{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 22/12/2020<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan )<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 12/02/2024<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Davacı vekili; Müvekkilinin dava dışı .... A.Ş. .... Şubesinin alacaklısı olduğu ve davalının da borçlu sıfatı ile  yer aldığı Antalya 2.İcra Müdürlüğü'nün .... E. sayılı takip dosyasında temlik alacaklısı olduğunu, davalının, diğer borçlularla birlikte aleyhine Antalya 2.İcra Müdürlüğü'nün .... E. sayılı takip dosyası ile başlatılan icra takip dosyasında adına çıkartılan ödeme emrinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini ve itirazının süresinde yapıldığını, takibe ıttıla tarihinin 13.10.2009 tarihi olduğunun tespiti için Antalya 2. İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde ... E. ve ... K.sayılı dosyasına şikayet davası açtığını, davanın kabulle sonuçlandığını, bu dava ile davalı-borçlunun 16.10.2009 tarihli borca itirazının kabul edildiğini, borçlunun 22.02.2018 tarihli dilekçesi ile haczin kaldırılmasını talep ettiğini, icra müdürlüğünce bu talebi 01.03.2018 tarihli kararı ile ihtiyati haczin devam ettiği gerekçesi ile reddedildiğini, davalı-borçlunun yetkiye ve  borca itirazı haksız ve kötü niyetli olduğunu, itiraza konu borcun, dava dışı .... Bankası .... Şubesi ile ... Tic.Ltd.Şti. arasında imzalanan Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesine, davalı-borçlu ...'in murisi babası ...'ün de müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imza koyması ve ölümü ile de mirasçısı olmasından kaynaklanmakta olduğunu, mirasçının mirası reddetmediği sürece murisin hem alacaklarına ve hem de borçlarına mirasçı olduğunu belirterek davalı-borçlunun haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline, itirazı haksız ve kötü niyetli olmakla,İİK.nun 67/2 maddesi hükmüne göre hükmolunan meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili;  ödeme emrinin tebligatının usulsüzlüğünü tespiti için şikayet davası açtıklarını, yargılama sonucu tebligatın usulsüz olduğunun kabulü ile öğrenme tarihinin 13/10/2009 tarihi olarak kabul edildiğini, kararın takip alacaklısı olan ... Bankasına tebliğ edildiğini, 25/03/2010 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiğini, bu karar alacaklının taraf olduğu 01/03/2010 tarihli mahkeme ilamına dayandığından dava açma süresinin geçtiğini, eldeki davanın süreden reddedilmesi gerektiğini, ayrıca talep edilen alacak 03/08/1995 tarihli sözleşmeye dayandığından 10 yıllık zamanaşımı süresinin de dolduğunu, borcun banka ile müvekkilinin murisi ...'ün kefaleti ile .... Ltd. Şti.'ye kullandırılan 1995 tarihli krediden kaynaklandığını, murisin 13/12/2006 tarihinde vefat ettiğini, murisin ölümünden yaklaşık 3 yıl sonra hesabın kat edilerek müvekkiline ödeme emri gönderildiğini, ölüm tarihi itibariyle murisin kefaleti bulunan krediden kaynaklı borç olmadığını, hepsinin ödendiğini, bankanın asıl borçlu şirkete yeniden kullandırdığı krediden murisin ve müvekkilinin sorumlu olmadığını, benzer mahiyette ... ın başlattığı takiple ilgili olarak, Kumluca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davada da borcun ölüm tarihi ile sona erdiği dayanak kredi borcunun kefilin ölümünden sonra ki tarihte doğduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, onanarak kesinleştiğini belirterek davanın reddine, davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.<br>Mahkemece; \"....  Somut olayda, alınan bilirkişi raporuna göre takibe konu kredi borcunun, muris kefil ...'ün ölümünden sonra kullandırılan krediden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Kefilin ölüm tarihinde sorumlu tutulabileceği bir borç olmadığından, davacı mirasçının da herhangi bir sorumluluğu yoktur. (Muris ...'ün kefil olduğu başka bir genel kredi sözleşmesinden kaynaklı takip dosyasında, benzer gerekçe ile itirazın iptali talebini reddeden yerel mahkeme kararı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin ... Esas - ... Karar sayılı ilamı ile onanmıştır.) Yukarıdaki içtihat gereği davanın reddine karar vermek gerekmiş, davacı takipten sonra alacağı temlik aldığından ve bu nedenle takibi başlatmakta kötüniyetli olmadığından, davanın reddine, şartları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine\" karar verilmiştir. <br>Karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, dava dışı ... Bankası A.Ş. ... Şubesinin alacaklısı olduğu ve davalının da borçlu sıfatı ile yer aldığı Antalya 2.İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı takip dosyasının temlik alacaklısı olduğunu, davalı-borçlunun borca itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, zira itiraza konu borcun, dava dışı ... Bankası ... Şubesi ile ... Tic.Ltd.Şti. arasında imzalanan Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesine, davalı-borçlu ...'in murisi babası ...'ün de müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imza koyması ve ölümü ile de mirasçısı olmasından kaynaklı olduğunu, müvekkilinin dosyanın temlik alacaklısı olduğunu, mirasçının mirası reddetmediği sürece murisin hem alacaklarına ve hem de borçlarına da mirasçı olduğunu, davalı-borçlunun haksız ve kötü niyetli olarak borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiğinden hükmolunan meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini, ilk derece mahkemesince bilirkişi raporuna göre takibe konu kredi borcunun muris kefil ...'ün ölümünden sonra kullandırılan krediden kaynaklandığı anlaşılmaktadır gerekçesi ile davanın reddine karar verildiğini ancak ilk derece mahkemesince verilen bu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi tarafından her ne kadar  müteveffa ...'ün 13.12.2006 tarihindeki vefatından sonra 09.04.2009 tarihinde kredinin açıldığı bildirilmiş ise de bunun fiilen mümkün olacağının düşünülemeyeceğini, söz konusu kredi GKS ile kullandırılmış olup bu sözleşmede müteveffa ...'ün de kefaletinin söz konusu olduğunu, kredi sözleşmesinin adı üstünde cari hesap kredisi olduğunu, cari hesap kredisine imza koyan müteveffa ... ve dolayısıyla mirasçılarının bundan kaynaklanan borçtan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmeden davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi’nin davanın reddine dair vermiş olduğu  kararın  usul  ve  yasaya  uygun olduğunu ancak davanın reddine karar verilmesine rağmen kötüniyet tazminat taleplerinin reddine karar verilmesinin usul, yasa ve hakkaniyete aykırı olduğunu, kararı kötüniyet tazminat talebinin reddi yönünden istinaf ettiklerini, bilirkişi raporunda davaya konu kredinin ...’ün ölüm tarihi olan 13.12.2006 tarihinden sonra 09.04.2009 tarihinde ...numaralı borçlu cari hesap kredisinin açılarak asıl borçluya kullandırıldığı ve  takip konusu yapıldığını, bu haliyle, dava dışı bankanın müvekkilin murisi ...’ün ölümünden üç yıl sonra kullandırmış olduğu kredinin ayrı bir kredi olduğunu, sözleşme ölümle sona erdiği için müvekkilin murisi ...’ün ölümünden sonra  kefalet sözleşmesine dayanılarak banka tarafından kullandırılan kredilerde ...’ün sorumluluğundan ve dolayısıyla mirasçılarının sorumluluğundan söz edilemeyeceğini,  müvekkilinin murisinin ölümünden üç yıl sonra kredi kullandırılması ve ölümle  kefalet sözleşmesinin sona ermesine rağmen müvekkil aleyhine ihtiyati haciz kararı alınıp takip işlemleri yapıldığını, 2009 yılından  bu yana  11 yıldır  müvekkile ait  taşınmazlarda  haciz işlemlerinin devam ettiği  göz önüne alındığında müvekkilinin zarara uğradığını, oysa ki alacağın temlikinde, temlik alan tüm alacağı temlik almış olup hem alacak hem de borçlarından sorumlu olduğunu, dosya kapsamı itibarıyla takibin kötüniyetli yapıldığının açık olduğunu, müvekkile ait taşınmazlarda 11 yıldır ihtiyati haciz kararı gereğince konulmuş hacizler halen devam ettiğinden  haksız  ve kötüniyetle yapılan takip  ve haciz işlemleri  nedeniyle karşı tarafın  % 20  tazminat ödemesine karar verilmesini  talep etmiştir. <br>Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine  karar verilmiştir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına,  takibe konu kredi borcunun, muris kefil ...'ün ölümünden sonra kullandırılan krediden kaynaklandığının, kefilin ölüm tarihinde sorumlu tutulabileceği bir borç olmadığının ve davacı mirasçının da herhangi bir sorumluluğunun olmadığının anlaşılmasına, ( aynı yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2014/2185 Esas - 2014/6210 Karar sayılı ilamı ), davacının alacağı takipten sonra temlik alması nedeniyle takipte kötüniyetli sayılamayacağına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı ve davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı ve davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu  istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,<br>3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu  istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,<br>4-Tarafların istinaf başvurusu nedeniyle yaptıkları yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>5-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>6-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>7-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,  <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince dava değerinin karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL'nin altında kalması nedeniyle kesin olarak karar verildi.12/02/2024<br>\t\t<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d30435f5db9d983b","SID":"42b6d165b78f5849"}}