{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2020/1376 <br>KARAR NO\t\t: 2024/346<br>KARAR TARİHİ\t: 13/02/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 27/02/2020<br>NUMARASI\t\t: 2016/1423 Esas  2020/186 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t:  Cezai şart, Kâr Mahrumiyeti  <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 13/02/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 14/02/2024<br><br>Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı arasında 18/04/2012 tarihli 5 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesi imzalandığını, davalı tarafın Salihli 1. Noterliği'nin 17/11/2016 tarih ve 10746 yevmiye numarası ile akaryakıt bayilik sözleşmesini tek taraflı süresinden önce herhangi bir sebep olmaksızın feshettiğini bildirdiğini, bu nedenle müvekkili şirketin kar mahrumiyeti alacağı ve cezai şart alacağı tahakkuk ettiğini, protokolün 9. maddesinde davalı bayinin akaryakıt bayilik sözleşmesini süresinden önce feshetmesi halinde 100.000 USD cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, belirterek davalı tarafın aktifini azaltmaması için teminatsız veya mahkememizce uygun görülecek tazminat karşılığında menkul gayrimenkul malları ile 3. şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00.-TL kar mahrumiyeti, 15.000,00.-TL cezai şart alacağı olmak üzere toplam 16.000,00.-TL nin dava tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>ISLAH: Davacı vekili tarafından sunulan 10/02/2020 tarihli ıslah dilekçesiyle; fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla dava dilekçesinde 1000 TL olarak talep edilen kar mahrumiyetine ilişkin taleplerini 7.850,00 TL daha artırmak suretiyle toplam 8.850,00 TL kar mahrumiyeti ve dava dilekçesinde talep edildiği şekilde 15.000,00 TL cezai şartın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının davasını belirsiz alacak davası olarak açtığını, belirsiz alacak davası olarak ikame edilen davanın HMK 107,109 maddelerine aykırı olduğundan davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, davacı tarafından sunulan protokolde davacı şirketin müvekkili şirkete ait akaryakıt istasyonuna \"level 3 \" kurumsal giydirme yapacağı yazılı olmasına rağmen , davacı şirketin bu taahhüdünü yerine getirmediğini, akaryakıt istasyonu ile ilgili tüm kurumsal giydirme işlemlerinin müvekkili şirket tarafından yaptırıldığını, davacı tarafça sunulan protokol ile bayilik sözleşmesi incelendiğinde protokol altındaki davacıya ait imza ile bayilik sözleşmesindeki davacıya ait imzaların farklı olduğunu, davacı imzalarının yetkili kişilerce atılıp atılmadığının da tespit edilmesi gerektiğini, belirterek davanın reddine  yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece \"...Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların iddia ve savunmaları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;<br>Dava  taraflar arasında yapılan bayilik sözleşmesinin davalı tarafından haklı olarak feshedilip edilmediği, bu kapsamda olmak üzere davacı tarafından istem konusu edilen kar mahrumiyetinin ve cezai şartın davacı tarafından talep edilip edilmeyeceğine ilişkin açılan alacak davası olduğu anlaşılmıştır. <br>Taraflar arasında imzalandığı dosya kapsamından sabit olan bayilik sözleşmesinin incelenmesinde: sözleşmenin 18/04/2012 tarihinde imzalandığı, sözleşme süresinin 5 (beş) yıl olduğu bu kapsamda 18/04/2012-18/04/2017 tarihleri arasında geçerli olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. <br>Yine taraflar arasında 18/04/2012 tarihinde Protokol başlıklı bir sözleşme imzalanmıştır ve bu protokolden anlaşılacağı üzere süresi 5 (beş) yıldır ve  18/04/2012-18/04/2017 tarihleri arasında geçerlidir.<br>Söz konusu sözleşme yine dosya kapsamında sabit olduğu üzere davalı tarafından  Salihli 1. Noterliğinin 17/11/2016 tarih ve 10746 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile 17/11/2016 tarihi itibariyle sözleşme süresinin sone ermesine 6 (altı) ay kala fesih edildiği görülmüştür.<br>Söz konusu fesih nedeniyle istem konusu edilen taleplerden kar mahrumiyeti alacağının sözleşmenin 25. maddesine göre ve cezai şart alacağının protokolün 9. maddesine göre talep edildiği anlaşılmaktadır. <br>Bu aşamada her ne kadar davalı tarafından protokol ve bayilik sözleşmesinin ayrı ayrı incelenmesi neticesinde ana sözleşmeyenin sonradan imzalandığı ve bu nedenle protokoldeki cezai şart hükmünün ortadan kaldırıldığı şeklinde savunmada bulunulmuş ise de dosya kapsamında bulunan bilgi, belge ve deliller uyarınca yapılan inceleme neticesinde söz konusu protokol ana nitelikte olan bayilik sözleşmesinin ayrılmaz bir parçası olarak imzalanmış ve bu kapsamda kar mahrumiyet alacağının ve cezai şart isteminin sözleşme ve protokolün birlikte değerlendirilmesi neticesinde ortadan kaldırılması gibi bir durumun somut olay bakımından geçerliliği bulunmamakta olduğundan bu yöndeki savunmaya itibar edilmemiştir.<br>Davalı tarafından sözleşme ile yükümlü olunmasına rağmen kurumsal giydirme işleminin davacı tarafından yapılmadığı ayrıca  buna ilişkin olarak en ufak bir  yatırımın da yine davacı tarafından yapılmadığı belirtilmiş ise de davacıya gönderilen ihtarname ve dosyaya sunulan savunma dilekçelerinin birlikte değerlendirilmesi neticesinde akaryakıt istasyonunda kurumsal kimliğin mevcut olduğu, bu kurumsal kimliğin davacı tarafından yapıldığı ayrıca bu konuya ilişkin kayıtların davacı defterlerinde de bulunduğu görülmektedir. Kaldı ki sözleşme süresinin yaklaşık 4,5 yıl gibi uzunca bir kısmında bu konuda herhangi bir problemin davalı tarafından davacıya bildirilmediği ve söz konusu kurumsal kimliğin bu süre zarfında davalı tarafından çekişmesiz olarak kullanıldığı dosya kapsamından sabit olduğu göz önüne alındığında bu yöndeki savunmanın hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğu kanaatine varılmıştır.<br>Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre yapılan değerlendirme neticesinde her ne kadar davalı tarafından gönderilen ihtarname ile sözleşmenin haklı olarak fesih ediliği belirtilmiş ise de davacı tarafından sözleşme ve eki niteliğindeki protokole uygun hareket edildiği, sözleşmenin fesih niteliğinde belirtilen gerekçelerin somut olay bakımından oluşmadığı, fesih öncesinde davalının hiçbir surette yazılı itiraz ya da ihtarda bulunmadığı, sözleşmenin ve protokolün imzalanmasından sonraki 4,5 yıl boyunca itirazsız ve ihtilafsız olarak taraflar arasında yürürlükte ve geçerli olarak uygulandığı, sona ermesinden önceki 6 (altı) ay evvelinden bu şekildeki gerekçe ile sözleşmeyi fesih etmesinin hiçbir haklı gerekçesi somut olay bakımından uygun görülmediği sebebiyle davalı tarafından yapılan fesih haksız fesih olduğu kanaatine varılmıştır. Bu nedenle davacı tarafından sözleşmenin süresinden önceki haksız gerekçe ile fesih edilmesi nedeniyle kar mahrumiyet alacağının olacağı ve yine protokole göre cezai şart alacağının bulunduğu sebebiyle dava açmasında hukuki yararının bulunduğu kanaatine varılmıştır.<br>Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; taraflar arası ticari kayıtların sözleşme ve protokolün geçerli olduğu dönemdeki alım satım ilişkisi nedeniyle keşide edilen fatura tutarlarının baz alınarak yapılan değerlendirilmesi neticesinde günlük satış ortalaması göz önüne alınarak yapılan hesaplama neticesinde davacının davalıya sözleşme bitim tarihine kadarki döneme kadarki süreye ilişkin olarak KDV hariç 177.536,00 TL daha akaryakıt satışının yapılacağı ve bu kapsamda davacının EPDK'nın her ay yayınladığı verilere göre %5'lik bir kar mahrumiyetinin oluşacağı yönündeki dosyaya sunulu bilirkişi raporundaki kanaat Mahkememizce de benimsenmiş olduğundan neticede davacının 8.876,00 TL'lik bir kar mahrumiyetinin oluştuğu ayrıca yukarıda belertildiği gibi haksız fesih nedeniyle davacının 15.000,00 TL cezai şart alacağının olduğu kanaatine varılmakla açılı davanın kabulü ile davalı tarafından yapılan haksız fesih nedeni ile hak kazanılan 15.000,00 TL cezai şartın dava tarihinden itibare işleyecek  temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafından yapılan haksız feshin davacı açısından kar mahrumiyeti doğurduğu kanaati ile taleple bağlılık ilkesi gereği hesaplanan 8.850,00 TL kar mahrumiyetinin; 1.000,00 TL'sinin dava tarihinden itibaren 7.850,00 TL'sinin ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek  temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçesi ile; \"Davanın  KABULÜNE, Davalı tarafından yapılan haksız fesih nedeni ile hak kazanılan 15.000,00 TL cezai şartın dava tarihinden itibare işleyecek  temerrüt faizi ile birlikte DAVALIDAN ALINARAK DAVACIYA VERİLMESİNE, Davalı tarafından yapılan haksız feshin davacı açısından kar mahrumiyeti doğurduğu kanaati ile taleple bağlılık ilkesi gereği hesaplanan 8.850,00 TL kar mahrumiyetinin; 1.000,00 TLsinin dava tarihinden itibaren 7.850,00 TLsinin ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek  temerrüt faizi ile birlikte DAVALIDAN ALINARAK DAVACIYA VERİLMESİNE,\" karar verilmiştir. <br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının davasını ikame derken 18.04.2012 tarihli protokolün 9. maddesine göre, sözleşmenin feshinden dolayı cezai şart miktarının 100.000 USD olduğunu belirttiği,  ancak talebini “fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak” 15.000 TL olarak belirlediği, talep edilen cezai şart rakamının kesin ve belirlenebilir bir alacak olmasına rağmen fazlaya ilişkin saklı tutulmak suretiyle davanın cezai şart yönünden belirsiz alacak davası olarak açılmasının HMK 107/1 maddesine aykırı olduğunu, yine davacının Akaryakıt Bayilik Sözleşmesinin 25. maddesine göre kar mahrumiyeti alacağı talep etmekte olup, davanın ikame edildiği tarihte davacının kar mahrumiyetinin ne olduğu davacı tarafça belirlenebilir bir husus olduğunu, usul yönünden itirazlar dikkate alınmada karar verildiğini, dosyaya sunulan protokolün ...’nun taahhüdü başlıklı 4. maddesinde, davacı şirketin müvekkiline ait akaryakıt istasyonuna “Level 3 Kurumsal Giydirme” yapacağı ve istasyonda kullanılmak üzere Bayi’ye ( müvekkile) ariyeten verileceğinin yazılı olduğunu, ancak davacı tarafın bu taahhüdünü hiçbir zaman yerine getiremediğini ve getirdiğini de ispatlayamadığını, bu taahhüdünü yerine getirdiğini ispatlama adına, dava dışı “...” şirketince davacı için düzenlenen 30.01.2012 tarih ve 126684 nolu faturanın delil olarak sunulduğunu, fatura tarihinin taraflar arasında akdedilen akaryakıt bayilik sözleşmesinden önceki bir tarih olduğunu, söz konusu fatura üzerinde “Köy Tipi Kurumsal Kimlik İşlemleri” yazarken sözleşmede yapılması gereken işin “Level 3 Kurumsal Kimlik İşlemleri” olduğu anlaşıldığını, taraflarıyla ilgisi olmayan faturanın davcı ticari defterlerinde kayıtlı olmasını da gerekçe göstererek davacı tarafından müvekkiline sözleşme gereği Kurumsal Giydirme İşlemlerinin Yapıldığını kabul ettiğini, henüz taraflar arasında Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi kurulmamışken, müvekkiline ait akaryakıt istasyonuna davacı yanca sunulan fatura tarihine göre taraflarca sözleşme imzalanmasının 3 ay öncesinden kurumsal giydirme işlemlerinin yapıldığından bahsetmenin mümkün olmadığını, sözleşmeye göre davacının “level 3 Kurumsal Kimlik İşlemleri” yapması gerekirken, bizzat kendileri tarafından sundukları faturada “Köy Tipi Kurumsal Kimlik İşlemleri” yapıldığı yazdığını, dolayısıyla davacı tarafın aslında kendi sunduğu delil ile sözleşmeye aykırı davrandığını ortaya koyduğunu, müvekkili tarafından Salihli 1. Noterliği'nin 17.11.2016 tarihli ve 10746 yevmiye numarası ile kurumsal kimliğin davacı yanca teslim alınmasının istenmesi ile, davacının sözleşmeye aykırı olarak uyguladığı Köy Tipi Kurumsal Kimlikte kullanılan tabela ve levhaların alınması hususunda olduğunu, davacı tarafından, müvekkiline ait istasyona hiçbir zaman sözleşme gereği yapılması gereken level 3 kurumsal kimlik işlemleri yapılmamış, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere Konopi takılıp boyanmadığını, cezai şart ile ilgili diğer itirazlarının biri de, cezai şart’ın yer aldığı protokol, taraflar arasında imzalanan asıl bayilik sözleşmesinden önceki tarihli olduğunu, taraflar arasındaki akaryakıt bayilik ilişkisinin kurulmasını sağlayan ana sözleşme akaryakıt bayilik sözleşmesi olduğunu, bu sözleşmede sözleşmeden cayma halinde herhangi bir cezai şart maddesi bulunmadığını, cezai şart ile ilgili hususun, taraflar arasında bayilik sözleşmesi imzalanmadan yani kurucu unsur henüz var olmadan imzalanan protokolde mevcut olduğununu, taraflar arasındaki ticari ilişkiyi tesis eden, akaryakıt bayilik sözleşmesinin imzalanması ile birlikte artık daha önce önceden imzalanmış olup protokol geçerliliğini yitirmiş olduğunu, dolayısıyla protokolde yazıp, asıl olan sözleşmede mevcut olmayan “cezai şart”ın bu nedenle uygulanmasının mümkün olmadığını, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava; taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin davalı tarafça haklı bir nedene dayalı olmaksızın tek taraflı irade beyanı ile süresinden önce feshedildiği iddiasıyla doğduğu iddia olunan cezai şart ve kar mahrumiyetinin davalıdan tahsili istemine ilişkindir. <br>HMK'nun 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. <br><br><br>Davacı vekili; taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafça tek taraflı olarak süresinden önce herhangi bir haklı nedene dayalı olmaksızın feshedildiğinden sözleşme ve protokol kapsamında doğduğu iddia olunan kar mahrumiyeti ve cezai şarta ilişkin alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili ise; işbu davanın belirsiz alacak davası açılamayacağı, davacı tarafın taraflar arasındaki protokolün 4.maddesindeki davacı şirketin davalıya ait akaryakıt istasyonuna \"Level 3 Kurumsal Giydirme\" taahhüdüne aykırı davrandığı ve yerine getirmediği, tüm kurumsal giydirme işlemlerinin davalı tarafından yapıldığı,  bu nedenle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği,  davaya konu cezai şartın yer aldığı protokolün taraflar arasında imzalanan  bayilik sözleşmesinden önceki tarihli olduğu, taraflar arasındaki akaryakıt bayilik ilişkisinin kurulmasını sağlayan ana sözleşmenin akaryakıt bayilik sözleşmesi olduğunu, bu sözleşmede herhangi bir cezai şart maddesi bulunmadığını, cezai şart ile ilgili hususun, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi imzalanmadan yani kurucu unsur henüz var olmadan imzalanan protokolde mevcut olduğunu,  taraflar arasındaki ticari ilişkiyi kuran akaryakıt bayilik sözleşmesinin imzalanması ile birlikte artık daha önce önceden imzalanmış olup protokolün geçerliliğini yitirmiş olduğunu, dolayısıyla protokolde bulunan, ancak  ana sözleşmede mevcut olmayan cezai şartın bu nedenle uygulanmasının mümkün olmadığını bahisle  davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davanın  kabulüne, davalı tarafından yapılan haksız fesih nedeni ile hak kazanılan 15.000,00 TL cezai şartın dava tarihinden itibare işleyecek  temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafından yapılan haksız feshin davacı açısından kâr mahrumiyeti doğurduğu kanaati ile taleple bağlılık ilkesi gereği hesaplanan 8.850,00 TL kar mahrumiyetinin; 1.000,00 TL'sinin dava tarihinden itibaren 7.850,00 TLsinin ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br>İşbu karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>Taraflar arasında 18/04/2012 tarihli ve 5 yıl süreli \"... A.Ş Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi\" ile 18/04/2012 tarihli protokolün imzalandığı ve  davalı tarafça davacıya keşide edilen Salihli 1. Noterliği'nin 17/11/2016 tarihli ihtarnamesiyle 17/11/2016 tarihinden itibaren hüküm ifade etmek üzere feshedildiği ve iş bu fesih ihtarnamesi ile istasyonda mevcut kurumsal kimliğin işbu ihtarnamenin teslim tarihinden itibaren teslim alınması aksi halde söz konusu malzemelerin noter kanalıyla sökülüp yediemine teslim edileceğinin ihtar edildiği, işbu ihtarnamenin davacı tarafa tebliğ edildiği dosya kapsamı belgelerden anlaşılmıştır. <br>Taraflar arasındaki Bayilik Sözleşmesinin 25.maddesine göre sözleşmenin davalı bayi tarafından davacının rızası alınmaksızın tek taraflı olarak feshedilmesi ve yine sözleşmede yer alan hususlardan herhangi birine uyulmaması  halinde 25/d maddesi gereğince zarar ve ziyan edebileceğinin hüküm altına alındığı, yine taraflar arasındaki protokolün cezai şart başlıklı 9.maddesinde ise, sözleşme süresi boyunca davalının işbu protokol ve taraflarca imzalanacak diğer sözleşmelerdeki taahhütlerini yerine getirmemesi durumunda bayi tarafından davacıya 100.000,00 USD + KDV cezai şart ödeneceğinin taraflarca kararlaştırıldığı, yine protokolün \"...'nun Taahhütü\" başlıklı 4.maddesinde \"... tarafından akdedilecek ariyet ve emanet sözleşmesindeki şartlarla \"Level 3 Kurumsal Giydirme\" istasyonda kullanılmak üzere bayiye ariyet olarak verilecektir hükmünün yer aldığı görülmüştür. <br>Taraflar arasındaki ihtilaf davalının sözleşmeyi fesihte haklı olup olmadığı, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi ve protokol kapsamında davacının davalıdan cezai şart ve kâr mahrumiyeti talep edip edemeyeceği, bu kapsamda davacının cezai şart ve kâr mahrumiyetine ilişkin isteminin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. <br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında bilirkişi heyetinden alınan 24/07/2018 ve 20/02/2019 tarihli ek raporda sonuç olarak, \"Kurumsal kimlik çalışmalarının piyasa değerinin 4.000-5.000 dolar seviyesinde olmakla birlikte her ne kadar dava konusu 30.01.2012 tarih ve 126684 nolu giydirme fatura 814,40 TL olsa da, iş bu faturanın davacının lehine delil vasfına haiz olan ticari defterlerinde dava konusu davalı ...'a ait akaryakıt istasyonuna ait olduğunun kayıtlı olduğu, davalının fesih ihtarnamesinin 2. maddesindeki \"İstasyonda mevcut kurumsal kimliğin işbu ihtarnamenin teslim tarihinden itibaren teslim alınmasını, aksi takdirde söz konusu malzemeler noter kanalı ile sökülüp, yediemine teslim edileceği ihtar olunur.\" beyanına göre akaryakıt istasyonunda Kurumsal Kimliğin mevcut olduğu ve davacı tarafça alınmasının istenmiş olması karşısında iş bu kurumsal kimliğin davacı tarafından yapıldığının davalı tarafından zımmen kabul edildiği, ayrıca, davalının sözleşmenin bitimine yaklaşık 6 ay gibi kısa bir süre kala sözleşmeyi fesih ettiği, yani 4,5 yıllık bir sürede davalı ...'ın fesih sebebi olarak beyan ettiği Kurumsal Giydirme ile ilgili her hangi bir yazılı itiraz ve ihtarına dava dosyasında rastlanılmadığı, dolayısıyla 4,5 yıl bayi sözleşmesi ile işletmiş olduğu akaryakıt istasyonu için sözleşmenin bitimine 6 ay gibi bir kısa süre kalmışken daha önceki süreçte hiçbir yazılı itiraz ve ihtar yapmadan sözleşmeyi fesh etmesinin ticari teamüllere uygun olmadığı, dolayısıyla, şayet mahkemenin feshin haklı sebebe dayanmadığı görüşünde olması halinde davacının taraflar arasındaki  akaryakıt bayilik sözleşmesinin 25.maddesine göre kâr mahrumiyeti alacağının 8.876 TL. olduğu, Protokolün 9.maddesine göre cezai şart ile ilgili takdirin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir. <br>Yine ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında davalı asilin sözleşmenin geçerlilik süresi olan 5 yıllık süre içerisinde kazancının, gelir ve giderinin belirlenmesi bakımından talimat yoluyla ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, Mali Müşavir bilirkişi ... tarafından düzenlenen 31/12/2019 tarihli rapor  ile belirlenmiştir. <br>Dava dilekçesinin incelenmesinden, davacı tarafça fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL kâr mahrumiyeti ve 15.000,00 TL cezai şart olmak üzere toplam 16.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işletilecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilinin talep edildiği, bu şekilde davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan HMK'nın 109.maddesi gereğince davacı tarafça kısmi dava açıldığı, zira HMK 109.maddesine göre talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olduğu durumlarda sadece bir kısmı dava yoluyla ileri sürülebileceğinden davacı tarafça kısmi dava açılmasına engel bir durumun bulunmadığı görüldüğünden, davalı vekilinin işbu davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının HMK 107/1.maddesine aykırı olduğu, bu nedenle davanın hukuki yarar yokluğundan reddini gerektiği yönündeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. <br>Yukarıda  anlatılan  nedenlerle dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında hükme esas alınan bilirkişi raporunda ve bu kapsamda ilk derece mahkemesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere; davalının sözleşmeyi feshinin haklı bir nedene dayanmadığı, taraflar arasındaki protokolün 11.maddesinde işbu protokolün taraflar arasında akdedilecek diğer sözleşmelerin ayrılmaz parçası olduğunun kararlaştırılmış olması ve yine bayilik sözleşmesiyle protokolün aynı gün olan 18/04/2012 tarihinde imzalanmış olması karşısında davalı tarafın cezai şartın yer aldığı protokolün taraflar arasında imzalanan asıl bayilik sözleşmesinden daha önce imzalandığı, bu nedenle protokoldeki  hükümlerinin sonradan imzalanan sözleşme nedeni ile geçerliliğini yitirdiği yönündeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı; ayrıca gerekçeli, tarafların ve mahkemenin denetimine elverişli, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenmiş olmakla mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 25.maddesi gereğince davacının davalıdan 8.876,00 TL kar mahrumiyeti talep edebileceğinin tespit edilmiş bulunmasına göre ve yine taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafça haklı nedene dayanmaksızın süresinden önce tek taraflı irade beyanı ile feshedildiği kabul edildiğinden protokolün 9.maddesine göre davacının davalıdan cezai şartı talep edebileceği, bu kapsamda davalının ekonomik sosyal durumuyla ilgili olarak alınan bilirkişi raporundaki belirlemeler dikkate alındığında işbu davada talep edilen 15.000,00 TL'lik cezai şart talebiyle sınırlı olmak kaydıyla talep edilen tutarın  TBK 182/3.maddesi gereğince davalının iktisaden mahfına sebebiyet verecek nitelikte olmadığının kabulü gerektiğinden, ilk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına;  göre davalı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.  <br>HÜKÜM      : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/02/2020 tarih, 2016/1423 Esas ve 2020/186 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 1.629,20 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 408,00 TL harcın mahsubu ile eksik yatırılan 1.221,2‬0 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, <br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda;  HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 13/02/2024\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"25092add39381aba","SID":"ad2ab1a31256b2c9"}}