{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ERZURUM<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2022/425 <br>KARAR NO\t: 2024/339<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 29/11/2021 (Karar)<br>NUMARASI\t: 2021/202 Esas,  2021/437 Karar<br>DAVA\t: Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))<br>Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın reddine dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:  <br>DAVA; <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin müflis kooperatiften alacaklı olduğunu, alacağının ilk sıra cetveli ile kabul edildiğini ve kesinleştiğini, davalının ise iflas masasına geç başvuruda bulunduğunu, buna rağmen alacağının 30/03/2021 havale tarihli, 29/03/2021 tarihli ek sıra cetveli ile kabul edildiğini ancak davalının kooperatifte pay sahibi olduğunu bu nedenle davalının alacağının olmadığını ve alacağın iflas masasına kaydının mümkün olmadığını ve tüm bu nedenler göz önünde bulundurularak 30/03/2021 havale tarihli 29/03/2021 tarihli ek sıra cetveline yaptıkları itirazlarının kabulü ile iflas dairesinin hatalı kararının kaldırılmasına, davalının iflas masasından alacağının olmadığının kabulüne ve alacak kaydının terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  İflas masasına geç başvurmadıklarını, kendisi ile aynı durumda olan kişilere yönelik dava açılmayıp alacaklarının kesinleştirilerek ödemelerinin yapıldığını, alacaklarının olmadığına yönelik iddianın afaki olduğunu, esas alacaklı ve mağdur edilen taraf olduklarını ve bu durumun ödedikleri nakdi makbuzlardan açıkça anlaşıldığını, davacı taraf ile ortaklık ve üyelik sözleşmesi yapılmış ise de ortaklık sözleşmesinin gereklerinden olan genel kurul ve yönetim gibi hiçbir hak ve yetkinin kendilerine kullandırılmadığını, haksız ve yersiz açılan davanın reddi ile yargılama harç ve giderlerinin davacı tarafa yükletilmesini savunmuştur. <br>YEREL MAHKEME KARARI; <br>Mahkemece, \"... Somut olayda davalının müflis kooperatifin üyesi olduğu ve kendisine konut tahsis edilememesi nedeniyle yapmış olduğu ödemelerin tahsili amacıyla iflas masasına alacak olarak kaydettirdiği hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalının kooperatif üyesi olması ve kooperatife yapılan ödemelerden dolayı üyenin 1163 sayılı TTK'nun 98. Maddesi yollamasıyla TTK'nun 480/3 maddesine göre ortakların ödedikleri sermaye borcunu iflas masasına alacak olarak kaydettiremeyecekleri yönünde değerlendirmeler bulunmakta ise de; bu değerlendirmeye yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda katılmak mümkün değildir. Zira somut olayda davalı kooperatif üyesi olup; davalıyı sermaye şirketi ortağı gibi değerlendirmek yasal düzenlemelere ve hakkaniyete uygun düşmemektedir. Davalının müflis kooperatife yapmış olduğu ödemeler karşılığında kendisaine bir konut tahsis edilmediği, davalının da kooperatifin iflas etmesi sonrasında konut karşılığı tazminat alacağını iflas masasına yazdırdığı, müflis kooperatifin üyesi olan davalının bu talebine karşı sorumlu olduğu, bu haliyle davalının alacağının iflas masasına yazılmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmakla davacının bu iddialarına mahkememizce itibar edilmemiştir.<br>Davacı, davalının iflas masasına geç başvuruda bulunduğunu iddia etmiş ise de 2004 sayılı İİK'nun 236/1 maddesi uyarınca vaktinde deftere kaydedilmeyen alacakların iflasın kapanmasına kadar kabul olunacağı belirtilmiştir. Bu yasa maddesinde de belirtildiği üzere iflas kapanıncaya kadar müflisten alacaklı olduğunu iddia edenler alacaklarını iflas masasına yazdırabileceklerdir. Somut olayda iflasın henüz kapanmadığı sabit olmakla davacının alacağın geç yazdırıldığı yönündeki iddiası yerinde değildir.<br>Yine davacı, davalının  ödemelerini ispat edemediğini, esasen alacağının da bulunmadığını belirterek davalı alacağının sıra cetvelinden çıkarılmasını talep etmiştir. Davalının alacağını  yazdırmasına ilişkin talep dilekçesi ve ekine eklediği belgelerin incelenmesinde; davalının alacağını gösterir dayanakların sunulduğu, iflas idare memurlarınca iflas tarihinden önce ve iflas tarihinden sonra yapılan ödemelerde değerlendirilerek sıra cetvelinin yapıldığı, bu haliyle sıra cetvelinde yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmakla  davanın reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"  gerekçesiyle \"Davanın REDDİNE,\" şeklinde  karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF İTİRAZLARI: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin müflis kooperatiften alacaklı olduğunu ve alacağının ilk sıra cetveli ile kabul edildiğini ve kesinleştiğini, davalının ise iflas masasına geç başvuruda bulunduğunu, buna rağmen alacağının 30/03/2021 havale tarihli 29/03/2021 tarihli ek sıra cetveli ile kabul edildiğini, bu ek sıra cetvelinin icra müdürlüğünce gazetede ilan edildiğini, davalının alacağı olmadığını ve alacağının iflas masasına kaydının mümkün olmadığını, zira davalının kooperatif üyesi ve ortağı olduğunu, yani pay sahibi olduğunu, bu durumun tüm kooperatif evraklarından sabit olduğunu, ayrıca davalılardan bir kısmının Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/.....Esas 2019/..... Karar sayılı dosyasında dava açtıklarını ve bu davada dava dilekçeleri ile diğer dilekçelerinde üye olduklarını kabul ettiklerini, genel kurul kararlarının iptalini istediklerini, davalıların kooperatif üyesi oldukları konusunda herhangi bir ihtilaf olmadığını, ancak mahkemece yerleşik Yargıtay içtihat ve uygulamalarının aksine dava konusu somut olayla örtüşmeyen bir BAM kararı ve lehlerine olan bir Yargıtay kararının muhalefet şerhine dayanarak hukuk ihdas ettiğini ve yerleşik Yargıtay içtihatlarının aksine müvekkilinin mağdur edildiğini, mahkemenin gerekçesinde sermaye borcunun iflas masasına alacak olarak kaydının mümkün olmadığını kabul etmiş iken yerleşik Yargıtay uygulamasını sanki doktrindeki baskın bir görüşmüş gibi kabullenmesinin isabetsiz olduğunu, diğer iddiaları açısından da geniş bir tahkikat yapılmaksızın delillerinin tam ve eksiksiz olarak toplanmaksızın verilen kararın bu yönüyle de hukuka aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;<br>Dava, sıra cetveline itiraz davasıdır.  <br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. <br>Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden davacı vekilinin dava dilekçesinde, davacının davalı Müflis ....... Yapı Koop.'den alacaklı olduğunu ve alacağını sıra cetveline yazdırdığını, diğer davalı ...'in davalı müflis kooperatiften alacaklı olmadığını ve alacaklı olsa bile alacağını iflas masasına geç bildirdiğini ve davalı müflis kooperatifin üyesi olduğundan alacağını sıra cetveline yazdırmasının mümkün olmadığını ileri sürerek davalı ...'in alacağının sıra cetvelinden silinmesine karar verilmesini talep ettiği, davalı vekilinin kendisi ile aynı durumda bulunan diğer üyelerin alacağını sıra cetveline yazdırarak alacaklarını tahsil ettiklerini, davalı alacağının sıra cetveline yazılmasının hukuka uygun olduğunu, müvekkili alacağının ödediği dekontlarla sabit bulunduğu savunarak davanın reddini isteği, diğer davalı müflis koop, iflas idaresinin davanın reddini istediği, mahkemece iddia savunma  ve tüm dosya kapsamına göre davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. <br>Davalı müflis kooperatif ile davalı ...'in arasında 10/07/2008 tarihli daire satış protokolü imzalandığı ve protokolün ödeme şekli başlıklı maddesine göre kararlaştırılan 153.000,00 TL'nin 100.000,00 TL'sinin peşin nakit olarak ödendiği, davalı kooperatif mührünün ve yetkilisinin imzası bulunan 2009 yılı itibariyle ait listesine göre davalı ...'in yatırdığı toplam aidat miktarının 140.500,00 TL olduğu ve borcunun olmadığı anlaşılmaktadır. Daire satış protokolünde 30/06/2009 tarihine kadar dairenin teslim edileceğinin kararlaştırıldığı ancak teslimin gerçekleştiğine dair bir bilgi ve savunma bulunmamaktadır.<br>Erzurum ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 02/06/2009 tarihli ve 2008/... E.- 2009/....K. Sayılı ilamı ile davalı kooperatifin 02/06/2009 tarihinde iflasının açıldığı anlaşılmaktadır.<br>Davalı ...'in tarafından 12/03/2021 tarihli kayıt talep dilekçesi ile 153.000,00 TL'lik alacağının sıra cetveline kaydedilmesi için başvuru yapıldığı, iflas idaresi tarafından düzenlenen 29/03/2021 tarihli Ek Sıra Cetveline 131.550,00 TL kabul edilen alacak olarak, 4. sırada imtiyazsız alacak olarak sıra cetveline kaydedildiği anlaşılmaktadır. <br>Davalı ...'in daire satış protokolü ile  davalı müflis kooperatiften Daire satın aldığı, kooperatif üyesi olarak kooperatiften Daire alacağı olduğu, bunun için Kooperatife 152.755,00 TL ödediği ve bunun karşılığında dairesini teslim alamadığı bellidir. Davalı ...'in alacağı 1163 sayılı Kooperatifler Kanunun 98. Maddesinin yollaması ile TTK'nın 329 ve 405/2.maddeleri  kapsamında bir alacak olmayıp, iflas masasına kaydı mümkün bir alacak olduğundan (Y. 23. HD 23/10/2017 tarihli ve 2016/9738 E. - 2017/2827 K. Sayılı ilamı ve 21/11/2013 tarihli ve 2013/5728 E.-2013/7320 K. sayılı ilamı)  ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.<br> Yapılan bu açıklamalar itibariyle davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde bulunmadığından istinaf isteğinin esastan reddine karar verilmesi gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf aşamasında alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından başlangıçta alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>3-İstinaf başvurusu sırasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi/ikmaline ilişkin işlemlerin mahal mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere ......... tarihinde oy birliğiyle karar verildi.\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c0e0793e75885f0b","SID":"05312fe2b50c1c18"}}