{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/501 <br>KARAR NO: 2024/156<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 22/12/2020<br>NUMARASI: 2018/1229 E. - 2020/732 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; dava dışı sigortalı ... San. ve Tic. AŞ tarafından imal edilen toplam 298.775 adet (19 Palet ‐ 475 Koli ‐ 1.353 Net Kg ‐ 2.010 Brüt Kg) boş katlanabilir alüminyum tüp cinsi emtianın  İspanya/ Terrassa'da yerleşik ...  adlı firmaya satıldığını, emtianın alıcı firmaya teslim edilmek üzere  İstanbul'dan davalıya ait ... (Yarı Römork) plakalı tıra  parsiyel olarak yüklenerek taşındığını, 10.10.2017 tarihinde alıcı firma tesislerinde emtianın araçtan tahliyesi esnasında yapılan kontrollerde, nakliye aracının balık taşımış olduğu ve balık suyunun emtianın paletlerine, balık kokusunun ise emtiaya sirayet etmiş olduğunun tespit edildiğini, bu nedenle emtianın alıcı firma tarafından kabul edilmediğini, araçtan tahliye edilmediğini, geri gönderildiğini, 11.10.2017 tarihinde emtianın bu defa başka bir araç ile tekrar alıcı firma tesislerine getirildiğini, bu defa emtianın araçtan tahliye edildiğini, ancak yapılan kontrollerde emtianın balık koktuğunun tespit edilerek bu durumun derhal sigortalı ...'e yazılı olarak bildirildiğini, sigortalı firma tarafından ilk etapta emtianın palet ve ambalajının değiştirilmesi kararlaştırıldığını, ancak hasara konu emtianın ilaç ambalajı olması sebebiyle insan sağlığı için olumsuz durum teşkil edebileceğinden alıcı firma ... tarafından reddedildiğini,  taşınan emtianın ilaç sektöründe kullanıldığı dikkate alındığında balık suyu ve kokusu sinmiş hammaddenin ecza sektöründe kullanılamayacağının aşikar olduğunu, müvekkili tarafından bu sebeplerle sigortalı ... San. Ve Tic. AŞ 'ye 18.404,10 -EURO ödeme yapıldığını, bu ödemenin kusurlu davalıdan tahsili için  İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile  ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep  ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının aktif husumet ehliyetinin saptanması gerektiğini, CMR'nin 30.maddesi uyarınca müvekkiline usulüne uygun ihbar yapılmadığını,  açıkça  görülemeyen hasarlarda teslimden 7 gün içinde taşımacıya yapılması lazım gelen yazılı ihbarın yapılmadığını, davanın  1 yıllık zaman aşımı süresi  geçtikten sonra açıldığını,  hasarın müvekkili nezdinde meydana gelmediğini,  ödemenin hatır ödemesi olduğunu, tazminat talebinin fahiş olduğunu, üst sınırın dikkate alınması gerektiğini, CMR'nin 23.maddesine  aykırı şekilde belirlenen tazminat miktarını kabul etmediklerini, sovtaj bedelinin talep edilen miktardan düşülmesi gerektiğini, talep edilen faizin CMR'ye aykırı olduğunu, davacının  gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğunu,  işbu rücuen tazminat davasında da gerçek zarar miktarından fazlasını haksız şekilde müvekkiline rücu etmesinin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddi ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; bilirkişi raporu aynen karara aktarılmış ve kısmen kabülü ile davalı borçlunun İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 17.877,11 Euro üzerinden devamına, alacağın takip tarihinden itibaren %5 faiz oranını geçmemek üzere kamu bankalarınca uygulanan azami mevduat faiz oranı üzerinden faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine  karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; CMR'nin 30.maddesine göre 7 günlük ihbar şartına uyulmadığı savunmalarının inceleme konusu yapılmadığını, kabul ve ikrar anlamına gelmemesi kaydıyla davacı tarafça ihbar süresine uymadığından hasarın müvekkilinin sorumluluğunda iken oluştuğunu ispatlanması gerektiğini, CMR 30/1 hükmüne uygun bir hasar bildirimi bulunmadığından yükü hasarsız bir şekilde teslim alan müvekkil şirketin varma yerinde de alıcısına aynı şekilde teslim ettiğine ilişkin karinenin aksini ispat edici nitelikte başka bir delilde mevcut olmadığından, hasarın taşıma sırasında meydana geldiğinin ispat edilmediğini, emtiaların taşıma sırasında hasarlanmadığını,  raporda “tüplerin streç film ile sarılı olması streç filmin bahsedilen makalelerden de anlaşılacağı üzere geçirgen olması sebebiyle mikroorganizmalara karrşı kesin bir koruma sağlamadığı “şeklinde olduğunu, hasarın  müvekkilinin kusurundan  kaynaklanan bir sebepten dolayı değil, yükleme, ambalajlama ve istifleme hatasından kaynaklandığını, bu sebeple müterafik kusurun tespit edilmesi  gerektiğini,  bilirkişi raporunda bilirkişilerin kendi görev alanlarına ilişkin sovtaj incelemesi yapmadan eksper raporunun kabul edilmesinin mümkün  olmadığını, oysa bilirkişilere tevdi edilen görev; söz konusu emtianın sovtaj değerinin olup olmayacağı, ayrıca piyasa araştırmasını sağlıklı verilerle güçlendirip gerçek sovtaj bedelini tespit edilmesi olduğunu,  davacı tarafın aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, dava konusu taşımayı kapsayan ve teminat altına alan spesifik nakliyat sigorta poliçesi bulunmadığını, davacının sigortalısına lütuf ödemesi yapıp yapmadığının, dava dışı sigortalısının emtia üzerinde devam eden menfaatinin bulunup bulunmadığının davacı tarafça kanıtlanması gerektiğini,  dava dışı sigortalının prim ödemesini gösteren dekontun dava dosyasında mevcut olmadığını,  bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, nakliyat abonman sigorta poliçesi kapsamında davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen hasar bedelinin, davalı taşıyandan rücuen tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı,  dava dışı sigortalı ... AŞ'ye ait emtianın nakliyat emtia abonman sigorta poliçesi  ile sigortalandığını, sigortalının İstanbul'dan İspanya'ya davalı tarafından taşınan dava konusu emtialarının hasarlandığını, hasar bedelinin dava dışı sigortalıya ödendiğini ve sigortalının haklarına halef olunduğunu ileri sürerek, ödediği bedelin rücuen tahsilini talep etmiş, davalı ise, emtianın taşıma sırasında hasarlanmadığını, ambalajlama hatası bulunduğunu, süresinde ihbar yapılmadığını, davacının aktif husumet ehliyet bulunmadığını savunmuştur. Anayasa'nın 141/3. maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere  HMK'da da yer verilmiştir. HMK'nın 297. maddesi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamış olup, gerekçeli karada, kanunun aradığı tüm unsurlara yer verilmiş olmalıdır. Anılan hüküm uyarınca, bir mahkeme hükmünde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.  Gerekçe bölümünde tarafların gösterdikleri deliller ayrı ayrı ele alınarak tartışılır ve  bu delillerin ret ve üstün tutulma sebepleri belirtilir; böylece hangi vakıaların sabit görüldüğü (ispat edilmiş olduğu) belirlenir. Gerekçe, hâkimin tespit etmiş olduğu (sabit gördüğü) maddi vakıalar ile hüküm fıkrası (sonucu) arasında bir köprü görevi yapar.  Gerekçe bölümünde, sabit görülen vakıalardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep (veya sebepler) başka bir deyimle, hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hâkim tarafların kendisine sundukları ve (tahkikat sonucunda) sabit gördüğü maddi vakıaların  hukuki niteliğini (hukuki sebepleri) kendiliğinden araştırıp (m.33) bularak, hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. Hâkim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını yani kendini denetler. İstinaf mahkemesi ve Yargıtay da bir hükmün  hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar isabetli olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları ikna etmez. Hukuki dinlenilme hakkı  mahkemenin, tarafların açıklamalarını dikkate alarak değerlendirilmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini de içerir.  (Kuru, B: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış  Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Ankara 2017, s. 339-340).  Anayasanın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup, gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır (Yargıtay HGK'nun, 08/11/2017, E. 2017/13-1699, K. 2017/1300; 04/04/2018, E. 2015/9-2883, K. 2018/675; 08/07/2020, E. 2017/4-1445, K. 2020/552 tarih ve sayılı kararları). Somut olayda, davacı tarafça dava dilekçesinde; dava dışı sigortalısı ... AŞ'ye ait emtianın nakliyat emtia abonman sigorta poliçesi  ile sigortalandığı, sigortalının İstanbul'dan İspanya'ya davalı tarafından taşınan dava konusu emtialarının hasarlandığı, hasar bedelinin dava dışı sigortalıya ödendiği ve sigortalının haklarına halef olunduğu gerekçesiyle, sigortalıya ödenen bedelin rücuen tahsilinin talep edildiği, mahkemece  davanın kısmen kabulüne karar verildiği Anlaşılmaktadır. Ancak yukarıda belirtilen ilkeler gereğince kararın gerekçe kısmında davacı talebinin hangi esaslara göre kabul edildiği açıklanmamış, bilirkişi raporu karara aynen kopyalanıp yapıştırılmıştır. Bu hâliyle mahkemenin, davacının alacak kalemlerinin hangi gerekçe ve tespite göre kabul ettiğine ilişkin olarak hiçbir gerekçe yazılmamıştır. Bu itibarla, mahkeme kararının maddi olgular ile hüküm arasındaki bağlantıyı açıklamayan, sadece yapılan yargılamayı özetleyen nitelikte görünürde gerekçeli olduğu ancak gerçekte gerekçe içermediği anlaşılmaktadır. Sadece bilirkişi raporuna atıfta bulunularak davanın kısmen kabul edildiğinin ifade edilmesi, yukarıda belirtilen ilke ve esaslara açıkça aykırıdır. Bilirkişi raporuna atıf yapılması, kararın gerekçeli olduğunu göstermez. Bu haliyle ilk derece mahkemesi  kararı gerekçesiz olup  HMK'nın 297/1-c maddesindeki unsurları içermemektedir. Bu durumda, ilk derece mahkemesi kararı  istinaf denetimine elverişli nitelikte bir karar olmadığından, ilk derece mahkemesince yukarıda belirtilen ilkeler kapsamında inceleme yapılıp bir karar verilmesi için hükmün kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, işin esasına dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıda belirtilen ilkeler ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir. <br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, 4-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi.08.02.2024<br>KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"47988c14466871e6","SID":"fb3a96847626037c"}}