{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2021/711 <br>KARAR NO: 2024/51<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 19/11/2020<br>NUMARASI: 2017/1209 (E) - 2020/649 (K) <br>DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat <br>KARAR TARİHİ: 16/01/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ...'ya ait sürücüsü dava dışı ...'nın sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla seyir halinde iken davalı ... Sigorta AŞ'ye Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesiyle sigortalı dava dışı ...'un sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın arkadan çarpması sonucu ... plakalı araçta 6.205,08 TL hasar meydana geldiğini, davalı sigorta şirketine başvuru yapılmasına rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 3.300 TL hasar bedeli, 100 TL değer kaybı, 250 TL ekspertiz ücreti olmak üzere toplam 3.650 TL'nin poliçe limitleri dahilinde temerrüt tarihi olan 30/09/2017 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş; 29/05/2019 tarihli bedel artırım dilekçesiyle talep ettiği 3.300 TL hasar bedelini 2.726,90 TL artırarak toplam 6.026,90 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince; davanın kısmen kabulüne, 6.026,90 TL hasar bedelinin temerrüt tarihi olan 03/10/2017 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, değer kaybı talebinin reddine, ekspertiz ücret alacağı talebinin yargılama giderleri içerisinde değerlendirilmesi gerektiğinden reddine karar verilmiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken zamanaşımı itirazları hakkında karar verilmediğini, davacı tarafından sunulan temlik sözleşmesinin adi yazılı nitelikte olup temlik eden zarar gören malik imzasının tasdik edilmiş olmadığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle hasar bedeli, değer kaybı ve ekspertiz ücreti tazminatı istemine ilişkindir. Kısmi davada, sadece dava edilen kısım için zamanaşımı kesilir. Dava konusu edilmeyen kesim için zamanaşımı süresi işlemeye devam eder. Dava dilekçe içeriğinden açıkça belirsiz alacak davası olarak açıldığı ve HMK'nin 107. maddesine dayanıldığı açıklanmadığından davanın belirsiz alacak davası olmayıp, kısmi dava olarak açıldığı anlaşılmaktadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 109/1. maddesinde \"Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar\" hükmü yer almaktadır. Davaya konu trafik kazası 13/04/2017 tarihinde meydana gelmiş olup, olayın maddi hasarlı trafik kazası olması nedeniyle, uzamış ceza zamanaşımı süresinin uygulanmasını gerektirir bir durum bulunmamaktadır. Dava da kısmi dava olarak açılmıştır. Bu itibarla, kısmi davaya konu talepler yönünden 2 yıllık zamanaşımı süresi geçerli olup, davacı tarafça, gerek dava dilekçesi, gerekse ıslah talebine konu ettiği maddi tazminat taleplerinin, 2 yıllık zamanaşımı süresi içinde ileri sürülmesi gerekmektedir. Somut olayda, trafik kazası 13/04/2017 tarihinde meydana gelmiş, 29/05/2019 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değeri artırılmıştır. Davacı vekili tarafından, ıslah dilekçesi olarak beyan edilerek sunulan dilekçe ile dava dilekçesinde açıkça belirsiz alacak davası olarak HMK'nin 107. maddesine dayanılmadığından yapılan arttırımın ıslah olarak kabulü gerekir. Islah edilen kısımla ilgili olarak davalı sigorta şirketi vekilince süresinde dilekçe sunularak zamanaşımı itirazında bulunulmuştur. Olay tarihi ile ıslah dilekçesinin verildiği tarih arasında KTK'nin 109/1. maddesinde öngörülen iki yıllık zamanaşımı süresi geçmiştir. Bu durumda ıslah tarihinin, KTK'nin 109/1. maddesindeki 2 yıllık zamanaşımı süresinden sonra olduğu gözetilerek zamanaşımı def'in de bulunan davalı sigorta şirketi hakkında, ıslah yoluyla artırılan kısım bakımından, zamanaşımı nedeniyle ret kararı verilmesi gerekirken, talep değerlendirilmeksizin ve gerekçesi de açıklanmadan, ıslah ile artırılan kısım yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Alacağın temlikinin geçerli olabilmesi için bazı şartlar aranmaktadır. Bunlar kısaca: temlike konu bir alacağın var olması, tarafların fiil ehliyetinin olması, tarafların karşılıklı irade beyanlarının birbirine uygun olması ve temlik sözleşmesinin BK'nin 184. maddesine göre yazılı yapılması geçerlilik şartlarındandır. Temlik sözleşmesinde alacağın miktarı, temlik edenin adı ve imzası bulunmalıdır. Fakat tarih, temlik yeri ve temlik edilen alacağın miktarını belirtme zorunluluğu yoktur. Bu açıklamalar doğrultusunda dosyada mevcut temlik sözleşmesinin geçerli olduğu kabul edilmelidir. Dolayısıyla bu yöne ilişkin davalı vekilinin istinaf itirazı yerinde değildir. Dava açılmadan önce araç maliki tarafından tazminat tutarını belirlemek için yaptırılan ekspertizin ücreti makul giderler arasında kabul edileceğinden davalı sigorta şirketinden talep edilmesi ve ödenen ekspertiz ücretinin yargılama giderleri arasında kabul edilmesinde bir isabetsizlik yoktur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: A-Davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, Yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nin 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, Buna göre: 1-Davanın kısmen kabulü ile 3.300 TL hasar bedelinin temerrüt tarihi olan 03/10/2017 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Değer kaybı talebinin reddine, 3-Ekspertiz ücret alacağı talebinin yargılama giderleri içerisinde değerlendirilmesi gerektiğinden reddine, 4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 225,42 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 62,34 TL, 47 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 116,08‬ TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 31,40 TL başvuru harcı, 62,34 TL peşin harç, 47 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 140,74 TL'nin davalı taraftan tahsili ile davacıya ödenmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 167,60 TL tebligat ve müzekkere gideri, 600 TL bilirkişi masrafı, 250 TL ekspertiz masrafı olmak üzere toplam 1.017,60 TL  yargılama giderinin kabul ve ret oranları gözetilerek 526,35 TL'sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 8-Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre (AAÜT) belirlenen 3.300 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak, kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 9-İlk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen ve reddedilen miktarı geçmemek üzere 3.079,90 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 10-Karar kesinleştiğinde ve istek halinde kullanılmayan gider avansının ilgilisine iadesine,<br>B-İstinaf İncelemesi Bakımından: 1-Davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından iadesine, 2-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan 27,6‬0 TL posta ve tebligat gideri ile 162,10 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 16/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0c27d3490cce6789","SID":"4798542da11c75ce"}}