{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/299 Esas<br>KARAR NO: 2024/402 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2023/590 Esas (Derdest Dava Dosyası)<br>TARİH 22/08/2023<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 29/02/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile, şirket kurucusu Singapur merkezli, ... LTD. isimli ve yabancı uyruklu bir şirket olan davalı borçlunun alınan bilgilere istinaden yurt dışına mal kaçırma durumunun mevcut olması ve muhatap olunacak herhangi bir yetkiliye ulaşılmaması, müvekkilinin söz konusu alacağını tahsil etmesinin zorlaşması ve ülkedeki enflasyon ve dava süreçleri gözetildiğinde gecikme sebebiyle ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi sebebi ile öncelikle teminatsız olarak aksi kanaatte olunması durumunda ise teminatlı bir şekilde şirket ve şirket malvarlığının araştırılarak tespit edilen malvarlıkları üzerinde ihtiyati tedbir konulması talep edilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 22/08/2023 tarih 2023/590 Esas sayılı kararında; \".....İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin dava dilekçesi incelendiğinde; dava konusunun, taraflar arasındaki  ticari faaliyetten doğan 396.690,21-TL tutarındaki cari hesap alacağından kaynaklı olduğu, davacı vekilinin, öncelikle teminatsız olarak mahkeme aksi kanaatte olması durumunda ise teminatlı bir şekilde davalı şirket malvarlığının araştırılarak tespit edilen malvarlıkları üzerinde ihtiyati tedbir konulmasını talep ettiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamındaki bütün delillerin incelenmesi sonucunda, ihtiyati tedbir talep eden davacının, mevcut deliller ile alacağın yargılamayı gerektirdiği, HMK 389/1 md uyarınca sadece uyuşmazlık konusu hakkında tedbire hükmedilebileceği düzenlenmiş olup, yerinde görülmeyen tedbir isteminin reddine karar verilmiştir...\"gerekçesi ile, Davacı vekilinin ihtiyati tedbir isteminin REDDİNE, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, yerel mahkeme tarafından yeterli ve gerekli incelemenin yapılmadığını,Müvekkili şirket tarafından davalı şirket ile aralarındaki ticari faaliyetten doğan 396.690,21 TL tutarındaki cari hesap alacağından dolayı 17.04.2023 tarihinde davalı şirkete sözleşmesel edimin yerine getirilmesi aksi takdirde yapılan ödemenin iadesi talepli ekte yer alan ihtarname gönderildiğini ve elektronik tebligat vasıtası ile aynı gün tebliğ edildiğini ancak davalı şirket tarafından sözleşmesel edim yerine getirilmediği ve tebliğ alınan ihtarnameye herhangi bir itiraz sunulmadığı gibi ihtarname ile talep edilen ödemenin iadesi de yapılmadığını, söz konusu ihtarname ile davalı şirket temerrüde düşürüldüğünü, Müvekkili şirket tarafından davalı şirketin temerrüde düşürülmesi sebebi ile temerrüt tarihinden itibaren işlemiş faizi ile birlikte 396.690,21 TL tutarındaki cari hesap alacağından dolayı borçlu şirket aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı takip dosyası ile icra takibi başlatıldığını ödeme emri borçlu vekiline tebliğ edildiğini ve borçlu tarafından 15.05.2023 tarihinde borca itiraz edilerek takibin durdurulmasına sebebiyet verildiğini, Müvekkili şirketin cari hesaba ve cari hesapta belirtilen fatura ve işlemlere ilişkin edimlerin tam ve eksiksiz olarak yerine getirmiş olduğu konusunda ihtilaf bulunmadığını, müvekkili şirket, sözleşmesel edimi olan ödemeleri yaptığını ve ödemeler karşılığında teslim alınacak malları davalı şirketin sözleşmesel edimini yerine getirmemesi sebebiyle teslim alamamış olduğu halde teslim edilmeyen mal bedeli olan 396.690,21 TL müvekkiline iade edilmediğini, davalı, borçlu konumda olduğunu ve borcun miktarını bildiği ve müvekkili şirketçe gönderilen mutabakat mektubuna mutabık olduklarını bildiren yanıt vererek TTK madde 94 vd hükümleri uyarınca bakiye borcu kabul etmesine rağmen başlatılan icra takibi sonrası borcunu inkâr ederek kötü niyetli şekilde tahsil sürecinin uzamasına sebebiyet verdiğini ve müvekkili firmayı mağdur ettiğini, HMK.‘nın “İhtiyati Tedbirin Şartları” başlıklı 389. Maddesinde de belirtildiği üzere;“Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.” hükmü mevcut olduğunu, Şirket kurucusu Singapur merkezli, ... LTD. isimli ve yabancı uyruklu bir şirket olan davalı borçlunun alınan bilgilere istinaden yurt dışına mal kaçırma durumunun mevcut olması ve muhatap olunacak herhangi bir yetkiliye ulaşılmaması, müvekkilinin söz konusu alacağını tahsil etmesinin zorlaşması ve ülkedeki enflasyon ve dava süreçleri gözetildiğinde gecikme sebebiyle ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi sebebi ile öncelikle teminatsız olarak aksi kanaatte olunması durumunda ise teminatlı bir şekilde şirket ve şirket malvarlığının araştırılarak tespit edilen malvarlıkları üzerinde ihtiyati tedbir konulması talep edildiğini, Arabuluculuk görüşmeleri sırasında tarafımızla iletişime geçen şirket yetkilisinin ilettiği ekte yer alan mesajda da belirtildiği üzere borcun varlığı konusunda davalı yönünden herhangi bir ihtilaf bulunmadığını, davalı şirketin akıbeti noktasındaki muallak durum ve ihtiyati tedbir talebinin haklılığı ekte sunulan mesaj görüntüsü ile de anlaşılacağını, İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından alacağın yargılama gerektirmesi sebebi ile ihtiyati tedbir talebimizin reddine karar verildiğini, ihtiyati tedbirde asıl olan, ihtiyati tedbire esas bir hakkın varlığı ve bir ihtiyati tedbir sebebinin bulunması olduğunu, HMK'nın 390/3 maddesine göre tedbir talebi eden davanın esası yönünden kendisinin haklılığının yaklaşık olarak yasal delillerle ispat etmek zorunda olduğunu,Müvekkilinin usulüne uygun şekilde tutmuş olduğu ticari defterleri ve kayıtları neticesinde hazırlanmış olan cari hesap hareketleri, çek görüntüleri, faturalar ve sevk irsaliyeleri, davalı şirketin müvekkili şirketçe gönderilen mutabakat mektubuna mutabık olduklarını bildiren şekilde bildirimde bulunması, arabuluculuk görüşmeleri sırasında yapılan mesajlaşmalarda borcun varlığı konusunda ihtilaf bulunmaması müvekkili şirketin alacağı konusunda haklılığının yaklaşık ispat kurallarına uygun şekilde ispat edildiğini gösterdiğini, söz konusu mevcut delillere, davalı şirketin bulunduğu muallak durumun bildirilmesine ve söz konusu bildirimin İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne sunulmuş olmasına rağmen mahkemece ihtiyati tedbir istemine ret verilmesi usule ve yasaya aykırı bulunduğunu, söz konusu ihtiyati tedbir ret kararının kaldırılarak müvekkilinin alacağının tahsil etmesi tamamen imkansız hale gelmeden davalı şirketin tespit edilen malları üzerinde ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini,   İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, ihtiyati tedbir kararı verilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, cari hesap alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında  ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar verilmiş, karara karşı talep eden davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.Somut olayda davacı taraf dava dilekçesi ile ; Davalı taraftan satın alacağı malların karşılığında davalı tarafa mal bedeli olan 396.690,21 TL.'nin çekle ödenmesine rağmen davalı tarafın mal teslimini gerçekleştirmediğini, Beyoğlu ... Noterliğinden çekilen 17/04/2023 tarihli ihtarname ile tebliğden itibaren 3 gün içerisinde ürünlerin sözleşmeye uygun biçimde teslim edilmesi, teslim edilmemesi halinde ödemenin belirtilen hesap numarasına iadesinin talep edilmesine rağmen malın teslim edilmediği gibi avans olarak yatırılan paranında  iade edilmediğini, bunun üzerine, cari hesap alacağının faizi ile birlikte tahsil edilebilmesi için toplam 397.975,38 TL üzerinden takip başlatıldığını, takibe itiraz edilmesi üzerine eldeki itirazın iptali davasının açıldığını belirtilerek davalı şirket malvarlığının araştırılarak tespit edilen malvarlıkları üzerinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. HMK'nın 389. maddesi uyarınca, \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir. \"Davacı vekili dava dilekçesi ile ihtiyati tedbir talep etmiş olup kanun hükmü, tedbirin sadece uyuşmazlık konusu hakkında verilebileceğini düzenlemiştir. Davanın konusu olmayan mal varlığı hakkında tedbir kararı verilemez. Para alacağı için açılan somut davada, davalı adına kayıtlı mal varlığı ( menkul ve gayrimenkuller ) üzerine tedbir konulamaz. Yargıtay'ın emsal içtihadı da bu yöndedir. (Yargıtay 19. HD. 2012/16760 E-2013/3136 K.sayılı, 19/02/2013 tarihli kararı).  İhtiyati tedbir ile ihtiyati haciz farklı geçici hukuki koruma sağlayan müesseselerdir. İhtiyati tedbir, genelde dava konusunun el değiştirmesine engel olurken, ihtiyati haciz, alacağı teminat altına almaktadır.  İhtiyati haciz, HMK'nın 389 vd. maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbirin özel bir türü olup, davacı vekili dava dilekçesi ile açıkça ihtiyati tedbir talep etmiş olup bu talebin ihtiyati tedbir mahiyetinde ihtiyati haciz olarak yorumlanması mümkün değildir. Para alacağı hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesi mümkün olmadığından  sonuç itibariyle ilk derece mahkemesince talebin reddine ilişkin verilen ara karar usul ve yasaya uygun olup talep eden davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85.TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75.TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 29/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile  karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b363d6daee829bed","SID":"69b92f101694cf94"}}