{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2023/2350 <br>KARAR NO: 2024/40 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 01/04/2021<br>NUMARASI: 2020/573 Esas- 2021/338 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 16/01/2024<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ile; müvekkili şirkete kasko sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın dava dışı ...'nin idaresinde aniden yanmaya başladığını, yangının aracın fabrikasyon imalatında teknik donanıma ait parçalarından olan ekzos sisteminin yüksek ısı arızası sebebiyle motor çevresinde muhtelif plastik veya yanmaya müsait parçalarına sirayet etmesi neticesinde meydana geldiğini, sigortalıya ödediği hasar bedelinin rücuen ödemediğinden hakkında yapmış oldukları icra takibine itiraz üzerine takibin durduğunu, itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep  etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın öncelikle zamanaşımı ve ihbar yükümlülüğüne aykırılık nedeniyle reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davacı vekili, müvekkili sigorta şirketi tarafından hasarın 26/12/2018 tarihinde karşılandığını, akabinde kusuru ile kazaya sebebiyet veren davalı/borçlu aleyhine ödenen bedelin rücu edildiğini, motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı dönme hakları KTK'nin 109.maddesinin 4.fıkrasına göre, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrayacağını, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde de belirtildiği üzere davanın reddi halinde mahkemenin karşı vekalet ücreti olarak maktu vekalet ücretine hükmetmesi gerekirken, nispi vekalet ücretine hükmedilmiş olması hukuka aykırı olduğunu, sigorta hukukunda gündeme gelen rücu hakkı, sigorta şirketinin sigorta poliçesinin tarafı olan yani sigortalının zararını tazmin etmesinden sonra, rücu imkanının doğması halinde kazadaki kusurlu olan karşı taraftan sigortalıya ödediği tazminatı talep edebileceğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. HMK'nin 355'nin maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Somut olayda uyuşmazlık; sigorta şirketi tarafından kasko sigorta teminatı altına alınan dava dışı ...'nin kullandığı ... plakalı ... marka ... tipi 2013 model aracın  kaput bölgesinde aniden yangın çıktığı,  motor dairesinin komple yanmasına sebep olan yangının; aracın fabrikasyon imalatında teknik donanıma ait parçalarından olan egzoz sistemindeki yüksek ısı arızası sebebiyle motor çevresinde bulunan muhtelif plastik imalli veya yanmaya müsait parçalarına sirayet etmesi neticesinde meydana geldiği iddiasıyla, davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminat bedeli ile ilgili olarak,  halefiyet hakkını kullanarak davalıdan rücuan tahsili istemi ile başlattığı takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. 03/07/1944 tarihli ve 5746 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 22/03/1944 tarih ve 37 E. - 9 K. sayılı kararında bu husus \"Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur.\" şeklinde vurgulanmaktadır. 6502 sayılı Kanun'un Kapsam başlıklı 2. maddesine göre; \"Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.\"Anılan Kanun'un 3. maddesinin ilgili bölümü şöyledir: \"...(k) Tüketici: Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, (l) Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi, ... ifade eder.\"  6502 sayılı Kanun'un 73. maddesinin birinci fıkrası uyarınca; \"Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir.\" Yukarıda bir kısım hükümlerine yer verilen 6502 sayılı Kanun'un uygulanabilmesi için; satıcının ticari veya mesleki faaliyeti kapsamında kanunda tanımlanan bir malı sunuyor olması ve alıcının da bu malı yine Kanun'da gösterilen amaçlarla satın alması gerekli ve yeterlidir. Başka bir anlatımla, bir hukuki işlemin 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabulü için, taraflardan birinin satıcı, diğerinin tüketici sıfatını taşıması, alışverişe konu olan malın ise Kanun'un 3. maddesinde yazılı mal kavramı içerisinde yer alması gerekir. Somut olayda davacı sigorta şirketi, halefiyet ilkesi gereğince sigortalısının yerine dava açmış olup dava dışı sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin tespiti, görevli mahkemenin belirlenmesi için zorunludur. Dava dilekçesinde aracın  ... marka ... tipi 2013 model olduğu ifade edilmekle birlikte, ruhsat bilgileri mevcut değildir. Aracın ticari araç olmaması veya sigortalısının/malikinin sermaye şirketi (tacir)  olmaması halinde eldeki davada görevli mahkeme tüketici mahkemesi olacaktır. Özetle davacı, dava dışı sigortalısının halefi sıfatıyla ayıplı maldan kaynaklanan hukuki sorumluluk nedeniyle davalıdan talepte bulunduğuna göre 6502 sayılı Kanun kapsamında dava dışı araç maliki sigortalı ile davalı arasında tüketici ilişkisi bulunup bulunmadığının belirlenmesi, tüketici ilişkisinin bulunması halinde görevsizlik kararıyla dosyanın tüketici mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, anılan hususlarda deliller toplanmayıp değerlendirme yapılmadan yazılı olduğu şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun görülmemiş, davacı vekilinin esasa ilişkin diğer istinaf itirazları bu aşamada incelenmeyerek, kararın kaldırılması gerekmiştir. <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile  yukarıda esas ve karar numarası belirtilen ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/6. maddesi uyarınca kaldırılmasına, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından istinaf başvurusu için yatırılan istinaf karar ve ilam harcının  ilk derece mahkemesince davacıya geri verilmesine, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf kanun yolu başvurusundan ötürü sarf edilen yargılama giderinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda gözetilmesine, 6-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333. maddesinin, 1. fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 353/1-a ve 362/1-g maddeleri uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.16/01/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"09e10dc92b7ae852","SID":"6c996c3d261465b3"}}