{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/449 <br>KARAR NO: 2024/160<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 08/09/2020<br>NUMARASI: 2019/802 E. -  2020/470 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında ticari alım-satım ilişkisi bulunduğunu, ticari ilişki neticesinde davalı borçlunun faturalara müstenit borcunu müvekkiline ödemediğini, alacağın tahsili için borçlu hakkında icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz edildiğini, müvekkilinin alacağının likit olduğunu ve borçlunun borçtan haberdar olduğunu ileri sürerek,  itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; iddia edilen hususların hiçbir gerçeği yansıtmadığını, söz konusu faturalara karşılık müvekkili şirketin herhangi bir hizmet ya da ürün almadığını, taraflar arasında herhangi bir mutabakat söz konusu olmadığını, davacı tarafından  kesilen faturalara karşılık iade faturası kesilmek istenmişse de   bu talebin davacı tarafça kabul edilmediğini, davacının faturalar karşılık hizmet verdiğini ispatlayamadığını,  müvekkili şirketin davacıya herhangi bir şekilde borcunun bulunmadığını savunarak,  davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"Dava, genel haciz yolu ile takipte ödeme emrine itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir. Ticari defterlerin sahibi lehine olması için HMK m. 222/2’de öngörülen şartlar; defterlerin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olması, defterlerin açılış ve kapanış onaylarının yaptırılmış olması ve ticari defterlerin birbirini doğrulamış olması gerekmektedir. Somut olayda; davacı, davalıdan olan alacağının tahsili amacıyla  İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlattığı, davalının itirazı ile icra takibinin durmuş olduğu, davacı tarafın itirazın iptali talebiyle mahkememizde süresi içerisinde huzurdaki davayı ikame etmiş olduğu, yapılan yargılama sırasında davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelenmesinde ticari defterlerin açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun olarak yapıldığı,  davalı tarafça ticari defter ve kayıtlarının tutulduğu yer ile muhatap alınacak yetkili kişininin iletişim bilgilerini süresinde mahkemeye ibraz edilmediği, taraf  ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelenmesinde davacının davalıdan 8.377,39 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği görülmüştür. Ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak değerlendirilebilmesi için defterlerin usulüne uygun olarak açılış ve kapanış tasdiklerinin yapılmış olması ve ayrıca dayanak belgeleri ile birlikte bir bütünlük teşkil etmesi ve faturaların yanında teslim belgelerinin de bulunması gerekmektedir. Bu haliyle; davacının faturaya konu malın teslim edildiği/hizmetin yerine getirildiğini usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekir. Davacı taraf dava dilekçesinde ticarî defterlere delil olarak dayanmış olup bu ticarî defter kavramı içerisinde BA-BS formları da girmektedir. (Y. 19.HD, 2018/3083E., 2019/4860 K., 21.10.2019). Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde;  mahkememizce alınan bilirkişi raporuna göre davalı tarafından düzenlenen Form BA beyannamelerinde, davacının 10/05/2018 tarih ve kdv dahil 27.924,62 TL tutarlı olarak düzenlendiği faturayı kayıtlara aldığı, aynı faturaya konu mantolama köpüğü ürününden 1120 adedinin 29/05/2018 tarih ve kdv dahil 19.547,23 TL tutarlık kısmının davacıya iade edildiğinin anlaşıldığı, bu haliyle davalı vekilinin 30/05/2015 havale tarihli cevap dilekçesinde davacıdan alınan faturalara iade faturası düzenlenmek istediği ancak davacının kabul etmediği şeklindeki savunmasının kayıtlar ile uyuşmadığı, bir kısım ürünlere yönelik davalı tarafından düzenlenen ve davacı kayıtlarında tespit edilen iade faturası malın teslim edildiğine dair karine olduğu, \"malın teslim edilmediğinin ya da bütününün iade edildiğinin\" davalı tarafça yazılı delille kanıtlanması gerektiği, davalı tarafın icra takibinden evvel temerrüde düşürülmemiş olduğu anlaşılmakla davacının işlemiş faiz isteminin yerinde olmaması nedeniyle işlemiş faiz isteminin reddine asıl alacak yönünden davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davanın ve alacağın faturaya dayalı ve likit olması nedeniyle icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.\" gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile; davalı borçlunun İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 8.377,38 TL asıl alacak bakımından kaldığı yerden devamına, davalının itirazında haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından asıl alacak olan 8.377,38 TL üzerinden % 20 oranında olmak üzere 1.675,48 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,  1.206,17 TL'lik faiz tutarı yönünden davanın reddine;  02.11.2020 tarihli ek karar ile de  arabuluculuk ücretinin  ret ve kabul oranlarına göre taraflardan  alınmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; icra takibine ilişkin kesilen faturalara karşılık müvekkilinin  herhangi bir hizmet ya da ürün almadığından, taraflar arasında mutabakat bulunmadığındantakibe itiraz edildiğini,  icra takibine ilişkin davacı şirket tarafından kesilen faturalara karşılık müvekkili şirketin, davacı taraftan herhangi bir mal ya da hizmet almaması sebebiyle iade faturası kesmek istendiğini, ancak  davacı tarafından kabul edilmediğini, mahkeme nezdinde alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi bahse konu faturaya dair sevk irsaliyesinin ''teslim alan'' kısmında ... isimli şahsın imzası bulunduğunu, ancak şahsın müvekkil şirket ile ilgisinin dosya kapsamında tespit edilemediğini, nitekim müvekkilinin  böyle bir çalışanı da olmadığını, davacının kime hizmet verdiği, kestiği faturaya ilişkin malların kime teslim edildiği dahi tespit edilmeden mahkeme tarafından müvekkili aleyhine davanın kısmen kabulüne ve icra inkar tazminatına karar verildiğini, buna karşın davacının iddia ettiği alacağına karşılık verdiği hizmeti ispatlayamadığından, mahkemenin usul ve yasaya aykırı kararının kaldırılması gerektiğini,  nitekim alacaklı görünen tarafın da ticari defterlerinden ve faturadan başka delil sunamadığını, teslimi ispatlayamadığını, teslim edilen şahsın davalı ile ilgisi bulunmadığını, bu durumda ticari defterlerin tek başına somut delil oluşturamayacağını,  mahkemece, davacı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmasına, açılış kapanış onaylarının bulunmasına dayanarak davacı lehine hüküm kurulduğunu, bu uyuşmazlığın çözümünde esas alınması gereken hususun bahse konu hizmetin müvekkiline verildiğinin ispatı olduğunu, ancak davacının müvekkile verdiği hizmeti ispatlayamadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar  verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin fatura ve  açık hesap ilişkisinden kaynaklanan bakiye alacağın  tahsili amacıyla başlatılmış olan  ilamsız icra takibine yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, davalı ile aralarındaki alım satım şeklindeki ticari ilişki  kapsamında mal teslimi yaptığını, düzenlenen faturalara istinaden açık hesaptan kaynaklanan alacağı bulunduğunu ileri sürmüş; davalı ise davacının fatura konusu ettiği mal ve hizmeti almadığını, davacının teslimi ispatlayamadığını, iade faturası kesmek istemesine davacının karşı çıktığını, sadece fatura düzenlenmesinin alacağın varlığını göstermeyeceğini savunmuştur. Dosya kapsamında bulunan İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 8.377,38 TL diğer asıl alacak,  1.206,17 TL faiz olmak üzere toplam 9.583,55 TL alacak yönünden 11.03.2019 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak 8.377,38 TL asıl alacağın gösterildiği, ödeme emrinin 15.03.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 18.03.2019 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece, taraflara ticari defterlerini sunmaları için usulüne uygun şekilde davetiye tebliğ edilmiş, davacı taraf ticari defterlerini sunmasına rağmen davalı taraf ticari defterlerini sunmamış, yerinde inceleme talebinde de bulunmamıştır. Mahkemece hükme esas alınan Mali Müşavir bilirkişi raporunda  davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, lehine delil olabileceği, dava konusu 10.05.2018 tarih, 3896 sayılı,  ''mantolama köpüğü'' açıklamalı ve 27.924,62 TL bedelli  e-faturanın  davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı yanca düzenlenen 29.05.2018 tarihli, ''... mantolama  köpüğü 1120,00 Adet'' açıklamalı ve 19.547,23 TL bedelli iade faturasının davacının kayıtlarında  yer aldığı, davalının aldığı bu miktar ürünü davacıya iade ettiği, davalıya ait BA formlarından davalının 10.05.2018 tarih ve 27.924,62 TL bedelli bu faturayı kayıtlarına aldığı ve bildirimini yaptığı, sevk irsaliyesine göre teslim alanın ... adlı kişi olduğu,  davacının defter kayıtlarına göre davalıdan takip tarihi itibariyle 8.377,39 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir. HMK'nın 190.maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir.Davalı tarafça ticari ilişki reddedilmemiş, fatura konusu mal ve hizmetin alınmadığı savunulmuştur.  Her ne kadar fatura tek başına akdi ilişkiyi ve alacağı tek başına ispata yeterli olmaz ise de, somut olayda,  davalı şirket ticari ilişkiyi reddetmemiş olduğu gibi davacının düzenlediği 10.05.2018 tarih, 3896 sayılı,  ''mantolama köpüğü'' açıklamalı ve 27.924,62 TL bedelli  e-faturayı BA formlarına göre kayıt altına alıp Vergi Dairesine bildirimde bulunmuş, ayrıca, bu davacı faturasına karşılık 29.05.2018 tarihli, ''... mantolama  köpüğü 1.120,00 Adet'' açıklamalı ve 19.547,23 TL bedelli iade faturası düzenlemiştir. Bu durumda her ne kadar teslim alan kişinin davalı yetkilisi olduğu araştırılmamış ve davalı tarafından da bu kişinin kendileri ile ilgisi olmadığı belirtilmiş ise de,  davalı, BA formu uyarınca davacının  dava konusu faturasını  vergi dairesine bildirmiş ve ayrıca davacı kayıtlarına alınan iade faturası düzenlemiş  olduğu  nazara alındığında davalının artık fatura konusu malların iade faturasına konu kısmı dışındakileri teslim almış olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle davalı tarafın aksine savunmaları ve istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı  tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 490,99 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, 3-Davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi  üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.08.02.2024<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun değerine göre  karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3136492e7e2f179b","SID":"3319c0aa9c7ee20a"}}