{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 25/12/2020<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit <br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 19/02/2024<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Davacı vekili, davacı şirket ile davalı turizm şirketi arasında 17/01/2018 tarihli 2018 yılı Konaklama Sözleşmesi imzalandığını, davacı şirketin 25/01/2018 tarihinde ... Mah. .... Bulvarı No:... adresinde bulunan .... Resort Otelinde konaklatacağı misafirlerin konaklama ücretleri için muhtelif tarih ve miktarlı  çekleri davalı şirkete Çek Teslim Protokolü ile teslim ettiğini, Bu çeklerden .... seri nolu çek için Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin .... Esas sayılı dosyası ve .... seri nolu çek için Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin .... Esas sayılı dosyası ile ile menfi tespit davası açıldığını, ancak 150.000 USD ve 166.000 EURO bedelli bu iki çekin davacı şirket tarafından ödenmek zorunda kalındığını, davalı şirketin iflas başvurusu yaptığının öğrenildiğini, davalı otelin artık konaklama hizmeti vermesinin mümkün olmadığını, davalıya avans/teminat olarak teslim edilen ileri vadeli çeklerin, davacı şirketin davalı nezdinde borç bakiyesi oluşmadığı takdirde davacı şirkete aynen iade edileceğini, halihazırda şirketin davalı şirketten alacaklı durumda olduğunu, dava konusu edilen .... Bankası .... şubesine ait ... seri numaralı, keşidecisi .... AŞ, Lehtarı .... Otel.. Ltd. Şti. olan 25/10/2018 tarihli 150.000 USD tutarlı çekin konaklama sözleşmesi kapsamında teminat olarak davalı şirkete teslim edildiğinden ve davalı şirketin de davacı şirketten herhangi bir alacağı olmamakla birlikte artık konaklama hizmeti vermesinin de söz konusu olamayacağından, dava konusu çekin iade edilmesi gerektiğini, bu nedenle telafisi güç veya imkansız zararların da doğmaması adına davacı şirketin davalı şirkete .... seri numaralı 150.000 USD bedelli çekin ödenmemesi, icra takibine konu edilmemesi için öncelikle ihtiyati tedbir kararı verilerek, davacı şirketin davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı faktoring şirketi vekili, davanın İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinde açılması gerektiğinden bahisle, yetki sebebiyle davanın reddi gerektiğini, davacının talebinin açıklattırılması gerektiğini, davalı şirketin üçlü ilişkinin dışında kaldığını, bu sebeple davacının def'isinin davalı faktoring şirketine karşı ileri süremeyeceğini, faktoring şirketleri tarafından teslim alınan alacağın, faktoring müşterisi ile fatura borçlusu arasındaki ilişki olduğunu, ... seri nolu çekte davacının .... , faktoring borçlusu olmadığını, borçlunun .... firması olduğunu, ... in 3.kişi olduğunu, bu çekten dolayı 3'lü  ilişkinin dışında olması sebebi ile davalı şirketin faktoring şirketine karşı şahsi defi ileri sürülebilmesininde mümkün olmayacağını, buna ilişkin sayısız Yargıtay kararı bulunduğunu, uyuşmazlığın 6361 sayılı kanunun 9/3 maddesi hükmünün  bu olayda uygulanıp uygulanmayacağı yönünden toplandığını, belirtilen yasa hükmünün faktoring işleminin tarafları olan borçlunun önceki alacaklı ve temlik alan faktoring şirketi dışındaki kambiyo senedinde ciro silsilesinde yer alan diğer kambiyo borçluları bakımından getirilmiş bir hüküm olduğunu, faktoring işleminin mevzuatın aradığı tüm belge ve şartlar yerine getirilerek yapıldığını, davacının kendi hatalı davranışından kendisine menfaat sağlamaya çalıştığını, davacının, çeki teminat vb sebeplerle verdiğini, bedelsiz olduğunu iddia ettiğini, bu halde davacı ile lehtarın kredi sağlamak amacı ile birlikte hakeret ettiklerinin kabul gerektiğini, çeklerin avans veya teminat çeki olmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir. <br>Mahkemece, \"...  faktoring işleminin müşteri (firma), faktoring şirketi (faktor) ve borçlu  olmak üzere üç tarafının bulunduğu, dava konusu somut olayda faktoring işleminin taraflarının feri müdahil .... Tarım...Ltd.Şti.'nin müşteri (... ), Faktoring Şirketi davalı .... A.Ş.(.... ), lehtar ciranta .... Seyahat Turizm Ticaret Limited Şirketinin (borçlu) olduğu, 6361 Sayılı Yasanın 9/2. ve TBK'nun 188/1. Maddesi hükümlerinin  Faktoring işleminin tarafları arasındaki ilişkilerde şahsi def'ilerin ileri sürülebilmesi mümkün olduğu, bu halde faktoring şirketinin iyiniyetli yada kötü niyetli olmasının sonuca etkisinin bulunmadığı, ancak dava konusu somut olayda çekin lehtar ciranta tarafından fer'i müdahil .... Tarım...Ltd.Şti.'ne ciro edildiği ve bu cirodan sonra faktoring işleminin gerçekleştirildiği, dolayısıyla uygulanması gereken kanun maddesinin 6361 Sayılı Yasanın 9/3. Maddesi olduğu, borçlu davacı tarafından TBK. 188/1. Maddesi gereği alacağın temliki hükümlerine ilişkin olarak konaklama sözleşmesi nedeniyle borçlu olunmadığına ilişkin lehtar ciranta .... Seyehat Turz. Tic. Ltd.Şti'ne karşı ileri sürülen şahsi def'ileri faktoring şirketine karşı ileri sürülmesinin mümkün olmadığı, faktoring şirketinin alacağını fatura ile tevsik ettirdiği, mevcut hali ile ancak faktoring şirketi yönünden davacı borçlunun madde hükmünde \"...düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri faktoring şirketine karşı ileri süremez; meğerki, faktoringşirketi kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun.\" belirtildiği üzere faktoring şirketinin kambiyo senedini iktisap ederken bile bile kendisinin zararına hareket etmiş olduğunu ispat etmesi gerektiği, bu yönde bir ispatında davacı tarafça yapılmadığı görülmekle davalı faktoring şirketi yönünden açılan davanın reddine\" karar verilmiştir. <br>Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  doğmuş alacaklar açısından faktoring işleminin gerçekleşmesi için alacağın fatura veya fatura yerine geçen belgeler ile tevsik edilmiş olması, doğacak alacaklar açısından ise temlik alınan alacakların fatura ve fatura yerine geçen belgeler ile tevsik edilebilir bir alacak olması ve alacağın hüküm ve sonuçlarını doğurmaya başladığı anda bu durumun fatura veya fatura yerine geçen belgeler ile tevsik edildiğinin faktoring şirketince takip edilmesinin gerektiğini, dava konusu çeki faktoring işlemi nedeniyle devir ve temlik alan davalı .... A.Ş'ne karşı davacı müvekkili şirketin bedelsizlik def'ini ileri sürmesinin mümkün olduğunu, dava konusu çekin davalı .... şirketine teminat / avans olarak verildiğini ve çek karşılığı kararlaştırılan hizmetin bu davalı şirketten alınmadığını, dava konusu çekin bedelsiz kaldığını, davalı faktoring şirketinin de dava konusu çeki bir mal ve hizmet karşılığı değil faktoring işlemi nedeniyle devir ve teslim aldığı hususlarının sabit olduğunu, bedelsizlik def'inin çeki temlik alan faktoring şirketlerine karşı ileri sürülebileceğinin kabul edildiğini, dava konusu çeki faktoring işlemiyle devir ve teslim temlik alan faktoring şirketi olan davalı .... A.Ş'ne karşı da dava konusu çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinin gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. <br>Dava, İİK'nın 72/2. Maddesine dayalı icra takibinden önce açılan menfi tespit istemine ilişkindir. <br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kısmen kabulüne  karar verilmiştir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Davaya konu çekte, davacının keşideci, davalılardan .... Otelcilik... Ltd. Şti.'nin lehtar konumunda olduğu, çekin lehtar ciranta tarafından fer'i müdahil .... Tarım...Ltd.Şti.'ne ciro edildiği ve bu cirodan sonra faktoring işleminin gerçekleştirildiği anlaşılmıştır.<br>Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanununun 9/3 maddesinde; \"Bir kambiyo senedinin ciro yoluyla faktoring şirketine devri halinde,  kambiyo senedinden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya varolan ilişkilere dayanan def''ileri faktoring şirketine karşı ileri süremez; meğer ki faktoring şirketi kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun\" hükmü düzenlenmiştir.<br>Belirtilen yasa hükmü faktoring işleminin tarafları olan faktoring şirketi, temlik eden önceki alacaklı ve borçlu dışındaki kambiyo borçluları yönünden uygulanması gereken bir hüküm olup, somut olayda; davacı .....A.Ş., faktoring işleminin tarafı olmayıp keşideci sıfatıyla kambiyo borçlusu durumunda olduğundan keşideci ile lehtar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan şahsi def'ilerin davalı faktoring şirketine karşı ileri sürülebilmesi kambiyo senedinin faktoring şirketi tarafından iktisap edilirken bile bile borçlunun zararına hareket edildiği hususunun kanıtlanması koşulunu bağlı olup, davacı tarafça bu husus ispat edilemediğinden mahkemece yazılı şekilde karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından (benzer şekilde Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 07/04/2016 tarih, 2015/13801 Esas ve 2016/6060 Karar sayılı ilamı) davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.<br>HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına,  HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,<br>3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1. bendi gereğince aynı kanunun 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere  karar verildi. 19/02/2024<br>...<br>\t\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"57aea771a845c7e9","SID":"86580988e8457054"}}