{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/2446 <br>KARAR NO: 2024/518<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 02/03/2022<br>ESAS NO: 2014/300<br>KARAR NO: 2022/178<br>BİRLEŞEN DAVA: Tapu İptali Ve Tescil<br>BİRL. DAVA TARİHİ: 22/01/2013<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/02/2024<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 23/02/2024<br>Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/03/2022 tarih ve 2014/300 Esas, 2022/178 sayılı kararı davacı vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde;müvekkil ... davalı kooperatile 24/09/1997 yılında üye olarak katıldığını o günden bu yana kooperatife aidatlarını ödediğini hiçbir borcu kalmadığını, bunun sunulan makbuz ve senet fotokapileri ile de sabit olduğunu, ... İli, ...  İlçesi, ...  Mahallesi, ...  Ada, ...  Pafta, ... Parselde kaim taşınmaz üzerine arsa sahipleri ile kooperatif arasında yapılan sözleşmeler gereğince konut inşaatı yapılsa da arsanın tapusu kooperatif adına tescil edilmediğini kat irtifakı kurulan taşınmazdaki hağımsız bölümlerin tamamımın tapuları halen davalılardan aynı zamanda arsa sahibi de olan ..., ... ve ... adına kayıtlı olduğunu, bu nedenle bu şahıslar da davalı olarak gösterildiğini, ileride tapu sahibi olarak başka şahıslarda ortaya çıktığında onlar da davaya dahil edileceğini, müvekkilin davalı kooperatife borcu bulunmamasından dolayı - kooperatif müvekkilin 8 numaralı dairenin sahibi olduğunu ve buranın tapusunun en kısa zamanda kendisine verileceğinin bildirildiğini, müvekkilde bunun üzerine 2006 yılının sonlarında dava konusu meskene taşındığını, daha sonraki tarihlerde de buranın doğalgaz aboneliğini yaptırdığını, bütün vergilerinin de müvekkil tarafından ödendiğini, müvekkil bütün davalılara tapusunun bir an önce verilmesi için sözlü olarak çok defalar ricada bulunduğunu, çok uğraştığını ancak dairede oturmasına rağmen davalıların müvekkilini oyalayarak tapuda devir yapmadığını, bu nedenlerle öncelikle müvekkil açısından ileride telafisi imkânsız zararlar doğabileceği kuvvetle muhtemel olduğundan. yargılama sonuçlanıncaya kadar dava konusu ...  İli, ... İlçesi ...  Mahallesi ...  Ada, ...  Pafta, ... Parsel ... Blok Daire ... 'in iyiniyetli üçüncü kişilere devri ihtimali bulunduğundan bu meskenler üzerine ihtiyati tedbir konulmasına ve bu taşınmazın tapusunun iptali ile müvekkil adına tesciline, mümkün değil ise dava konusu taşınmazın fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 16.000,00-TL olarak değerinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşik 2013/15 esas sayılı dava dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde, Davacı müvekkilinin üyesi olduğu ... Konut Yapı Kooperatifi tarafından kendisine teslim edilen ve teslim tarihinden bu yana  da halen kendisinin ikamet ettiği ve fakat 09/10/2009 tarihinde kötüniyetli olarak davalı tarafından tapuda devir alınmak suretiyle satın alınan ... ili, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... pafta, ...  parsel ...  blok Daire:... 'in tapusunun iptal edilerek müvekkili adına tescilini, bunun mümkün olmaması halinde dava konusu taşınmazın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 16.000,00-TL olarak değerinin davalıdan tahsiline ve dava sonuna kadar gayrimenkulün üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini mahkememizden talep ve dava etmiştir.Birleşik 2012/451 esas sayılı dosyada davacı vekili dava dilekçesinde;  davacı müvekkilinin üyesi olduğu ...  Konut Yapı Kooperetifi tarafından kendisine teslim edilen ...  ili ... ilçesi ... Mh. ...  ada ... pafta, ...   parsel ... Blok Daire ... 'de ikamet ettiğini, kooperatife borcu bulunmadığına dair evrakların bizzat kooperatif yönetimi tarafından kendisine verildiğini, ancak davacının tapunun devri konusunda kooperatifi defalarca uyarmasına rağmen tapunun devrinin mümkün olmadığını, bunun üzerine Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/721 esas sayılı (yeni esası Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/95) tapu iptali ve tescil davacı açtığını, dava esnasında gayrimenkulun tapu kayıtları getirildiğinde dava konusu taşınmazın tapusunun ...'a kötüniyetli olarak devredilerek tapuda tescil ettirdiklerinin ortaya çıktığını, bunun üzerine davacı tarafından Kayseri 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/522 esas sayılı dosya ile dava açtığını, bu sırada  ...'ın dava açılmasından 5 gün önce kötüniyetli olarak dava konusu gayrimenkulü ... isimli şahsı sattığını, bu nedenlerle  davalı tarafından tapuda devir alınmak suretiyle satın alınan dava konusu taşınmazın tapusunun iptal edilerek müvekkili adına tescilini bu mümkün değil ise dava konusu taşınmazın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak suretiyle 16.000,00-TL olarak değerinin davalıdan tahsiline ve dava konusu taşınmazın üzerine dava sonuna kadar ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini, ayrıca usul ekonomisi gereğince Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/95 esas sayılı dosya ile dosya ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davayı kabul etmediklerini, belirtilen taşınmazın kooperatif adına tescil edilmediğini, davanın dayanağı olmadığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davanın reddini istemiştir.Davalılar ..., ..., ve ... vekilleri cevap dilekçesinde, açılan davayı kabul etmediklerini, davacının iddia ve savunmalarını genişletmesine muvafakatlerini ve tanık dinletmesine muvafakatlerinin olmadığını, davacı tarafça açılan dava mesnetten yoksun, muhatabı öncelikle diğer davalı kooperatif olduğunu, müvekkillerinin arsa sahibi olduğunu, arsa sahibi olan müvekkiller ile müteahhit ...  arasında Kayseri 5. Noterliğinin ... gün ve ... yevmiye ile Düzenleme Şeklinde Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi yapıldığını, ancak daha sonra kooperatif kurulup ...  Yapı Kooperatifi tarafından iş yapılmak istendiğini, defalarca tespitler yapıldığını, davalar sulh sözleşmeleri yapıldığını, ihtarlar çekildiğini ancak müteahhit ve kooperatif üzerine sözleşmenin yüklediği yükümlülükleri yerine getirmediklerini, bu nedenle inşaat yarım kaldığını mesken tesis edilemediğini, müteahhitin ortada olmadığını, Kooperatif ise gayri faal olduğunu, muhatap bu anlamda bulunamadığını inşaatın yarım kaldığını ve tamamlanamadığını, Kayseri 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/160 E.,2007/285 K.sayılı dosyası ile bütün muhataplar arasında “Sulh Sözleşmesi” yapıldığını ve müteahhit ...  devre dışı kaldığını, muhatap diğer davalı ...  Yapı Kooperatifi olduğunu ancak burada belirtilen sürelerde inşaat yine tamamlanamadığını, müvekkil arsa sahipleri büyük bir zarara uğratıldığını, müvekkilleri arsa sahipler ancak kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve sulh sözleşmesi doğrultusunda kendilerine karşı yükümlülüklerin ifası halinde kooperatifin belirttiği kişilere tapu devri yapılabileceğini, kooperatifin edimlerini yerine getirmediğini,bu şartlar altında gerek muhatap müteahhit gerekse kooperatif ortada yok iken ve gayri faal iken ve müvekkil arsa sahiplerine karşı sorumluluklar yerine getirilmemişken müvekkillerin hiç tanımadığı ve üye olduğu söylenen davacı tarafından açılan davanın muhatabı müvekkillerinin olmadığını, müvekkillerin tapu vermesi sözleşmeler gereği edimler yerine getirilmediği için teknik olarak mümkün olmadığını, davacının aslında üye olmayıp işgalci olduğunu, kendisinin değil eşinin üye olduğunu ancak bu yeri sattığı ve bir başka daireyi işgal ettiğini, ayrıca kooperatife olan üye aidat borçlarını ödemediğinin anlaşıldığını, açtığı dava bu nedenle haksız ve mesnetten yoksun oluğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı kooperatif vekili cevap dilekçesinde: özellikle davanın açıldığı tarihte müvekkil kooperatifin dava konusu taşınmaza maliki olmadığını, tapu iptali davasının malik sıfatına haiz olmayana karşı açılamayacak olması nedeniyle, husumet yokluğundan davanın reddine, davacı ..., ... Yapı Kooperatifinin üyesi iken ... tarihli Yönetim Kurulu kararı ile ...  Blok ... Kat ...  numaralı daire kendisine veya eşi diğer muhatap ... 'a tahsis edilmesi konusunda karar verildiğini ve ...'ın eşi ... adına tahsis yapıldığını, bu kişilerin daireyi daha sonra bir başkasına sattığını, davacı ve eşinin bu daire nedeniyle halen kooperatife de borçları bulunduğundan dolayı bu borçlarının tahsili için Kooperatif Yönetim Kurulu karar vermiş ve bu karar gereğince de kendilerine borcu ödemeleri için Kayseri 1. Noterliğinin ...  tarih ve ...  yevmiye nolu ihtarname gönderilmesine rağmen halen borç ödenmediğini, kooperatiften herhangi bir alacağı bulunmadığını, ayrıca davacı, kooperatifçe kendi üyeliğinden dolayı eşine tahsis edilen daireden başka, aynı katta 8. numaralı (dava konusu) dairede de hiçbir hukuksal mesnede dayanmadan işgalci konumunda oturmakta olduğundan daire sahibi de taşınmazdan müdahalesinin meni ve tahliyesi için dava açtığını, bu dava da Kayseri 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/876 sayılı dosyası ile devam ettiğini, hem borcunu ödemeyen hem de kendine ait olmayan bir dairede haksız bir şekilde oturan ..., kendisine karşı açılmış veya açılacak olan davalardan kurtulma düşüncesiyle bu tür samimi olmayan, haksız ve mesnetsiz davalar açtığını belirterek davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; \"......Toplanan deliller yapılan yargılama ve bekletici mesele yapılan Kayseri 2.ağır Ceza Mahkemesinin 2014/408E. 2018/552K.sayılı ilamı da dikkate alındığında; Mahkememizde yapılan yargılamada hukuk usulü bakımından taraflarca getirme ilkesinin belirlendiği ve bu kapsamda tarafların dosyaya sundukları delillerin muvacehesinde yargılama yapıldığı oysaki resen araştırma ilkesinin uygulandığı ceza yargılamasında tarafların bildirdikleri deliller ile sınırlı olmaksızın yargılama yapıldığı, davaya ve birleşen dosyalara konu edilen ...  ili ... ilçesi ... Mh. ...  ada ...  pafta,...  parsel ...  Blok ... numaralı taşınmaz ile ilgili olarak Kayseri 2.ağır Ceza Mahkemesinin 2014/408E. 2018/552K.sayılı dosyasında \" mahkememizce hükme esas alınan 02/04/2018 tarihli bilirkişi heyetince alınan raporlardan da anlaşılacağı üzere söz konusu kooperatifin ...  blok ...  nolu dairesinin ...'a tahsis veya satışının yapıldığına ilişkin herhangi bir yönetim kurulu kararının olmadığı yine kooperatif muhasebe kayıtlarında bu daireye ilişkin herhangi bir ödemenin de bulunmadığı, ... tarafından dosyaya satış vadi tahsis karşılığında ödeme yaptığına dair herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı mahkemece de tüm aramalara rağmen ödeme yaptığına dair herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı yine tüm aramalara rağmen ilgili defterlerin bulunamadığı böylece sanıklar ...  ve ... 'in katılan ...'in eşi olan ... 'ın asıl üyeliğine alındığına ilişkin kararı gerçeğe aykırı olarak düzenleyerek imzalamak suretiyle resmi belgede sahtecilik yine bütün sanıklar yönünden katılan ...'e tahsis edilen A blok 8 nolu daire karşılığı 65.000,00-TL'lik senet alındğı bu senetin kooperatif defterlerine kayıt edilmediği, 65.000,00-TL'yi üyelikten ayrılan ...  ye ödedikleri ve bu 8 nolu dairenin daha sonra 3. Kişi olan ...'a satıldığı iddiası ile nitelikli dolandırıcılık suçlarından açılan davalarda sanıkların mahkumiyetlerine yetecek her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilememesi nedeniyle sanıkların üzerine atılı suçlardan ayrı ayrı beraatlerine...\" karar verildiği, her ne kadar TBK 74.maddesi uyarınca ceza mahkemesi hakiminin kararının hukuk hakimini bağlamayacağı belirtilmiş ise de; ceza mahkemesindeki maddi gerçeğe ilişkin tespitlerin hukuk hakimini bağlayacağı sonucuna sonuç ve kanaatine varılmıştır.Bu sebeple davaya konu edilen taşınmaz yönüyle davacının tapu iptal tescil olmadığı takdirde alacak davasının ve birleşen davalarının ispatlanmadığı anlaşılmakla...\" gerekçesiyle Açılan davanın ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir. <br>İşbu kararı davacı vekili süresinde istinaf etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacı vekili  istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece 2013 tarihinde alınan Bilirkişi raporunun içerik ve  sonuç kısmında detaylıca anlatıldığı üzere davaya konu gayrimenkulün bulunduğu binada hangi katın kim tarafından satılabileceği Kayseri 1. Ahm'nin 2007/160 E - 2007/285 K sayılı dosyasında mevcut Sulh Sözleşmesine göre belirlendiğini,  Kooperatife ait olan daireyi, gerçek kişi şahıslara sattığını, açıkça kötü niyetli olduklarını ve esasen kendilerine ait olmayan gayrimenkulü başka şahıslara sattıklarını, yine bilirkişi raporunun açıkça 8 nolu dairenin müvekkiline \"TAHSİS VE TESLİM EDİLDİĞİNİ\" söylediğini, bu demek oluyor ki, müvekkilinin açıkça bu daireyi iktisap ettiğini, Kooperatif yönetimimin daireyi teslimle ilgili evrakı da bulunmaktadır ki, bu evraka göre, müvekkilinin ödemesi gereken başkaca bir miktar olmaksızın kazanımı gerçekleştiğini, Kooperatif yöneticileri Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/408 E sayılı dosyasında imza inkarında bulundukları halde imzaların dahi kendilerine ait olduğunun tespit edildiğini, mahkemenin kendi aldığı 2013 tarihli rapor dururken, 2018 yılında Ağır Ceza Mahkemesi tarafından alınan rapora itibar ettiğini, iki rapor arasında 5 yıl olduğunu, sanıkların savunma dokunulmazlığı çerçevesinde bilgi ve belge saklamaları gayet doğal ve olağan olduğunu, 5 yıl içinde kaybolmasının muhtemel evrakların olabileceği mahkemenin hiç aklına gelmediğini, sanıkların cezalandırılmasına yönelik ve usulsuzlüklerin tespit edildiği bir raporda sadece müvekkilinin aleyhine olan kısımların ilk derece mahkemesinde dikkate alındığını, bir an için ceza mahkemesindeki rapora itibar etsek bile, Ticaret Mahkemesindeki raporun içereği, içindeki evraklar nereye gittiğini, bu sorunun araştırılması gerektiğini, Ticaret mahkemesi kendi raporuna itibar etmeden, 5 yıl sonra düzenlenen bir rapora nasıl itibar edebileceğini, 16.07.2013 tarihinde davalıların kötü niyetlerini ispata yönelik beyanları tekrarladıklarını, davalı ...'in kötü niyetinin bizzat tapu kayıtlarından anlaşıldığını, ...'in bu gayrimenkulu tapu kaydına dayanak aldığı defalarca beyan edildiğini, MK 3 iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda iyi niyet geçerlidir demekle, kötü niyetli iktisapların içinde de iyi niyeti zorla arayıp bulmayı gerektirmediğini, zira iyi niyetin tapu kaydında hiçbir haciz, tedbir vs kayıt olmaması durumlarında geçerli olduğunu, üzerinde sayfalarca haciz bulunan bir gayrimenkulu satın almak iyiniyetin olmadığını ispatlamaya yeter.... bu bakımdan ...'ın da iyi niyetinden bahsedilmeyeceğini, yaşadığı toplumun ekonomik ve kültürel yapısı dikkate alınırsa, \"TEMİZ TAPU\" diye bir kavramla karşılaşacaklarını, karnını zor doyuran, bunun yanında dişinden tırnağından artırarak, bir ev sahibi olmaya çalışan insanların, üzerinde milyonlarla tabir edilecek haciz bulunan bir gayrimenkule para yatırmasını, hiçbir akıl kabul etmeyeceğini, müvekkilinin davasının mahkemece reddedilmesi üzerine, davalı ... Kayseri 4. Asliye Hukuk Mahkemesi 2022/380 E sayılı dosyasıyla ecrimisil  ve tahliye davası açarak lehine karar almayı başardığını, müvekkili davacının, tahliye riskiyle karşı karşıya olduğunu, ilk derece mahkemesinin verdiği hatalı kararın emekli maaşıyla geçinmeye çalışan müvekkilini yuvasından ettiğini belirterek; İlk derece mahkemesinin kararının ortadan kaldırılmasına, istinaf sebeplerinin bir kez de huzurda anlatılması için duruşma günü verilmesini talep etmiştir.Davalılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Dosya içerisine getirilen Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/408 E.,2018/552 K. sayılı ilam incelendiğinde davaya konu A Blok 8 nolu daireye ilişkin;  kooperatif tarafından davacı ...’a tahsis ya da satışının yapıldığına dair herhangi bir yönetim kurulu kararının olmadığını, Kooperatif muhasebe kayıtlarında bu daireye ilişkin herhangi bir ödemenin olmadığını, davacı ... tarafından dosyaya satış vaadi tahsis karşılığında ödeme yaptığına dair herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığını, mahkeme ilamı ile tespit edildiğini, dolayısıyla ...’ın kooperatif nezdinde üyeliğine dair hiçbir kayıt olmadığı için arsa sahibi olan müvekkillerden tapu iptali tescil istenmesinin de mümkün olmadığını, bu nedenle davanın reddine kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının muhatabının kooperatif olduğunu, Kooperatif vekilinin cevapları incelendiğinde A Blok 4 Kat 7 Nolu dairenin kooperatifin 05.05.2007 tarihli Yönetim kurulu kararı ile davacının eşi ...  ‘a tahsis edildiği bu daireyi 16.09.2008 tarihinde ... ’a sattığı anlaşıldığını, Kooperatif kayıtları ve kooperatif vekilinin vermiş olduğu cevaptan anlaşılacağı üzere 7 nolu daire üyeliğinden dolayı kooperatife halen borçlu olup kooperatif tarafından Kayseri 1. Noterliğinin ...  tarih ve ...  yevmiye ile ihtarname gönderilmiş ancak kooperatife olan borçlarını ödemediğini, dolayısıyla davacı ...’ın kooperatif kayıtlarında 8 nolu daireden dolayı herhangi bir üyeliği ve hakkı olmadığı için dava açma hakları olmadığını, kaldı ki muhatap arsa sahibi değil kooperatif olduğunu, bu nedenle de  davanın reddinin usul ve yasaya uygun olduğunu, arsa sahibi müvekkilleri tarafından dava konusu 8 nolu dairenin devri 09.10.2009 olup eldeki davanın dava tarihi 03.11.2009 olduğunu, dolayısıyla tapu iptali tescil davasının muhatabının arsa sahibi müvekkilleri olmadığını, Kayseri 1. Asliye Hukuk mahkemesinde arsa sahibi müvekkilleri, kooperatif ve yüklenici arasındaki mahkeme ilamı gereği 09.10.2009 tarihinde aynı resmi senetle arsa sahibi olan müvekkillerinin daireleri ilgili kişilere devrettiğini, dava konusu 8 nolu dairede diğer dairelerle birlikte aynı resmi senetle tüm hak sahiplerine 09.10.2009 tarihinde devredildiğini, 8 nolu dairede bu resmi senetle   dava dışı ...’a devredildiğini, hatta Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/876 E. ,2012/203 K. sayılı ilamı ile ... tarafından ...’a karşı müdahalenin meni ve ecrimisil davası açılmış ...’ın müdahalesinin menine ve ecrimisil ödemesine karar verilmiş söz konusu karar Yargıtayca onanmış tashihi karar talebide reddedilerek kararın kesinleştiğini, dolayısıyla dosya arasında bulunan  Kayseri 2. Agır Ceza Mahkemesinin karar ve Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin karar ...ı’ın kooperatif üyesi ve hak sahibi olmadığının kanıtı olup mahkeme kararları ile bu durum sabit olduğunu, bu nedenlerle de davanın reddinin usul ve yasaya uygun olduğunu, davaya konu 8 nolu dairenin devri kooperatif, yüklenici ve arsa sahiplerinin bir arada mahkeme huzurunda yapılmış olan sulh sözleşmesi gereği mahkeme kararı ile devrettiklerini, bu durumun hem mahkeme kararı hem de sözleşmenin gereği olduğunu, müvekkilleri kooperatif ile üyeleri arasındaki ilişkiyi bilmesinin beklenemeyeceğini, bu mahkeme kararı gereği sadece dava konusu 8 nolu daire değil diğer dairelerde hak sahiplerine aynı gün aynı resmi senetle devredildiğini, bu nedenlerle de davanın reddi kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davacı yanca yapılan istinaf talebinin reddine dair kararın istinafının süresinde olmadığı anlaşılmakla usul yönünden belirttiği istinaf gerekçeleri ise hukuki mesnetten yoksun olmakla esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br> HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesince verilmiş 2014/300 Esas, 2022/178 sayılı nihai kararın istinafı nedeniyle dosya her ne kadar dairemize gönderilmiş ise de, dosyanın yapılan incelemesinde, davanın yargılaması sırasında mahkemesince 29/08/2012 tarihli ihtiyati tedbir taleplerine ilişkin verilmiş ara karara itirazın reddinin temyizi nedeniyle dosyanın Yargıtay 23. Hukuk Dairesine gittiği, bu dairece yapılan temyiz incelemesi sonunda 19/06/2013 tarih ve 2013/4010 E - 2013/4195 K sayılı ilamıyla \"...Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, birleşen 2012/451 Esas sayılı davada davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, anılan birleşen davada davalı ... yararına BOZULMASINA,...\" dair karar verildiği, dolayısıyla dosyanın Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin temyiz incelemesinden geçtiği anlaşılmıştır.5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev Ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2/1.maddesine göre \"Adalet Bakanlığı, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç 2 yıl içinde 25.maddede öngörülen Bölge Adliye Mahkemelerini kurar. Bölge Adliye Mahkemelerinin kuruluşları, yargı çevreleri ve tüm yurtta göreve başlayacakları tarih Resmi Gazetede ilan edilir...\" düzenlenmiş olup, Resmi Gazete'de ilan yapılarak Bölge Adliye Mahkemeleri 20/07/2016 günü itibariyle fiili olarak göreve başlamıştır.Diğer taraftan 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunun geçici 3/2. maddesinde \"Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı kanunun 26/09/2004 tarihli 5236 sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ila 444 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.\" düzenlemesine yer verilmişken 6723 sayılı yasanın 34. maddesi ile bu hüküm \"12/01/2011 tarihli ve 61000 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun geçici 3.maddesinin ikinci fıkrasında yer alan \"aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan\" ibaresi \"verilen\" şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya aşağıdaki cümle eklenmiştir. Bu kararlara ilişkin dosyalar Bölge Adliye Mahkemesine gönderilemez\" şeklinde değiştirilmiştir. Dolayısıyla HMK'nın geçici madde 3/2'nin son şekli şu şekilde olmuştur; \"(2) Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 444 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. (Ek cümle: 1/7/2016-6723/34 md.) Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez.\"Söz konusu iki düzenleme değişiklik ile birlikte değerlendirildiğinde, istinaf kanun yolunun yürürlüğe girdiği 20/07/2016 tarihine kadar temyiz yoluna başvurulmuş bir karar hakkında bu kararın kesinleşmesine kadar geçecek süreçte 1086 sayılı Hukuk Usulu Muhakemeleri Kanununun istinafa ilişkin düzenlemeleri eklenmeden önceki hali uygulanmaya devam edilecektir. Yani 20/07/2016 tarihinden önce temyiz yoluna başvurulmuş bir dosya, daha doğrusu bu tarihten önce Yargıtay temyiz incelemesinden geçmiş bir dosya yine bu yolla (temyiz yolu ile) sonuçlanacak olup bu şekildeki bir dosyanın HMK'nun geçici madde 3/2. maddesinin son cümlesi gereğince hiç bir şekilde istinaf incelemesine tabu tutulması söz konusu olamayacaktır. Bir dosyada 20/07/2016 tarihinden önce verilmiş herhangi bir karara karşı temyiz kanun yoluna başvurulmuş ve Yargıtayca da incelenip bir karar verilmiş ise, o dosyadan sonraki aşamalarda verilecek kararlarla ilgili olarak da başvurulması gereken kanun yolu 1086 sayılı HUMK'nun istinafla ilgili değişiklerinin yapılmasından önceki haline ilişkin düzenlemeler gereği yani HUMK 427 ila 444. maddeleri uyarınca Yargıtay'a temyiz kanun yolu ve koşulları varsa karar düzeltme yoludur. İstinaf yolu söz konusu olmayacaktır. Burada sonradan verilen kararın 20/07/2016 tarihinden sonra verilmiş olmasının bir önemi yoktur. Daha açık bir ifadeyle daha önce Yargıtay incelemesinden geçen bir dosyada verilen kararın istinaf edilmesi mümkün değildir. HMK'nun geçici madde 3/2. maddesi metni incelendiğinde yasa koyucu tarafından açıkça \"Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar\" şeklinde yazılı olduğu ve \"kararlar\" ibaresinde de \"nihai/esastan veya usulden verilmiş bir karar\" olması gerektiği yani kararın türünün ne olduğu açıkça belirtilmediğinden \"kararlar\" şeklindeki ibareden yasa gereği temyiz incelemesine tabi olan her türlü \"Karar\", \"Ara Karar\" veya \"Ek Karar\" olarak anlaşılması ve yorumlanması gerekir. Bölge adliye mahkemelerinin kurulmasından önce ilk derece mahkemesinin 1086 sayılı HUMK hükümlerine göre temyize tabi bir kararın (Ara karar veya ek karar) verilmiş olması gerekir ve yeterlidir.Bu şekilde uygulanmasının ve yorumlanmasının dayanağı HMK'nın Geçici madde 3/2 olup, amacı da Yargıtay'ın dosyada yaptığı bir incelemeden sonra daha alt bir mahkeme olan Bölge Adliye Mahkemesinin denetim yapma ve Yargıtay kararından başka bir karar verme çelişkisi yaratılmamasıdır.<br>Nitekim benzer şekilde, bir dosyada daha önceden verilmiş İhtiyati haciz/ihtiyati tedbire ilişkin ara karar yönünden istinaf incelemesini yapmış olan Bölge adliye mahkemesinin, sonradan aynı dosyadan verilen nihai kararın istinafı yönünden de istinaf incelemesini yapmak üzere yetkili ve görevli bölge adliye mahkemesi olduğuna yani ilk kararın mahiyeti gereği esastan verilmiş bir karar olmadığı,niteliği gereği bir ara karar olduğu halde bu ara karar yönünden ilk istinaf incelemesini yapmış olan bölge adliye mahkemesinin sonradan aynı dosyada verilmiş nihai kararın istinafını da incelemekle yetkili ve görevli olduğuna dair Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2019/2766 E - 2019/4638 K, 2019/988 E - 2019/1842 K, 2019/910 E - 2019/1841 K, 2020/1938 E - 2020/2357 K sayılı içtihatları da bu yöndedir.<br>Yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında somut olaya gelince, işbu dava dosyasının yargılaması sırasında mahkemece verilmiş ve yasa gereği temyiz kanun yoluna tabi bir ara karar olan ihtiyati tedbir talebiyle ilgili verilmiş 29/08/2012 tarihli karar yönünden temyiz talebi nedeniyle dosyanın Yargıtay 23.Hukuk Dairesi'ne gönderildiği, Yargıtay 23. Hukuk Dairesince söz konusu karar yönünden temyiz incelemesi yapılarak 19/06/2013 tarih ve 2013/4010 E - 2013/4195 sayılı kararın verildiği yani dosyanın daha önceden Yargıtay incelemesinden geçtiği anlaşıldığından, mahkemece en son verilen ve istinaf yoluna başvurulan 02/03/2022 tarihli ve 2014/300 Esas 2022/178 sayılı karar yönünden de HMK'nın Geçici madde 3/2. maddesi gereğince HUMK'nın 427 ila 444. madde hükümlerinin uygulanması gerektiği, nitekim emsal Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2021/7465 Esas 20222/4139 sayılı kararının da bu şekilde olduğu ve sonradan verilen ilk derece mahkemesinin nihai kararının, esastan temyiz incelemesinin Yargıtay 3. HD ce yapıldığı görülmüştür.Bu nedenlerle işbu kararın istinaf edilmesinin mümkün olmadığı, Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu incelemesine tabi olduğu, bu nedenle HMK'nın Geçici madde 3/2 son cümlesi gereğince bu karara ilişkin dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine yani dairemize gönderilemeyeceği anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle işbu dosyada verilmiş karar hakkındaki taraf vekillerinin istinaf dilekçeleri/talepleri yönünden ilgili Yargıtay Hukuk Dairesince temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın  Yargıtay ilgili Hukuk Dairesine gönderilmesi için ilk derece mahkemesince temyiz işlemleri yapılmak üzere dosyanın kararı veren mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/03/2022 tarih ve 2014/300 Esas, 2022/178 sayılı kararı yönünden HMK'nın Geçici madde 3/2 gereğince Yargıtay'a temyiz yolu incelemesine tabi olduğundan, Yargıtay ilgili Hukuk Dairesince temyizen incelemesi yapılmak üzere, dosyanın Yargıtay ilgili Hukuk Dairesine gönderilmesi için temyiz işlemleri yapılmak üzere dosyanın kararı veren Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesine İADESİNE, <br>2-İstinaf eden tarafların peşin yatırdıkları istinaf harçlarının talepleri halinde kendilerine iadesine,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK'nın Geçici madde 3/2 gereğince oybirliği ile karar verildi. 22/02/2024\t\t\t\t<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"45e72f96869d9ceb","SID":"f29d7530bc1252d2"}}