{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1590 Esas<br>KARAR NO: 2024/287 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ : İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2022/616 Esas - 2023/417 Karar <br>TARİHİ: 08/06/2023<br>DAVA: Tanıma Ve Tenfiz<br>KARAR TARİHİ: 15/02/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Polonya Krosno Bölge Mahkemesi V İktisadi Bölümü tarafından 04.04.2016 tarihli duruşmada verilen hükmün I. ve II. maddelerinin uygulanmasına ilişkin yine Krosno Bölge Mahkemesi'nce 10.05.2016 tarihinde karar verilmiş ve \"İş bu karar derhal uygulanır\" denmek suretiyle de kesenleştiğini, anılan hükmün maddesine göre 6.567,28 Avronun 12 Ocak 2013 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte, II maddesine göre 4.423,49 Avro mahkeme masraflarının davalıdan alınmasına karar verildiğini, yabancı mahkeme kararının Türkiye' de de  geçerli olabilmesi ve yabancı mahkeme kararında davacı lehine hükmedilen alacaklarının icra edilebilmesi için mahkemece yabancı mahkeme kararının tanınmasını ve  tenfizini  isteme zorunluluğunun doğduğunu, davalının borcunu ödememek için malvarlığını kaçırma girişiminde bulunduğunu, bu nedenle davalı adına kayıtlı taşınmaz ve araçların üzerine 3. Kişilere devir ve temlikini önlemek üzere ihtiyati tedbir konulmasını talep ettiklerini, Polonya Krosno Bölge Mahkemesi V İktisadi Bölümünün Türkiye Kocaeli merkezli ... Ltd. Şti. aleyhine, 4 Nisan 2016 tarihli duruşmada verilen ve Krosno Bölge Mahkemesinin 10.05.2016 tarihli kararının tanınmasına, anılan hükmün  I maddesine göre 6.567,28 Avronun 12 Ocak 2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, II maddesine göre 4.423,49 Avro mahkeme masraflarının davalıdan alınması için kararın tenfizine, davalıya ait taşınmazlar ve araçlar üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle,  davacının Polonya Krosno Bölge Mahkemesi kararının tanınması ve tenfizi talebi ile huzurdaki davayı ikame ettiğini, öncelikle  zamanaşımı itirazında bulunduklarını, tanıma ve tenfizi talep edilen  Polonya Krosno Bölge Mahkemesi kararından müvekkili şirketin haberi olmadan, müvekkili şirkete tebligat yapılmadan verilen bir karar olduğunu, mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizinde savunma hakkının kasıtlanmasının gerektiğini, O yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmadan veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş bir kararın tenfizinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin davacıya hiçbir borcununda bulunmadığını, davanın reddine, masraf ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 08/06/2023 tarih 2022/616 Esas - 2023/417 Karar sayılı kararında; \"Dava konusu uyuşmazlığın,  Polonya Krosna Bölge Mahkemesi V İktisadi Bölümü tarafından 04/04/2016 tarihli duruşmada verilen hükmün 1. Ve 2. Maddeleri ile Krosna Bölge Mahkemesi' nin 10/05/2016 tarihli kararının tanıma ve tenfizi  şartlarının oluşup oluşmadığı,  davalının savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığı noktalarında toplandığı anlaşıldı. Dosya kapsamındaki dava dilekçesi ve ekleri, yabancı hakem kararı ve tüm dosya ekleri hep birlikte incelenmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava, MÖHUK’un 50 vd.m. uyarınca yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizi istemine ilişkin olup, davalı davaya cevap dilekçesinde savunma hakkının ihlal edildiğini iddia etmektedir.5718 sayılı MÖHUK’un 53.maddesi uyarınca dava konusu yabancı mahkeme kararının kesinleşme şerhli aynı zamanda apostilli şerhi içeren Polonya dilindeki aslı ve Türkçe tercümesinin dosyaya sunulduğu görülmüştür.Aynı Kanunun 54.maddesinde ise tenfiz şartları belirtilmiş olup, Türkiye ile Polonya arasında yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin uluslararası anlaşma ve karşılıklılık esasının bulunması, para alacağına ilişkin bu davanın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuya ilişkin olması, kamu düzenine aykırılık teşkil edebilecek bir hususa rastlanılmamış olması karşısında yabancı mahkeme kararının tanıma ve tenfiz koşullarının mevcut olduğu kanaatine varılmıştır.Her ne kadar davalı vekilince savunma hakkının kısıtlandığı iddia edilmiş ise de; davacı vekilinin 16.02.2023 tarihli dilekçesi ekinde sunulan belgelerden de anlaşılacağı üzere Polonya adli makamlarınca davalı şirket yetkilisi ...  Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü ve  Gebze C.Başsavcılığı aracılığıyla yapılan tebligat ile davalı taraf davadan haberdar edilmiş, savunma hakkı kısıtlanmamıştır.Her ne kadar davalı vekilince zamanaşımı itirazında bulunulmuş ise de;  zamanaşımı hususu kamu düzenine ilişkin bir husus olmayıp, 5718 sayılı MÖHUK'un 54/c maddesinde; tenfiz şartları arasında hükmün kamu düzenine aykırı olmaması sayılmış olup, mahkememizce yabancı mahkemece verilen kararda  kamu düzenine aykırılık görülmemiştir. Kaldı ki henüz tanınmayan ve iç hukukta sonuç doğurmayan karar nedeniyle zamanaşımı süresinin başlangıcı yabancı ilamın kesinleşme tarihine de yürütülemez. Bu nedenle davalının yerinde olmayan zamanaşımı itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.\"gerekçesi ile, \"Davanın KABULÜNE; Polonya Krosno Bölge Mahkemesi V İktisadi Bölümünün 4 Nisan 2016 tarihli duruşmada verilen ve Krosno Bölge Mahkemesinin 10.05.2016 tarihli kararının TANINMASINA ve TENFİZİNE,\" karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, yerel mahkeme kararının usul ve yasa hükümlerine aykırı olup, kaldırılması talebi ile istinaf etttiklerini,Yerel Mahkemenin zamanaşımı itirazlarını, 'Henüz tanınmayan ve iç hukukta sonuç doğurmayan karar nedeniyle zamanaşımı süresinin başlangıcı yabancı ilamın kesinleşme tarihine de yürütülemez. Bu nedenle davalının yerinde olmayan zamanaşımı itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.'  şeklindeki gerekçesi ile ret etmesinin yerinde olmadığını; bu yönü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep ettiklerini, Tanıma ve tenfizi talep edilen Polonya Krosno Bölge Mahkemesi kararı müvekkil şirketin haberi olmadan, müvekkili şirkete tebligat yapılmadan ve yabancı mahkeme kararı müvekkile tebliğ edilmeden-itiraz,istinaf -temyiz hakkı kullanılmadan  verilen ve kesinleştirilen kararın tanınması ve tenfizi yönünde karar tesis edilmesinin isabetli olmadığını; yabancı Mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizinde savunma hakkının kısıtlanmaması gerektiğini, dava dilekçesinin usulüne uygun olarak müvekkili şirkete  tebliğ edilmediğini, dosyaya yansıyan belgelerde müvekkili şirkete dava  dilekçesinin tebliğ edildiğinin açıkça belli olmadığını; bu nedenle davadan müvekkili şirketin haberi olduğuna dair Yerel Mahkeme gerekçesini kabul etmediklerini, Yabancı Mahkeme kararının müvekkili şirkete tebliğ edilmediğini; dosyaya yansıyan belgelerde müvekkile tebliğ edilen evrakın tebliğ tarihinin 02.07.2015 tarihi olduğunu; mahkemenin karar tarihinin ise 04.04.2016 olduğunu; dosyaya sunulan belgelerde müvekkile 04.04.2016 tarihinden sonra gönderilen - tebliğ edilen bir evrak bulunmadığını; kararın Türk Hukukuna aykırı olarak kesinleştirildiğini, o yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve yabancı mahkeme kararının tebliğ edilmeden-itiraz,istinaf -temyiz hakkı kullanılmadan kesinleşen bir kararın tenfizinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin, davacıya hiçbir borcunun da bulunmadığını; Yerel Mahkemenin Tanıma ve Tenfiz talebinin reddi yerine, kabulü yönündeki kararın usul ve yasa hükümlerine aykırı olup, kaldırılması talebi ile istinaf ettiklerini, İleri sürerek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine, davanın istinaf mahkemesinde yeniden görülmesi mümkün değilse, hükmün kaldırılmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, 5718 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku  Hakkındaki Kanunun 50 ve izleyen maddelerine dayalı olarak, Polonya Krosno Bölge Mahkemesi V İktisadi Bölümünün 4 Nisan 2016 tarihli duruşmasında verilen ve Krosno Bölge Mahkemesinin 10/05/2016 tarihli kararının tenfizi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı tarafça istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/19-930 Esas 2019/812 Karar sayılı ilamından da anlaşılacağı üzere, 492 sayılı Harçlar Kanununda yabancı mahkeme kararlarının tenfizinde nispi harç alınacağı  özel olarak  düzenlenmiş olup, bu hususta mahkemece verilen ara karar doğrultusunda davacı tarafça yargılama sırasında nispi harç ikmal edilmiştir. 5718 sayılı MÖHUK'un 54. maddesine göre yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilebilmesi için; Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması, ilamın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilamın dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı halde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması,  hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması, o yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması koşullarının varlığı gerekmektedir. Somut olayda, 1988 tarihli Türkiye Cumhuriyeti ile Polonya Halk Cumhuriyeti Arasında Hukuki ve Ticari Konularda Adli Yardım Sözleşmesi'nin 18 ve 19 maddeleri uyarınca Polonya ile Türkiye arasında, kararların tenfizi konusunda karşılıklılık esasına dayanan anlaşma bulunduğu, ilam konusunun para alacağına ilişkin olduğu, münhasıran Türk mahkemelerinin yetkisine girmediği, hükmün kamu düzenine aykırılık taşımadığı görülmüştür.Tenfizi istenen mahkeme kararının Türkçe tercümeli noter onaylı örneğine göre, tenfiz istemine konu 04/04/2016 tarihli kararın davalının gıyabında verildiği, ancak karar verilmeden önce davalının yargılamadan haberdar edildiğinin, Adalet Bankalığı Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü' aracılığı ile adli yardımlaşma kapsamında davalı şirket yetkilisine yapılan tebliği gösterir evrak ve tercümelerinden anlaşıldığı,  kararın verildiği ülke hukukuna 31/10/2022 tarihinde kesinleştiğinin noter onaylı kesinleşme şerhi tercümesinden tespit edildiği,  Türk hukukunda tenfiz kararı verilebilmesi için yapılacak incelemenin yalnızca kanunda sayılan şartların sağlanıp sağlanmadığı ile sınırlı olduğu, davalının zamanaşımına ve davacıya borçlu bulunmadığına ilişkin savunmalarının revizyon yasağı nedeniyle tenfiz yargılamasında değerlendirme konusu yapılamayacağı, mahkemece tenfiz şartlarının oluştuğunun kabulü ile yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davalının aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle, ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davalı yanın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 9.208,61-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 2.303,00‬-TL harcın mahsubu ile bakiye 6.905,61‬‬‬-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 15/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9a298fcb52e56092","SID":"ea085543aa590acc"}}