{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/2075 Esas <br>KARAR NO: 2024/374 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2023/291 Esas -  2023/585 Karar <br>TARİHİ : 06/07/2023<br>DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)<br>KARAR TARİHİ: 29/02/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle,  davacı şirket pandemi döneminde Makedonya piyasası için koruyucu maskeler temin etmek amacıyla davalı Türk şirketinden konu ile ilgili belirli miktar ürün sipariş ettiğini, davalı şirket bu maskelerin üreticisi olduğu için davacının talebini kabul ettiğini, aralarında sözlü sözleşme ihdas edildiğini, anlaşmaya göre davalı şirket ... istenen maskeler ile ilgili davacıya profatura hazırlayacak, davacı ise bu prafatura üzerine %100 avans olarak ödemede bulunacağını, davalı şirket yetkilisi  ... tarafından ... (... 100.000 adet maske için 1.900 USD (Amerikan doları) bildirimini içeren bir profatura davacı şirkete 16.11.2021 tarihinde gönderildiğini, davacı şirket 23.11.2021 tarihinde davalı şirket hesabına 1.900,00 USD (Amerikan doları ) yatırdığını, bu vaka ile ilgili karşı tarafa eposta ile bildirerek banka swift şifrelerininde eklendiğini, davalı şirket bu sefer ... mask (foldable without vent ) tipi yine 100.000 aidet maske için 6.000 USD (Amerikan doları ) bildirimini içeren bir profatura davacı şirkete 25.11.2021 tarihinde gönderdiğini, davacı şirket 26.11.2021 tarihinde davalı şirket hesabına 6.000,00 USD (Amerikan doları) yatırdığını, bu vaka ile ilgili karşı tarafa e-posta ile bildirerek banka swift şifrelerini eklediğini, iki ödemeden sonra davacı şirket e-posta vasıtasıyla davalı şirketten ödenen malın teslimatını talep ettiğini, bunun üzerine davalı şirket 10.12.2021 tarihli e-posta ile bazı problemlerinin olduğunu ve malın hala yola çıkmadığını bildirdiğini,  iki şirket yöneticileri ... ve ...  ın konuştuklarını, davacı şirket davalının özrünü kabul ederek ve yeni mal sipariş ettiğini, bu üçüncü siparişte ... (foldable without vent)- black tipi maskelerde anlaştıklarını, bunlardan ise sadece 10.000 adet sipariş edildiğini, davalı şirket yetkilisi bunu kabul edip gecikmeden dolayı aynı sevkiyatında 5.000 maske fazla ekleyeceklerini bildirerek, bu da onların iyi niyet göstergesi olarak kabul edilmesini eklediklerini, davalı şirket 10.12.2021 tarihinde yeni 10.000 adet siyah maske sipariş ve 600,50 USD (Amerikan doları) değerindeki bildirimi içeren prafatura hazırlayıp davacı şirkete gönderdiğini, bunun hemen akabinde davacı şirket aynı gün davalının ... Bankası hesabına swift şifresi ile birlikte talep edilen 600,50 USD (Amerikan doları) meblağı yatırdığını, karşı tarafa bildirdiğini, davacı şirket davalı şirketin hesabına toplam 8.500,50 USD (Amerikan doları ) yatırdığını, tüm ödemeleri yaptıktan sonra, müvekkili şirket, davalı şirketten ... listesini hazırlamasını ister ve kendi tarafından temin edilen nakliyecinin ... firması için ödenen malların nakliyesini organize etmek amacıyla irtibat sağlanmasını istediğini, bu doğrultuda müvekkili şirket, davalıya nakliyecinin e- posta adresini bildirdiğini, nakliyeci ile davalı irtibata geçtiğini, 29.12.2021 tarihinde Makedonya Üsküp gümrüğünde davacı şirkete Türkiye'den bazı malların geldiği hususunda ihbar geldiğini, davalı şirketin mallarla beraber ilk gönderdikleri faturada 33.000 adet maskenin gönderildiğinin yazdığını, 30.12.2021 tarihinde davacı şirket çalışanları Makedonya hududunda bulunan Deve Bair Gümrük muhafaza müdürlüğünde Türkiye'den gelen malları teslim almaya gittiklerinde sayım sonucunda, gönderilmesi gereken 100.000 adet FFP 2 maske yerine sadece 28.500 adet maske hudut kapısına geldiğini, anlaşmaya göre davalı şirketin göndermesi gereken 72 koli yerine sadece 26 koli maskenin gümrükte mevcut olduğunu, davacı yetkilileri anında davalı şirkete bildirimde bulunduklarını,  faturanın düzeltilmesinin talep edildiğini, davalı şirket bu bildirim üzerine yeni bir fatura tanzim ederek bu sefer 28.500 adet maske ihraç ettiğini beyan ettiğini, Gümrük beyannamesi listesinden de anlaşılacağı gibi davalı şirket 8.500,50 USD (Amerikan doları) tahsil etmesine rağmen, sadece 4.182,00 USD (Amerikan doları) değerinde maske Makedonya'ya ihraç ettiğini, müvekkili şirketin Makendonya'daki Gümrük beyannamesinden de anlaşılacağı üzere davacı şirket 4.182 USD (Amerikan doları) değerinde Türkiye'den mal ithal ettiğini beyan ettiğini, o meblağ üzerine vergisini yatırdığını, davalının ticari defterlerini, kesmiş olduğu faturaları, gümrük beyannameleri ve diğer mali kayıtları mahkemece re'sen incelemeye alındığında davalı şirketin davacıdan toplam 8.500,50 USD tahsil ettiği, buna mukabil sadece bir sefer mal gönderdiğini, eksik mal göndererek iki farklı fatura kestiğini, davalı şirketin 4.318,50 USD değerinde eksik mal gönderiminde bulunduğunu, yatırılan para mukabilinde davalı şirket 30.12.2021 tarihinde sadece 4.182,00 USD (Amerikan doları) değerinde mal ihraç ettiğini, davacı şirket bu malı ithal ettiğini, davalı şirketin başkaca mal Türkiye'den Makedonya'ya sevk edilmediği anlaşılınca, Büyükelçiliğine yapılan şikayet üzerine 9 (dokuz) ay geçmesine rağmen, hiçbir gelişme olmadığı için davacı şirket ödemiş olduğu 8.500,50 USD meblağdan eksik mal teslimatı hasebiyle 4.318,50 USD'nin tahsilatı amacıyla davalı şirkete karşı İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosya ile icra takibi başlattıklarını, davalı tarafın itiraz ettiğini, davanın kabulü ile borçlunun vekili vasıtası ile haksız yere ve dayanaktan yoksun icra takibine yapıtıkları itirazın iptalini, takibin İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası üzeririden devamını, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile icra dosyasında talep edilen 4.542,83 USD (Amerikan doları ) miktarın yasal faizi ile birlikte ödenmesini, takip konusu alacağın % 20'den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini  talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle,  Zorunlu dava şartı olan arabuluculuk süreci tamamlanmaksızın işbu davanın ikame edilmiş olmasından kaynaklı olarak haksız davanın usulden reddi gereklidir;6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “Dava şartı olarak arabuluculuk “ başlıklı 5/A maddesinde: “(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. (2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir.” hükmü yer aldığını, itirazın iptali davasına konu cebri icra takibinin konusu ticari iş mahiyetinde ise, dava da ticari dava mahiyeti kesbeder. Bu durumda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ticari davalara ilişkin genel hüküm niteliğindeki 5/A maddesi bu dava türü için de geçerli olduğunu, bir başka anlatımla, itirazın iptali davasına başvurulmadan önce itiraza ilişkin olarak arabuluculuya başvurulmasının gerekeceğini, bu bir dava şartıdır. Şayet alacaklı bu yola başvurmaksızın doğrudan doğruya itirazın iptali davası açma yoluna giderse 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun ilgili maddesi gereğince dava usulden reddedileceğini, \"Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.” Taraflar zorunlu arabuluculuk müessesesine başvurmalarına karşın ardından herhangi bir anlaşmaya varamazlar ise, bu durumunda, dava açılması mümkün olacaktır. Öyle ki işbu davanın ikame edilebilmesi adına anlaşmaya varılamadığına dair son tutanağın aslının/arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunlu olduğunu, müvekkili şirket aleyhine başlatılan icra takibi haksız ve hukuka aykırı olduğunu,  müvekkilinin, davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, taraflara ait ticari defterler incelendiğinde müvekkilinin böyle bir borcunun olmadığını, davacı şirketten almış olduğu her türlü ürün/hizmet bedelini ödemiş olduğu açıkça görüleceğini, karşı yan müvekkilinden haksız kazanç elde edecek şekilde fazladan alacak talep etmesi bu şekilde başlatılan icra takibinin kabulünün mümkün olmadığını, haksız ve kötü niyetli olarak açılan itirazın iptali davasının reddini, icra takip bedelinin %20'sinden az olmamak üzere davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 06/07/2023 tarih 2023/291 Esas -  2023/585 Karar sayılı kararında;\" Dava, hukuki niteliği itibari ile; İİK.nun 67.maddesinde düzenlenen itirazın iptali davasıdır. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ...  Esas sayılı dosyası UYAP sisteminden celp edilmiştir. Dosyada arabuluculuğa ilişkin evrakın bulunmadığı, davacı vekilinin  06/07/2023 tarihli duruşmadaki beyanı doğrultusunda: müvekkilinin yurt dışı şirketi olduğunu, yurt dışında olduğundan müvekkili şirket tarafından arabuluculuk yoluna başvurulmadığını beyan etmiştir. 19.12.2018 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak, yürürlüğüne giren 7155 Sayılı Kanunun 20. maddesi ile 6102 Sayılı TTK. 'nın (5.) maddesine eklenen 5/A maddesi gereğince ticari davalarda konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmasından önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak düzenlenmiş olması ve 7155 Sayılı Kanunun (23.) maddesi ile 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununa eklenen 18/A (2) maddesi ile \"Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hlinde herhangi bir işlem yapılmakszın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir'' hükmü getirilmiştir. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114/(2). maddesine göre, ''Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır'' hükmü yer almaktadır. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 115. maddesi gereğince; Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir.Tüm dosya kapsamına göre; davacı vekilinin duruşmada müvekkilinin yurt dışı şirketi olduğunu, yurt dışında olduğundan müvekkili şirket tarafından arabuluculuk yoluna başvurulmadığını beyan etmiş olsa da, davanın bir miktar paranın ödenmesine ilişkin alacak davası olduğu, bu nedenle zorunlu arabuluculuğa başvurunun iş bu davada dava şartı olduğu, taraflardan birinin yabancı şahıs ya da şirket olmasının zorunlu arabuluculuk şartından muafiyet sağlamayacağı, bu yönde kanunda bir düzenleme olmadığı, dolayısıyla  davacının huzurdaki davayı açmadan önce zorunlu arabuluculuk müessesine başvurmadığı anlaşıldığından davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile, davanın zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmadan açıldığından davanın usulden reddine, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, yukarıda bilgileri verilen İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/291 E., 2023/585K. Sayılı, 06.07.2023 tarihli gerekçeli kararı kapsamında davanın hukuki niteliği itibari ile İİK md.67 uyarınca \"İtirazın İptali\" davası olduğunun belirtildiğini,  Taraflarınca ilk derece yargılaması kapsamında sunulan \"cevap dilekçesi içeriğinde açıkça belirtildiği üzere\";\tZorunlu dava şartı olan arabuluculuk süreci tamamlanmaksızın işbu davanın ikame edilmiş olmasından kaynaklı olarak haksız davanın usulden reddi gerekli olduğunu, işbu itirazları doğrultusunda gerekçeli kararda detaylıca belirtildiği şekilde mahkemece; davanın zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmadan açıldığından davanın usulden reddine, karar harcı 179,90 TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.084,35 TL harcın mahsubu ile bakiye 904,45 TL harcın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, yönelik hüküm kurulduğunu, İşbu istinaf başvurusunun tamamen ilk derece yargılamasında davacı aleyhine ve lehlerine olacak şekilde karşı vekalet ücretine hükmedilmemiş olması nedeniyle yapıldığını,  davanın dava şartlarından birinin bulunmaması nedeniyle usulden reddine karar verilmesi hallerinde, maktu ücreti geçmemek üzere nispî vekâlet ücretinin takdir edildiğini; bu sebeple lehe vekalet ücreti hükmü kurulmaksızın düzenlenmiş olan gerekçeli karara karşı istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğunun hasıl olduğunu, Karar tarihinde yürürlükte olan avukatlık asgari ücret tarifesi'nin 7/2. maddesi gereğince, davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunduğunu, aynı tarifenin 13/1. maddesinin, “Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 9 uncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile 10 uncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.” ve 13/2. maddesi “ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.” şeklinde düzenlendiğini, Yukarıda açıklanan tüm bu sebepler ile davalı müvekkilin kendisini işbu davada vekil ile temsil ettirmesi sebebi ile yerel mahkeme tarafından davanın reddine karar verildiğine göre, reddedilen tutar üzerinden, davalı lehine karar tarihinde yürürlükte olan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince vekalet ücretinin takdiri gerektiğini; davalı lehine vekalet takdir edilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,İleri sürerek, yukarıda izah edilen ve re'sen göz önünde bulundurulacak hususlar dikkate alınarak yerel mahkeme ilamının yalnızca vekalet ücreti kısmına dair verilen hükmün kaldırılarak davalı ... Tic. A.Ş. lehine avukatlık vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; maske satışından doğduğu iddia olunan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın, zorunlu arabuluculuğa başvurulmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddedildiği, karara karşı  davalı vekili tarafından vekalet ücretine yönelik olarak istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. Davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurmadan önce,  12/07/2023 tarihli dilekçesi  ilk derece mahkemesinden HMK'nun 305 maddesine dayalı olarak, davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin ve hükmün bu şekilde tamamlanmasının talep edildiği,  ilk derece mahkemesinin 27/09/2023 tarihli ek kararı ile talebi değerlendirdiği ve \"Davalı ... Tic. A.Ş vekilinin talebinin kabulüne, Mahkememizin 06/07/2023 tarihli 2023/291 E. 2023/585 K. Sayılı kararının hüküm kısmına,\"6- Davalı .... Tic. A.Ş kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde  geçerli AAÜT  7/1 maddesi hükmüne göre belirlenen 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan tahsili ile  davalıya ödenmesine \" maddesi eklenmek suretiyle hükmün tamamlanmasına,\" karar verdiği, bu ek karara karşı tarafların istinaf başvurusunda bulunmadıkları anlaşılmıştır. 6100 Sayılı HMK'na  7251 sayılı kanunun 27. maddesi ile ilave edilen ve Resmi Gazetede 28/07/2020 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren “Hükmün Tamamlanması” başlıklı 305/A maddesinde “Taraflardan her biri, nihaî kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesini isteyebilir. Bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir.” düzenlemesi yer almaktadır. 6100 Sayılı HMK'nun, yukarıda yürürlük tarihi belirtilen 7251 Sayılı Kanunun 28 maddesi ile değişik \"tavzih ve tamamlama usulü\" başlıklı 306 maddesi; \" (1)Tavzih veya tamamlama, dilekçeye tarafların sayısı kadar nüsha eklenmek suretiyle hükmü veren mahkemeden istenebilir. Dilekçenin bir nüshası, cevap süresi mahkemece belirlenerek karşı tarafa tebliğ edilir. Cevap, tavzih veya tamamlama talebinde bulunan tarafa tebliğ olunur.\" düzenlemesini havidir. İlk derece mahkemesi tarafından, 06/07/2023 tarihinde kısa kararın tefhim edildiği ve 11/07/2023 tarihinde gerekçeli kararın yazılarak taraflara tebliğe çıkarıldığı, gerekçeli kararın davacı vekiline 28/08/2023 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekili tarafından henüz gerekçeli karar tebliğ edilmeden, diğer ifade ile bir aylık kesin süre başlamadan 12/07/2023 tarihli dilekçe ile mahkemeden hükmün tamamlanmasının talep edildiği, mahkemece aynı Kanunun 306 maddesi uyarınca talep dilekçesinin davacı vekiline tebliğe çıkarıldığı ve beyanda bulunulması için bir haftalık kesin süre verildiği, bu dilekçenin davacı vekiline 02/08/2023 tarihinde tebliğ edildiği, mahkemece henüz talep hakkında bir karar verilmeden önce, davalı vekili tarafından aynı gerekçe ile, istinaf kanun yoluna başvuru ve karar harçları yatırılmaksızın, istinaf başvurusunda bulunulduğu, mahkemenin 27/09/2023 tarihli ek karar ile davalı yanın vekalet ücretine yönelik hükmün tamamlanması istemini kabul ettiği, davalı vekilinin eksik istinaf kanun yoluna başvuru ve karar harçlarını 04/10/2023 tarihinde yatırdığı, dosyanın bu tarihten sonra dairemize gönderildiği, buna göre istinaf başvurusunun konusuz kaldığı anlaşılmış olup, konusuz kalan istinaf başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının konusuz kalan istinaf başvurusu hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA;2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına 5-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,   Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 29/02/2024 tarihinde HMK'nın  362/1-a  maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7834fbf496a5fc9c","SID":"ac395fc421638cfc"}}