{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2023/1710 <br>KARAR NO: 2024/56<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 22/01/2020<br>NUMARASI: 2019/402 (E) - 2020/49 (K)<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 16/01/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıya Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesiyle sigortalı dava dışı ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile seyir halinde iken şeridine giren dava dışı ...'in sevk ve idaresindeki ...plakalı araca arkadan çarpması sonucu oluşan trafik kazasında %100 kusurun dava dışı ...'te olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin kasko poliçe teminatı kapsamında 7.441 TL ödeme yaptığını, kusurlu sürücü ve işleten ile birlikte kusurlu sürücünün sevk ve idare ettiği aracın ZMMS sigortacısının da zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, söz konusu zararın tahsili için sigorta şirketleri arasındaki protokol uyarınca TRAMER-SBM sistemi üzerinden davalı şirkete başvuruda bulunulduğunu, tazminat talebinin davalı şirket tarafından reddedildiğini, müvekkil şirket tarafından hasar gören araç için ödenen hasar tazminatının davalıdan rücuen tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... (E) sayılı icra dosyasına davalı tarafından yapılmış haksız ve hukuka aykırı borca itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince; davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114/2 ve HMK'nin 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; tespit davalarında zorunlu arabuluculuk şartı arandığını, davaya konu uyuşmazlık için arabuluculuğa başvurulmuş olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:  Dava, Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1472. maddesi uyarınca kasko sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın rücuen tahsili amaçlı başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. TTK'ya 06/12/2018 tarihli, 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle eklenen 5/A maddesi uyarınca, \"(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.\" 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi uyarınca, \"(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.\" hükmü yer almaktadır. TTK'nin 5/A maddesine göre, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.Davanın konusu, dava dilekçesindeki talep sonucu, yani neticei talep esas alınarak belirlenir. Neticei talebin bir para alacağının tahsili veya tazminata ilişkin olduğu durumlarda, arabulucuya başvuru yapılmış olması dava şartıdır. Davacı, bir para alacağının tahsilini amaçladığından, rücuen tazminat için başlatılan icra takibine itirazın iptali davası açılmadan önce, yukarıdaki yasal düzenlemeye göre arabulucuya başvurulmuş ve arabulucu tarafından onaylanmış anlaşmaya varılamadığına ilişkin tutanağın dava dilekçesine eklenmiş olması dava şartı olarak zorunludur. Bu halde somut uyuşmazlıkta; davacı vekili dava dilekçesinde arabuluculuk sürecinin tamamlandığını belirtmiş ancak dava dilekçesinin ekine bu hususa ilişkin belge ekmemiştir. Mahkemece 19/07/2019 tarihli tensip zaptının 5 numaralı ara kararıyla davacı vekiline arabuluculuk son tutanağının aslı veya arabuluculu tarafından onaylı bir suretini sunması için 1 haftalık ihtaratlı kesin süre verilmesine karar verilmiş, tensip zaptının 10/09/2019 tarihinde davacı vekiline tebliği üzerine verilen kesin süreye rağmen davacı vekilince beyanda bulunulmadığı gerekçesiyle mahkemece davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan reddine karara verilmiştir.  Yukarıdaki kanun ibaresinde açıkca arabuluculuk faaliyetinin davanın açılmasından önce yapılmış olması şartı aranmıştır. Davacı vekili her ne kadar mahkemece verilen kesin süreye rağmen beyanda bulunmamış olsa da, dava dilekçesinde arabuluculuk şartının yerine getirildiğini beyan ettiği, dosyaya ilişkin UYAP sistemi üzerinde arabuluculuk dosyası ilişkisi kurulduğuna ilişkin kaydın olduğu  ve istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinin ekinde sunmuş olduğu arabuluculuk tutanağında son tutanağın 17/06/2019 tarihinde düzenlendiğinin anlaşılması karşısında dava açılış tarihi olan 03/07/2019 tarihinden önce başvuru sürecinin tamamlandığı göz önüne alınarak mahkemece yargılamaya devam edilmesi gerekirken, davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yukarıda esas ve karar numarası belirtilen ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/6. maddesi uyarınca kaldırılmasına,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine,3-İstinaf başvurusu için yatırılan istinaf karar ve ilam harcının, istekte bulunulması durumunda ilk derece mahkemesince yatıran tarafa geri verilmesine, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf kanun yolu başvurusundan ötürü davacı tarafından sarf edilen yargılama giderinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda gözetilmesine, 6-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333. maddesinin, 1. fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 362/1-g maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 16/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c11a6447b71e0a8a","SID":"7827fe93c3ee8773"}}