{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1920 Esas<br>KARAR NO: 2024/240<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 20/02/2020<br>NUMARASI: 2015/285 Esas, 2020/152 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 22/02/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin perakende sektöründe faaliyet gösteren bir hepermarketler zinciri olduğunu, ticari satışlara ilişkin indirim, kampanya ve sair tüketiciye yönelik duyuru ve ilanların yapılması, TTK md. 1524 ile öngörülen internet sitesi açma zorunluluğunun yerine getirilmesi amacı ile www...com.tr internet adresini kullanmakta, değişen kampanya ve sair duyurular gibi güncel gelişmeler sebebiyle web sitesinin çeşitli kısımları periyodik olarak güncellenmesi gerekmekte olduğu, davalı ile başlangıçta bu web sitesi içerik güncellemesi işi için taraflar arasında sözleşme imzaladığını, periyodik güncelleme işinin yanı sıra tarafların, tamamıyla yeni bir web sitesi tasarımı yapılarak faaliyete açılması için sözlü mutabakata varıldığını, bu hizmet için davalı tarafından kesilen 3 adet fatura karşılığı toplam 37.500,00 TL'nin davalı tarafa ödendiğini, ancak müvekkili şirket tarafından anılan bedelin ödenmiş olmasına rağmen davalı tarafın hizmetin gereğini yerine getirmediğini, müvekkili şirket tarafından talep edilen web sitesinin teslim edilmediğini, davalı tarafa ödenen 37.500,00 TL asıl alacak ve 684,25 TL olmak üzere toplam 38.184,25 TL ödemenin iadesi için takip başlatıldığını, yapılan itiraz ile takibin durduğunu belirterek davalının itirazının iptaline karar verilmesi talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişkinin 10/04/2012 tarihli sözleşme ile başlamış olduğunu, bu sözleşme hükümleri çerçevesinde sözleşmenin 31/12/2012 sona erdiğini, yazılı sözleşme çerçevesinde müvekkili şirketin sözleşme kapsamındaki tüm edimlerini eksiksiz olarak ifa ettiğini, yazılı sözleşmenin sona ermesine müteakiben tarafların şifahi olarak iş ilişkisine devam ettiğini, davacı yanın telefon ve elektronik posta ile gelen yeni iş taleplerinin müvekkili şirket tarafından sonuçlandırıldığını, yeni web sitesinin tasarımı için gelen talebi müvekkili şirketin 35.000,00 TL + KDV bedel karşılığında kabul ettiğini, site içeriğindeki tüm bilgiler ve görsellerin davacı yanca zamanında ulaştırılmaması ve sürekli içerik değiştirme arzularının işi çıkmaza soktuğunu, taraflar arasında imzalanması başarılamayan protokolün 5.1 maddesinde işin tesliminin 01 Haziran 2014 tarihi olarak belirlendiğini, işin teslim tarihi belirlenirken içeriklerin davalı müvekkiline ulaşması halinde diye açık anlatımda bulunulduğunu, içeriklerin müvekkiline eksiksiz olarak ulaştırılmadığını, bunun sorumluluğunun müvekkiline yüklenemeyeceğini, işin gecikmesinin söz konusu olmadığını, gecikme var kabul edilecek ise de bunun müsebbibinin müvekkili değil bilgi ve belge akışının zamanında gerçekleştirmeyen davacı olduğunu, eğer davacının iddiasını sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayandırıyor ise talebinin zaman aşımına uğramış olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece;  taraflar arasındaki sözlü anlaşma uyarınca davalı tarafından davacı şirkete yeni bir web sitesi yapılması hususunda anlaşma yapıldığı, iş bu anlaşma karşılığında davalı tarafından 3 adet fatura düzenlendiği ve fatura bedellerinin davacı tarafça ödendiğinin mali müşavir bilirkişi raporuyla sabit olduğu, ihtilafın davalı tarafından web sitesinin süresinde yapılıp yapılmadığı, davacıya teslim edilip edilmediği ve davacının sözlü anlaşma uyarınca ödemiş olduğu bedeli davalıdan isteyip isteyemeyeceği hususunda olduğu, alınan bilirkişi raporuna göre taraflar arasında yazılı bir anlaşma olmadığından web sitesinin teslim süresinin ve web sitesini yayına alma yükümlülüğünün hangi tarafta olduğunun tespit edilemediği, davalı tarafından dosyaya sunulan CD'nin bilirkişi tarafından incelenmesinde davalının sözleşme uyarınca davacıya ait web sitesini hazırlamış olduğu, içeriklerinin yapılmış olduğu, yazılı metinleri görsellerinin hazırlandığı ve yayınlamaya hazır olduğu, dosyada mevcut ve taraflarca inkar edilmeyen mail yazışmalarının incelenmesinde davalı tarafça davacıya mail yoluyla davaya konu web sitesinin kaynak kodlarının gönderildiği taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığından web sitesinin yayınlanmasının hangi tarafa ait olduğunun belirli olmadığı anlaşılmakla davalının yayınlamaya hazır hale getirdiği web sitesinden dolayı sorumlu tutulamayacağı ve davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine ve İİK 67 maddesi uyarınca şartları oluşan kötü niyet tazminatına karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; web sitesi tasarımı karşılığı olan 37.500,00 TL davalıya ödendiğini, bu hususun bilirkişi raporuyla da sabit olduğunu, ilk derece mahkemesi gerekçeli kararında, işin teslim tarihinin belirli olmadığını kabul etmiş ise de hatalı olduğunu, cevap dilekçesinde de kabul ve ikrar edildiği üzere, \"işin teslim tarihi 01.06.2014'dür.\" teslim tarihi davalının cevap dilekçesindeki beyanıyla sabit olduğunu, davalı tarafından mahkemeye sunulan ve cd içerisinde kayıtlı olan demo web sayfasının davacıya teslim edilmemiş olduğu, davalı davanın hiçbir aşamasında, web tasarımını davacıya teslim ettiğini savunmadığını, bu hususa ilişkin bir delil de sunmadığını, davalının mahkemeye CD içerisinde sunduğu demonun, hiçbir zaman davacıya teslim edilmediği gibi davacının sipariş ettiği vasıf ve mahiyette de olmadığını, teslim tarihinden sonra yaklaşık iki yıllık bir zaman geçmiş ve bu süre içerisinde web tasarımıyla ile ilgili birçok yazışma yapıldığını, bu yazışlarda görüldüğü üzere, web tasarımının tamamlanmadığı ve teslim edilmediği çok açık şekilde görülmekte olduğunu, mahkeme, web sitesini kimin yayınlayacağının belli olmadığının üzerinde durduğunu, yayınlama aşamasına gelinemediğini, davanın konusu, web sitesinin yayınlanmasının olmadığını, davalı, yayınlanabilir bir web sitesi hazırlayıp davacıya teslim etmediğini, gerek bilirkişi raporlarında, gerekse gerekçeli kararda taraflar arasında geçen e.mail yazışmaları nazara alınmadığını, adeta görmezden gelindiğini, oysaki tarafların üzerinde çekişmesi bulunmayan yazışmalarda, web tasarımının davacıya teslim edilmediği ve davalının sürekli oyaladığı ve bahaneler ürettiği açıkça görülmekte olduğunu, işin bedeli 02.09.2013 tarihinde ödenmiş olmasına rağmen dava tarihi olan 15/09/2015'e kadar web sitesi teslim edilmediğini, davacının teslim ve yayına alma taleplerini davalı iki yıl sürüncemede bıraktığını, teslim taleplerine hep bir bahaneyle karşılık verildiğini, hatta bu bahanelerden bir tanesi elektrik sorunu olduğunu, ilk derece mahkemesi, 17.09.2014 tarihinde davalı tarafından davacı çalışanlarına...kaynak kodların gönderildiğine... ilişkin mail gönderilmesini, işin teslimi olarak görmekte olduğunun yanlış olduğunu, 17.09.2014 tarihinden sonra taraflar birbirlerine birçok mail gönderildiğini, her iki tarafın mail içeriklerinden web sitesinin tamamlanmamış olduğu açıkça görüldüğünü, davalının, maillerde belirtilen vasıf ve mahiyette bir web sitesini tamamlayıp yayına aldığına ilişkin bir savunması olmadığını, web sitesini teslim ettiğini gösterir hiçbir delil de ikame etmediğini, 23.12.2016 tarihli dilekçesinin ekinde sunulan cd içerisindeki belgelerin tasarımdan ibaret olduğunu, davacının istediği vasıf ve mahiyette olmadığı gibi yayına da alınmadığını, bilirkişi raporunda belirtilenin aksine; dava dilekçe ekinde yer alan e.mail yazışmalarında görüleceği üzere, tasarımı istenilen web sitesinin tüm ayrıntılarının davalıya bildirildiğini, site haritası ve tüm içerik bilgileri yer aldığını, demo olarak sunulan web tasarımında da görüldüğü üzere tüm içerik görselleri de davalıya teslim edildiğini, dava dilekçesinin ekinde sunulan mail yazışmaları davalı tarafından inkar edilmediği gibi, maillerin bir kısmının davalı tarafından da sunulduğunu, cevap dilekçesinde de ikrar edildiği üzere sitenin teslim tarihinin 01.06.2014 olduğunu, ilk derece mahkemesi takip tutarının %20'si olan 7.500,00 TL kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine hükmettiğin, kötüniyet tazminatının şartları oluşmadığını, kötüniyet tazminatına hükmetmek için davanın reddedilmiş olması yeterli olmadığını, takibin ve itirazın iptali davasının haksız ve kötüniyetli olarak açılmış olması gerektiğini, bedeli peşin olarak ödenmiş olan web tasarımı vaad edilen sürede teslim edilmediği, davacının iki yıl boyunca türlü bahanelerle oyalandığını, davalının, web tasarımını hazırlayıp teslim ettiğini dahi savunmadığını, davacının haksız ve kötüniyetli olduğundan kabul edilmesi mümkün olmadığını, bu sebeple ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davacının maddi ve hukuki dayanaktan yoksun itirazının iptaline ve takibin devamına, davalının %20'den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinden kaynaklanan ticari ilişki nedeniyle alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır. Davacı şirket vekilince verilen 06.11.2020 tarihli dilekçe ve ekindeki İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/414 Esas sayılı dosyasında  davacı ... Aş.'nin 16.10.2020 saat 14.54 itibariyle iflasına karar verildiği, İstanbul Anadolu ... İcra/İflas Müdürlüğünün ... İflas sayılı dosyasıyla tasfiye işlemlerine başlandığının bildirildiği görülmüş, bunun üzerine Dairemizce 12/02/2024 tarihli müzekkere ile İstanbul Anadolu 3 Asliye Ticaret Mahkemesinden iflas kararının akibeti sorulmuş, Mahkemenin 20/02/2024 tarihli cevabi yazısı ile kararın 25/07/2022 tarihinde kesinleştiği bildirilmiştir. İcra İflas Kanunun, Hukuk davalarının tatili başlıklı; Madde 194 – (Değişik birinci fıkra:  9/11/1988-3494/40 md.) \"Acele haller müstesna olmak üzere müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ve ancak alacaklıların ikinci toplanmasından on gün sonra devam olunabilir. Bu hüküm şeref ve haysiyete tecavüzden, vücut üzerinde ika olunan zararlardan doğan tazminat davaları ile evlenme, ahvali şahsiye veya nafaka işlerine müteallik ihtilaflara, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takiplerle ilgili olarak açılmış olan hukuk davalarına tatbik olunmaz. Dava durduğu müddetçe zamanaşımı ve hakkı düşüren müddetler işlemez.\" düzenlemesi yer almaktadır. İflâsın açılması ile duracak olan davalar, iflâstan önce açılmış olup da halen derdest bulunan ve iflâs masasına giren mal, alacak ve haklara ilişkin hukuk davalarıdır. Bunlar, müflisin açmış olduğu davalar ile müflise karşı açılmış olan davalardır. Davaların durduğu bu süre içinde, iflâs idaresi, duran davalar hakkında araştırma yapar ve bu davaların geleceği hakkında karar verir. Burada, müflisin davacı veya davalı olmasına göre, usul işlemleri farklılık arz eder. Müflisin davacı olduğu davalarda; iflâs idaresi bir davanın başarı şansı olduğu kanısına varırsa, masanın bu davayı takip etmesine karar verir; bu karar ikinci alacaklılar toplantısının uygun bulması ile kesinleşir ve ikinci alacaklılar toplantısından sonraki on günlük süre geçince, bundan böyle davaya, davacı olarak iflâs idaresi tarafından devam edilir. İflâs idaresi ve ikinci alacaklılar toplantısı, davanın başarı şansı olmadığı kanısına varırlarsa, masanın davayı takip etmemesine karar verirler. Bu halde o davayı takip yetkisi, isteyen alacaklıya devredilir. (İİK md. 245). Hiçbir alacaklı davayı takip etmek istemezse, o zaman, müflisin dava takip yetkisi yeniden doğar ve müflis iflâsın kapanmasını beklemeden, davayı kendi adına devam ettirebilir. Açıklanan nedenlerle, davacı müflis yönünden, davaya iflas idaresinin katılımının sağlanıp İİK 194.maddesi hükümleri göz önünde tutularak yukarıda açıklanan usullere göre yargılamaya devam edilip sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulü ile  HMK'nun 353/1a.6 maddesi uyarınca ilk derece mahkeme kararının kaldırılması gerektiğine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/285 Esas, 2020/152 Karar ve 20/02/2020 tarihli kararının HMK'nun 353/1a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve  yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE, 4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf maktu karar harcından peşin alınan 54,40 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 373,20 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 5-Davacı tarafın yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.22/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0a1219fc82c00c29","SID":"09758aa8dacbf52a"}}