{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/1936 <br>KARAR NO: 2024/374<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 23/11/2023<br>NUMARASI: 2023/36 E. - 2023/113 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/02/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin salt vermiş olduğu sigortacılık hizmetleri açısından değil, kurumsal kimliğini tamamlayan markaları ve işaretlerinin bilinirliğini arttırmak, için çeşitli kurum ve kuruluşlar ile sponsorluk ve benzeri anlaşmalar yaparak, ... ve ... ibareli markalarına haklı bir  şöhret ve bilinirlik kazandırdığını, müvekkili şirketin tüm faaliyetlerini önceki tarihlerden beri usulünce tescilli bulunan tanınmış “... VE ...” markaları ile sürdürmekte olduğunu,  müvekkili şirketin ..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ...  Kod Numaralı Markaların sahibi olduğunu,  davalı tarafın, müvekkili şirketin yukarıda zikredilen tescilli markaları ile açıkça iltibas yaratacak şekilde benzer olan ..., ... HOLDİNG\" ibareli marka ve ticaret unvanını kullanmakta olduğunu ve Türk Patent Kurumu nezdinde marka tescil başvurularında bulunulduğunu belirterek tedbiren ... şeklindeki marka kullanımlarının durdurulmasını ve ... ibaresini taşıyan internet sitesi vb mecralara erişimin engellenmesini, davalı yanın marka tescilinden doğan haklara tecavüzünün ve haksız rekabet oluşturan kötü niyetli eylemlerinin önlenmesini, durdurulmasını  talep ve dava etmiştir. Birleşen İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2023/173 Esas sayılı dosyasına davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesi özetle; müvekkili şirketin salt vermiş olduğu sigortacılık hizmetleri açısından ve markaları ve işaretlerinin bilinirliğini arttırmak için çeşitli kurum ve kuruluşlar ile sponsorluk ve benzeri anlaşmalar yaparak, ... ve ... ibareli markalarına haklı bir  şöhret ve bilinirlik kazandırdığını, müvekkili şirketin tüm faaliyetlerini önceki tarihlerden beri usulünce tescilli bulunan tanınmış “... VE ...” markaları ile sürdürmekte olduğunu, ..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ...  Kod Numaralı Markaların sahibi olduğunu,  davalı tarafın,  tescilli markaları ile açıkça iltibas yaratacak şekilde benzer olan ..., ...  BANKASI\" ibareli marka ve ticaret unvanını kullanmakta olduğunu ve Türk Patent Kurumu nezdinde marka tescil başvurularında bulunulduğunu  belirterek tedbiren ...  şeklindeki marka kullanımlarının durdurulmasını ve ...  ibaresini taşıyan internet sitesi vb mecralara erişimin engellenmesini, davalı yanın marka tescilinden doğan haklara tecavüzünün ve haksız rekabet oluşturan kötü niyetli eylemlerinin önlenmesini, durdurulmasını  talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  Davacı dava dilekçesinin hemen başında davalının “...” şeklinde marka  kullanımı olduğunu belirtmiş ise de bu açıkça kötüniyetli bir sunum olduğunu, ... şeklinde bir marka kullanımının olmadığını, davalının markası \"...\" olduğunu, davalının kasten kötüniyetli olarak ayırt ediciliğinin düşük olduğunun intibar uyandırmaya ve (zaten kullanmadığı) markalarına benzetmeye çalıştığını, Türkiye genelinde böylesine nadir sayıda bulunan ve standart bankacılık hizmetlerinden çok daha spesifik hizmetler sunan bir kuruluşu temsil eden “... BANKASI” kelime grubunun, ayırt ediciliğinin çok yüksek olduğunu, “... Bankası” markasının bir ... bankacılığı hizmeti sunduğu BDDK bankacılık lisansı ile sabit olduğunu, davalının hiçbir şekilde kullanmadığı ve kullanacağını da ifade etmediği kötüniyetle tescil edilmiş seri markaların hangi alanda ve hangi faaliyet kolunda kullanacağı belli olmadığını, davacı şirketin Mal/hizmet sunumunda kullanılmayan ve bir tanınırlığı da olmayan kötüniyetle tescil edilmiş seri markalarının, ne tür bir hizmet sunma potansiyeli taşıdığı ve nasıl bir karıştırılma ihtimali olacağı açıklanmadığını, davacı tarafın iddiasının aksine, “O” harfi ile başlayan seri markalar davacı tarafından kullanılmadığını savunmuş ve davacı tarafın tüm beyanlarının reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İlk Derece Mahkemesi Kararı:Mahkemece; \"Davacı vekilinin yasal şartları oluşmayan ihtiyati tedbir taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE, \" karar verilmiştir.  <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihtiyati tedbir şartlarının mevcut olduğunu,  İhtiyati tedbirin , yargılamanın gerçekleştiği zaman diliminde ileri sürülen hakka gelecek muhtemel zararın ortadan kaldırılması ve dava konusu hakkın korunması için Hukuk Muhakemleri Kanun'unda yer alan bir geçici hukuki koruma olduğunu, müvekkilinin  uzun zaman önce tescil edilen ve sektörde haklı bilinirlik elde ettiği ... esas unsurla markaları ile karıştırılma tehlikesi yarattığı, tüketicilerin her iki işletmenin aynı ekonomik bağlantı içerisinde olduğu yanılgısı içerisinde olacağı, dava tarafların ... ibaresini kullanarak haksız kazanç elde ettiği, ve işbu kullanımların devam etmesi halinde müvekkil şirketi telafisi mümkün olmayacak şekilde zarar uğrama tehlikesi içerisinde bulunduğu gerçeği karşısında davalı tarafların marka tescilinden doğan haklara tecavüz ve haksız rekabet oluşturan kötü niyetli eylemlerin önlenmesi, durdurulması, ref'i içerikli ihtiyati tedbir kararının verilmesi yasa ve usule uygun olacağını ileri sürerek, ihtiyati tedbir kararının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İstinafa Cevap: Davalılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin tespitinin yerinde olduğunu, somut olay bakımından ihtiyati tedbire hükmedilmesini gerektiren koşulların mevcut olmadığını, markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, benzerlik iddialarının dayandırıldığı ... harfinin davaya kon sigorta ve finansal hizmetler alanında yaygın olarak kullanılan zayıf bir işaret olduğunu, müvekkili şirketlerin kullanımlarının  davacının markasına tecavüz teşkil etmediği gibi aksine bir ispat bulunmadığını ilk derece mahkemesinin kararının yerinde bir karar olduğunu ve davacı tarafın istinaf taleplerinin gerçeği yansıtmadığını belirterek istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Gerekçe ve Sonuç:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Asıl dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi ve ortadan kaldırılması ve ... Anonim Şirketi ibareli ticaret ünvanının sicilden terkini istemine ilişkindir.  Birleşen dava  (İstanbul 1. FSHHM'nin 2023/173 esas)  ise, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi ve ortadan kaldırılması ve ... Bankası  ibareli ticaret ünvanının sicilden terkini istemine ilişkindir.  Mahkemece asıl dava ve birleşen davada\" tedbire ilişkin talep ve sonuç kısmında belirtilen -soyut beyan dışında- bir durumun  bulunduğunu gösterir emarelerin bu aşamada dosya kapsamlarında yer almadığı, talep edenin tedbir talebi yönünden iddia ve savunmalarla birlikte tespit olunacak delillerin yargılama sürecinde değerlendirilebileceği, talep doğrultusunda tedbir kararı verilmesini gerektirir delillerin bu an için dosya kapsamlarında bulunmadığı ve bu noktada yaklaşık ispat şartının oluşmadığı anlaşılmakla, davacının her iki dosyadaki ihtiyati tedbir taleplerinin reddine\" şeklinde gerekçeyle ihtiyati tedbir  talebinin reddine karar vermiş, bu karara karşı davacı vekili istinaf talep etmiştir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 159/1. maddesinde, sinai mülkiyet haklarına tecavüz olduğunu ispatlamak şartıyla ihtiyati tedbir talep edilebileceği, 159/3. maddesinde ise ihtiyati tedbirlerle ilgili bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. HMK’nın 389/1. maddesinde, \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" düzenlemesinin yer aldığı, düzenlemeye göre, tedbir kararına hükmedilebilmesi için; şartlara uygun tedbir kararı verilmemesi halinde mevcut durumda olabilecek değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin zor hatta imkansız hale gelmesine yönelik kuvvetli endişenin bulunması gerektiği, ayrıca HMK’nın 390/3. maddesinde, \"Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.\" şeklinde düzenleme yer aldığı, düzenleme gereği, ihtiyati tedbir kararının verilmesi için tam bir ispat aranmadığı, talebin yeterliliği hususunda mahkemeye kanaat verecek delilerin varlığının yeterli olduğu anlaşılmaktadır. Eldeki dosyada marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete dayalı açılan İstanbul 1. FSHHM'nin 2023/173 esas sayılı dosyası  eldeki  İstanbul 2. FSHHM'nin2023/36 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmiş,  İstanbul 2. FSHHM'nin2023/36 Esas sayılı dosyası ise ,2023/113 Karar sayılı, 23.11.2023 tarihli karar ile; \"asıl ve birleşen 1. FSHHM'nin 2023/173 esas sayılı dosyasında marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ile  ticaret ünvanının sicilden terkini isteminde bulunulduğu, yine İstanbul 1. FSHHM'nin 2022/292 esas sayılı dosyasında ise ... Bankası markasının hükümsüzlüğünün talep olunduğu, aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu anlaşılan davalardan biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyeceği,\" gerekçesiyle  dosyanın  İstanbul 1. FSHHM'nin 2022/292 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, karar verilmiştir.  öEldeki dosyanın birleştirildiği  İstanbul 1. FSHHM'nin 2022/292 Esas sayılı dosyasındaki dava konusu uyuşmazlığın davalı adına tescilli \"... Bankası\" ibareli  markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olduğu, tedbir isteyen tarafça bu aşamada rapor alınması için delil tespiti yapılmamış olduğu,   tecavüzün tespitinden önce hükümsüzlük talebinin incelenmesi gerekli olduğundan ve davacının tecavüzün önlenmesine yönelik tedbir talebi hakkında delil tespiti yapılmamış olduğu da gözetildiğinde, bu aşamada yaklaşık  ispat koşullarının değerlendirilemediği, HMK.'nun 389. ve devamı maddelerinde ön görülen, tedbir amaçlarına, usul ve yasaya, hak ve yarar dengesine göre, yasal koşulları bulunmayan ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, tedbire ilişkin  kararların yargılamanın seyrine göre her zaman değiştirilmesinin mümkün olduğu dikkate alındığında davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 2.fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 02/11/2023 tarih ve 2023/36 E., 2023/113 K. sayılı ara kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75‬ TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.22/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d9e4d7193ff27b21","SID":"56f58f8a696e4fb1"}}