,33 TL asıl alacak, 605,00 TL işlemiş faiz toplamı kadar alacaktan takip tarihi itibariyle sorumlu olacağının hesaplandığı ve dava tarihinden itibaren asıl alacağın %20,50  oranında faiz ve faizin %5'i oranında BSMV ile sorumlu bulunduğunu,  dava dışı asıl borçluya davacı bankanın toplam tutarı 88.495,32 TL olan 4 adet teminat mektubu düzenlediği, bunlardan 38.397,66 TL'lik mektubun ödenerek yargılama sırasında tazmin edildiği belirtilmiştir. <br>\tSomut olaya gelince;  davacı banka ile dava dışı .... Şti arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı ve  dava dışı şirkete kredi kullandırıldığı, davalı borçlunun aynı limitle sözleşmenin müşterek ve müteselsil kefili olduğu, borcun ödenmemesi üzerine alacağın tahsiline yönelik olarak Ankara 3. İcra Müdürlüğünün 2017/12310 Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığı, davalının takibe itirazı üzerine takibin durdurulduğu, bankacı bilirkişiden alınan gerekçeli, denetim ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi rapor ve ek raporunda da belirtildiği üzere davacı bankanın takip tarihi itibariyle davalı kefilden 31.764,33 TL asıl alacak, 605,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 32.369,33 TL alacağı bulunduğu anlaşıldığından açılan davanın bu miktar üzerinden kabulünde usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmamaktadır.<br>\tÖte yandan, davalı olan kefil hakkında yapılan ilamsız icra takibinde kendisinden nakdi ve gayri nakit alacağın depo edilmesi talep edilmiş olup, davalının imzaladığı sözleşmede teminat mektubu ve çek teminat bedeli olan gayri nakit alacağın depo edilmesine yönelik Genel Kredi Sözleşmesi'nin 20 ve devamı maddelerinde herhangi bir düzenleme yapılmadığından davacı bankanın davalı kefilden söz konusu miktarın depo edilmesini talep ve dava hakkı bulunmadığından bu talep yönünden açılan davanın reddine yönelik ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygundur. <br>\tDiğer yandan, davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf başvurusuna gelince, gayri nakit alacağın deposunun davacı banka tarafından davalı kefilden talep ve dava hakkı bulunmadığından bu talep yönünden açılan davanın reddine karar verilmiş olmakla karar tarihi itibariyle ilk derece mahkemesince yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmesi ve reddedilen nakdi alacak yönünden de AAÜT'nün 13/2.maddesi gözetilerek nispi vekalet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığından davacı vekilinin buna yönelik istinaf başvurusuna itibar edilmemiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabul kısmen reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacıdan alınması gerekli olan 427,60 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9‬0 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, \t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.21/02/2024<br><br><br><br>Başkan-             Üye -                 Üye - \t                     Zabıt Katibi -<br><br><br>    Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e5e4ce39d1cf2c74","SID":"c392c3c33f22e3df"}}