{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2020/1288 <br>KARAR NO\t\t: 2024/358<br>KARAR TARİHİ\t: 13/02/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 05/03/2020<br>NUMARASI\t\t: 2018/576 Esas 2020/214 Karar<br>DAVA\t\t: Alacak<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 13/02/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 13/02/2024<br><br>\t    Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin ... ili, ... ilçesi, ...-...-...-...-....-.... ve .... Mahallesi içme suyu inşaatı ihalesini aldığını, müvekkil şirket ile inşaat işleri için nakliye hususunda aylık 6.500,00 TL bedelle anlaştıklarını, müvekkiline ait ..., ..., ..., ... ve ... plaka sayılı kamyonlarla kum çakıl gibi malzemelerin şirketin şantiyelerine taşındığını ancak alacaklarını alamadığını, kendileri gibi bazı başka şirketlerin de davalıdan alacaklarını alamaması nedeniyle davalı şirketi protesto etmek için üç köyün suyunu kestiklerini, bu durumun ... gazetesinde 21/06/2017 tarihinde haber dahi yapıldığını, davalı şirket tarafından müvekkilinin ... Bankası'ndaki hesabına 23/06/2017 tarihinde 10.000 TL ödeme yapıldığını bunun dışında müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkilinin de Nisan 2017 de sözleşemeyi haklı olarak feshettiğini tüm bu nedenlerle taraflar arasında mevcut sözlü sözleşmeden doğan toplam 61.000,00 TL alacağın doğduğu tarihten itibaren işleyecek en yüksek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacının müvekkili ile aralarında müvekkili ile İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı arasında imzalanan 10.03.2016 tarihli İçme Suyu Projesine ilişkin olarak nakliye işinde sözlü olarak anlaşıldığının iddia edildiği, davacı yanın iddialarındaki tek doğru şeyin işbu sözleşmenin mevcudiyeti olduğu, davacı yanın ... İli ... İlçesi, ... ..., ..., ... ..., ..., ... ve ... Mahallesi İçme Suyu İnşaatı Projesi'ne ilişkin olarak müvekkiliile İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı arasında sözleşme imzalandığı, buna mukabil olarak müvekkilinin dava dışı....A.Ş. 1)1.01.2017 tarihinde fesih sonrası ... Şti. ile taşeronluk sözleşmesi akdedildiği, davacının iddia ettiği nakliye işine ilişkin müvekkili ile aralarına sözlü yada yazılı bir nakliye sözleşmesinin olmadığı gibi taşeron sözleşmeleri gereği iddia olunan işin yapılmasından sorumlu olan şirketlerin dava dışı ... A.Ş. ve ... Şti. olduğu bu sebeple her ne kadar müvekkilinin idare ile anılan proje kapsamında imzalansa da bahsi geçen sözleşmenin hilen yerine getirilmesi hususunda taşeron şirketlerin sözleşmeden doğan yükümlülükleri olduğundan davalının taraflarına husumet yöneltmesinin mümkün olmadığı, davacı iddia ettiği işleri yapmış olduğunu, ispatlasa bile yapılan işler için müvekkili ile anlaşmasının mümkün olmadığı, zira taşeron şirketlerin yapması gereken ve onların mali sorumluluğunda olan bir iş için müvekkilinin ayrıca bir nakliye şirketi ile anlaşmasının maddi olarak zararına olacağı ve bunun da hayatın olağan akışına aykırı olacağı, ancak davacının büyük bir şirket olan müvekkili şirketten daha kolay tahsil edeceğini düşünerek taraflarına husumet yönelttiği, bu sebeple davacının mevcut iddiaları müvekkili şirkete değil diğer taşeron şirketlere yöneltmek durumunda olduğundan davanın müvekkili açısından husumet yokluğundan reddinin gerektiği, Müvekkilinin her ne kadar davacı ile bir sözleşmesi olmasa da taşeron firmanın talebi ile taşeron şirketin müvekkili alacağından mahsup edilmek üzere davacıya tek seferlik ödeme yaptığı, davacı yanın bunu delil olarak dosya sunmuş olsa da yapılan ödemeye karşılık müvekkili adına kesilmiş herhangi bir fatura ibraz etmediği, zira davacının müvekkili şirket adına herhangi bir fatura tanzim etmediği sebebinin ise yapılan ödemenin taşeron firma adına yapılmış olmasından fatura düzenlenmesinin  mümkün olmadığı, her ne kadar sözleşme serbestisi var ise de yazılı sözleşmenin ayrıca bir ispat aracı görevi gördüğü, davacı yanın sözlü sözleşmenin mevcudiyetine dair sunmuş olduğu delillerin ticari bir sözleşmenin mevcudiyetini kanıtlar nitelikle olmadığı, davacı yanın iddiasını ispatla mükellef olduğu, Dava dosyasına delil olarak sundukları sevk irsaliyelerindeki imzaların müvekkili şirketin çalışanlarına ait olup olmadığının araştırılması halinde nakliye işinin müvekkili adına değil taşeron şirketler adına yapmış olduğunun ortaya çıkacağı, yine yapılan ödemeye ilişkin ise bir fatura sunulmadığı, İzah edilen nedenlerle yetkisiz yerde açılmış olan dava hakkında yetkisizlik kararı verilmesini, haksız ve hukuksal dayanakları yoksun bir şekilde ikame edilen davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve karşı vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine  karar verilmesini savunmuştur.<br>MAHKEMECE:  \"...Dava alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasıdır.<br>Dosya kapsamından ve taraf beyanlarından sabit olduğu üzere davalı taraf ile dava dışı ... arasında ihale  neticesi olmak üzere İzmir İli Torbalı İlçesinin bir kısım köylerinde yapılacak içme suyu işi nedeniyle 10/03/2016 tarihli sözleşme imzalanmıştır. Davacı tarafça söz konusu bu sözleşme nedeniyle kendisine ait kamyonlar ile hafriyat taşıma işi ile ilgili davalı taraf ile anlaşıldığı ve bu kapsamda dava dışı ... A.Ş. İsimli iş yerinden alınan ürünlerin davalı tarafın şantiye sahalarına taşındığı ancak 10.000,00 Tl haricinde her hangi bir ödeme alınmadığını belirtmesine karşılık davalı tarafça davalı ile her hangi bir şekilde anlaşma yapılmadığı, söz konusu ödemenin dava dışı taşeron şirketin davalıdan olan alacağı sebebiyle ve yine taşeronun talebi ile davalı tarafa yapıldığını belirtmesi karşısında taraflar arası sözleşmesel ilişki davalı tarafça inkar edilmektedir. Bu kapsamda dosyaya kazandırılan bilgi ve belge, bilirkişi raporu ve dava dışı şirketin defterlerinin incelenmesi yönünde sunulan bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesi neticesinde her ne kadar davalı ile dava dışı ... A.Ş. Arasındaki ticari ilişkinin varlığı sabit ise de taraflar arası sözleşmesel ilişkinin varlığı dava konusu edilen miktarın değeri ve davalı tarafın tanık dinletmeye muvafakatinin olmaması nedeniyle ve söz konusu kısmi ödemenin varlığı da bu ilişkinin mevcut olduğunun ispatına tek başına yetemeyeceği kanaatine varıldığından taraflar arası ticari ilişkinin varlığının dosya kapsamı ile mevcut olmadığı değerlendirilmiştir. Bu kapsamda davacı tarafından da yemin deliline dayanılmamış olduğundan açılı davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.'' gerekçesi ile; <br>HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; <br>1- Davanın REDDİNE,'' şeklinde karar verilmiştir. <br>Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin  muvafakati olmaması sebebiyle ilk derece mahkemesi tarafından tanık dinlenmemesi yönünde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, karara esas tutulan bilirkişi raporunda yeterli inceleme yapılmadan hüküm kurulduğunu, davalı şirketin birçok iş ilişkisinde borcunu yerine getirmediği gibi bu durumun da gazetelere yansıdığını, deliller arasında bulunan 21/06/2017 tarihli ... Gazetesi'ndeki haberde davalı şirketin borçlarını ödememesi sonucu nakliye şirketlerinin protesto amacıyla üç köyün sularını kestiğinin belirtildiğinden bahisle İzmir 3. Asliye  Ticaret  Mahkemesi 'nin 2018/576  E. ve 2020 /214 K. Sayılı 05.03.2020  tarihli ilamında verilen kararın istinaf gerekçesinde bahsetmiş oldukları nedenlerle kaldırılarak, istinaf gerekçeleri doğrultusunda yeniden hüküm kurulmasına ve hüküm kesinleşinceye kadar İstanbul 22. İcra Dairesinin 2020/9986 esas sayılı dosyası ile başlatılan icranın geri bırakılmasına karar verilerek yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava:  alacak istemine ilişkindir.<br>HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. <br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; taraflar arasında bir sözleşme olduğunun davacı tarafça ispatlanamamış olmasına, davacı defterlerinde de davalıdan alacaklı olduğuna dair bir kayıt bulunmamasına, sunulan irsaliyelerde teslim alan imzasının bulunmamasına göre davacı  vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.  <br><br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 05/03/2020 tarih ve 2018/576 Esas 2020/214 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 373,20 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,  <br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, <br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 13/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7373ae1bffbddeca","SID":"bdba87abc090e90b"}}