{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2022/272 - Karar No:2024/152<br>                     T.C.<br>                ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>       27. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2022/272 <br>KARAR NO\t: 2024/152<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 25/01/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/820 E-2022/59 K<br><br>DAVACI\t<br>VEKİLLERİ\t<br>DAVALI\t<br><br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 28/02/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 01/03/2024<br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin davada mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:\t<br>\tDavacı vekili; takip dayanağı olan 10/07/2015 tarih ve 106554 nolu 71.696,46 TL bedelli faturanın davalı adına düzenlendiğini, faturada belirtilen malların davalıya teslim edildiğini, montajının yapıldığını ancak bedelin ödenmediğini, davalı tarafından takipten önce takibe dayanak faturanın 11.400,00 TL'lik kısmını ödediğini, bu miktar düşüldükten sonra bakiye kısım için takip başlatıldığını, teslim edilen malların faturadaki adreste kullanıldığını, keşif yapılması halinde bunun tespitinin mümkün olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin ticari defter ve kayıtlar ile servis kayıtlarıyla da sabit olduğunu, bu nedenle davalı tarafından icra takibine yapılan itirazın haksız olduğunu ileri sürerek; itirazın iptali ve alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalıya çıkarılan meşruhatlı davetiyenin usulüne uygun tebliği yapılmış,  cevap dilekçesi sunmamıştır.<br>\tMahkemece 10/04/2018 tarih ve 2016/538 Esas- 2018/304 Karar sayılı davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Dairemizin 21/10/2020 tarih ve 2018/1297 Esas- 2020/1021 Karar sayılı kararı ile; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir.  <br>\tMahkemece Dairemizin kaldırma kararından sonra yapılan yargılama sonucunda; dosya kapsamı, keşif, bilirkişi heyeti raporu her türlü delil ve belgelerin incelenmesinde, davacı tarafın davalıya iş yerinde yapmış olduğu imalat ve iş bedelinin 2015 yılı piyasa rayiçlerine göre 71.925,00 TL olduğu, icra takibine konu etmiş olunan 10/07/2015 tarihli ve 106554 numaralı fatura bedelinin, işin yapıldığı yıl piyasa rayiçlerine uygun olduğu, davacı tarafından yapılan imalat ve işlerde eksik veya ayıp bulunmadığı, davalı borçlunun icra takip tarihi itibariyle, ana para ve işlemiş faiz ile birlikte toplam borcunun talebe bağlı kalınarak 60.386,90 TL olduğu ve deliller, keşif mahallinde yapılan incelemeler alınan bilirkişi heyeti raporu, dinlenen tanık beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının davasında haklı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile Kayseri Kapatılan 3. İcra Dairesi'nin 2016/5054 esas sayılı dosyası ile yapılan takipte davalının itirazının iptali ile takibin kaldığı yerden devamına ve davacı lehine icra inkar tazminatına karar verilmiştir. <br>\tDavalı vekili istinaf başvurusunda; mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, davacı şirket ile müvekkili arasında 28.01.2015 tarih ve 125 teklif nolu davacı şirket tarafından düzenlenen ve taraflardan adına ... ve ...'ün imza ettikleri teklif formu ile belirli mal ve hizmetlerin sunulması karşılığı ücret ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davacı şirket tarafından sağlanan malzemelerin restoran işletmesi olan müvekkilinin iş yeri için klima, havalandırma, doğalgaz tesisatı sistemleri olduğunu, teklif formu ile kararlaştırılan bedelin KDV dahil 57.000,00 TL olduğunu, bu bedelin %20'lik oranı olan 11.400,00 TL peşinat olarak 17.02.2015 tarihinde kalan kısım için ise 20.03.2015 tarihinde ödeneceği konusunda anlaşılarak taraflarca (davacı şirket adına ..., müvekkili davalı adına ...) imza altına alındığını, sonrasında malzemenin teslim edildiğine dair müvekkilince herhangi bir belgenin imzalanmadığını, malın teslimine ilişkin belgenin hem teslim edeninin hem de teslim alınının davacı şirket yetkilisi ... olduğunu, yine davacı şirket tarafından sağlanan malzemelerin yetkili servisler aracılığı ile müvekkilinin iş yerine getirilip montajı yapılmışsa da, teslim alma işlemi yapılmadığından gerekli kontrollerin teslim anında yapılamadığını, daha sonra yapılan işten beklenen faydayı göremeyen müvekkilinin eşi ..., davacı şirket yetkilileri ile görüşerek bedelden indirim ve onarım talep edildiğini, bu sistemlerden klima ve havalandırma sistemlerinin düzgün çalışmaması sonucunda müvekkilinin yapılan işten beklediği faydayı göremediğini ve arıza giderilememişken tek taraflı olarak düzenlenen fatura ile icra takibine başlanıldığını, müvekkili tarafından faturaya itiraz edilmese dahi Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 1978/2562 Esas 1978/2717 Karar sayılı kararında da görüleceği üzere; \"Faturaya sekiz gün içinde itiraz edilmemesi sebebiyle kabul edilmiş sayılması sadece hukuken geçerli sözleşmelerde geçerlidir. Faturaya süresi içinde itiraz edilmemiş olması batıl bir sözleşmeyi geçerli kılmaz.\" dolayısıyla bedelin değişmesine yönelik irade beyanı olmadan düzenlenen bu faturanın, belirlenmiş olan 71.696,46 TL 'lik bedeli içeren geçerli bir sözleşme bulunmadan çıkarıldığını ve icra takibine konu edildiğini, hem müvekkilinin ticari defterlerinde bulunmayan hem de 28.01.2015 tarihinde anlaşılan bedelle uzaktan yakından ilgisi bulunmayan bu fatura ile girişilen takipte, davacının başlatmış olduğu takipte haksız ve kötü niyetli olduğunun açıkça ortada olduğunu, müvekkilinin montajı yapılan sistemlerin, hava eksi derecelere düşünce sistemin kendini kapatması, yazın ise yeterli soğukluğu sağlamadığı gerekçesiyle yapılan işin ayıplı olduğunu karşı tarafa ilettiğini, davacı şirket yetkililerince \" hesaplama hatası yapıldığı, bu sebeple ek bir ücret alınmadan ek santral kurulacağı\" bildirilerek ek santral kurulduğunu, esasen montajı yapılan klima sisteminin ayıplı olup, bu ayıbın davacı şirket tarafından müvekkili iğfal edilerek gizlendiğini, zira müvekkilinin yeterli seviyede çalışmayan klima sisteminin sökülüp götürülmesini davacıya bildirse de davacı şirket yetkililerinin sorunu giderecekleri taahhüdünü verdiğini ancak sorunun giderilmediğini, müvekkilinin TBK 227.maddesinde sayılan haklarını kullanabilmesi gerektiğini, zira Yargıtay'ın da bu konudaki görüşünün \"Alıcı ihbar külfetini yerine getirmiş ise zamanaşımı süresi içinde Borçlar Kanunu'nun 202 ve 203.maddelerinde kendisine tanınan hakları dava yoluyla talep edebileceği gibi zamanaşımı süresi dolsa dahi kendisine karşı açılan davada ayıptan doğan defi hakkını ve seçimlik haklarını ileri sürebileceği (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 24.05.2017 tarih ve 2017/1633 E., 2017/1013 K.) sabit olup, müvekkilinin ayıp ihbarını da zamanında yaptığının taraf beyanları ile sabit olduğunu, davacı tarafça ayıplar giderilemediği gibi alacağın tahsil amacıyla icra takibine girişildiğini,  mahkemece TTK.18/3 maddesine istinaden müvekkilinin ayıp bildiriminin geçersiz kabul edildiğini ancak müvekkilinin ilgili maddede sayılmış olan; sözleşmeden dönme yahut sözleşmeyi feshetme ya da diğer tarafı temerrüde düşürmeye ilişkin bir ihbarda bulunmadığını, imkan varsa ayıpsız bir benzeri ile değiştirme veya ücretsiz onarıma ilişkin bir talepte bulunulduğunu, dolayısıyla mahkemesince gerekçe olarak belirtilen \"ayıp savunmasını ileri sürmeme\" durumunun söz konusu olmadığını, tanık ...'nin ek santral kurulduğuna ve sıkıntının sıkça tekrarlandığına dair beyanının da bu hususta önemli olduğunu, ayıplı yapılan hizmet nedeniyle müvekkilinin işten beklediği faydayı göremediği gibi sistemlerin düzgün çalışmaması nedeniyle restoranın çatı sistemini yeniden yaptırmak zorunda kalarak gereksiz maliyetle karşılaştığını, ayrıca davacının mutabık kalınan bedelden tahsil edilen bedeli indirerek alacağına ilişkin talepte bulunmak yerine müvekkili şirkete ait ticari defterde kayıtlı bulunmayan 10.07.2015 tarih ve 106554 nolu fatura ile icra takibi başlattığını, söz konusu fatura ve faturanın dayanağı olan iş emri ve hizmet formunun incelendiğinde müvekkili davalıya teslim edilmediğinin, isim ve unvanları bilinmeyen şahıslarca imza edildiğinin görüleceğini, davacının başlatmış olduğu takipte haksız ve kötü niyetli olarak hareket ettiğini, mahkemece bozmadan sonra yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne ve icra takibinin devamına karar verildiğini ancak tebligat parçalarının da incelendiğinde; tebliğin müvekkili asile değil çalışanına yapıldığı için eldeki dava için cevap verme ve delil verme süresinin kaçırıldığını, bunun yanında mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun da eksik ve hatalı inceleme neticesinde düzenlenmiş olup, rapora itirazlarının kabul edilmeden raporun hükme esas alınmasının da hükmü usul, yasa ve içtihatlara aykırı olduğunu  belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içerisinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde  belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. <br>\tMahkemece, dosya kapsamındaki  bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek  yasal düzenlemelere uygun ve isabetli  karar verilmiş olduğu,  ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin aşağıdaki hususların dışında kalan sair istinaf talepleri yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.<br>\tTaraflar arasında teklif ve kabule dayalı olarak 28/01/2015 tarihli teklif mektubu ile eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğu ihtilafsız olup, Dairemizin  21/10/2020 tarih ve 2018/1297 Esas- 2020/1021 Karar sayılı kaldırma kararında belirtildiği üzere teklif mektubunda belirtilen iş kalemleri yönünden 57.000,00 TL götürü bedel ödeneceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmakla, yerleşik içtihatlarda kabul edildiği üzere KDV götürü bedele dahil olduğundan ayrıca talep edilemeyeceği, sözleşme dışı imalatlar yönünden ise yapıldığı yıl serbest piyasa rayiçleri ile belirlenmesi gerekir. <br>\tMahkemece yapılan yargılama ve toplanan delillerle davalı tarafın yapılan imalatlarda ayıp bulunduğuna ilişkin savunmasını usulüne uygun olarak yasal delillerle ispatlayamamış olması ve mahkemesince alınan kök ve ek bilirkişi raporuna davacı tarafça kesilen faturadaki bedellerin işin yapıldığı tarihteki mahalli piyasa rayiçlerine uygun olduğu belirtilmiş olmakla, davacı faturası esas alınarak ancak az yukarıda belirtildiği üzere sözleşme kapsamı ve dışındaki işleri kapsar toplam bedelden, sözleşme kapsamındaki bedel olan 57.000,00 TL'ye ayrıca KDV eklenmeksizin davacının toplam talep edebileceği bedelin (57.000,00 + 4.436, 46  TL =) 61.436,46 TL olup, yapılan 11.400,00 TL ödemenin mahsubu ile bakiye alacak 50.036,46‬ TL olup, bu miktar yönünden davanın kısmen kabulü  ile takipten önceki bir tarihten faiz yürütülebilmesi için, taraflar arasında kararlaştırılmış bir kesin vadenin olması yada borçlunun  6098 Sayılı TBK'nın 117. maddesi gereğince usulüne uygun bir ihtar ile temerrüde düşürülmesi gerektiği, taraflar arasında kararlaştırılmış kesin bir vade bulunmadığı gibi, takip tarihinden önce temerrüt oluşturacak ihtar bulunmadığından, asıl alacak üzerinden takibin devamına karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. <br>\tAçıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile 50.036,46 TL asıl alacak yönünden davalı borçlunun itirazının iptaline, takibin bu miktar üzerinden takipteki şartlarla devamına, icra inkar tazminatı talebinin kabulüne, kötü niyet tazminatı talebinin koşulları oluşmadığından reddine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerekmiştir.\t<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, <br>\t2-Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/01/2022 tarih ve 2020/820 Esas- 2022/59 K<br>arar sayılı kararının HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, <br>\t3-Davanın kısmen kabulü ile,<br>\t -Kayseri 3. İcra Müdürlüğü'nün 2016/5054 sayılı dosyasında davalı borçlunun itirazının 50.036,46 TL alacak yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden takipteki şartlarla devamına, <br>\t\t-Alacak miktarının %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı borçludan alınarak davacı alacaklıya verilmesine, <br>\t -Kötü niyet tazminatı talebinin reddine,<br>\t -Fazlaya ilişkin talebin reddine,  <br>\t4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.417,99 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 729,33 TL peşin harç ile icra dosyasına yatırılan 301,93 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.031,26‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 2.386,73‬ TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, <br>\t5-Davacı tarafından yatırılan 729,33 TL peşin harç ile icra dosyasına yatırılan 301,93 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.031,26‬ TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t6-Davacı tarafından yatırılan 29,20 TL başvurma harcının, 419,90 TL keşif harcı ile 181,60 TL tebligat gideri, 116,40 TL müzekkere ve posta gideri ile 1.350,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.097,1‬‬0 TL yargılama giderinden davanın kabul oranına göre hesaplanan 1.737,65 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, <br>\t7-Davalı tarafından yapılan 86,55 TL tebligat gideri, 31,00 TL dosya posta masrafı ile 98,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 215,65‬ TL yargılama giderinden davanın ret oranına göre hesaplanan 36,96 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, <br>\t8-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince, taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde  yatıran ilgili tarafa iadesine,<br>\t\tİstinaf incelemesi yönünden;    <br>\t9-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yatırılan 1.031,00 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, <br>\t10-İstinaf talep eden davalı tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 120,00 TL tebligat gideri ile 73,60 TL dosya posta masrafı olmak üzere toplam 414,3‬0 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 28/02/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.  <br><br>Başkan ...<br><br>Üye ...<br><br>Üye ...<br><br>Katip ...e-imzalıdır       e-imzalıdır        e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5bd738045c55d5f1","SID":"0f26d80f72dff8d9"}}