{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/58 - 2024/244<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/58 <br>KARAR NO\t: 2024/244<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                  K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 01/09/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/331 E.  -  2021/320 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 01/09/2021 tarih ve 2020/331 E. - 2021/320 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin 2019/13134 başvuru numaralı “... ... ... sigorta ve reasürans brokerliği +şekil” ibareli marka başvurusuna davalı şirket tarafından yapılan itirazın 2020-M-7858 sayılı YİDK kararı ile nihai olarak reddine karar verildiğini, müvekkili şirketin ...’nin iştirakı olduğunu, birliğin kısaltması olan “...” ibaresini kullandığını, 20/07/2004 tarihinden bu yana “...” ibaresinin K/00768 başvuru numarası ile ... adına tescilli olduğunu, “...” ibaresinin tescilden önce, 1961 yılından bu yana ... tarafından kullanıldığını, “...” ibaresi üzerinde ... ve müvekkili şirketin önceye dayalı gerçek hak sahipliği bulunduğunu, müvekkili şirketin markayı uzun zamandır kullandığını, meşhur hale getirdiğini, müvekkili şirket markasının tüketici kitlesinin eczacılar olduğunu, markaların görsel, işitsel ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek kadar benzer olmadığını, müvekkili şirketin ticaret unvanının çekirdek unsurunun “...” ibaresi olduğunu, başvuru markasının “...” ibaresine ilave ayırt edici sözcük, şekil ve renk kombinasyonu getirilmek suretiyle oluşturulduğunu, müvekkili şirketin web adresinin “....com” olduğunu, şirketin Haziran 2016’da \"... ... Sigorta\" unvanı ile faaliyetine başladığını, Aralık 2018 tarihinden sonra \"... ... ... unvanı ile faaliyetine devam ettiğini, davalı kurum tarafından yayıma itiraz incelenirken K/00768 başvuru sayılı tescilin dikkate alınmadığını ileri sürerek, 2020-M-7858 sayılı YİDK kararının iptali ile marka başvurusunun tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, dava konusu marka başvurusuna itiraz eden ... A.Ş.’nin zorunlu dava arkadaşı olarak davalı Kurum yanında hasım gösterilmesi gerektiğini, dava konusu marka ile redde mesnet markaların ortalama tüketici nezdinde görsel, işitsel, kavramsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunduğunu, taraf markalarının aynı firmanın markası gibi algılanabilecek nitelikte olduğunu, markaların aynı/aynı tür veya benzer hizmetleri kapsadığını, başvuru sahibi adına önceden tescilli 2019 06735 sayılı “...” ibareli başvurunun tescil tarihinden itibaren çok kısa bir süre geçtiğini, markanın hükümsüzlük tehdidi altında olması nedeniyle inceleme konusu başvuru için müktesep hak sağlamasının mümkün olmadığını, YİDK kararının usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Davalı ... A.Ş. Vekili, müvekkili şirketin “önceki marka” durumunda olan tanınmış ve seri marka niteliğini haiz “...” markası ile davacı markasının aynı mal ve hizmet sınıfını kapsadığını, markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin oldukça yüksek olduğunu, müvekkili şirketin “...” ibaresini uzun yıllardır işletme adı olarak kullandığını, ibareye tanınmışlık sağladığını, müvekkili şirketin “...” markasının 28/09/1995 tarihinde hizmet markası olarak tescil edildiğini, ... nezdinde T/03400 sayı ile tanınmış marka sıfatına kavuşturduğunu, davacı markasında “...” ibaresinin öne çıkartılarak kullanıldığını, davacı tarafından kullanılan “... ...” markasının hükümsüzlüğü için dava açılmadan önce müvekkili şirket adına İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/174 D. İş sayılı dosyası ile delil tespiti talebinde bulunulduğunu, dosyada düzenlenen bilirkişi raporunda davacının internet sitesindeki kullanımların müvekkili şirket markasıyla iltibasa sebebiyet verdiği yönünde kanaat bildirildiğini, davacı tarafça iştiraki olduğu vakıf sebebiyle marka tescil işlemlerinin sağlandığı iddia edilse de TPMK nezdinde dava konusu marka sahibi olarak davacı şirketin göründüğünü, müvekkili şirketin “...” ibareli markanın korumada öncelik ilkesi gereği gerçek hak sahibi olduğunu, davacı şirket markasında “...” ibaresinin başa, en sola konumlandırılarak ortalama tüketici nezdinde dikkati tanınmış marka statüsünde olan “...” ibaresine yöneltildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacı yanın ... nezdinde yapılan işlemler sırasında sunduğu 31.05.2019 tarihli karşı görüş dilekçesinde “kullanmama def’i” yer almadığından, dava dilekçesinde ileri sürülen “kullanmama def’i”nin dikkate alınamayacağı, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, 36.sınıf hizmetler bakımından markaların kapsadığı hizmetlerin aynı/aynı tür olduğu, dava konusu markadaki “... ... sigorta ve reasürans brokerliği” ibaresinin hem anlam hem boyut itibariyle marka vasfının bulunmadığı, davacıya ait markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, davalı markalarının esas unsuru ya da esaslı unsurlarından birinin “...” ibaresi olduğu, bu nedenlerle dava konusu marka başvurusu ile redde mesnet alınan markalar arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, YİDK kararının verildiği tarihte önceki tarihli markanın halen hükümsüzlük davası tehdidi altında olduğu, bu nedenle söz konusu marka mesnet gösterilerek davaya konu marka başvurusu bakımından müktesep hak iddiasında bulunulamayacağı, tescil başvuru tarihinden önce 36.sınıf hizmetler bakımından uzun süreli kullanıldığına ilişkin delil ibraz edilmediğinden birlikte var olma koşulunun somut olayda oluşmadığı, davalı ...'in SMK m.6/1 hükmü kapsamında ve nisbi tescil engeli bağlamında yaptığı değerlendirmede marka başvuru sahibinin gerçek hak sahibi olup olmadığını veya önceki tarihli ticaret unvanından kaynaklı üstün hak sahibi olup olmadığını değerlendirme yükümlülüğünün bulunmadığı, davacının bu iddialarının, redde mesnet markaların hükümsüzlüğü istemi bakımından ileri sürülebilecek ve değerlendirilmesi gereken iddialar olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde,ileri sürdükleri kullanmama def'inin mahkemece dikkate alınmadığını, “...” ibaresi üzerinde ... ve iştiraki olan müvekkili şirketin önceye dayalı gerçek hak sahipliği bulunduğunu, 20/07/2004 tarihinden bu yana \"...\" ibaresinin ...adına  K/00768 sayı ile tescilli olduğunu, taraf markalarının ilk bakışta dahi birbirlerinden farklı olduklarını, itiraza konu marka başvurusunun hitap ettiği müşteri kitlesinin ... mensubu eczacılar olduğunu, tescilli markalar ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sesçil, anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığını, her iki markanın ilk bakışta farklı işletmelere ait iki farklı marka olduğunun ilgili tüketici kitlesi tarafından algılanacağını  ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka tescil başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDavacı, 2019/13134 sayılı marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptalini talep etmiş olup bu tür davalarda  ... ile başvuruya itiraz eden arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Nitekim yerleşik Yargıtay uygulaması da bu yöndedir. (Yargıtay 11. HD'nin 10/10/2007 tarih ve 2006/4324 E.-2007/12678 K.,12/09/2012 tarih ve 2011/5689 E. 2012/13100 K., 13/01/2014 tarih ve 2013 10545 E. -2014/658 K. Sayılı ilamları)<br>Somut olayda ise dava dilekçesinde davalı olarak sadece ... gösterilmiştir. İlk derece mahkemesince, 09/12/2020 tarihli ara karar ile, davacı vekiline dava konusu başvuruya itiraz eden ... A.Ş.'nin davaya dahil edilmesi için süre ve imkan verilmiş,  davacı vekilince  19/01/2021 tarihli dilekçe ile dava konusu başvuruya itiraz eden ... A.Ş.'nin davaya dahil edilmesi talebinde bulunulmuştur. İlk derece mahkemesince davacı vekilinin  dahili davalı talebi kabul edilmiş ise de,  6100 Sayılı HMK'nın 124. maddesinde yer alan düzenleme dışında dahili dava yolu ile taraf değişikliğine gidilmesi mümkün değildir. Usul hukukumuzda dahili dava müessesesi bulunmayıp, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmeyen kişi, dava açıldıktan sonra ihbar ya da dahili dava dilekçesi ile davada taraf sıfatını kazanamayacağı gibi, ıslah yoluyla dahi davada taraf değişikliği mümkün değildir (Yargıtay 17. HD'nin 18.06.2020 tarih, 2018/5580 E., 2020/3723 K. sayılı ilamı).<br>\tBu itibarla mahkemece, dava konusu başvuruya itiraz eden ... A.Ş. aleyhine usulüne uygun olarak dava açılması ve sonrasında iş bu dava ile birleştirilerek bir hüküm kurulması gerekirken, davaya dahil edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.<br>Bu itibarla Dairemizce, davacı vekilinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6  maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 01/09/2021 gün ve 2020/331 Esas - 2021/320 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA;<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,<br>\t3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>\t4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 59,30-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, <br>\t5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, <br>\t7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 16/02/2024 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/02/2024<br><br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br> <br><br>Üye<br> <br><br>Katip<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"07b87db6ca889995","SID":"2ac60ed7b5039017"}}