{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2020/1320 <br>KARAR NO\t\t: 2024/344<br>KARAR TARİHİ\t: 13/02/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 20/12/2019<br>NUMARASI\t\t: 2019/102 Esas  2019/826 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İstirdat <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 13/02/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 14/02/2024<br><br>Davacı vekili ile davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... ile davalı ... Kooperatifi arasında hukuki ve ticari hiçbir ilişki olmamasına rağmen davalı kooperatif tarafından müvekkili aleyhine Aliağa İcra Müdürlüğü'nün 2009/514 Esas (yenileme sonrası 2017/1338 E.) sayılı dosyası ile 30/12/2008 tarih 8.640,00-TL tutarlı fatura nedeniyle  icra takibine girişildiğini, söz konusu icra takibine yasal itiraz süresi içerisinde itiraz edilmediğinden haksız başlatılan icra takibinin kesinleştiğini, müvekkilinin icra takibinden bir taşınmazını satmak için girişime girdiği sırada üzerinde haciz bulunduğunu öğrenmesiyle haberdar olduğunu, davalı kooperatif her ne kadar icra takibine dayanak olarak 30/12/2008 tarih 8.640,00-TL tutarlı faturayı göndermiş olsa da, öncelikle taraflar arasında yazılı ya da sözlü hiçbir satış sözleşmesinin bulunmadığını, ayrıca söz konusu fatura içeriğinde gösterilen \"Muhtelif Balık\" ın da müvekkiline teslim edilmediğini, taraflar arasında kurulan bir satış sözleşmesinin olduğunun, bu sözleşmeye istinaden düzenlenen faturanın müvekkiline tebliğ edildiğinin ve fatura içeriğinde yer alan malların müvekkiline teslim edildiğinin ispat yükünün davalı kooperatif üzerinde olduğunu, kendisine karşı haksız olarak başlatılan icra takibi kesinleştiği için icra tehdidi altında bulunan müvekkilinin icra takip dosyasında esasen borçlu olmamasına rağmen 03/12/2018 tarihinde ayrı ayrı 19.000,00-TL ve 358,03-TL ödeme yaptığını, borçlu olmadığı bir parayı icra tehdidi altında bulunması sebebiyle ödemek zorunda kalan müvekkiline ödemiş olduğu toplam 19.358,03-TL'nin iadesi için arabuluculuk süreci işletildiğini, ancak anlaşma sağlanamadığını, açıklanan nedenlerle; davanın kabulü ile müvekkilinin ödemiş olduğu toplam 19.359,03-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte istirdadına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı tarafın hem 30.12.2008 gün ve 51627 sayılı faturaya hem de Aliağa İcra Müdürlüğü'nün 2009/514 sayılı takip dosyasına süresinde itiraz etmediğini, fatura ve icra takibine itiraz edilmemiş olması ve hak düşürücü süre içerisinde dava açılmamış olması nedeniyle zaman aşımı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının, mülkiyeti kendisine ait olan ve eşi ... tarafından işletilen Aliağa Liman Başkanlığı bağlamasında kayıtlı ...  isimli gezi tenezzül teknesi ile 2008 yılı yaz sezonunda Dikili'de turistik faaliyette bulunduğunu, bu tekne ile, müvekkili tarafından işletilen ...ndan çıkış yaparak müşterilerine tekne turu yaptırdığını, bu turlar sırasında sezon boyunca müşterilerine ikram etmek ve sezon sonunda bedelini ödenmek üzere müvekkilinden balık satın aldığını, davacı tarafından satın alınan balık bedellerinin ödenmemesi üzerine de davacı adına fatura tanzim edildiğini ve sonrasında icra takibine girişildiğini, davacı üzerine kayıtlı ...  isimli teknenin, ...nda 2008 yılı yaz sezonunda barınaktaki diğer teknelere zarar verdiğini, açıklanan nedenlerle; haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın öncelikle zaman aşımı yönünden reddine, Mahkeme aksi kanaatte olacak olursa davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece \"...Dava, icra tehdidi altında borçlu olunmamasına rağmen ödenen paranın istirdadına ilişkindir.<br>Harçlandırılan dava değeri: 19.358,03-TL'dir.<br>Taraflar arasında satım ilişkisi kurulup kurulmadığı hususu da dahil olmak üzere, davalının icra takibine koymuş olduğu alacağın varlığı ve miktarı ile davacının haciz tehdidi altında ödediğini iddia ettiği bedelin iadesini isteyip isteyemeyeceği, zamanaşımının dolup dolmadığı konusunda uyuşmazlık bulunduğu tespit edilmiştir.<br>Aliağa İcra Müdürlüğü'nün 2017/1338 sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; alacaklının davalı, borçlunun davacı olduğu, 8.640,00-TL asıl alacak, 198,13-TL işlemiş faiz alacağı için takip başlatıldığı, takip  dayanağının 30/12/2008 tarihli 8.640,00-TL bedelli fatura olarak gösterildiği, alacaklı vekilinin 03/12/2018 tarihinde İcra Müdürlüğü'ne vermiş olduğu dilekçe ile icra dosyasının haricen tahsil edildiği ve dosyanın kapatılmasına karar verilmesinin istendiği görülmüştür.<br>Taraf defterleri üzerinde inceleme yapılması kararlaştırılmış, inceleme günü taraflara tebliğ edilmiş, davacı vekilince 30/09/2019 tarihli dilekçe sunulmuş, ticari defterlerin 5 yıl saklama yükümlülüğü sona ermesi nedeniyle imha edildiğinden sunulmadığı bildirilmiştir.<br>Dosya içerisine alınan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; ispat yükünün davacı tarafta olması karşısında, davacı vekilinin ödememesi gereken bir bedeli ödediğinden bahisle istirdadını istediği, ancak iddiasını ispatlayıcı herhangi bir delil sunulmadığından, ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.\" gerekçesi ile; \"Davanın Reddine\" karar verilmiştir. <br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme kararının karar ve usule aykırı olduğunu, davalı tarafından davacı aleyhine Aliağa İcra Müdürlüğü'nün 2019/514 Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davacının tebligattan haberdar olmadığı için icra takibinin kesinleştiğini, adına kayıtlı taşınmazının satışının sırasında da borcu ödemek zorunda kaldığını, işbu davadaki ispat külfetinin davalıda olduğunu, icra takibinde salt itiraz süresinin geçirilmiş olması ve takibin kesinleşmiş olmasının alacaklının alacağının varlığını kesinleştirmeyeceğini ve ispat yükünü tersine çevirmeyeceğini, takibin kesinleşmesinin maddi hukuk açısından değil takip hukuku açısından sonuç doğuracağını, red kararında ticari defter ve kayıtların sunulmadığı ve bu şekilde ispat külfetinin yerine getirilmediği gerekçesine yer verildiğini, ancak tarafların ticari defter ve belgelere delil olarak dayanmadığını, bu nedenle yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunundan bahisle ilk derece mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin yargılaması sonunda davanın reddedildiğini, ancak taraflarına vekalet ücretine hükmedilmediğini, yerel mahkeme kararının bu yönüyle usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle ilk derece mahkemesi kararının lehlerine vekalet ücretine hükmedilerek onanmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava; icra takip dosyasına yapılan ödeme nedeni ile İİK 72/7 maddesi uyarınca açılmış  istirdat  davasıdır. <br>HMK'nun 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. <br>Davacı vekili; davalı tarafından, Aliağa İcra Müdürlüğü'nün 2009/514 Esas (2017/1338 esas yeni) sayılı dosyasıyla 30/12/2008 tarih ve 8.640,00 TL tutarlı faturaya istinaden davacı hakkında ilamsız icra takibinin başlatıldığı, davacının icra takibinden haberdar olmaması nedeni ile icra takibine yasal itiraz süresi içerisinde itiraz edilmediğinden haksız olarak başlatılan icra takibinin kesinleştiğini, taraflar arasında icra takibine konu faturaya dayanak herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığı,  davacı tarafça icra tehdidi nedeniyle icra takip tutarının 03/12/2018 tarihinde 19.000,00 TL ve 358,03 TL olarak ödendiğinden bahisle icra tehdidi altında ödenen 19.358,03 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili; davalı tarafından, 2008 yılı yaz sezonunda Dikili'de tekneyle turistik faaliyette bulunan davacıya sezon boyunca müşterilerine ikram etmek ve sezon sonunda bedelini ödemek üzere balık sattığını, bu nedenle takip ve davaya konusu faturanın düzenlendiğini, ancak davacı tarafça ödenmemesi nedeniyle takibe konu edildiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine karar verilmiştir. <br>İşbu karar her iki taraf vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>Aliağa İcra Müdürlüğü'nün 2017/1338 sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden; davalı alacaklı tarafından, davacı borçlu aleyhinde 30/01/2009 tarihinde, 30/12/2008 tarih ve KDV dahil 8.640,00 TL'lik faturaya istinaden, 8.640,00 TL asıl alacak, 198,13-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam  8.838,13 TL üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı, alacaklı vekilinin 03/12/2018 tarihinde İcra Müdürlüğü'ne vermiş olduğu dilekçe ile icra dosyasının haricen tahsil edildiği ve dosyanın kapatılmasına karar verilmesini talep ettği görülmüştür.<br>Takibe dayanak faturanın incelenmesinden, davalı kooperatif tarafından davacı adına düzenlenmiş 30/12/2008 tarih  ve KDV dahil 8.640,00 TL bedelli fatura olup fatura içeriğinde malın cinsi olarak \"muhtelif balık\" ibaresinin yazılı olduğu, fatura içeriği malların davalıya teslim edildiğine dair herhangi bir imzanın bulunmadığı, ayrıca fatura içeriğinde sevk irsaliye numarasının da belirtilmediği gibi davalı tarafça da icra takip dosyasına sunulan fatura ekinde malların davacıya teslimine dair irsaliye bulunmadığı görülmüştür. <br>Menfi tespit ve istirdat davası İİK 72.maddesinde düzenlenmiş olup, İİK 72/7.maddesine göre, \"Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir.\"  <br>Davaya konu somut olayda dava dilekçesi ekindeki dekontların incelenmesinden, dava dışı ... Şti'nin ... Bankası A.Ş hesabından, alıcı olarak davalı alacaklının icra takip dosyasındaki Avukatı Av. ... hesabına \"Aliağa İcra Müdürlüğü'nün 2017/1338 esas sayılı dosyası ...\" açıklamasıyla toplam 19.003,50 TL havale edildiği ve yine dava dışı ... Ltd Şti'nin ... Bankası A.Ş hesabından 03/12/2018 tarihinde davalı alacaklının icra takip dosyasındaki avukatı Av. ...hesabına 361,53 TL havale edildiği görülmüştür. İcra takip dosyasına davalı alacaklı vekili tarafından sunulan 03/12/2018 tarihli dilekçede de, icra dosyasına ilişkin tutarın haricen tahsil edildiği, bu nedenle icra takip dosyasının kapatılmasının talep edildiği görülmüştür. İşbu davanın 18/03/2019 tarihinde açılmış olduğu dikkate alındığında davanın İİK 72/7.maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmış olduğu anlaşılmıştır.<br>Dava konusu somut olayda, davalı kooperatif tarafından davacı adına düzenlenen 30/12/2008 tarihli ve KDV dahil 8.640,00 TL bedelli bir adet fatura dayanak gösterilmek suretiyle davacı hakkında ilamsız icra takibinin başlatıldığı görülmüştür. Bu nedenle dava konusu somut olayda takip tarihi itibariyle takibe konu faturadan dolayı davalı alacaklının, davacı borçludan takip tutarı kadar alacaklı olduğu yönündeki iddianın davalı alacaklı tarafından ispatlanması gerekmektedir. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesince işbu davada ispat külfeti davalı alacaklıda bulunmasına rağmen, ispat külfetinin davacı borçluda olduğu kabul edilerek  ters çevrilmek suretiyle, davacı borçlu tarafından ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. <br>Aliağa Ticaret sicil Müdürlüğü'nden gelen 30/07/2019 tarihli cevabi yazının incelenmesinden, davacı ...'ın Ticaret Sicil Müdürlüğünün 2168 numarasıyla 20/07/2005  tarihinde ... (... Tur Teknesi) olarak kayıtlı olduğu ve daha sonrasında 10/06/2019 tarihinde ticaret sicilden re'sen terkin edildiği, bu haliyle davaya konusu faturanın düzenlendiği tarihi olan  30/12/2008 tarihi  ve dava tarihi olan 18.03.2019 tarihi itibarıyla davacının ticaret sicil kaydının bulunması nedeniyle tacir olduğunun kabulü gerekmiştir.<br>HMK'nın \"Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması\" başlıklı 222/1.maddesine göre \"Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.\" <br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 30/09/2019 tarihli dilekçeyle ticari defterlerin 5 yıllık saklama yükümlüğü sona erdiğinden imha edildiği, ayrıca davacı tarafça ticari defter ve kayıtların incelenmesi yönünde bir talebin bulunmadığı bildirilmiştir.<br>HMK 222. maddesi kapsamında Dairemizce davaya konu faturanın davacı tarafça vergi dairesine bildiriminin yapılıp yapılmadığının tespiti açısından davacıya ait 2008-2009 yılına ilişkin form BA'ların gönderilmesi için Aliağa Vergi Dairesi'ne yazılan yazıya verilen 08/02/2024 tarihli cevabi yazıda, davacının 2008-2009 yıllarında işletme usulüne göre defter tuttuğu tespit edilmiş olup; ilgili dönemler için FORM BA-BS bildirimi verme yükümlülüğü bulunmadığının bildirilmiştir. <br>Yine İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ticari defter ve kayıtların incelenmesi açısından oluşturulan 02/09/2019 tarihli ara kararı kapsamında ticari defter ve kayıtları ibraz etmesi için davalı vekiline 08/09/2019 tarihinde ara kararının tebliğ edildiği ancak davalı tarafça ticari defter ve kayıtların incelenmesi için mahkemeye ibraz edilmediği, bu şekilde mahkemenin 02/09/2019 tarihli ara kararı kapsamında ibrazından kaçınıldığı görülmüştür. Bu durumda ispat külfeti üzerinde olan davalı tarafça takip ve davaya konu olup davacı tarafça davalı adına düzenlenen fatura muhteviyatı ürünlerin davacıya teslim edildiği yönündeki iddianın davalı tarafça yazılı delillerle ispatlanamadığının kabulü gerekmiş olup davalı tarafça HMK 119/f maddesi gereğince açıkça yemin deliline de dayanılmamış olduğundan davalının takibe konu faturadan dolayı takip tarihi itibariyle davacıdan alacaklı olduğu hususunu ispatlayamadığı sonucuna varılmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.  <br>HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına gerek duyulmadığı takdirde düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verileceği öngörülmüştür.<br> Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında davacı vekilinin istinaf istemlerinin kabulü ile ilk derece mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararının kaldırılarak  davanın  kabulüne  dair HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince  aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>Her ne kadar davalı vekili tarafından ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olmasına rağmen davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş ise de, HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararı kaldırılarak davanın kabulüne dair karar verilmiş olduğundan davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. <br>HÜKÜM : gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>A)-1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, <br>2-Alınması gereken 427,60 TL maktu karar harcından  önceden alınan 54,40 TL harcın mahsubu ile 373,20 TL harcın talebi halinde davalıya iadesine, <br>3-Davalıdan alınan 148,60 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davalı üzerinde bırakılmasına, <br>4-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>B)-1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile,  Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/12/2019 tarih, 2019/102 Esas ve 2019/826 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1)-b-2 maddesi gereğince  KALDIRILMASINA,  <br>2-Davacıdan peşin alınan 54,40 TL istinaf karar harcının, talebi halinde davacıya iadesine,<br>3-Davacı tarafın yapmış olduğu 148,60 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>4-Davacı tarafından yapılan 29,00 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına,<br>6-Kullanılmayan istinaf gider avansının istek halinde ilgilisine iadesine,<br>KALDIRILAN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;<br>C-1-Davanın KABULÜ ile, 19.358,03 TL'nin ödeme tarihi olan 03/12/2018 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, <br>2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 1.322,34 TL karar ve ilam harcından dava açılırken alınan 330,59 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 991,75‬ TL'nin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>3-Davacı tarafça yapılan toplam 201,85 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>4-Davacı yargılamada kendisini vekille temsil ettiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>5-Yatırılan gider avansının varsa kullanılmayan kısmının, 6100 Sayılı Kanunun 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>D-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. 13/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b870f932fcb44130","SID":"840e709cca6718ed"}}