{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. GAZİANTEP BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/365 - 2024/94<br>                        T. C.<br>                GAZİANTEP <br> BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>              3.Hukuk Dairesi <br><br>DOSYA NO\t: 2023/365 <br>KARAR NO\t: 2024/94<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İSTİNAF  KARARI<br><br>BAŞKAN\t\t: .......                           <br>ÜYE\t\t: .......<br>ÜYE\t\t: ......<br>KATİP\t\t: .......<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: GAZİANTEP 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19/04/2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/112E.,  2021/237K.<br>DAVACILAR\t: 1-.......<br>VEKİLİ\t: Av.......<br>DAVALILAR\t: 1 -.....<br>VEKİLİ\t: Av.....<br>\t: 2 -....<br>VEKİLİ\t: Av.....<br>\t: 3 -.....<br>VEKİLLERİ\t: Av. .......<br>\t: 4 -....<br>VEKİLİ\t: Av......<br>\t  5 -....<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>İSTİNAF KARARININ<br>TARİHİ\t: 30/01/2024<br>YAZIM TARİHİ\t : 30/01/2024<br>                     <br> Davacılar vekili, davalı...... tarafından süresinde verilen dilekçeler ile yukarıda tarih ve sayısı gösterilen mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılması talep edildiğinden, istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin  hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda, gereği düşünüldü;<br>I. YARGILAMA SÜRECİ<br>A.Dava<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 15/04/2019 tarihinde ...... idaresindeki ....... plakalı araç ve ...... plakalı aracın kusurlu olarak müvekkiline çarpması sonucu kaza geçirdiğini, kazanın oluşumunda ....... plakalı araç sürücülerinin kusurlu olduğunun tutanağa işlendiğini, müvekkili ..... trafik kazasından dolayı geçici ve kalıcı iş gücü kaybı söz konusu olduğunu, maddi tazminat yönünden ...... TL sürekli iş göremezlik için .... TL toplamda ..... TL  maddi tazminatın kusur oranına göre davalı sigorta şirketine başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketlerinden alınarak davacıya ödenmesine, manevi tazminat yönünden ise, ........ TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte kusurları oranın da davalı ...... plakalı araç sürücüsü ...... ve diğer davalılar ....... plakalı araç sürücüsü ......... müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara ödenmesine  karar verilmesini talep etmiştir. <br>B.Cevap<br> Davalı ...... vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan ...... plakalı araç müvekkil şirket nezdinde ....... tarihlerini kapsayan zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğu poliçe teminatı ve sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranı ile sınırlı olduğunu, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir. <br>C.İlk Derece Mahkemesi Kararı<br>Mahkemece yapılan yargılama sonunda; maddi tazminat talepleri bakımından davanın feragat nedeniyle reddine, manevi tazminat talepleri bakımından ise kısmen kabulü ile manevi tazminat olan ...... TL'nin davalılar......  müştereken ve müteselsilen alınarak davacılardan......  verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir. <br>\t\t\t\t  \t\t<br>II. İSTİNAF<br>A.İstinaf Yoluna Başvuranlar<br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili, davalı ...... süresi içerisinde istinaf yoluna başvurmuştur. <br>B.İstinaf Sebepleri<br>1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, müvekkilleri lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğunu, talep edilen manevi tazminata kaza tarihinden itibaren işleyecek şekilde yasal faiz uygulanmasına karar verilmesi gerektiğini, her bir müvekkil için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, bu nedenle mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>2. Davalı ....... vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, meydana gelen kazada kusurunun olmadığını, davacı ....... kaza sırasında koruyucu ekipman takmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, yaralının geçmişe yönelik rahatsızlığını bulunduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğunu, bu nedenle mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>3. Davalı ......  istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, meydana gelen kazada kusurunun bulunmadığını, hükmedilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğunu, bu nedenle mahkemece verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br><br>III. DEĞERLENDİRME VE SONUÇ<br>1. Dava, trafik kazası sonucu maruz kalınan bedensel zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. <br><br>2. Davacılar  ....... uyruklu olup mahkemece  teminat muafiyetinin bulunup bulunmadığı hususunda, hükme dayanak oluşturacak nitelikte bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır.<br>   5718 sayılı MÖHUK madde 48/1'e göre; “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır”. MÖHUK’ta teminat gösterme yükümlülüğü konusunda “yabancılık” ölçütü esas alınmıştır. Buna karşın davalının veya kendisine karşı takibe girişilen karşı tarafın vatandaşlığı, bu madde   kapsamında da bir öneme sahip değildir. Bu maddeye göre hakim tarafından verilen kesin süre içinde teminat gösterilmezse dava, dava şartı eksikliğinden HMK'nun 114/1-ğ maddesi uyarınca reddedilir. <br><br>3. MÖHUK madde 48/2’de ise; “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar” hükmü yer almaktadır.<br><br>4. Buna göre Türk hakimi, yabancı davacının, davaya katılanın veya icra takibinde bulunanın vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise, bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir.<br><br> 5. 1954 tarihli  Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesinin 17. maddesinde; âkit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan akit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlenmiştir.<br>6. Suriye, Türkiye'nin taraf olduğu Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi'ne taraf değildir. Buna karşın, Suriye ile Ülkemiz arasında 09/04/2009 tarihinde  “Türkiye Cumhuriyeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Arasında Hukuki ve Ticari Konularda Adli Yardımlaşma Anlaşması\" imzalanmış, ancak anlaşmanın yürürlüğe giriş tarihinin tespitine yönelik Bakanlar Kurulu Kararnamesi çıkartılması için başlatılan süreç akim kalmıştır.<br><br>7. Bundan ayrı, Suriye'de yaşanan olumsuz gelişmeler ve asayiş durumundaki zaafiyet nedeniyle bu ülkedeki Büyükelçilik ve Başkonsolosluğumuzun faaliyetleri geçici olarak askıya alınıp,  Suriye makamları nezdinde adli ve hukuki yazışmalar ile adli yardımlaşmayla ilgili sorunlar halen devam etmektedir (Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünün 03/08/2022 tarih ve 1751/96790 sayılı yazıları). <br><br>8. Açıklanan nedenlerle teminat yatırılması için davacı tarafa  kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması halinde istemin usulden reddine, yatırılması halinde ise, dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken doğrudan işin esasına girilmesi yerinde görülmemiştir.<br><br>9. Kabule göre ise; Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesine göre; \" Hakim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.\" Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesine göre ise; \"Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hakim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir.\"<br><br>10. Manevi tazminat isteyebilmek için, hukuka aykırı bir şekilde bedensel zarara ya da ölüme neden olunmalı, zarar ile eylem arasında nedensellik bağı kurulabilmeli, zarar verenin az çok kusuru ya da kusuru olmasa bile sorumluluğa ilişkin koşullar oluşmalı ve zarar görende olay nedeniyle ruhsal sarsıntı meydana gelmiş olmalıdır. Manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinin kendisine verdiği takdir hakkını hukuka ve hakkaniyete göre kullanıp, ona etkili olan nedenleri objektif bir şekilde değerlendirmeli ve hak sahibine vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Aslolanın insan yaşamı olduğu gözetilerek, bu yaşamın yitirilmesinin yakınlarında açtığı zararın telafi edilmesinin olanaksızlığı nedeniyle yakınlarında oluşan derin ızdırabı  bir nebze olsun dindiren miktarda olmalı, elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan miktar kadar ve eski kalıplardan çıkılarak zarar vereni de dikkat ve özen göstermek konusunda etkileyecek miktarda caydırıcı olmalıdır. (HGK 2004/13-291E.-370K)  Bundan ayrı manevi tazminatın, maddi tazminatın olmadığı ya da yetersiz kaldığı hallerde tamamlayıcı denkleştirici yönüyle  bir sosyal ihtiyacı karşılama işlevi de göz önüne alınmalıdır. ( Manevi Tazminata Ölçü Arayışı , Serozan, agm.,sf.86)<br><br>11. Somut olayda; kaza nedeniyle davacı yaralanmış olup sürekli maluliyeti oluşmuştur. Kazanın meydana geliş şekli, davacıda meydana gelen ızdırap ve yukarıda açıklanan ilkeler gözetildiğinde davacılar için takdir edilen manevi tazminat tutarının yetersiz olduğu anlaşılmış olup, manevi tazminat talebinin tam kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen kabul kararı verilmesi yerinde görülmemiştir. <br><br>12. Davacı tarafın dava dilekçesinde manevi tazminat talebi açısından faiz talep etmemiş olduğu anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince hükmedilen bedele faiz yürütülmemiş olmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.<br><br>13. Davalı vekilince müterafik kusur indirimi yapılmamasının yerinde olmadığı  belirtilerek istinaf itirazında bulunulmuştur. Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılması da gerekebilir. <br><br>14. Somut olayda; her ne kadar davacı tarafın koruyucu ekipman kullanıp kullanmadığına ilişkin herhangi bir tespit yapılmamış ise de, davacının yaralanmasının niteliği nazara alındığında koruyucu ekipman kullanmadığı ve zararın meydana gelmesinde/artmasında kusuru bulunduğu anlaşılmakla müterafik kusur hususunun değerlendirilmemiş olması doğru olmamıştır.<br><br>15. HMK’nın “İhtiyari dava arkadaşlığı” başlıklı 57. maddesinde; birden çok kişinin kanunda sayılan hallerde birlikte dava açabilecekleri gibi aleyhlerine de birlikte dava açılabileceği düzenlenmiş, ihtiyari dava arkadaşlarının davadaki durumu” başlıklı 58. maddesinde ise ihtiyari dava arkadaşlığında, davaların birbirinden bağımsız olduğu, dava arkadaşlarından her birinin, diğerinden bağımsız olarak hareket edeceği düzenlenmiştir. <br><br>16. Somut davada, ihtiyari dava arkadaşlığı mevcut olup, davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat vekalet ücretinin de ayrı ayrı takdir edilmesi gerekirken tek vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olmuştur.<br><br>17. Anayasa’nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. HMK'nın 297/1-c maddesi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır. Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının  özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar.<br><br>18. Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur. BAM ve Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimi yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hüküm bulunması gerektiği açıktır. <br><br>19. Somut olayda; ilk derece mahkemesince yazılan gerekçeli kararda, hükme esas alınan ve ihtimalli şekilde tanzim edilen hesap  raporu içeriği  gerekçe kısmına aynen aktarılmış  olup, gerekçeli kararın yukarıda belirlenen ölçü ve ilkelere uygun olmadığı kanaatine varılmış ve HMK'nın 353/1-a,6 maddesi uyarınca taraf vekillerinin istinaf başvurusunun  kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. <br><br>IV. KARAR<br>Yukarıda açıklanan gerekçelerle;<br>1. Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile ...... K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a,6 maddeleri gereğince KALDIRILMASINA,<br>2. Davanın yeniden görülmesi için dosyanın MAHALLİNE İADESİNE,<br>3. Taraflardan tahsil edilen istinaf karar harcının istek halinde iadesine,<br>4.İstinaf yargılama giderinin mahkemece yeniden verilecek kararda değerlendirilmesine,<br>5. Duruşma açılmadığından istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına dair,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak oybirliğiyle karar verildi. 30/01/2024<br><br>Başkan<br><br>Üye<br> <br>Üye<br> <br>Katip<br><br>M.E. <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e511c96d908c68ac","SID":"4fac3f7ef0e13742"}}