{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. GAZİANTEP BAM   11. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>GAZİANTEP<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1552 <br>KARAR NO\t: 2024/247<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br>İNCELENEN KARARIN    <br>MAHKEMESİ\t: GAZİANTEP 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 29/06/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/177 E., 2022/664 K.<br>DAVACI\t: ... <br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>DAVALI\t: ... - (...)\t   <br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit<br>İSTİNAF KARARININ\t<br>KARAR TARİHİ\t: 29/02/2024<br>YAZIM TARİHİ\t: 29/04/2024<br><br>Taraflar arasında görülen davada ......... Karar sayılı dosyasında verilen 29/06/2022 tarihli kararın istinaf incelemesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: <br><br>- K A R A R -<br><br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin hamili olduğu keşidecisi........... TL bedelli çek ile  keşidecisi ........  ............ TL bedelli iki adet çekin müvekkilinde olduğunu, davaya konu çekler ve diğer 7 adet çek hakkında çeklerin iptali için 09/03/2017 tarihinde ........ esas sayılı dosyası ile çek iptali davası açılarak ödemeden men kararı verildiğini, davalının ........ tarihinde çeklerin hamilinin kendisi olduğu yönünde beyan dilekçesi gönderdiğini, müvekkili şirketin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, davalı ile aralarında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, dava konusu çeklerin müvekkili şirketten kimliği belirsiz kişilerce çalındığını belirterek müvekkilinin çekler nedeniyle borçlu olmadığının  tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı, davaya cevap vermemiştir.<br>Mahkemece, \"...davacının imza inkarında bulunmadığı, davalının tacir olmadığı, bu nedenle defter tutma yükümlülüğünün bulunmadığı, davacının ticari defterleri üzerinde yapılacak   incelemenin bir ödeme vasıtası olarak sayılan çekten dolayı borçlu olmadığının tespiti yönünde yeterli olmayacağı, davacının iş bu çeklerden dolayı borçlu olmadığını yazılı, kesin delillerle ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine\" karar verilmiş, davacı tarafın kararı istinaf etmesi üzerine dosya Dairemize gelmiş............ tarihli ilamı ile; \"...TTK’nın 687. maddesinin birinci fıkrası, “Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğer ki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun…” düzenlemesini içermektedir. Bu hükme göre şahsî def’îlerin kural olarak hamile karşı ileri sürülmesi söz konusu değildir. Ancak hamil poliçeyi devralırken bile bile borçlunun zararına hareket ederse, bu durumda şahsî def’îler hamile karşı da ileri sürülebilecektir. Anılan bu düzenleme TTK’nın 818. maddesi göndermesi nedeniyle çekler hakkında da uygulanmaktadır. Buna göre dava konusu somut olayda davacı, davalının dava konusu çekin davalı tarafından bile bile borçlunun zararına hareket etmek suretiyle iktisap ettiğini ispat etmelidir. Bu yöndeki bir iddia, tanık dahil her türlü delille ispat edilebilecektir. (.........) Davacı taraf, davalının dava konusu çeki iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ederek iktisap ettiğini ileri sürmüş ve bu hususta delil olarak ticari defterlere, kolluk kayıtlarına ve  tanık deliline dayanmıştır. Mahkemece davacı tarafça sunulan tüm deliller eksiksiz toplandıktan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken ispat hususunda yanılgıya düşülerek davanın yazılı delile ispatlanması gerektiği, davacının iddiasını yazılı delille ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6 maddesinde, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması hususu davanın esası incelenmeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verilen hallerden sayılmıştır. Bu bakımdan ilk derece mahkemesince davanın esasına yönelik uyuşmazlığın giderilmesi için gerekli olan işlemlerin yapılmamış olması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine\" karar verilmiştir.<br>Mahkemece yapılan yeni yargılama neticesinde; \"...Davacı tarafından açılan davada davalının dava konusu çeki iktisap ederken bile bile davalının zararına hareket ettiğini ispata elverişli ileri sürmüş olduğu delilleri  toplanılmıştır. Davacının tanıkları bilgi ve görgüye tanıklar olmadığından tanıkların beyanlarına itibar edilmemiştir. .......... Soruşturma sayılı dosyasının da dava konusu çeklerle ilgili olmadığı görülmüştür. Davacının ticari defterlerinde yapılan bilirkişi incelemesinde de dava konusu çeklerin davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığının tespit edildiği ayrıca davacının ticari defterlerinin de usulüne uygun tutulmadığının tespit edilmiştir. Bunun sonucunda da HMK 222 uyarınca ticari defter kayıtları davacının aleyhine delil olarak kabul edilmiştir. Açıklanan nedenlerle davalının kötüniyetli ve ağır kusurlu olduğu davacı tarafından ispat edilemediğine kanaat edilmiştir. Neticeten; Tüm dosya kapsamı taraf beyanları, mevcut delil durumu, kaldırma kararında irdelenen hususlar ve denetime elverişli aldırılmış bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının reddine\" karar verilmiştir.<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin yıllardır kendi sektöründe önde gelen saygın ve güvenilir bir firma olduğunu, müvekkili şirketin TTK hükümleri gereği basiretli davrandığını, müvekkili şirketin davaya konu çekleri ibraz etmek isteyen davalı taraf ile hiçbir zaman ticari ilişkisinin olmadığını, davalı tarafa hiçbir borcunun bulunmadığını, yerel mahkemenin kararında bilirkişi raporuna değindiğini, ancak bilirkişi tarafından yevmiye defterinin neden usulüne uygun olarak kapatılmadığını açıklar nitelikte bir sebep sunulmadığını, müvekkili şirketin tutmakla yükümlü olduğu tüm defterlerin usulüne uygun şekilde tuttuğunu, bilirkişi raporunda \"usulüne uygun olarak yaptırılmadığı düşünülmektedir\" şekilde olasılık içeren tespitlerin bulunduğunu, olasılıklar üzerine kurulmuş bir bilirkişi raporuna itibar etmenin taraflarınca mümkün olmadığını, dava konusu çeklerin yasal defterlerde kaydının bulunduğunun sübut bulduğunu, dosyanın bilirkişiye tevdiini talep etmelerinin asıl sebebinin müvekkili şirket ile davalı tarafın hiçbir ticari ilişkisinin bulunmadığının tespitinin yapılması olduğunu, söz konusu bilirkişi raporunda çeklerin yer aldığı ancak ... ile ticari ilişkisinin kaydının var olup olmadığına bakılmadığını, menfi tespit davasında amacın bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yönelik olduğunu, yerel mahkemece böyle bir tespit veya alacak borç ilişkisi doğuracak bir durumun olup olmadığının tespiti yapılmadan hatalı bir şekilde karar verildiğini, ilgili çeklerden dolayı müvekkili şirketin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken tüm bu durumların hiçbiri dikkate alınmadan, ticari defter kayıtları incelenmek ve rapor alınmak üzere bilirkişiye gönderilmesine karar verilmeden hukuka aykırı bir şekilde karar verildiğini belirterek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu çekte meşru ve iyi niyetli hamil olduğunu, ispatlama yükümlülüğünün davacı tarafta olup, davacının çek üzerindeki imzaya itiraz etmediğini belirterek davacının istinaf taleplerinin reddine, davaya konu çeklerin icraya konulmaması yönünde tedbir kararı verilmiş olduğu gözetilerek İİK'nın 72/4 maddesi gereğince davacının %20'den aşağı olmamak üzere tazminat ödemesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>HMK'nın 353.maddesine göre inceleme yapıldığından duruşma açılmamıştır.<br>İstinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi hükmü uyarınca, istinaf edenin sıfatı, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dava,  iki adet çeke dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.<br>Davacı taraf dava konusu çeklerin kimliği belirsiz kişilerce çalındığını, davacı müvekkilinin davalı ile ticari ilişkisinin bulunmadığını beyanla çekler nedeniyle davalıya borçlu bulunmadığının tespiti ile çeklerin icra takibine konu edilmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi tarafından çeklerin icra takibine konu edilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmiş, yargılama sonucunda ise ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.<br>6102 Sayılı  Türk Ticaret Kanunu'nun 788. Maddesinde  emre yazılı veya belirli bir kimse lehine düzenlenen çekin, ciro ve teslim yolu ile devredilebileceği,  yine aynı kanunun  790. Maddesinde cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılacağı düzenlenmiştir.  Yine aynı kanunun 792. Maddesinde; \" Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790 ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür\" düzenlemesi yer almaktadır. Bu kanun hükümlerine göre çek hamili çeki iktisap ederken kötüniyetli ve ağır kusurlu olmadıkça çekin meşru hamili olup çekten kaynaklanan tüm müracaat  haklarını keşideciye, lehdara ve kendisinden önceki cirantalara karşı kullanma hakkına sahiptir. Tüm dosya kapsamında davalının dava konusu çekleri iktisap ederken kötüniyetli veya ağır kusurlu olduğu ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmesi yerinde olup, kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle davacı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>Davalı vekilinin katılma yoluyla istinaf talepleri değerlendirildiğinde ise; davacının dava dilekçesinde çeklerin icra takibine konu edilmemesi yönünden ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu, ilk derece mahkemesince 26/09/2017 tarihli ara karar ile dava konusu çeklerin icra takibine konu edilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verildiği ve kararın infaz edildiği anlaşılmaktadır. İİK'nın 72/4 maddesi gereğince menfi tespit davasının alacaklı lehine sonuçlanması halinde uygulanan tedbirin kendiliğinden ortadan kalkacağı ve alacaklı lehine %20 re'sen tazminata hükmedileceği emredici olarak düzenlendiğinden, eldeki somut olayda da tedbirin infaz edildiği anlaşıldığından, sonucuna göre davanın reddi halinde davacı aleyhine %20 tazminata hükmedilmesi gerekirken tazminat talebi hakkında hüküm kurulmaması yerinde görülmemiştir. Ancak bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddi  ile, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince hükmün kaldırılarak davacının davasının reddine, davalının İİK'nın 72/4 maddesinde düzenlenen ve ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almaktan doğan zararları nedeniyle tazminat talebinin kabulüne dair karar vermek gerekmiştir.<br>SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, <br>A)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan REDDİNE,<br>2-Davacı taraftan Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli ...... TL harçtan peşin alınan ...... TL harç mahsup edilerek bakiye ........ TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>B)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, <br>2-.......... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>3-Davalı vekilince yatırılan istinaf yolu karar harcının istek halinde anılan tarafa İADESİNE,<br>4-Davalı tarafından yapılan ......... TL istinaf başvuru harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>5-HMK'nın 333. maddesi uyarınca artan gider avansının ilgili tarafa geri verilmesine,<br>6-HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>C)HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA,<br>1-Davanın REDDİNE,<br>2-Davalının kötüniyet tazminatı talebinin kabulü ile alacağın %20'si oranındaki ......... TL  kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>3-Alınması gereken ....... TL karar ve ilam harcından peşin alınan ......... TL'nin mahsubu ile artan ........ TL'nin istek halinde yatıran davacıya iadesine,<br>4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince .........  TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,<br>5-İlk derece yargılamasında davacı tarafından yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına,<br>6-HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleşince artan gider avansının ilgili tarafa iadesine,<br>7-HMK'nın 359/4. maddesine göre kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nin 353 ve 362/1-a bendi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verilmiştir. 29/02/2024<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br> e-imzalıdır<br>...<br>Üye<br>...<br>e-imzalıdır <br>...<br>Üye<br>...<br>e-imzalıdır <br>...<br>Katip<br>...<br>e-imzalıdır <br><br>  NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP AYRICA ISLAK İMZA UYGULANMAYACAKTIR. \"5070 Sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur.\"<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7c6529ecb8786279","SID":"c4011148b36b92d9"}}