{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/37 <br>KARAR NO: 2024/305<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 04/11/2020<br>NUMARASI: 2019/103 E. - 2020/295 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tasarım Tecavüz- Tasarımın hükümsüzlüğü<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/02/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA DİLEKÇESİ: Davacı/karşı davalı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin plastik ürün üretim ve pazarlama faaliyeti sürdürmekte olduğunu, müvekkili şirket tarafından, dava konusu ürün, 08/02/2017 tarihinde ... tescil numaralı tasarım tescil belgesi ile tasarımın tescillendiğini, davalı şirketin müvekkili şirkete ait tasarım tescilli ürünü ticari amaçla elinde bulundurup, üretimini yaparak, satışa sunduğunu, müvekkili şirketin haberi olmadan yapılan bu eylemin 6769 sayılı Sinai Mülkiyeti Kanunun 59. maddesine aykırılık teşkil etmekte ve müvekkili şirketin tasarım haklarına tecavüz etmekte olduğunu, davalı/ karşı davacı şirketin de müvekkili ile benzer alanda ticari faaliyet göstermekte olduğunu, davalı/ karşı davacının tasarım tescilli müvekkiline ait ürünün satış ve pazarlamasını yaptığını, Bakırköy 6. Sulh Hukuk Mahkemesi 2018/242 D.iş sayılı dosyası ile delil tespiti yaptırıldığını, delil tespiti dosyasına sunulan bilirkişi raporu ile davalı şirketin tecavüzünün tespit edilmiş olduğunu, davalı şirket tarafından tecavüzün halen daha devam etmekte olduğunu, müvekkili şirket dava yoluna gitmeden çekmiş olduğu ihtarname ile haksız ve hukuka aykırı eylemlere son verilmesini talep etmiş olsa da, davalı şirketin hiçbir şekilde dikkate almamış olduğunu, müvekkili şirketin, davalı şirketin tecavüzü nedeniyle tüketiciye açıklamak için yaptığı ek masraflar, tecavüz dolayısıyla zedelenen ayırt edici gücü ve itibarı yeniden sağlamlaştırmak için sosyal medya üzerinden ve diğer mecralar kullanılarak reklam yapmak durumunda kalması nedeniyle masraf yaptığını, tasarım tescilli ürünü için tescil belgesi alırken masraflar yaptığını, tasarım tescilli ürününü kaliteli bir şekilde üreten müvekkili tecavüz nedeniyle ürettiğinden çok daha azını satabildiğini, işyerinde istihdam sağlanan işçilere bu iş nedeniyle fazladan ödemeler yaptığını, davalı şirketin ürettiği ürünlere bakıldığında, müvekkili şirketin kullandığı malzemeden oldukça düşük kalitede malzeme kullanıldığı ve ürünün satıldığı yerin piyasaya uygun olmayan tarzda olduğunun görüldüğünü, müvekkili şirket emekleri ile çaba sarf ederek, işçilerine istihdam sağlamak, bununla birlikte birçok masraf yaparak ürünleri üretirken, davalı şirketin haksız yoldan kazanç sağlamakta ve müvekkil şirketin itibarını sarstığını, davalı şirketin manevi tazminata hükmedilmesinin gerektiğini, davanın kabulü ile davalının koruma kapsamındaki tasarım hakkına tecavüzün önlenmesi ve 554 sayılı KHK’dan ve 6769 sayılı kanundan kaynaklanan haklarına tecavüz olmak üzere haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin ve aynı görünüm özelliğine sahip tasarımları sergilemek, tanıtımım yapmak, icaba davet etmek suretiyle, tecavüz ettiğinin tespitini ve tecavüzün önlenmesini, maddi manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili karşı dava dilekçesinde özetle;  davacı/ karşı davalıya ait tasarımların yeni ve ayırt edici olmadığını, bu nedenle davaya konu tasarımların yeni ve ayırt edici olmaması nedeniyle karşı dava olarak hükümsüzlük davası açıldığını, sunulan delillerden anlaşılacağı üzere davacı/ karşı davalı tarafın başvurudan çok öncesinde kamuya arz edilmiş olan tasarımları kendi tasarımlarıymış gibi kendi adına tescil ettirdiğini, maddi ve manevi tazminat taleplerinin yerinde olmadığını, söz konusu talepleri açısından TTK'nun 5/A hükmü uyarınca zorunlu olmasına karşın arabuluculuğa başvuruda bulunmadığından, davacı/ karşı davalının maddi-manevi tazminat taleplerinin usulden reddine, Sulh Mahkemesinin ihtisas mahkemesi olmadığından tespit raporunu hazırlayan bilirkişi tayininde de hataya düşerek Marka ve Patent vekili bir hukukçu bilirkişi tayin etmiş olduğunu, tespit konusu iki tasarımın benzer olup olmadığı olduğundan ve konunun özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden raporu hazırlayacak bilirkişinin tasarım uzmanı bir bilirkişinin olması gerekmekte olduğunu, bilirkişi kutunun \"tutacak kısımları\" ile kapağın köşelerinde bulunan \"köşelik\"lerin aynı olmasından kaynaklandığını ileri sürmüşse de bu görüşe katılmanın mümkün olmadığını, zira iki tasarım arasındaki benzerlikler incelenirken her iki kutu tasarımın da bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğinin açık olduğunu, kutular arasında ilk bakışta belirgin farklılık olduğunu, davacı/ karşı davalı tarafından esas davaya dayanak gösterilen tasarımların yenilik ve ayırt edicilik kriterini haiz olmadığını, yenilik ve ayırt edici özelliği bulunan tasarımların SMK kapsamında olacağı hususu gözetildiğinde cevap dilekçesinde yer verdikleri deliller karşısında ... (1) ve (2) sayılı tasarımların yenilik ve ayırt edicilik vasfını taşımadığının ortaya çıktığını, arabuluculuğa başvurmayarak açılan davada maddi ve manevi tazminat taleplerinin usulden reddini, davanın esasına girilerek davacı/ karşı davalı tarafa ait bila tarihli dava dilekçesine karşı cevaplarının sunulması ile aleyhe açılan haksız ve hukuka aykırı davanın reddini, karşı davalarının kabulü ile davacı/ karşı davalı adına tescilli olan ... sayılı tasarım tescillerinin hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep etmiştir.<br>CEVAP DİLEKÇESİ: Davacı-Karşı Davalı vekili karşı davaya cevap dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait tasarımın hükümsüzlüğünün talep etmiş ancak hiçbir açıklamada bulunmamış olduğunu, hükümsüzlük davası hangi gerekçelerle açıldıysa buna yönelik yeterli delil dosyaya sunulmasının gerektiğini, aksi takdirde davanın reddedileceğini, ticari defterler, faturalar, broşürler, kataloglar, yabancı ülke tescil belgeleri ve bilirkişi raporu dava dosyasına sunulabilecek delillerden olduğunu, davacı/ karşı davalının işbu davayı açmakta hukuki yararı olmayıp, bu nedenle işbu davanın reddi gerekmekte olduğunu, davalarının kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; \" Somut olayda mahkememizce toplanan tüm deliller ışığında yenilik kırıcı olarak sunulan ve resen araştırılan tasarımların yukarıda anılı ilkeler ışığında taşıdıkları kulp dedikleri kavislerin yanaşma mesafesi, grafik tasarımları kıyaslandığında benzer şekil, biçim, oran ve yerleşimde oldukları ve davaya konu kutu tasarımı yönünden seçenek özgürlüğünün bulunduğu bu nedenle tescil tarihinden önce tüketici nezdinde ayırt edilemeyecek derecede benzeri  kamuya sunulmuş olan karşı davalı tasarımının yenilik ve ayırt edicilik vasıflarına haiz olmadığı,\" gerekçeleriyle Ana davada; davacının davasının REDDİNE, Karşı davacının davasının KABULÜ ile; Karşı davalıya ait ..., ... nolu tasarımın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, karar verilmiştir. <br>İSTİNAF: Davacı-karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme eksik inceleme ile hüküm tesis ederek ana davanın reddine ve karşı davanın kabulüne karar verdiğini, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, müvekkiline ait tasarıma ilişkin davalının iddiası, dünya üzerinde 3. kişi tarafından benzer tasarımların müvekkilinden önce satışa sunulduğu yönünde olduğunu, müvekkili tasarım tesciline başvururken davalının iddia ettiği ürün markası olan ... marka kutu ile müvekkiline ait tasarım arasındaki ayırt edici farklılıkları teknik olarak da raporlamış ve bu rapor devamındaki gelişmiş çalışma ile müvekkili hem Türkiye içinde hem de Avrupa'da dava konusu tasarımın tesciline hak kazandığını, bilirkişinin bu hususu göz ardı ettiğini, yeniden bilirkişi talebinin mahkemece reddedildiğini, davalı müvekkiline ait tasarımları kopyalayarak makine ve kalıpların aynılarını ürettiğini,  müvekkili şirket adına tescilli ürünü muvafakat dışı üreterek bu ürün üzerinden haksız gelir elde ettiğini, bunun için delil tespiti davası açtıklarını, Bakırköy 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/242 D. İş sayılı dosyasında davalıya ait kutu ve kapağındaki tasarımın müvekkiline ait ... No'lu kutu ve kapak tasarımı ile bilgilenmiş kullanıcı nezdinde iltibasa neden olacak şekilde aynı ve/veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu tespit edildiğini,  davalı - karşı davacının müvekkiline ait tasarımı kopyaladığı sübut bulunduğunu,  davalı - karşı davacının müvekkilinin tasarım hakkına tecavüz etmek suretiyle haksız gelir elde ettiğini, müvekkili tasarım hakkına tecavüz edildiğini öğrendiğinde davalı şirkete tecavüzü durdurması için ihtar çektiğini ancak davalı şirket haksız üretime devam ettiğini, davalı kötü niyetli davranışlarını devam ettirdiğini, Hükümsüzlük iddiasına dayanak gösterilen ... marka tasarım ile müvekkiline ait tasarım arasındaki farklılıklar, uluslararası tescil başvurusunda ve TPMK nezdinde kabul görürken yalnızca davalı-karşı davacı ve  Bilirkişi Heyeti tarafından kabul edilmediğini, müvekkiline ait tasarımı ... markasının tasarımından farklı kılan özellikleri Türk Patent ve Marka Kurumu yeni ve ayırt edici nitelikte kabul ederek tasarımı tescillendirdiğini, davalının müvekkilinin tasarımını taklit ederek ürünü piyasaya sunması tasarım hakkına tecavüzü meydana getirdiğinden mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Asıl davanın konusu, tasarıma tecavüz ve önlenmesi, maddi ve manevi tazminat talebi, karşı davanın konusu, tasarımın hükümsüzlüğü davasıdır. TPMK kaydına göre, ... tasarım tescil numarasının davacı ... San. Tic ve Ltd. Şti. adına 08/02/2017 tarihinde tescil edildiği görülmüştür. Bakırköy 6. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/242 d.iş sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporunda özetle; tespit isteyenin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’na göre, delil tespiti talep tarihinde ve halen tescilli tasarım hakkı sahibi olduğu, aleyhine tespit talep edilen tarafa ait olduğu bildirilen kutudaki ve kutu kapağındaki tasarımın, tespit talep eden tarafın ... nolu çoklu kutu ve kapak tasarımı ile bilgilenmiş kullanıcı nezdinde, iltibasa neden olacak şekilde aynı ve/veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu\" belirtilmiştir. 12/02/2020 tarihli bilirkişi heyetine ait raporda, davacı adına tescilli tasarımın yeni ve ayırt edicilik niteliğinin olmadığı, davacıya ait tasarım ile davalıya ait kutu ve kutu kapağı arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin benzerlikler bulunduğu, tescilli tasarım haklarına tecavüz oluşturmadığı belirtilmiştir. 07/09/2020 tarihli bilirkişi heyetine ait ek raporda özetle; \"kök rapordaki görüşü değiştirmeyi gerektiren bir hususun mevcut olmadığı\" belirtilmiştir. SMK'nun 56/4. Maddesine göre bir tasarımın aynısı tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce Dünya'nın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış ise o tasarım yeni kabul edilir. Tasarımlar sadece küçük ayrıntılarda farklılık gösteriyorsa aynı kabul edilir. Yenilik incelenmesinde esas alınacak referans tarihi tescilli tasarımlar açısından başvuru ve rüçhan tarihidir. Yani SMK 56/4-a gereği tescilli tasarımın aynısı başvuru veya rüçhan tarihinden önce Dünya'nın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış ise söz konusu tescilli tasarım yeni kabul edilecektir. Bir tasarımın ayırt edicilik özelliği ise SMK'nun 56/5 maddesinde belirlenmiştir. Buna göre bir tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenim tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce kamuya sunulmuş herhangi bir tasarımın aynı kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimden farklı ise bu tasarımın ayırt edici niteliğe sahip olduğu kabul edilir.Mahkemece maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin davanın tefrikine karar vermiştir. Somut olayda toplanan deliller, bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde davacıya ait ... nolu tasarımın tescil başvuru tarihi itibariyle yeni ve ayırt edicilik niteliği olmadığı, bilirkişi raporuyla tespit edildiğinden hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, hükümsüzlüğün geçmişe etkili sonuç doğurduğu, bu nedenle mahkemece asıl davanın reddini ve karşı davanın kabulüne dair verilen karar dosya kapsamına uygundur. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı-karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun  Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 04/11/2020 tarih ve 2019/103 E., 2020/295 K. sayılı kararına karşı davacı-karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Asıl dava yönünden, 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davacı- karşı davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Karşı dava yönünden, 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davacı- karşı davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4- Davacı-karşı davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 15/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a321fef136d5bf46","SID":"a84b64f9b3c67135"}}