{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1981 Esas<br>KARAR NO: 2024/213<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2017/820 <br>KARAR NO: 2020/190<br>KARAR TARİHİ: 24/02/2020<br>DAVA:  ALACAK (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:  15/02/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında müvekkili firmaya ait Ergene/Tekirdağ adresinde bulunan fabrikadaki atıksu arıtma tesisinin bakım ve danışmanlık hizmetlerini kapsayan sözleşme imzalandığını, 09/09/2015 tarihinde tesisten alınan atık su numunesinin Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğinde belirtilen sınır değerlerini sağlamadığı gerekçesiyle müvekkili şirkete 46.501,00 TL tutarında idari para cezası kesildiğini, bu tutarın 34.875,76 TL olarak müvekkilince ödendiğini, davalının, sözleşmenin gerektirdiği denetim ve uyarıları yapmadığından sorumlu olduğunu, işbu bedelin ödenmesi için ihtar gönderilmiş ise de davalının, sorumlu olmadığını bildirdiğini, oysa davalı şirketin sözleşme ile, atık su arıtma tesisinin verimliliğinin sürekliliğini sağlamayı, tesis işletmecilerini eğitmeyi, periyodik kontroller yapmayı, arıza yada sorunla karşılaşılması durumunda tesise müdahale etmeyi, her ay KOI ve PH analizlerini yapmayı üstlendiğini belirterek davanın kabulü ile 34.875,76 TL'nin ödeme tarihi olan 26/10/2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacı arasında, davacıya ait Ergene/Tekirdağ adresinde bulunan fabrikadaki atıksu arıtma tesisinin bakım ve danışmanlık hizmetlerini kapsayan 09/02/2015 tarihli sözleşme imzalandığını, sözleşmeye göre İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli ve yetkili olduğunu, müvekkilinin, tesisin işletmesinden sorumluluğunun bulunmadığını, sözleşmede, davacıya gelebilecek cezalarla ilgili bir anlaşma ve açıklama yapılmadığını, müvekkili tarafından tespit edilen eksikliklerin, davacı tarafından maliyet yüksek olduğu için düzeltilmediğini, eksiklikler kapsamında özellikle büyük filtre pres ekipmanının kurulmasının da davacı şirkete rapor ve teklif edildiğini, filtre pres ekipmanının küçük olması sebebiyle tesisten çamur uzaklaştırılmasının yeteri kadar sürede yapılamadığını, ayrıca davacı şirket personelinin işlerini doğru yapmadığının da davacı şirkete bildirildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; aldırılan bilirkişi raporlarında yapılan teknik inceleme ile, davalı tarafından belirli aralıklarla arıtma sisteminin verimini artırıcı teknik müdahaleler yapılmasına rağmen deşarj standartlarının mevcut sistemle sağlanamadığı, davalının sözleşme ile yerine getirmeyi taahhüt ettiği arıtma tesisinin verimliliğinin sürekliliğini sağlayamadığının tespit edildiği, çevre ve insan sağlığını tehdit eden bu durumun oluşumunda taraflar birlikte sorumlu olmakla birlikte davacının kanunen kirlenmeyi durdurmak, kirlenmenin etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlü olduğu, bu nedenle asıl sorumluluğun davacıda olduğu, davalının ise, sözleşme ile yüklendiği edimi yerine getiremediğinden müterafik kusurlu olduğu, taraflar arasında akdedilen sözleşme ile, cezai uygulamalarda sorumluluğun kime ait olacağı düzenlenmediğinden teknik bilirkişi tarafından davalının %20 olarak belirlenen kusur oranına göre yapılan hesaplama neticesinde davacı tarafından ödenen 34.875,76 TL'nin 6.975,15 TL'sinin 21/11/2015 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; HMK'nun 267. maddesi uyarınca,  gerekçesi açıkça gösterilmek suretiyle birden fazla bilirkişi seçilecekse heyetin tek sayıda olması gerektiğini, ancak bilirkişi heyetinin, bu hükme aykırı olarak seçilmesi sebebiyle tanzim edilen raporların hükme esas kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının, sözleşme gereği arıtma tesisinin verimliliğinin sürekliliğini sağlayamadığı gibi müvekkili şirket personeline gerekli eğitimi de vermediğini, davalının, sözleşmeye göre ayda en az 1 defa periyodik kontrol/analiz yapması gerekirken bunu yerine getirmediğini, davalı tarafça yapılan analizler ile müvekkil şirket tarafından başkaca bir merkezde yaptırılan analiz sonuçları arasında fahiş fark bulunduğundan davalının analizleri doğru yapmadığının tartışmasız olduğunu,  davalının düzenlediği teknik servis formlarında yer alan tüm eksiklik ve iyileştirmelerin müvekkili şirketçe derhal yerine getirildiğini, müvekkilinin, üzerine düşen yükümlülükleri eksiksiz yerine getirmesine rağmen sorumlu tutularak asli kusur verilmesinin doğru olmadığını, zira tesisi kurma yükümlülüğü olan müvekkilinin, tesisin, kurulmasından sonra düzenli çalışmasını sağlamak adına davalı ile sözleşme imzaladığını, davalının tam kusurlu olduğunu,  davanın tümden kabulü  gerektiğini belirterek ilk  derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.  <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, ödenen idari para cezasına konu tutarın, sözleşme gereği yükümlülüklerini yerine getirmediğinden bahisle davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Çorlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) 2015/649 Esas 2016/371 Karar sayılı kararı ile, İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili ve görevli olduğundan bahisle yetki nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Karar, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 21/03/2017 tarih ve 2017/255 Esas 2017/1234 Karar sayılı kararı ile onanmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 01/02/2019 tarihli raporda; arıtma tesisinin projesi ile kurulumunu yapanın davalı firma olmadığı, davalı firmanın sadece bakım ve danışmanlık hizmeti verdiği, teknik servis formlarının incelenmesi neticesinde, 03/06/2015 tarih ve 08/07/2015 tarihli teknik servis formunda PH probunda problem olduğu, asit dozaj pompasının rekorunun tam sıkışmadığı problemi olduğu, 05/02/2015 tarihli ve 08/04/2015 tarihli Teknik servis formunda, atıksu ekipmanlarının çalışır durumda olduğu, çöktürme tankında aşırı miktarda çamur biriktiği ve çamurun yüzmeye başladığı, filtre press kapasitesinin artırılması gerektiği belirtilmesine rağmen davacı şirketin, bu sorunu çözmek adına herhangi bir girişimde bulunmayarak danışmanlık firmasının, arıtma tesisindeki problemleri çözmesine yardımcı olmadığı, 09/09/2015 tarihinde Tekirdağ Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından yapılan denetim tarihinin belli olmasına rağmen, davacı şirketin, davalı şirketten teknik personeli denetim tarihinde çağırmadığı, 09/02/2015 tarihli sözleşmede, denetimler neticesinde oluşabilecek cezalardan danışmanlık firmasının sorumlu olacağına dair herhangi bir madde veya açıklama bulunmadığından, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalının, üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirdiği ve idarenin cezai işlem uygulamasında davalıya izafe olunabilecek kusurun bulunmadığı, davalının müterafik kusurunun da olmadığı bildirilmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 10/09/2019 tarihli ek raporda; taraflar arasındaki sözleşme maddelerine göre, davalı tarafından, arıtma çıkışı numunesi alarak KOl ve PH analizlerinin yapılması gerektiği, sözleşme tarihi olan 09/02/2015 tarihi ile Tekirdağ Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından arıtma tesisin kontrol edildiği 09/09/2015 tarihi arasında, teknik servis formlarında, 05.02.2015, 08.04.2015, 12.05.2015, 20.08.2015 tarihleri arasında numune alındığının belirtildiği, sözleşme gereğince davalı firmanın, her ay numune alıp analiz yaptırması yada yapması gerekirken her ay numune alınmadığının görüldüğü, sözleşmede, davalı firmanın, atıksu arıtma tesisi işletmecilerini eğitmesine yönelik madde mevcut olmasına rağmen dosyasında ve teknik servis formunda, eğitimin  verilmesi ile  ilgili herhangi bir belge veya bilgiye rastlanılmadığından eğitimin verilmediği kanaatinin oluştuğu, bu nedenlerle davalının %20 kusurlu olduğu, davalının belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda, herhangi bir tazmninat ödemeden fesih hakkı olmasına rağmen davacının fesih hakkını kullanmadığı, Tekirdağ Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından 09/09/2015 tarihinde alınan numunelerde limit üstü çıkan parametrelerden PH parametresinin, yerinde ve hergün kolayca PH kağıdı ile ölçülebilecek bir parametre olduğu, sözleşmeye göre davacının, tesisin işletilmesi için gerekli personel çalıştırması gerektiği, arıtma tesisi işletmesinin işletmesinden sorumlu olan teknik personelin PH derecesini yükseltmek veya düşürmek için gerekli yöntemleri de bilmesi ve anında müdahale etmesi gerektiği, ancak burada böyle bir müdahale olmadığının görüldüğü, yada davacının teknik personeli varsa PH sorunu için anında müdahale edemediği, sorunu çözemediği, ayrıca, bazı durumlarda arıtma tesisinde olan ani aksaklık yada bir problemden veya numune alımı anında gelen suyun kirletici yükünün çok fazla olması nedeniyle de arıtma tesisinin çıkışından alınan su numunesinin limitlerinin sağlanamadığı durumlarda olabileceği, buradaki atıksu çıkışındaki değerlerin yüksek çıkmasının nedenini kesin olarak söylemenin mümkün olmadığı, bahsedilen faktörlerden biri veya birkaçının atıksu çıkış değerlerinin yüksek çıkmasına sebep olabileceği, davacının asli görevinin, arıtma tesisini sürekli düzgün çalıştırmak olduğu, arıtma tesisinin işletilmesinin süreklilik arzettiği, danışmanlık hizmeti almak yanında davacının, arıtma tesisi işletmesinden sorumlu eleman bulundurarak arıtma tesisinin sürekli düzgün çalışmasını sağlaması gerektiği, bu nedenlerle davacının %80 kusurlu olduğu bildirilmiştir. Farklı bilirkişi heyeti tarafından sunulan 28/01/2020 teslim tarihli raporda; davacının faaliyet gösterdiği alanda çevreyi kirletme riski bulunan işletmesinin çevreyi kirletmemesi ve hukuki/idari yaptırımlara maruz kalmaması için arıtma tesisi kurması ve tesis ile ilgili bakım ve danışmanlık hizmeti alması kanuni ve basiretli tüccar sorumluluğuna ilişkin değerlendirilmekle birlikte, incelemesi yapılan deliller arasındaki analiz sonuçlarında atık su değerlerinde standardizasyon sağlanamadığı, mütemadiyen işletmede ortaya çıkan ve raporlanan eksik hususların kesin ve net önlemler ile giderilmediği, sonuç olarak sağlığa zararlı değerler ile çevreye zarar verici nitelikte değerlendirilen tahlil sonuçları sebebi ile maruz kaldığı idari para cezası ile sorumlu olacağının kanaatine varıldığı, davalının da yüklenmiş olduğu bakım ve danışmanlık hizmetini, teknik incelemede belli bir oranda yerine getirdiği, ancak tahlil sonuçlarına göre sağlığa zararlı değerler ile çevreye zarar verici nitelikte değerlendirilen atıksu ortaya çıkmasının önlenmesine yönelik 2 yıllık süreçte her ne kadar dosyada 20/03/2015 tarihli teklifi mevcut ise de, sözleşmede yer alan teknik destek, eğitim vb. dışında çevreyi kirletmemeye yönelik tesisin eksikliklerini giderecek şekilde prosesin belirlenmesi ve bu şekilde işletmenin sürekli olarak arıtmasının verimli çalıştırılmasına dair alternatif çözümler üretiminde danışman firma olarak yükümlülüğü bulunduğu, idari para cezasının, işletmenin bu şekilde çalışmamasının sonucu olduğu, bu kapsamda davalının da sorumlu olacağı, davacının kusurunun %80 ve davalının kusurunun ise %20 olduğu, davalının, kusur oranına göre davacı tarafından 34.875,76 TL olarak ödenen idari para cezasının 6.975,15 TL'sinden sorumlu olacağı bildirilmiştir. Tekirdağ Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce 09/09/2015 tarihinde yapılan denetimde, davacı şirkete ait atıksu arıtma tesisi çıkışından alınan atıksu numunesinin, Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğinde belirtilen sınır değerleri sağlamadığından bahisle davacı şirkete 2872 sayılı Çevre Kanununun 20/ı maddesi uyarınca 46.501,00 TL idari para cezası uygulandığı, davacı şirket tarafından 26/10/2015 tarihinde 34.875,76 TL olarak indirimli şekilde ödendiği anlaşılmıştır. Somut olayda, taraflar arasında ilk olarak 13/02/2014 tarihinde imzalanan sözleşme ile davalı (yüklenici), davacının (işveren) Ergene/Tekirdağ adresinde bulunan fabrikasındaki atıksu arıtma tesisinin bakım ve danışmanlık hizmetini aylık 500,00 TL + KDV karşılığında yerine getirmeyi üstlenmiştir. Taraflar arasında 09/02/2015 tarihinde ise aynı şartlar ile yeni sözleşme imzalanmıştır. İlk sözleşme tarihinden idari para cezasınını kesilmesi sonucu doğuran 09/09/2015 tarihinde yapılan denetime kadar, sözleşme uyarınca, davalı tarafından yapılması gereken periyodik kontrollerin, birkaç ay hariç, her ay yapıldığının anlaşıldığı teknik servis formlarının çoğunluğunda, eksiklikler tespit edildiği gibi yapılan ve yapılması gerekenlerin ne olduğunun söylendiği de görülmüştür. Ancak davalı tarafından, tespit edilen eksiklik ve hataların rapor edilerek düzeltilmesi için teklif sunulduğu belirtilmiş ise de, idari para cezasının kesilmesi sonucunu doğuran 09/09/2015 tarihinde yapılan denetimden önce sadece 06/02/2014 tarihli rapor ve teklif bulunmakta olup bu ise, yapılan inceleme ve alınan bilgilere göre, tespit edilen eksikliklerin danışmanlık ve bakım sözleşmesi ile yapılabilmesine yönelik sunulmuş bir rapor ve tekliftir. Zaten bundan sonra da taraflar arasında 13/02/2014 tarihli sözleşme akdedilmiştir. Özetle, davalının, sözleşme ilişkisi başladıktan sonra söz konusu denetim tarihine kadar bir rapor ve teklifi bulunmamaktadır. Sözleşme uyarınca, davalı tarafından, ayda bir kez arıtma çıkışı numunesi için KOI ve pH analizlerinin yapılması gerekmekte olup hem 10/09/2019 tarihli ek bilirkişi raporu ve hem son alınan bilirkişi raporunda, davalının, bu yükümlülüğünü yerine getirmediği tespit edilmiştir. Öte yandan sözleşmeye göre, atıksu arıtma tesisi işletmecilerinin eğitilmesi yükümlülüğü bulunan davalının, tamamında olmasa da bazı teknik servis formlarında, davacı çalışanına sistemin çalışması ile ilgili bilgiler verdiği anlaşılmıştır. Teknik servis formlarına göre, işletmede bulunan tanklarda genel olarak bir çamur probleminin olduğu tespit edilmiş olup taraflar arasındaki sözleşmeye göre tesiste oluşacak çamurların uzaklaştırılması davacı şirket tarafından yapılacak bir iştir. Bunun dışında davacı tarafından, davalının tespit ettiği eksiklik ve sorunların giderilip giderilmediği dosya kapsamı ile tam olarak belli değildir. Bu durumda yapılan açıklamalar uyarınca, arıtma tesisinin deşarj standartlarını sağlayamadığından bahisle kesilen idari para cezası bakımından tarafların eşit kusurlu olduğunu kabul etmek dosya kapsamı ve delil durumuna daha uygun iken Mahkemece, davacının %80 davalının ise %20 kusurlu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulması doğru olmamıştır. Açıklanan sebeplerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından HMK'nun 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm  kurulmuştur. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/820 Esas, 2020/190 Karar sayılı ve 24/02/2020 tarihli  kararının HMK'nun 353/1.b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE, 2-a)Davanın KISMEN KABULÜ ile, 17.437,88 TL'nin 21/11/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 1.191,18 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 595,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 595,58 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, c)Davacı tarafından karşılanan 27,70 TL başvurma harcı ve 595,60 TL peşin harç olmak üzere toplam 623,3‬0 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, d)Davacı tarafından karşılanan 2.619,40TL yargılama giderinden, kabul  ve ret  oranına  göre hesaplanan ( kabul  %50 ret % 50 ) 1.309,70 TL'sinin  davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye giderin davacı  üzerinde bırakılmasına, e)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda  bir karar  verilmesine YER OLMADIĞINA, f)Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 17.437,88 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, g)Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 17.437,88 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,  <br>İstinaf Giderleri Yönünden: 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Davacı tarafından karşılanan 148,60 TL istinaf başvuru harcı, 54,40 TL istinaf karar harcı ile 53,30 TL istinaf yargılama gideri olmak üzere toplam 256,30 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince, hükmün kesinleşmesi ile birlikte yatırılan avansın kullanılmayan kısmının, kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2 bendi ile aynı Kanunun 362/1a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi. 15/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e9ad1080249e4686","SID":"f5fb4f75222697d0"}}