{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2024/426 <br>KARAR NO: 2024/564 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 07/11/2023<br>ESAS NO: 2021/60 <br>KARAR NO: 2023/985<br>DAVA: Alacak <br>DAVA TARİHİ: 21/01/2021 <br>KARŞI DAVA KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2021/214 ESAS <br>SAYILI DAVA DOSYASINDA:<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı)|Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 29/02/2024<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 29/02/2024<br>KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 07/11/2023 tarih ve 2021/60 E - 2023/985  K kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br> Davacı vekili asıl dosyada dava dilekçesinde özetle: Taraflar 2017 yılından itibaren ...  marka ... gövdeli 70 W,150W ve 250 W sokak aydınlatma armatürleri satımı konusunda anlaştıklarını ve çeşitli sözleşme yaptıklarını, akdedilen sözleşmelere istinaden tüm ürünlerin davalıya eksiksiz olarak teslim edildiğini ancak davalı şirketin sözleşme gereği edimini ifa etmeyerek davacıya alacağının bir kısmını ödemediğini buna ilişkin Ankara 63. Noterliğinin ... tarih ve ...  yevmiye nolu ihtar çekildiğini, ancak davalı şirketin 2018 yılından beri 200.000,00 TL lik armatür teminlerine ilişkin bedeli ödemediğini, davalı tarafın malların ayıplı olduğu gerekçesiyle davacıya bakiye cari hesap alacağını ödemediğini, taraflar arasında 2017 ve 2018 yılında akdedilen sözleşmeler gereği davacı tarafça malzemelerin tamamının davalıya teslim edildiğini, teslimden sonra garanti süresinde ürünlerde meydana gelen kırılmalar neticesinde bazı ürünlerin değiştirildiğini, davalı tarafın ayıp iddiasının ve bu iddiayı dile getirme şeklinin Ticaret Kanunu ve Borçlar Kanununa aykırı olduğunu beyanla; Türk Ticaret Kanunu 23/1-c Maddesi; \" Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanunu'nun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.\" hükmünü amirdir. Maddesi uyarınca davalı tarafın mükellefiyetlerini yerine getirmediğini, taraflar arasında kesin teminat ve ek kesin teminatın geri verilmesi başlıklı 12.4. Maddesi; \" İşin, sözleşme ve ihale dokümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirildiği ve yüklenicinin bu işten dolayı idareye herhangi bir borcunun olmadığı idarece tespit edildikten sonra, kesin teminat ve varsa ek kesin teminatın tamamı,; Sosyal Sigortalar Kurumundan alınan ilişiksiz belgesinin idareye verilmesinin ardından yükleniciye iade edilir.\" şeklinde düzenlendiğini, davacı tarafından davalı kuruma... Bankasına ait 43.620,00 TL, 12.950,00 TL, 33.413,00 TL, 59.091,00 TL ve 17.727,00 TL  bedelli teminat mektupları  ilgili madde uyarınca teslim edildiğini, davacı tarafından teslim edilen ürünlerde bir sorun olması halinde davalı tarafın teminat mektuplarını nakde çevirerek zararının gidermesi gerektiğini, tüm teminat mektuplarının süresi dolduğunu, davalı tarafça Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2020/377 D.İş sayılı dosyası ile satışı yapılan armatürler üzerinde garanti süresi geçtikten sonra inceleme yapılarak delil tespiti talebinde bulunduğunu,  garanti süresi geçtikten sonra davacının ürünlere ilişkin bir sorumluluğunun bulunmadığını beyanla cari hesap alacağı için şimdilik 1.000,00 TL talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı tarafından davacı şirketten 2017-2018 yılı içerisinde ... marka Polimer gövdeli 70W, 150W ve 205W sokak aydınlatma armatürleri satın alındığını, ardından sahada montaj işlemleri yapıldıktan kısa bir süre sonra armatür gövdelerinde çatlama, kırılma, kopma, düşme gibi fiziki bozulmaların olduğunun tespit edildiğini, ilgili armatürlerde gizli ayıplar nedeniyle meydana gelen olaylarda vatandaşların uğramış olduğu zararlar olduğunu, davacı ile yapılan görüşme ve yazışmaların ardından davacı şirket yetkilileri sahada armatürleri incelediğini ve ayıplı bir kısım armatürleri değiştirdiklerini, bu işlemden kısa bir süre sonra hem eski takılan hem de daha sonra değişen armatürlerde önceden meydana gelen düşme, çatlama, kopma vb. yaşanan sıkıntıların artarak devam ettiğini, davalı talebi üzerine davacı şirket yetkililerinin tekrar inceleme yaptığını tasarım hatası olmadığını, polimer ham madde de problem olduğunu, yeni ham madde temini yaparak imalat yapacaklarını ve armatürleri değişeceklerini belirttiklerini ancak hiç bir işlem yapılmadığını, davalı şirket davacı şirketten alınan ... marka armatürler üzerinde mevcut ayıplı durumun belirlenmesi için Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/377 D. İş sayılı dosyası ile delil tespiti yaptırdığını, bilirkişilerce yapılan incelemeler neticesinde...  Marka Armatürlerin ayıplı olduğunun tespit edildiğini, davacı ile yapılan yazışmalarda armatürlerde ki polimer ham maddesinin sorunlu olduğunun davacı tarafından da kabul edildiğini, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/377 D. İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporuna göre armatürlerin montajından ve hammaddesinden kaynaklı olduğu tespit edilen ayıplar, ürün satın alındıktan sonra ortaya çıkan ve ortalama birinin bakınca anlayamayacağı gizli ayıp niteliğinde olduğunu ve bu durumun otraya çıkmasında TBK 18/2 maddesinin amir hükümlerine aykırı olarak basiretli tacir gibi davranmayan davacı şirketin ağır ihmal ve kusurunun bulunduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 37. maddesinde; \"Yüklenicinin bu sözleşme gereği teslim ettiği mallarda,malzemenin hileli olmasından veya malin teknik gereklerine uygun imal edilmemiş olmasından dolayı zarar ve kayıplar oluştuğu taktirde bu zarar ve kayıplar, yükleniciye tamamlattırılır veya ödettirilir. \" şeklinde olduğunu beyanla davanın reddedilmesini talep etmiştir. <br> Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/214 esas 2021/846 karar sayılı birleşen dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin TTK'ya tabi bir özel hukuk tüzel kişisi olduğunu, müvekkilinin davalı şirketten 2017-2018 yılı içerisinde ... marka polimer gövdeli 70 W, 150W ve 250W sokak aydınlatma armatürleri satın aldığını, montajdan kısa bir süre sonra armatür gövdelerinde çatlama, kırılma, kopma düşme gibi fiziki bozulmaların olduğunun tespit edildiğini, davalının ayıplı bir takım armatürleri değiştirdiğini ancak sıkıntıların artarak devam ettiğini, davalının sıkıntıları tamamen gidereceğini beyan ettiğini ancak bugüne kadar hiçbir işlem yapılmadığını, mevcut durumun tespiti için delil tespiti yaptırıldığını, Kayseri 1. ATM'nin 2020/377 D.İş sayılı dosyası ile durumun tespit edildiğini, ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğunu ileri sürerek; işbu davanın Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/60 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini, ayıplı armatürlerin neden olduğu müvekkili şirketçe karşılanan hasarlar için şimdilik 1.000,00 TL, aramtürlerin demontajı ve yenisinin talımsa için sarfedilen işgücünü kapsayacak bedele için şimdilik 1.000,00 TL, sökülen armatürlerin yerine yeni takılan armatürlerin bedeli için 1.000,00 TL olmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla şimdilik 3.000,00 TL tazminatın faizi ile davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br> Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/214 esas 2021/846 karar sayılı birleşen dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; tensip zaptı ve 07/06/2021 tarihli ara kararın müvekkiline tebliğ edilmiş gibi işlem tesis edildiğini ve duruşma günü verildiğinin anlaşıldığını, müvekkili şirketin 19/04/2018 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde verdiği ilan ile şirket türünü A.Ş.'ye şirket adının ise ...  olarak değiştirdiğini, şirket merkezinin ise ...Mah. ... Cad. No:... ...  adresine taşıdığını ilan ettiğini, TK.35 uyarınca yapılan tebligatı kabul etmediklerini savunarak dava dilekçesi ve tensip zaptının müvekkili şirkete tebliğ edilmesini, dilekçeler teatisi tamamlandıktan sonraki bir güne ön inceleme duruşma günü verilmesini talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>İddia ve savunmalar, yapılan yargılama, toplanan deliller, hüküm kurmaya elverişli bilirkişi heyet raporu ve tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; \"...Toplanan tüm deliller, tanık beyanları, mahkememizce alınan bilirkişi rapor ve ek raporları dikkate alındığında; Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/377 D. İş sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporundan, dosya içerisinde bulunan resimlerden ve yazışmalardan anlaşıldığı üzere ürünlerde gizli ayıp bulunduğu ve yüklenicinin sözleşmenin Kabulden Sonraki Hata ve Ayıplardan Sorumluluk Madde 37 ye göre sorumluluğunun bulunduğu, mal alım satım sözleşmesi kapsamında ... .’nin edimini eksiksiz ve süresinde yerine getirdiği ancak daha sonra ürünlerde gizli ayıp olduğunun belirlendiği, gizli ayıbın ise ancak kullanımdan sonra anlaşılabildiği, gizli ayıptan kaynaklanan zarar miktarının 93.065,75 TL olduğu, ... ’nin ise 200.000,00 TL eksik ödeme yaptığı anlaşılmakla, asıl dava yönünden davanın kabulü ile; 200.000,00-TL alacağın 20/11/2020 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, birleşen dava yönünden ise davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, gizli ayıp armatürlerinden kaynaklanan 93.065,75-TL alacağın 07/09/2019 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, birleşen dosya yönünden diğer taleplerin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. Asıl dava yönünden DAVANIN KABULÜ İLE; 200.000,00-TL alacağın 20/11/2020 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, Birleşen yönünden davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, Gizli ayıp armatürlerinden kaynaklanan 93.065,75-TL alacağın 07/09/2019 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, birleşen dosya yönünden diğer taleplerin REDDİNE...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı davacı ve davalı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davacı - karşı davalı ... . vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/377 D.İş sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporu esas alarak tanzim edilen  raporun hükme esas alınmasını kabul etmediklerini, itiraza uğrayan tespit raporları delil olarak kullanılamayacağını, bu nedenle bu rapora dayanak yerel mahkeme kararını da kabul etmediklerini, Yargıtayın uzun yıllardır kökleşmiş, artık aksi yönde hüküm tesis edilmeyen içtihatları uyarınca; itiraza uğrayan delil tespitleri asıl davada delil olarak kullanılamayacağı gibi hükme de esas alınamayacağını,  Hukuk Genel Kurulu`nun 15.04.1964 gün ve 4/98-324 sayılı; 27.11.1971 gün ve 1971/9-690 sayılı; 24.06.1978 gün ve 1978/14-348 sayılı; 25.04.1979 gün ve 1979/11-401 sayılı; 11.12.1991 gün ve 1/506-635 sayılı kararları da benzer mahiyette olduğunu, taraflar arasında işbu sözleşme 14.04.2017 tarihinde akdedildiğini, akabinde malzemelerin tamamı 2017 yılı içerisinde davalıya teslim edildiğini, teslimden sonra garanti süresi içerisinde ürünlerde meydana gelen kırılmalar neticesinde gerekli incelemeler yapıldığını ve bazı ürünler garanti kapsamında müvekkilce değiştirildiğini, değişimden sonra 2 yıllık garanti süresi dolduğunu, dava konusu armatürlere hayat boyu garanti verilmesini sonucunu doğuracak zorlama bir yorumu kabul edemediklerini, müvekkil şirketin 2 yıl geçtikten sonra hiçbir taahhüt ve sorumluluğu bulunmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre aradan 10 yıl geçtikten sonra dahi arızalanan ürünlerden müvekkil şirketin sorumlu olması gibi garip bir durum ortaya çıkacağını, bir an için hükme esas alınan bilirkişi raporunu kabul etsek bile müvekkilin 2 yıllık yasal sorumluluğuna karşı sayın bilirkişilerin ek raporun 3. sayfasında da belirttikleri üzere kanuna aykırı olarak 4 yıl içerisinde arızalanan armatürlere ilişkin bir hesaplama yaptığını, meydana gelen arızaların ne kadarının müvekkilin sorumlu olduğu 2 yıla ilişkin olduğu, ne kadarının sorumlululuğunun bulunmadığı döneme ait olduğu hususunda inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, esasen bu durumu tevsik edecek bir bilgi de dosyada mevcut olmadığını, bilirkişi raporuna ilişkin bu itirazlarımız yerel mahkeme tarafından değerlendirilmeden hüküm tesis edilmiş olup, yerel mahkeme kararının bu yönü ile de kaldırılması gerektiğini, birleşen davada davalı - karşı davacı lehine verilen hükmün kaldırılmasına, karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı - karşı davacı ... vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket, 04.12.1984 tarihli 3096 sayılı “Türkiye Elektrik Kurumu dışındaki Kuruluşların Elektrik Üretimi, İletimi, Dağıtımı ve Ticareti ile Görevlendirilmesi Hakkında Kanun” gereği, 27.11.1988 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile gerekli izin verilerek 12 Ocak 1989 tarihinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile “Görev Verme Sözleşmesi” imzaladığını, ayrıca, 8 Ocak 1990 tarihinde TEK ile “İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi” imzalamış olup, (18.Görev Bölgesi) elektrik dağıtımı yapmak üzere Elektrik Enerjisi Dağıtım Lisansı sahibi, sermayesinin yaklaşık %51’inin kamunun elinde bulunduğu, TTK’ya tabi bir özel hukuk tüzel kişisi olduğunu, müvekkil şirket her ne kadar özel hukuk hükümlerine bağlı tüzel kişi olsa da verilen elektrik dağıtım hizmeti bir kamu hizmeti olduğunu, en temel insan haklarından olan yaşama ve barınma hakları ile bağlantılı olan ve günümüzde adeta bir insan hakkı görünümünde bulunan elektrik enerjisine erişim ve aydınlatmanın kesintisiz olarak sağlanmasının bir zorunluluk ve vazgeçilmesi mümkün olmayan kamusal bir ihtiyaç olduğu ve verilen hizmetin kamu hizmeti olduğunu, müvekkil şirket görev bölgesinde bulunan park, bahçe ve otoyolları en güvenli şekilde aydınlatmak ile yükümlü olduğunu, bu kapsamda müvekkil, davalı şirketten 2017 - 2018 yılı içerisinde ...  marka Polimer gövdeli 70W, 150W ve 250W sokak aydınlatma armatürleri satın aldığını, satın alma işleminin ardından sahada montaj işlemleri yapıldıktan kısa bir süre sonra; armatür gövdelerinde çatlama, kırılma, kopma, düşme gibi fiziki bozulmaların olduğu tespit edildiğini, yerel mahkeme tarafından da armatürlerde gizli ayıp olduğu kabul edilerek hüküm altına alındığını, bahsedilen armatürlerin montajından ve hammaddesinden kaynaklı olduğu tespit edilen ayıplar; ürün satın alındıktan sonra ortaya çıkan ve ortalama birinin bakınca anlayamayacağı \"GİZLİ AYIP\" niteliğinde olup bu durumun ortaya çıkmasında TTK 18/2 maddesinin amir hükümlerine aykırı olarak basiretli tacir gibi davranmayan davacı şirketin ağır ihmal ve kusuru bulunduğunu, davalı şirket tacir olup ticari işlem ve eylemlerinde TTK 18/2 madde hükmü gereği basiretli bir tacir gibi davranmakla yükümlü olduğunu, bu yükümlülük çerçevesinde; davalının ticari ilişkide bulunduğu müvekkille yaptığı anlaşma ve önceden kabul ettiği şartname hükümlerine göre hareket etmediği, bilirkişi raporunda tespit edildiği ve kendisinin de kabul ettiği gibi ayıplı armatürleri müvekkile teslim ederek bu yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini, müvekkil tespit ettiği ayıpları satıcı-davalı firmaya bildirdiğini ve iyi niyetli olarak ondan anlaşma hükümlerine göre hareket etmesini beklediğini, ancak davalı defalarca bildirildiği halde 3. Kişilerin zarar görmesi pahasına bugüne kadar basiretli bir tacir gibi davranmak bir yana tüm bildirimlerimiz karşısında asgari bir hassasiyet dahi göstermeyerek kendi ağır kusurundan kaynaklı sorunun giderilmesi adına hiçbir adım atmadığı gibi Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2021/60 Esas sayılı dosya ile alacak davası açtığını, davalının ağır kusurlu olduğu açıkça ortadayken müvekkil şirketten alacaklı olması tarafımızca kabul edilemez bir durum olduğunu, TBK madde 112 hükmünde borçlu, borcunu gereği gibi ifa etmediği hallerden, kendi aleyhine konulmuş olan kusur karinesi uyarınca sorumlu tutulduğunu, öğretide, temerrüt ve imkânsızlık dışında, ayıplı teslim gibi, gereği gibi ifa etmeme hallerini kapsayacak şekilde, kötü ifa kavramının karşılığı olarak, sözleşmenin müspet ihlali kavramı da kullanıldığını, bu düzenlemeler gereğince müvekkil şirketin doğması muhtemel zararlarının da hesaplanıp hüküm altına alınması gerektiğini, müvekkil şirket ayıplı armatürler sebebiyle zarara uğramaya devam ettiğinden, sahada arızalanan armatür oranı  4 yıl için (sözleşme tarihinden dava tarihine kadar geçen sürede) yaklaşık olarak 150 W için %0,71, 250 W için %2,54 olarak hesaplamış olup, mahkemece ayıpsız bir armatürün ortalama kullanım ömrünün tespit edilmesini ve gizli ayıp nedeniyle arızalanan armatür oranı baz alınmak suretiyle, ortalama armatür kullanım ömrü süresi içerisinde ne kadar armatürde daha gizli ayıp ortaya çıkacağının tespiti ile ortaya çıkacak armatür sayısına göre yeniden hesap yapılarak bu şekilde karar verilmesi gerektiğini, yerel Mahkeme dosyasına daha önce sunduğu üzere 2022 yılı içerisinde söz konusu armatürler kırılıp düşmeye devam ettiğini, Yerel Mahkemenin 2021/60 Esas 2023/985 Karar sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talebi doğrultusunda asıl davanın davacı - karşı davalı yönünden reddine, birleşen davanın müvekkil şirketin tüm talepleri yönünden kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:<br>HMK'nın 355. maddesine göre \"İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir\" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.<br>Asıl dava, sözleşmeden kaynaklı alacak talebine, karşı dava ayıptan kaynaklı bedel indirimi ve zarar talebine ilişkindir.<br>Dosya kapsamında toplanan deliller, somut olayın özelliklerine uygun bilirkişi raporu, ilk derece mahkemesinin olay nitelendirilmesi ve gerekçesi nazara alındığında, asıl dava yönünden davacının ispatlanan alacağı üzerinden davanın kabulüne, karşı dava yönünden ispatlanan ayıp oranında indirim bedeli yönünden davanın kısmen kabulüne, sair talepler yönünden ise davanın reddine ilişkin kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen istinaf edilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılık bulunmadığı, bu nedenlerle davacı-karşı davalının karşı dava yönünden istinaf sebeplerinin, davalı-karşı davacının asıl dava yönünden istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı-karşı davalının ve davalı-karşı davacının istinaf başvurusunun HMK nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.<br>Davalı-karşı davacının karşı dava yönünden istinaf başvurusunun yapılan değerlendirilmesinde; 95.065,75 TL alacak miktarı üzerinden dava açıldığı ve mahkemece yapılan yargılama sonucu davanın kısmen kabulüne, 93.065,75 TL alacak miktarı üzerinden karar verildiği görülmüştür. Davalı-karşı davacı işbu kararı istinaf etttiğinden istinaf edilen karar miktarının/reddedilen dava değerinin 2.000,00 TL olduğu anlaşılmıştır. <br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İstinaf Yoluna Başvurulabilen Kararlar” başlığını taşıyan 341. maddesinin 2. fıkrasında açıkça; “Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir.” 4. Fıkrasında :\"(4) Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz.\" şeklinde düzenlenmiştir.<br>02/12/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun  ''istinaf yoluna başvurulabilen kararlar'' kenar başlığını taşıyan 341. maddesinin 2-3-4. fıkralarında değişiklik yapılarak \"binbeşyüz\" Türk Lirası ibaresi \"üçbin\" Türk Lirası olarak değiştirilmiş, yine 6763 sayılı Kanunun 47. maddesinde kanunun yayımı tarihi ile yürürlüğe gireceği aynı Kanunun \"Parasal sınırların artırılması\" başlıklı ek 1. maddesinde;\"(1) 200 üncü, 201 inci, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz.<br>(2) 200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır.\" hükmü getirilmiştir.<br>Mahkemece 07/11/2023 tarihinde nihai karar verilmiş olup, hükmün verildiği tarih itibariyle kesinlik (İstinaf edilebilme) sınırı 17.830,00 TL’dir. <br>Davalı-karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna konu edilen karara ilişkin dava değerinin/talebinin reddedilen kısmının ise 2.000,00 TL'ye ilişkin olduğu görülmüş olup HMK 341/4 maddesi gereğince hükmün verildiği tarih itibariyle, alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz.Bu miktar karar tarihi itibariyle 17.830,00 (onyedibinsekizyüzotuz) Türk Lirasına yükseltilmiştir.Bu miktarı geçmeyen reddedilen kısıma ilişkin kararlar kesin olduğundan, mahkemece her ne kadar ilgili istinaf başvuru dilekçesinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 346/1. maddesi uyarınca reddine karar verilmemiş ise de; aynı Kanun hükme ve  352. madde hükmü uyarınca, istinaf başvuru dilekçesinin miktar itibariyle kesin olan bir karara ilişkin olması sebebiyle davalı-karşı davacının istinaf dilekçesinin/başvurusunun HMK 352/1-b maddesi gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HMK 352/1-b maddesine göre kesin olan kararların istinafı halinde Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk dairesince  ön incelemede öncelikle gerekli karar verilir.  <br>Açıklanan nedenlerle davalı-karşı davacı istinaf ettiği karara ilişkin dava değerinin/reddedilen talep-karar miktarının kesinlik (istinaf edilebilme) sınırının altında olması nedeniyle kesin sayılan kararla ilgili işbu istinaf  dilekçesinin/talebinin HMK 341/4 ve HMK 352/1-b maddeleri gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>A) DAVACI-KARŞI DAVALININ KARŞI DAVA YÖNÜNDEN, DAVALI-KARŞI DAVACININ ASIL DAVA YÖNÜNDEN; <br>1- KAYSERİ 2.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 07/11/2023 tarih ve 2021/60 E - 2023/985  K sayılı nihai kararının  usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Davacı-karşı davalının karşı dava bakımından istinafı yönünden;  Alınması gerekli olan 6.357,32 TL istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden tarafından peşin yatırılan 1.590,00 TL'den mahsubu ile bakiye 4.767,32 TL istinaf karar ve ilam harcının davacı-karşı davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, <br>Davalı-karşı davacının asıl dava bakımından istinafı yönünden; alınması gerekli 13.606,20 TL istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden tarafından peşin yatırılan 3.415,50 TL'nin mahsubu ile bakiye 10.190,70 TL istinaf karar ve ilam harcının davalı-karşı davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, <br>3- İstinaf başvurusunda bulunan taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendileri üzerinde bırakılmasına, <br>4-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359/4.maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>B) DAVALI-KARŞI DAVACININ KARŞI DAVASI YÖNÜNDEN; <br>1-Davalı-karşı davacı vekilinin istinafa konu dava değerinin/talebinin reddedilen kısmının karar tarihi itibari ile kesinlik (istinaf edilebilme) sınırı kapsamında kaldığı anlaşıldığından, davalı-karşı davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun  341/4 ve 352/1-b maddeleri uyarınca USULDEN  REDDİNE,<br>2-İstinaf eden davalı-karşı davacının peşin yatırdığı 427,60 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine, <br>3-İstinaf başvurusunda bulunan davalı-karşı davacı tarafından yapılan istinaf posta/yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvuru harcının kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; HMK'nın 359/4.maddesi gereğince de karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,<br>5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 29/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a1de5cea6c15b6a1","SID":"5b48a58a527500ee"}}