{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA <br>DÖRDÜNCÜ HUKUK DAİRESİ İSTİNAF KARARI<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>DAVA: Maddi ve Manevi Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 05/03/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ: 06/03/2024<br><br>Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davacı vekili, davalı .... Sigorta A.Ş. vekili, davalı .... vekili ve davalı .... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ<br>DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı .... Sigorta A.Ş. nezdinde zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesiyle sigortalı, diğer davalı ...ye ait olan ve davalı .... yönetiminde bulunan ... plaka sayılı ticari taksinin 01/08/2017 günü saat .... sularında .... Caddesi üzerinde .... karşısında davacıya çarparak vücudunda kırık oluşacak şekilde yaralanmasına neden olduğu, davalı sürücünün asli ve tam kusuru neticesinde meydana gelen kaza sonucu müvekkilinin uzun süre tedavi gördüğü ve kazadan kaynaklı yaralarından dolayı geçici ve daimi maluliyeti bulunduğu, maddi zararlarının tahsili sigortaya başvuru yapıldığı, ancak netice alınamadığını beyanla ve fazlaya dair hakkı saklı tutulması kaydıyla tedavi gideri olarak 250,00 TL iş göremezliğinden kaynaklı zararı için 1.000,00 TL, kazanç kaybından dolayı ise 1.000,00 TL maddi tazminatın ve 250.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 03/03/2020 günlü dilekçesiyle maddi tazminat istemini 12.636,00 TL'ye yükseltmiştir. <br>DAVALI CEVABININ ÖZETİ:<br>Davalı .... A.Ş. vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan ..... plakalı aracın şirketleri nezdinde ZMMS poliçesinin bulunduğu, sorumluluklarının sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranıyla ve sigorta genel şartları kapsamında poliçe teminat limitiyle sınırlı olduğu, davacı tarafın müvekkili hakkında dava ikame etmezden evvel sigortaya başvuru şartını yerine getirmediği, bu durumun KTK 97 maddeye aykırı olduğu, esasa ilişkin ise kusurun, zararın ve davacının yaralanması ile kaza arasında uygun illiyet bağının usulünce ispatı gerektiği, geçici iş göremezlik zararı talebinin teminat kapsamında bulunmadığı, tedavi gideri talebinin ise SGK sorumluluğuna geçtiği, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirket yönünden olay tarihinden faiz işletilmesinin de mümkün olmadığı, ancak dava tarihinden faiz işletilebileceğini beyanla davanın reddini istemiştir.<br>Davalı .... davaya cevap dilekçesinde özetle; davacının park halindeki aracın arkasından aniden çıktığı, bu kusurlu hareketi sonucu kazanın meydana geldiği, davacıya kusur yüklenmemesinin oluşa ve trafik mevzuatına aykırı olduğu, kusurun ve zararın usulünce ispatı gerektiği, davacının aylık 10.000,00 TL geliri bulunduğu iddiasının gerçekle bağdaşmadığı, davacının halihazırda çalışma hayatına başladığı, geçici ödeme talebinin yersiz olduğu, fahiş tutarda tazminat talep edildiğini beyanla davanın reddini savunmuştur. <br>Davalı .... davaya cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan .... plakalı aracın müvekkiline ait olduğu, ancak vasıtanın davalı ...na uzun süreli araç kira sözleşmesiyle kiraya verildiği, aracın fiili hakimiyetinin ve işletenliğinin davalı şoföre geçtiği, aksi durumda ise kusurun ve zararın usulünce ispatı gerektiği, davacının aylık 10.000,00 TL geliri bulunduğu iddia etmiş ise de hem kazanç miktarının, hem de geçici iş göremezlik süresinin soyut anlatımdan ibaret olduğu ve bu iddiaların uzman raporları ile desteklenmediğini beyanla davanın reddini istemiştir.<br>DELİLLER                                :<br>Antalya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/03/2019 gün ve .... esas, .... sayılı karar örneği, trafik kazası tespit tutanağı, zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi örneği, kusur ve sağlık raporu, sosyal ve ekonomik durum araştırma tutanağı, araç kira sözleşmesi, tüm dosya kapsamı.<br>İDM KARARININ ÖZETİ       :<br>İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; hem kaza tespit tutanağında hem de olaya ilişkin yürütülen ceza davasında alınan raporda davalı sürünün tam kusurlu olduğunun belirtildiği, ceza yargılamasında alınan raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu, Adli Tıp Kurumundan temin edilen raporda davacının daimi maluliyetinin bulunmadığı ve geçici iş göremezlik süresinin 9 aya kadar uzayabileceği yönünde kanaat bildirildiği, bu olgulara göre davalı yanın tam kusur durumu ve davacının 9 ay geçici iş göremezlik hali ile asgari ücret düzeyindeki geliri esas alınarak resen yapılan hesaplamada davacının 13.431,60 TL geçici iş göremezlik zararı bulunduğu belirtilmiş, öte yandan davacının ıslah ile maddi tazminat talebini 12.636,00 TL'ye yükselttiği, ancak maddi tazminat talebi içerisinde 250,00 TL tutarındaki kısmının tedavi giderine ve yine 1.000,00 TL tutarındaki kısmının ise kazanç kaybına karşılık istendiğinden belirtilen tazminat kalemlerinin ıslah ile artırılan tutardan çıkartılması sonucu elde edilen 11.386,00 TL tazminatın geçici iş göremezlik zararı için istendiği ve bu miktar taleple bağlı kalındığı, davalı araç malikinin uzun süreli kira sözleşmesiyle aracın davalı sürücüye kiralandığını ve aracın fiili hakimiyetinin kiralayana geçtiğini iddia etmiş ise de kira sözleşmesinin her zaman düzenlenebilir nitelikte bir belge olduğu, araç kira gelirine ilişkin vergi dairesine bildirimde bulunulmadığı, bu haliyle kira sözleşmesinin zarar gören üçüncü kişi konumundaki davacıyı bağlamayacağı, kaldı ki sözleşme içeriğinde araç sahibinin vasıta üzerinde hakimiyet ve tasarruf yetkisini sürdürdüğünden aracın fiili hakimiyetinin ve yararının müşterek olduğu, bu haliyle işletenliğin davalı araç malikinde olduğu ve araç maliki olan davalının sürüyle birlikte zarardan sorumlu tutulması gerektiği, yine sigorta şirketinin ZMMS poliçesi kapsamında genel şartlar ve trafik mevzuatı uyarınca maddi zarardan sorumlu olduğu benimsenerek maddi tazminat talebinin kısmın kabulü ile 11.386,00 TL iş göremezlikten kaynaklı tazminatın davalı gerçek kişiler yönünden olay tarihinden, davalı sigorta şirketi bakımından dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, yine manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın davalı gerçek kişilerden olay tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline, bakiye zarar ispat edilemediğinden diğer tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ            : <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının kazadaki yaralanmasından kaynaklı hastanede tedavi gördüğü, pansuman ve kontroller için devamlı suretle hastaneye gittiği, taksi ücreti ödediği, yine tedaviye ilişkin masraf yaptığı, tedavi gideri kapsamındaki tazminat isteminin mahkemece hiç değerlendirilmediği, gelir araştırması yapılmadan davacının asgari ücret düzeyinde kazancı bulunduğu kabul edilerek tazminat hesaplaması yapıldığı, şoför olan davacının kazanç kaybının tespitinde meslek kuruluşlarından görüş alınması gerektiği, kaza neticesinde davacının bacağının kırıldığı, operasyon geçirdiği, halen kırık bacağı dolayısıyla problem yaşadığı ve tam manasıyla bacağını kullanamadığı, daimi maluliyeti bulunmamasının mümkün olmadığı, davacının uğradığı cismani zarardan kaynaklı duyduğu acı ve elemden dolayı manen yıprandığı, hükmedilen manevi tazminatın davacıyı tatmin edecek miktarda olmadığını beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talebi gibi karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı .... Sigorta A.Ş. vekli istinaf dilekçesinde özetle; öncelikle geçici iş göremezlik zararının teminat kapsamında bulunmadığı, yine kabul anlamına gelmemekle birlikte hesaplamaya esas alınan geçici iş göremezlik süresinin gerçekle bağdaşmadığı, tazminat hesaplamasının genel şartlarda belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yapılmadığı, geçici iş göremezlik döneminde davacının çalışıp çalışmadığının araştırılması ve tespiti halinde elde ettiği kazancın hesaplanan tazminattan indirilmesi suretiyle gerçek zarar miktarının tespiti gerektiği, mahkemece bu yönde herhangi bir araştırma yapılmadığı, yine Sosyal Güvenlik Kurumu'nun rücuya tabi ödemesi olup olmadığının tespiti ile varsa zarar hesabından indirilmesi icap ettiği halde böyle bir inceleme de yapılmadığından mahkeme kararının hatalı ve eksik olduğunu beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.<br>Davalı .... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin işleten olduğu iddiası ile davalı gösterildiği, salt araç malikliğinin işletenliğin kesin müvekkilinde olduğunu ispat için yeterli olmadığı, işletenlik tesptine esas alınacak kriterlerin araç üzerindeki fiili hakimiyet ve araçtan ekonomik yarar sağlama ve kendi nam ve hesabına aracın işletilmesi olduğunu, müvekkilinin sigortalı bir işte çalıştığı, araç üzerinde fiili hakimiyet kurmasının mümkün olmadığı, kabul anlamına gelmemekle birlikte 9 ay geçici iş göremezlik süresinin kabulünün mümkün olmadığı, davacının  tarih aralığı vermek suretiyle 3 ay çalışmadığı ve geçici iş göremezliğe maruz kaldığını beyan ettiği halde Adli Tıp Kurumu raporunda bu sürenin 9 ay tespit edilmesinin ve bu süre esas alınarak talep üzerine çıkılmak suretiyle hüküm kurulmasının hatalı olduğu, ayrıca davacının iş göremezlik süresi içerisinde çalışıp çalışmadığı, çalışmış ise ne kadar gelir elde ettiğinin de araştırılmadığı, davalı sürünün alkollü olması sebebiyle tam kusur yüklendiği, oysa davacının iki şeritli yolda durmanın yasak olduğu yerde orta sağa aracı çektiği ve araçtan indiği, trafik akışı bulunan yolda orta şerit çizgisine hareket ettiği sırada kazanın meydana geldiği, oluşa göre zarar görenin ağır kusuru sebebiyle illiyet bağının kesildiği beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.<br>Davalı .... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının geçici iş görmezliği 9 ay kabul edilerek talep aşımı yapılmak suretiyle tazminat hesaplandığı, ayrıca mahkemenin kabulüne göre olan iş göremezlik süresi içerisinde davacının çalıştığını iddia ettiği, gelir sağladığı, bu hususlarda mahkemece araştırma yapılmadan hüküm kurulduğu, kusur tespitinin hatalı olduğu, sırf alkollü olması sebebiyle müvekkilinin tam kusurlu görüldüğü, davacının kazaya neden olan davranışlarının kusur tayininde dikkate alınmadığı, zarar görenin ağır kusuru ile kaza meydana geldiğinden teşebbüs sahibinin sorumluluğunun kalmadığı, mahkemece illiyet bağı konusunda değerlendirme yapılmadığını beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.<br>G E R E K Ç E<br>Uyuşmazlık, trafik kazası sonucu yaralanma sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. <br>Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bedensel zarara uğrayanların aynı kanunun 54. maddesi gereğince maddi tazminat ve aynı kanunun 56/1 maddesi gereğince manevi tazminat isteme hakları bulunmaktadır. Yine aynı kanunun 56/2 maddesi gereğince ağır bedensel zarar halinde zarar görenin yakınları da manevi tazminat isteyebilirler. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereği motorlu araç işleteni doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91, 97 ve 99. maddeleri gereği trafik kazasına ve zarara sebebiyet veren motorlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, yasa ve genel sigorta şartları kapsamına dahil maddi zararlardan işletenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.<br>Davacı, trafik kazası sonucu yaralandığını, tedavi masrafı yaptığı ve iş göremezliğe maruz kaldığını iddia ederek bu nedenle oluşan maddi zararının ve uğradığı cismani zarar sebebiyle duyduğu elem ve üzüntüye karşılık ise bir miktar manevi tazminatın kendisine çarpan aracın sürücüsü, kayıt maliki (işleteni) ve trafik sigortacısı olan davalılardan tahsilini talep etmiş, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davacı ve davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı sunulan dilekçelerle istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.<br>6100 Sayılı HMK.'nun 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde gösterilen istinaf sebepleri ile sınırlı yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>Antalya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/03/2019 gün ve .... esas, ...sayılı kararı ile davalı ... nın davacıya karşı işlediği tam kusur ve bilinçli taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan TCK'nın 89/1, 22/3, 89/2-b, 62 ve 52. maddeleri gereğince 10.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, ceza mahkemesi kararı Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin istinaf yasa yolu denetiminden geçerek 05/07/2019 tarihinde kesinleşmiştir.<br>Kural olarak Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen kararlar hukuk hakimi bakımından bağlayıcı değildir. Ancak, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir, ceza mahkemesince fiilin hukuka aykırılığına yönelik kesinleşen maddi olgular hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olup, taraflar yönünden de kesin delil niteliği taşımaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17/09/2008 tarih ve 2008/4/564 esas, 2008/536 kararı).<br>Davacı taraf belirsiz alacak davası niteliğinde açtıkları davada, dava dilekçesiyle 250,00 TL tedavi gideri, 1.000,00 TL kazanç kaybı ve 1.000,00 TL işgücü kaybı ve ekonomik geleceğin sarsılması kaybı olmak üzere toplam 2.500,00 TL maddi tazminat talep etmiştir.<br>Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu 25/09/2019 tarihli raporunda davacının trafik kazası sonucu yaralanmasının maluliyet oluşturmadığını bildirilmesi üzerine 9 aylık geçici iş görmezlik süresindeki zararın hesaplanması için bilirkişiden rapor alınmamış, zararın mahkeme hakimince hesaplanması yoluna gidilmiştir. Zarar hakim tarafından hesaplanacağından 25/02/2020 tarihli duruşmada davacı vekiline davasını belirli hale getirmesi için 7 günlük süre verilmiştir. Davacı vekili 03/03/2020 tarihli dilekçesiyle maddi tazminat kalemlerinde bir ayrım yapmaksızın taleplerini 12.636,00 TL'na çıkardıklarını açıklamış ve harcı ikmal etmiştir. Hükmün verildiği 27/10/2020 tarihli duruşmada davacının talep artırma dilekçesini açıklaması istenilmiş, davacı artırdıkları tazminatın geçici iş görmezlik zararı olduğunu açıklamıştır. Bu açıklama üzerine mahkeme hakimi tarafından asgari ücret geliri üzerinden yapılan hesaplama sonucunda davacının 9 aylık süredeki geçici iş görmezlik zararı 13.431,60 TL olarak bulunmuş, ancak davacının talebiyle bağlı kalınarak, dava dilekçesiyle talep edilen 1.000,00 TL sürekli iş gücü kaybı ve ekonomik geleceğin sarsılması tazminatı ile 250,00 TL tedavi gideri tazminatı çıkarılarak davacı yararına 11.386,00 TL geçici iş görmezlik tazminatına hükmedilmiş, sürekli iş görmezlik zararı ile tedavi gideri ispatlanamadığından bu kalem tazminatların reddine karar verilmiştir.<br>6111 sayılı Kanun'un 59. maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesinde yapılan değişiklik ve geçici 1. maddesi gereği, trafik kazasından kaynaklanan tedavi giderlerinden Sosyal Güvenlik Kurumu sorumludur. Ancak, Sosyal Güvenlik Kurumu, açıklanan madde kapsamında kalan belgeli tedavi giderlerinden sorumludur. Belgeli olmayan tedavi giderlerinden ve Kanun kapsamında olmayan tedavi giderlerinden SGK sorumlu olmayıp, sigorta şirketi ile araç işleteni ve sürücüsünün sorumluluğu devam etmektedir.<br>Davacının trafik kazasına bağlı kemik kırığı oluşacak derecede yaralandığı dikkate alındığında, iyileşme ve sonraki süreç içerisinde yol, yemek masrafları ile bağlı bulunduğu sigorta tarafından karşılanmayan ilaç, sarf malzemesi, muayene ücreti, ameliyat ücreti, protez gibi gider yaptığı muhakkaktır. Olayın niteliği gereği bütün giderlerin belgelendirilmesi olağan hayat tecrübelerine aykırıdır. Bu konuda TBK'nın 50/2 maddesi yol gösterici nitelikte olup aynı zamanda zararın gerçek miktarını belirleyecek olan hakime de bir görev yüklemektedir. Davacı tarafa belgeli ve belgelenemeyen tedavi gideri, yol ve yemek giderleri kanıtlama imkanı tanınmalı, davacıların bu giderlerini kanıtlayamaması durumunda belgelenemeyen ancak tedaviye bağlı olarak yapılması olanaklı bulunan giderler yönünden davacıların tüm tedavi evrakları değerlendirilerek, yaralanma derecesi ve iyileşme süreci de gözetilerek uzman doktor bilirkişiden alınacak rapor sonucuna göre TBK'nın 50. maddesi gereğince olayın özelliği değerlendirilmek suretiyle bu kalem isteklere ilişkin bir karar verilmelidir. Tedavi giderleri talebi bakımından ilk derece mahkemesinin yeterli araştırma yapmadan davacı vekilinin tedavi gideri yaptığını ispatlayamadığından söz edilerek bu talebin reddine hükmedilmesi doğru olmamıştır.<br>Bilindiği üzere, 7251 Sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra a-6 ıncı bendinde; \"Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş” olması halinde kararın esasının incelenmeden kararın kaldırılmasına karar verileceği hüküm altına alınmıştır.<br>Deliller toplanmış olmasına rağmen delilleri değerlendiren bir karar verilmemiş olması (örneğin sadece zamanaşımı yönünden karar verilmesi), delillerin kısmen eksik toplanması ve bu kısmının değerlendirilmemesi, hükmün esasını etkileyen en önemli delilin (maddi olayda olduğu gibi hüküm kurmaya elverişli tedavi gideri tazminat raporu alınmadan) toplanmaması madde kapsamında değerlendirilmelidir. Karşılaştırılmalı hukukta bu konu örneğin İsviçre’de “…önemli vakıaların tamamlanması gerekiyorsa…”, Alman Hukukunda ise “…eksiklik nedeniyle kapsamlı ya da çok emek harcayarak delil toplanması gerekiyorsa…” şeklinde düzenleme altına alınmıştır.<br>Eksik inceleme ile karar verilmesi hem yukarıda gösterilen düzenlemelere, hem de 6100 sayılı HMK’nun 27. maddesinde yer verilen Hukuki Dinlenilme, Anayasanın 36. ve AİHS’nin 6. maddesinde hüküm altına alınan Adil Yargılanma Haklarına aykırılık teşkil eder. 6100 Sayılı HMK’nun 30. maddesinde belirtilen Usul Ekonomisi İlkesi gözetilerek veya üstü kapalı buna dayanılarak Adil Yargılanma ve Hukuki Dinlenilme Hakkı bertaraf edilemez.<br>Hal böyle olunca açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; davacı vekilinin tedavi giderine yönelen istinaf isteminin kabulü ile 6100 Sayılı HMK.'nun 353/1 inci fıkrasının (a-6) bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının esası incelenmeden kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, taraf vekillerinin diğer istinaf istemlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. <br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin tedavi giderine yönelen istinaf isteminin KABULÜNE,<br>2-Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas - ....Karar sayılı,  28/10/2020 tarihli kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1 fıkra (a-6) bendi gereğince ESASI İNCELENMEDEN KALDIRILMASINA,<br>3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>4-Davacı vekilinin diğer istinaf nedenleri ile verilen kararın niteliğine göre davalı .... A.Ş. vekili, davalı .... vekili ve davalı ....vekilinin istinaf istemlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,<br>5-Davacı tarafından yatırılan 148,60 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının Hazineye gelir kaydına, 59,30 TL istinaf karar harcının talebi halinde davacıya iadesine, davalılar ... A.Ş., ... ve .. nın istinaf talepleri henüz incelenmediğinden peşin yatırdıkları istinaf kanun yoluna başvurma harçları ile istinaf karar harçlarının talepleri halinde iadesine,<br>6-Davalı .... A.Ş. tarafından ilamın icrasının geri bırakılması için Antalya Genel İcra Dairesinin ....takip sayılı dosyasına sunulan teminatın İİK'nın 36/5 inci maddesi uyarınca davalıya iadesine,<br>7-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, teminat ve harç tahsil/ iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>İlişkin dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 05/03/2024 tarihinde, 6100 sayılı HMK'nun 353. maddesi (1-a) bendi gereğince KESİN olarak oy birliğiyle karar verildi.<br><br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8cd3c90cba94c1e9","SID":"4110288d16064232"}}