{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2021/1869 <br>KARAR NO: 2024/230<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 13/04/2021<br>NUMARASI: 2018/929 Esas - 2021/224 Karar<br>DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan )<br>KARAR TARİHİ: 28/02/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;      <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 20.06.2017 tarihinde saat 20.00 sıralarında sürücü ...'in sevk ve idaresindeki tescilsiz motosiklet ile Pertek ilçesi istikametine seyir halinde iken  arkasından aynı istikamete seyreden sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosiklet ile aynı hizada yan yana şerit izledikleri sırada ön yan taraflarından motosikletlerin temas etmeleri neticesinde araçların devrilerek savrulması sonucu çift taraflı maddi hasarlı yaralamalı ve ölümlü trafik kazası meydana geldiğini, dava konusu trafik kazasında ...  plaka sayılı araçta yolcu konumunda bulunan müvekkilinin eşi ...'ün vefat ettiğini, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu 15/25-a maddesi uyarınca sigortalının tespit edilememesi durumunda kişiye gelen bedensel zararların ...ndan karşılanması gerektiğini, ... plaka sayılı aracın trafik sigortasının bulunmadığını, diğer aracın ise tescil kaydı olmadığının tespit edildiğini, her iki aracın kazada kusurlu olduğunu belirterek tüm taleplerden ayrı ayrı fazlaya ait haklarının saklı kalmak kaydı ile şimdilik 3.500 TL destekten yoksun kalma maddi tazminatının ve 100 TL cenaze giderlerinin her iki araç yönünden davalıdan tamamının tahsilini talep  etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  yetki itirazları olduğunu,  husumet itirazları olduğunu, kazaya sebebiyet verdiği iddia edilen taşıtın cinsinin tespiti gerektiğini, esasa ilişkin olarak; yargılamaya konu tazminat talebinin hukuki dayanağı, sözleşmeden değil, kanundan kaynaklandığını bu nedenle davacının, üçüncü kişi sıfatına haiz olması mümkün olmadığından bahisle ...ndan tazminat talep etme hakkı bulunmadığını, kazaya sebebiyet veren aracın kaza tarihini kapsar şekilde geçerli trafik sigorta poliçesinin olup olmadığının tespiti gerektiğini, müvekkili kurumun cenaze giderlerinden sorumluluğu bulunmadığını, hatır taşımasının varlığı halinde hesaplanacak tazminattan indirim yapılması gerektiğini, müteveffanın müterafik kusurunun varlığı halinde, bu hususda ayrıca indirim sebebi olduğunu, SGK tarafından davacıya ödenmiş veya ödenen rücuya tabi tazminat miktarı tespit edilerek  mahsup edilmesi gerektiğini, davacı tarafın kaza tarihinden itibaren avans faizi talebinin haksız olduğunu ancak dava tarihinden itibaren ve yasal faiz oranlarına hükmedilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep  etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  Davanın kısmen kabulü ile, destekten yoksun kalma tazminatına yönelik davanın kabulü ile, 7.826,89 TL maddi tazminatın 01/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, cenaze giderine yönelik talebin reddine,  \" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının dava sonuçlanmadan evlenmesi nedeniyle Yerel Mahkemece ek bilirkişi raporu alınmak suretiyle bu doğrultuda  karar verildiğini, bilirkişice yapılan hesaplama hatalı olduğu gibi ayrıca davacının evlendiği şahsın ekonomik durumu ve evlilik ile kazanılan ekonomik durum araştırılmadığını, ikinci evliliğin kendisine sağladığı yaşam düzeyi, öncekinin altında kaldığını, bilirkişi raporunda  önceki ve sonraki yaşam düzeyleri arasındaki fark tutarı dikkate alınmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, tescilsiz araçların trafik sigortası yaptırma imkanı bulunmadığını, sigortasız aracın kusuru kadar müvekkil kurumun sorumluluğuna karar verilmesi gerektiğini, karşı araç tescilsiz motosiklet olup tescilsiz araçtan davalı kurumun sorumluluğu bulunmadığını, kazaya sebebiyet verdiği iddia edilen taşıtın cinsinin tespit edilmediğini, kazaya karışan aracın türü ve tescil belgesi araştırılması gerektiğini, ödeme tarihindeki verilere göre, müterafik ve hatır indirimleri dikkate alınarak ödemenin yeterli olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğini, kurum tarafından eşe ödenen 43.916,00 TL tazminat güncellenerek tazminat hesabından düşüldüğünde bakiye borç kalmadığını, esasa ilişkin itirazlarında ise; destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanmasında, TRH-2010 tablosunun kullanıldığı tazminat hesaplamalarında teknik faiz oranının 1,8 olarak alınması gerektiğini, davacılardan müteveffanın davacı eşi evlenmiş olup evlilik tarihi itibariyle tazminat talep etme hakkı kalmadığını, tazminat hesaplaması hatalı yapıldığını, müteveffanın müterafik kusuru nedeniyle bu husus da ayrıca indirim sebebi olduğunu, hatır taşıması nedeniyle hesaplanacak tazminatta en az %40 oranında indirime gidilmesi gerektiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacıya ödendiğini veya ödenen rücuya tabi tazminat miktarı tespit edilerek müvekkil kurum tarafından ödenecek tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, davalı kurum aleyhine karar verilmesi halinde ancak dava tarihinden itibaren ve ancak yasal faiz oranlarına hükmedilmesi gerektiğini, temerrüt tarihi hatalı olduğunu,  belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, 26/06/2017 tarihinde müteveffanın yolcu olarak bulunduğu sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı motorsiklet ile sürücü ... sevk ve idaresindeki tescilsiz motorsikletin çarpışması sonucu ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan  davacı desteğinin vefat etmesi nedeniyle tazminat talep edildiği anlaşılmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53.(818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 45.) maddesi gereği destekten yoksun kalma tazminatının mahiyeti ve amacı, ölenin eylemli yardımını alanların, desteğin ölümünden sonra da bu yardımdan mahrum kalmaması   olduğuna göre destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilebilmesi için her şeyden önce destek alma hakkı olan kişinin, destek alma ihtiyacının devam etmesi gerekir. Bu itibarla; dul kalan eşin yeniden evlenmesi halinde destekten yoksun kaldığı sürenin önceki eşin ölüm tarihi ile yeniden evlenme tarihi arasındaki süreye göre hesaplanması gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta davacının 01/02/2019 tarihinde yeniden evlendiği nüfus kaydından anlaşılmakla mahkemece bu tarihe kadar hesaplanan ek rapordaki tazminata hükmedilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Davacı tarafından davalıya 19.07.2017 tarihinde başvuruda bulunulmuş olup başvuru  tarihinden 8 iş günü sonrası olan 01.08.2017 tarihinde temerrüt gerçekleşmiştir. Bu tarihten ve araç ticari olmadığından yasal faize hükmedilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Yine dosya kapsamından, davacıya SGK dan gelir bağlanmadığına ilişkin yazı  cevap gelmiş olmasına, 1,8 teknik faiz uygulama alanı kalmamış olmasına ve davadan önce ödeme yapıldığına ilişkin bilgi belge sunulmamış olmasına göre yapılan hesaplamada isabetsizlik görülmemiştir. KTK'nın 88. maddesindeki \"Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur\"  düzenlemesi ile birden fazla kişinin zararı tazminle yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumluluk ilkesi benimsenmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 61. (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 51.) maddesindeki \"Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır\"  düzenlemesine göre de, zarar  gören 3. kişi konumunda  olan davacı zararın tamamını, isterse sorumluların hepsinden isterse bir kısmından isteyebilir. Davacı taraf dava dilekçesinde kazada yolcu olan desteğin bulunduğu araç ile çarpışan her iki araçtan ötürü tazminat talep etmiştir. Bu nedenle KTK'nın 88. maddesi ne göre davalı taraf her iki araçtan dolayı müteselsil sorumlu olduğundan, tescilsiz araçtan davalı kurumun sorumluluğu bulunmadığına ilişkin davalı vekili istinaf itirazı yerinde değildir. Dosya kapsamından, Mahkemece hükme esas alınan ek bilirkişi raporuna göre, kazada davacının yolcu olduğu motorsiklet sürücüsü  asli ve %60 oranında kusurlu, tescilsiz motorsiklet sürücüsü ise  tali ve %30 oranında kusurlu olduğu, müteveffanın ise kask takmadan seyahat etmesinde kendi can güvenliğini tehlikeye atmış olması nedeniyle tali ve %10 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Oysa destek yolcu olduğundan kusurundan söz edilemeyecektir. Bu nedenle mahkemece  davacı  desteğinin kusursuz olduğu ve kazada kask takmaması sebebiyle yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerekirken,  bilirkişi raporunda tespit edilen kusura itiraz olmadığından yazılı şekilde %10 indirim yapılması doğru olmamıştır. Bu nedenle hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplanan tazminat üzerinden, hatır taşıması için %20 ve müterafik kusur için %20 olmak üzere Dairemizce re'sen yapılan hesaplama sonucu bulunan  6.422,06 TL tazminata hükmedilmesi gerekmiştir. Bu nedenle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine , davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında  yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: A- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun REDDİNE, davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre:1-Destekten yoksun kalma tazminatına yönelik davanın KISMEN KABULÜ ile,  6.422,06 TL maddi tazminatın 01/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Cenaze giderine yönelik talebin REDDİNE,3-Alınması gerekli 438,70 TL karar harcından davacının peşin yatırdığı 31,40 TL ve 73,89 TL ıslah harcının mahsubu ile 364,81 TL ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 31,40 TL peşin, 31,40 TL başvurma harcı ve 73,89 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 136,69 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre davanın kabul kısmı üzerinden  hesaplanan  6.422,06 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre davanın red kısmı üzerinden hesaplanan 1.404,83 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan  1.600,00 TL bilirkişi ücreti, 315,20 TL tebligat vs.posta masrafı olmak üzere toplam 1.915,20  TL yargılama giderinin kabul ve ret oranına göre hesap edilen  1.551,70  TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde talep halinde yatıran tarafa iadesine,<br>B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN ;1-Davacı vekilinin istinaf istemi reddedildiğinden Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,2-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, 3-Davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine,4-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan 31,50 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 162,10 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 5-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.28/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"310a3a48770b341f","SID":"fa05ab713c59a7a8"}}