{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2024/53 <br>KARAR NO\t: 2024/168<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/09/2020<br>NUMARASI\t\t: 2017/175 Esas 2020/413 Karar<br><br>DAVACILAR\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALILAR\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>KARAR TARİHİ\t: 07/02/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 23/02/2024<br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili ile davalı Tasfiye Halinde ... Tic Ltd Şti vekili ve davalı ... AŞ vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacılar vekili,19.08.2016 tarihinde davalılardan ... Sigorta AŞ’ne zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı, ... Tic Ltd Şti’ne ait ...’un sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla davacılardan ...’in eşi ... ve ...’in anneleri ...’nın içinde yolcu olarak bulunduğu işyerine ait ... plakalı servis aracına çarpması sonucu meydana gelen kazada davacıların desteği ...’nın vefat ettiğini, kazanın meydana gelmesinde desteğin kusurunun bulunmadığını, desteğin ... San ve Tic. AŞ’de kalite kontrol görevlisi olarak çalıştığını, dava öncesi 06.10.2016 tarihli başvuru üzerine  davalı ... AŞ tarafından davacılara 12.01.2017 tarihinde toplam 212.072,71 TL tazminat ödemesi yapılmış ise de hesabın nasıl yapıldığı konusunda bilgilerinin bulunmadığını  ve ödemenin yetersiz olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik davacı eş ... için 50 TL, çocuk ... için 25 TL,  çocuk ... için 25 TL olmak üzere toplam 100 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, ... için 100.000 TL, ... için 50.000 TL, ... için 50.000 TL olmak üzere toplam 200.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sigorta şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, 06.09.2019 tarihli bedel arttırım dilekçesiyle davacı ... için talebini 8.771,36 TL'den tüm davalılar, 48.384,71 TL'den davalı ... dışındaki diğer davalılar müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak kaydıyla, olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte toplam 57.156,07 TL’ye, ... için; 1.849,08 TL'den tüm davalılar müştereken ve müteselsilen, 3.001,68 TL'den yalnızca davalı ... sorumlu olmak kaydıyla, olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte toplam 4.850,76 TL'ye yükseltmiştir.<br>\tDavalı ... AŞ vekili, İş mahkemelerinin görevli olduğunu, ...  plakalı aracın 28.04.2016 - 28.04.2017 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 310.000 TL limitle davalı şirkete karayolları zorunlu mali mesuliyet poliçesi ile sigortalı olup sorumluluklarının gerçek zarar, sigortalının kusuru ve poliçe limitiyle sınırlı olup davacılara davadan önceki başvuruları üzerine 12.01.2017 tarihinde 212.072,71 TL ödeme yapıldığından sorumluluklarının kalmadığını, aksi halde ATK’dan kusur raporu alınmasını, desteğin emniyet kemeri takılı olmadığından müterafik kusurlu olduğunu, aktüer bilirkişi tarafından yeni genel şartlara göre ödeme tarihindeki verilerek göre zararın belirlenmesini, ödemenin yetersiz olması halinde yapılan ödemenin güncellenerek mahsubunu, gelirin ispatlanmasını, SGK tarafından yapılmış ödeme bulunması halinde mahsubunu, dava tarihinden yasal faiz istenebileceğini belirterek  davanın reddini istemiştir.<br>\tDavalı ... Tic. Ltd. Şti. vekili, keşif yapılarak kusur raporu alınmasını, ceza mahkemesinden alınan kusur raporlarını kabul etmedikleri gibi bu raporların hukuk mahkemesini bağlamadığını, davacıların maddi zararlarının davalı ... tarafından karşılandığını, talep olunan manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.<br>\tDavalı ... ön inceleme duruşmasında, davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI <br>\tMahkemece, davanın davaya konu kaza sonucu davacıların desteklerini kaybetmelerinden kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/411 Esas sayılı dosyasında davaya konu kaza nedeniyle şüpheli ... hakkında taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olmaktan kamu davası açıldığı, bu davanın yargılaması öncesinde ve sırasında kusur raporları alındığı, sanık hakkında 25.05.2017 tarihinde 8 yıl 4  ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın henüz kesinleşmediği, davacılar desteğinin, davalılara ait ve sigortalı aracın çarptığı  servis aracında yolcu olarak bulunduğu için olayda herhangi bir müterafık kusurunun olmadığı, davalının sürücüsü olduğu aracın zorunlu trafik sigorta poliçesinin 28.04.2016/2017 tarihlerine ilişkin, sigorta şirketinin sorumluluk limitinin 310.000,00 TL olduğu, hasar dosyasının 20.09.2016 tarihinde açıldığı, 12.01.2017 tarihinde davacılar vekiline 212.072,71 TL ödeme yapıldığı, SGK'ca davacı ...'a 144.201,59 TL, ...'a 28.291,47 TL, ...'a ise 16.429,37 TL peşin sermaye değerli ödeme yapıldığı, bu ödemelerin rücuya tabi olduğu, bu ödemelerin Pamukova Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğu,  SGK tarafından peşin değerli ödemelerin yapıldığı, sigorta poliçesinin düzenlendiği tarih ve 6704 sayılı yasanın yürürlük tarihi gözetildiğinde davalı ... şirketinin TRH 2010'a göre yapılacak hesap sonucu çıkacak bedelden, diğer davalıların ise PMF tablosuna göre bulunacak zarardan sorumluluklarının bulunduğu, bu ödeme ve mevzuat hükümleri dikkate alındığında aktüer bilirkişinin 10.02.2020 tarihli ek raporunda ayrıntılı belirttiği üzere davacılara ZMMS ve SGK tarafından yapılan ödemeler dikkate alındığında davalı ... şirketinin herhangi bir sorumluluğunun kalmadığı gibi davacılar ... ve ...'un da maddi zararlarının bu ödemelerle karşılandığı, sadece ...'un PMF tablosuna göre 69.716,64 TL bakiye  maddi zararının bulunduğu, ancak davacı vekilinin bedel arttırım dilekçesi ile 57.156,07 TL'lik maddi tazminat isteminin gözetilmesi gerektiği anlaşıldığından, bu bedel üzerinden maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar vermek gerektiği,  dava ve ıslah dilekçesinin kısmen kabulü ile, davacı ... için 57.156,07 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 19.08.2016  tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılar ... ve ... ve İht. Mad. Tic. Ltd. Şti'nden müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, davacıların diğer maddi tazminat istemlerinin reddine, davacı ... için  40.000 TL, davacı ... ve ... için ise 20.000'er TL manevi tazminatlardan oluşan toplam 80.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 19.08.2016 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılar ... ve ... ve İht. Mad. Tic. Ltd. Şti'nden müştereken ve müteselsilen alınıp davacılara  verilmesine karar verilmiş; hükme karşı davacılar vekili ile davalılar ... Sigorta AŞ vekili ve ... Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>\tDavacılar vekili  istinaf dilekçesinde özetle, yerel mahkeme kararında davalı ... ve diğer davalılar açısından yapılan hesaplamalarda farklı yaşam tablolarının ve farklı hesaplama yöntemlerinin kullanılmasının kanuna, hukuka ve usule aykırılık teşkil ettiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalı ... açısından hesaplama yapılırken -açıkça sigorta şirketinin hesaplama yöntemi dikkate alınarak- TRH2010 yaşam tablosunun ve devre başı ödemeli belirli süreli rant formülünün esas alınacağı belirtilmiş olup, sigorta şirketi dışında kalan diğer davalılar için ise Borçlar Kanunu genel hükümlerine göre hesaplama yapılacağı ve hesaplamalarda PMF yaşam tablosunun esas alınacağının belirtildiğini, davalılar açısından tazminat hesabı yapılırken farklı hesaplama yöntemleri ile farklı yaşam tablolarının kullanılmasının hiçbir hukuki gerekçeye dayanmadığını tazminat hesaplarının Yargıtay yerleşik uygulamalarında belirlenen ilkelere göre yapılması gerektiğinin hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalılar arasında hesaplama yöntemi açısından ayrıma gidilmesinin kabul edilemeyeceğini, davacıların dava konusu taleplerinden davalı ... ile diğer davalılar müşterek ve müteselsil sorumlu olduğundan, hesaplamalarda yapılacak bir ayrımın davacıların hak kaybı yaşamasına neden olacağını, Yargıtayın huzurdaki uyuşmazlık konusu ile benzer nitelikteki tazminat hesaplarında, PMF yaşam tablosu ve “progressif rant” olarak adlandırılan hesaplama yöntemini uyguladığını, sigorta aktüerlerinin kullandıkları TRH 2010 ve “devre başı ödemeli belirli süreli rant” formülün ise Yargıtay tarafından kabul edilmediği gibi, Sosyal Güvenlik Kurumu gelir bağlama işlemlerinde de bu formülün benimsenmediğini, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacılara ölüm sigortası dalından bağlanan aylık ve gelirlerin destekten yoksun kalma tazminatından indirilmesinin hatalı olduğunu, iş kazası veya herhangi bir haksız eylem sonucunda (örneğin, trafik kazası) ölen sigortalının eş ve çocuklarına ölüm sigortası dalından bağlanan dul ve yetim aylıkları ile yine ölüm sigortasından bağlanan gelirlerin, haksız eylem sorumlularının hak sahiplerine ödemek zorunda bulundukları tazminat tutarlarından indirilmesinin mümkün olmadığını, ölüm sigortası dalından bağlanan aylıkların, sigortalı işçinin belli bir süre ve yeterli miktarda prim ödemiş olmasının bir karşılığı olup, bağlanan bu aylıklardan dolayı Kurumun işverene veya üçüncü kişilere rücu hakkı bulunmadığını, kurum tarafından davacılara  bağlanan aylıkların, \"ölüm sigortası\" ile \"iş kazası ve meslek hastalığı sigortası\"nın birleşmesi neticesinde hesaplandığı düşünülüyorsa dahi, bu durumda da Sosyal Güvenlik Kurumuna müzekkere yazılarak bağlanan gelir/aylıkların hangi sigorta koluna ait olduğunun ayrı ayrı bildirilmesinin istenmesi gerektiğini, bu eksiklik giderilmeden hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğunu, yerel mahkeme kararında hükmedilen manevi tazminat tutarının son derece düşük olup, davacıların manevi zararını karşılamaya yetecek nitelikte olmadığını belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararın kaldırılmasına davanın kabulüne karar   verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavalı ... Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; kazanın servis aracının Bilecik-Sakarya yolu üzerindeki ... Tesisleri yakınında yolun kenarında duraklayabileceği alan olmasına rağmen aniden duraklaması sonucu oluşan trafik kazası neticesinde davacıların mirasçısı ...‘un hayatını kaybettiğini, eldeki davada davalı  şirket ve şirkete ait aracın sürücüsü ...'un kusur oranlarına ilişkin herhangi bir inceleme yapılmadığını,  Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2016/411 Esas sayılı dosyasından anlaşılacağı üzere kazanın meydana gelmesinde davalıların kusuru bulunmadığını, kazanın oluşunda ve sonuçlarında davacıların mirasçısı müteveffanın ve servis aracı sürücüsünün kusurunun olup olmadığı araştırılmadığı gibi müteveffanın emniyet kemeri takıp takmadığı ve emniyet kemeri takma zorunluluğuna ilişkin herhangi bir inceleme de yapılmadığını, somut olayda desteğin TBK m.52'de düzenlenen müterafik kusuru söz konusu olup bu yönde %20 indirim yapılmamasının hatalı olduğunu, davacı tarafça yargılama sırasında dosyaya sunulan dilekçelerde, destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında TRH 2010 değil PMF 1931 yaşam tablosunun esas alınması ısrarla talep edilmiş, yerel mahkemece de dosya kapsamında son alınan aktüer bilirkişinin 10.02.2020 tarihli ek raporunda davalı şirket ve sürücünün  sorumluluğu açısından hem PMF hem de TRH 2010 tabloları esas alınarak hesaplama yapıldığını, ancak yerel mahkemece sigorta şirketinin sorumluluğu açısından TRH 2010 tablosu ile yapılan hesaplama hükme esas alınırken, davalı işleten  şirket ve davalı sürücünün sorumluluğu açısından PMF yaşam tablosuna göre yapılan hesaplama hükme esas alınmış olup kararın hukuka aykırı olduğunu, güncel Yargıtay içtihadına göre, destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında TRH 2010 yaşam tablosunun kullanılması gerekmekte olup yerel mahkemece PMF yaşam tablosuna göre yapılan hesaplamanın hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, dosya kapsamında son olarak hazırlanan 10.02.2020 tarihli ek raporda TRH 2010 tablosuna göre yapılan hesaplamalara göre davacıların, sigorta şirketinden almış oldukları ödemeler ve rücuya tabi olan SGK ödemeleri nedeniyle tüm zararlarının karşılandığının görüldüğünü, Yargıtay içtihatları gereğince hesaplamalarda TRH 2010 yaşam tablosunun uygulanması gerektiğine ve bu tablo esas alınarak yapılan hesaplamalarda davacıların bütün zararının karşılanmış olduğu sabit olduğuna göre eldeki davada destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesinin reddi yerine kabulünün davacıların sebepsiz zenginleşmesine, davalı şirketin kazanın oluşunda hiçbir kusuru bulunmamasına rağmen yüklü bir külfet ve ceza çekmesine yol açtığını, yerel mahkemece hükme esas alınan 10.02.2020 tarihli bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda 09.10.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 2019/40 E. 2020/40 K. Sayılı 17.07.2020 tarihli kararında tazminat hesaplamalarında trafik sigortası genel şartlarında belirlenen usul ve esaslara göre hesaplanması gerektiğine yönelik karar hükmü Anayasaya aykırı bulunarak bu hüküm iptal edildiğini, bu doğrultuda artık sigorta yönünden ayrı sürücü, araç işleteni yönünden ayrı hesaplama yönteminin kullanılamayacağını, hükme esas alınan 10.02.2020 tarihli bilirkişi raporunda sigorta şirketi yönünden devre başı ödemeli belirli süreli rant formülü, araç sürücüsü ve işleteni yönünden progresif rant formülü kullanılarak iki farklı hesaba ulaşılmış olup davalılar arasında aynı kazadan dolayı farklı hesap sonuçlarının ortaya çıkmasının hukuka aykırı olduğunu, bu yanlışlık giderilerek davalı ... yönünden de progresif rant yöntemine göre tazminat hesabı yapılarak sorumluluk sınırının buna göre belirlenmesi gerektiğini, zarar sorumlulukları belirlenirken davalılardan birinin düşük tazminat ödemekle yükümlü kılınması diğerlerinin ise daha fazla tazminat ödemekle yükümlü kılınmasının hem sorumluluk hukukunun genel ilkelerine, hem Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararına hem de Türk Borçlar Kanununa aykırı olduğunu, davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarlarının oldukça fahiş olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın  reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\t\tDavalı ... AŞ vekili katılma yoluyla verdiği istinaf dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmadığını, kısmı dava olarak açılan davada talebin arttırılamayacağını, dava öncesi eksik belge ile başvuru yapıldığından davanın usulden reddi gerektiğini, desteklik  ispatlanamadığı gibi tüm hak sahiplerinin belirlenmediğini, hatır taşıması nedeniyle %20, müterafik kusur nedeniyle %20 indirim yapılması gerekirken bu konuda değerlendirme yapılmadığını, 12.01.2017 tarihinde davalı şirket tarafından davacılara yapılan 212.072,71 TL ödeme ile SGK tarafından yapılan ödemelerin zarardan düşülmemesinin yasaya aykırı olduğunu, hesaplamada 1,8 teknik faiz üzerinden hesaplama yapılmamasının ve Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmasının hatalı olduğunu, temerrüt tarihi rapor tebliğ tarihi olduğu halde dava tarihinin esas alınmasının yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\tHMK’nun 355 maddesi gereğince istinaf talebinde bulunan davacılar ve davalılar  vekillerinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; <br>\tDava trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>\tDavacı vekili, 19.08.2016 tarihinde davalılardan ... Sigorta AŞ’ne zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı,... Tic. Ltd. Şti’ne ait ...’un sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla davacılardan ...’in eşi ... ve ...’in anneleri ...’nın içinde yolcu olarak bulunduğu işyerine ait ... plakalı servis aracına çarpması sonucu meydana gelen kazada davacıların desteği ...’nın vefat ettiğini, kazanın meydana gelmesinde desteğin kusurunun bulunmadığını, desteğin ... San ve Tic AŞ’de kalite kontrol görevlisi olarak çalıştığını, dava öncesi 06.10.2016 tarihli başvuru üzerine davalı ... AŞ tarafından davacılara 12.01.2017 tarihinde toplam 212.072,71 TL tazminat ödemesi yapılmış ise de  ödemenin yetersiz olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik davacı eş ... için 50 TL, çocuk ... için 25 TL, çocuk ... için 25 TL olmak üzere toplam 100 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, ... için 100.000 TL, ... için 50.000 TL, ... için 50.000 TL olmak üzere toplam 200.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sigorta şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, 06.09.2019 tarihli bedel arttırım dilekçesiyle davacı ... için talebini 57.156,07TL’ye, ... için 4.850,76 TL'ye yükseltmiş; mahkemece desteğin kusursuz davalı araç sürüsünün asli ve tam kusurlu olduğu, davacı çocukların maddi zararının dava öncesi yapılan başvuru üzerine davalı ... ve SGK’ca yapılan ödeme ile karşılandığından  dava ve ıslah dilekçesinin kısmen kabulü ile, davacı ... için 57.156,07 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 19.08.2016  tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılar ... ve ... ve İht. Mad. Tic. Ltd. Şti'nden müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, davacıların diğer maddi tazminat istemlerinin reddine, davacı ... için  40.000 TL, davacı ... ve ... için ise 20.000'er TL manevi tazminatlardan oluşan toplam 80.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 19.08.2016 tarihinden itibaren  yasal faizi ile davalılar ... ve ... ve İht. Mad.Tic.Ltd.Şti'nden müştereken ve müteselsilen alınıp davacılara  verilmesine dair verilen karara karşı davacılar vekili hesaplama yöntemine, SGK ödemelerinin mahsup edilmesine, manevi tazminat miktarına, davalı işleten vekili kusur, müteafik kusur, hesaplama yöntemi, manevi  tazminat miktarına, davalı ... vekili de görev, zamanaşımı, dava şartı, müterafik kusur, hatır taşıması, hesaplama yönetimi, faiz başlangıcına yönelik istinaf sebepleri ileri sürmüştür.<br>\t1-Davalı ... AŞ vekilinin katılma yoluyla istinaf talebi incelendiğinden ;yerel mahkeme kararının davalı ... Sigorta AŞ vekiline 22.03.2021 tarihinde, davacılar vekilinin istinaf dilekçesinin 06.04.2021 tarihinde tebliğ edildiği, adı geçen davalı vekil tarafından 2 haftalık yasal süre geçirildikten sonra 22.04.2022 tarihinde katılma yoluyla istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>\tBu durumda davalı ... AŞ vekilinin istinaf başvurusunun süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir. <br>\t2-6098 sayılı TBK'nın 53. maddesi gereğince, Ölüm hâlinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpları zarar sorumlularından tahsilini talep edebilir. Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nın 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir.<br>\tKarayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 14 Mayıs 2015 gün 29355 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir.<br>\t Olay tarihinde yürürlükte olan 2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. Maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile  Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.<br>\tDanıştay ve Yargıtay tarafından kabul edilen uygulamaya göre “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulü kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme yapılmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.<br>\tAnayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile  Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi ve bu belirlemenin zarar görenin gerçek zararının tek olduğu zarar sorumlusuna göre zarar miktarının değişmeyeceği de gözetildiğinde tüm zarar sorumlularının aynı zarardan sorumlu olduğu gözetilerek yapılması gerekir. <br> \tEsasen, tarafların bilirkişi raporunda kullanılan yaşam tablosuna ve tatbik edilen esaslara açık itirazları olmasa dahi TBK 51. maddesi uyarınca tazminatın kapsamının hakim tarafından belirlenmesi zaruridir. Gerçek zarar miktarının, hak sahibi davacının olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak hesaplanması gerekmektedir. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Hak sahiplerinin bakiye ömürleri önceki yıllarda Fransa’dan alınan 1931 tarihli “PMF” cetvellerine göre saptanmakta iken, Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmaları ile “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup, Sosyal Güvenlik Kurumunca’da ilk peşin sermaye değerinin hesaplanmasında anılan tabloların uygulanmasına geçilmiştir. <br>\tGerek diğer kurumlar ile Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve gerekse bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği de göz önüne alınarak, ülkemizce de tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Tablosu’na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacağına Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nce de karar verilmekle görüş değişikliğine gidilmiştir. (Yargıtay 17.HD 22/12/2020 tarih, 2019/5206 E. – 2020/8874 K. sayılı ilamı, 14/01/2021 tarih 2020/2598 E. – 2021/34 K. sayılı ilamı) Bu itibarla, ödeme tarihi itibarıyla tazminatların belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu ve prograsif rant yöntemi kullanılarak hesap yapılması gerekirken,  hükme esas alınan bilirkişi raporunda ödeme tarihindeki verilere ve rapor tarihindeki verilere göre davalı ... yönünden TRH 2010 yaşam tablosu, 1,8 teknik faiz ;sürücü ve işleten yönünden PMF yaşam tablosu progresif rant yöntemi olmak üzere iki farklı yöntemle  tazminat hesabı yapılması doğru olmadığından, denetime elverişli olmayan tazminat raporuna itibar edilerek karar verilmesi de doğru görülmemiştir.<br>\tBu durumda mahkemece  dava açılmadan önce davalı ... AŞ tarafından 12.01.2017 tarihinde davacı eşe 195.173,07 TL, çocuk ...’e 10.369,64 TL, çocuk ...’e 6.530 TL olmak üzere toplam 212.072,71 TL ödeme  yapıldığının anlaşılmasına göre öncelikle yapılması gereken ödeme tarihi itibariyle yapılan ödemenin yetersiz olup olmadığının belirlenmesidir. Bunun için desteğin vefat tarihinde eşi, 2 çocuğu anne ve babasının sağ olduğunun anlaşılmasına göre  ödeme tarihi verileri dikkate alınarak yapılacak gerçek zarar hesabında desteğin eş -2 çocuk anne-baba, baba 23.01.2019 tarihinde öldüğünden 23.01.2019 tarihine kadar pay ayrılarak  yapılacak hesaplama sonucu bulunacak tutar ile ödeme miktarı karşılaştırılarak, ödemenin yeterli bulunması halinde zarar görenin zararı karşılanmış sayılmalı, dava açılmadan önce yapılan ödemenin yetersiz olduğu anlaşılırsa karar tarihine en yakın veriler dikkate alınarak (eş, 2 çocuk anne-babaya pay ayrılarak) tazminat hesaplanmalı ve zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince yapılan ödemeye hesaplama yapıldığı tarihe kadar geçen süre için yasal faiz uygulanarak güncellenmeli ve hesaplanan tutardan mahsup edilmelidir. Burada önemli olan husus ödeme tarihi verilerine göre yani bilinen dönem sonu ödeme tarihi esas alınarak yapılacak hesaplamada gerçek zararın belirlenmesi ve gerçek zarara göre ödemenin zararı karşılayıp karşılamadığının tespitidir. <br>\t Somut olayda hükme esas alınan 10.02.2020 tarihli raporda ödeme tarihindeki verilere ve rapor tarihindeki verilere göre hesaplamanın sigorta şirketi yönünden TRH 2010, 1,8 teknik faiz, sürücü ve işleten yönünden PMF yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre iki farklı yöntem uygulandığı  anlaşıldığından denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmayan 10.02.2020 tarihli aktüer raporunun hükme esas alınması doğru görülmemiştir.<br>\tDavacıların destekten kalma tazminatları yönünden gerek ödeme gerek rapor tarihindeki verilere göre TRH 2010 Yaşam Tablosu ve prograsif rant yöntemi kullanılarak yeni bir aktüer bilirkişiden rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden davacılar vekili ile davalı ... ve İht. Mad. Tic. Ltd. Şti vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı kabulü ile HMK.nın 353/1.a.6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtilen esaslar doğrultusunda yeniden inceleme yapılarak ve sonucuna göre yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davacılar vekili ile davalı ... ve İht. Mad. Tic. Ltd. Şti vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM \t\t: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davalı ... AŞ vekilinin istinaf dilekçesinin 6100 Sayılı HMK'nın 345 ve 346. maddeleri uyarınca süre yönünden REDDİNE<br>\t2-Davacılar vekili ile davalı ... Tic. Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı KABULÜ ile; ilk derece mahkemesi kararının, HMK’nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>\tDosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebebine göre davacılar vekili ile davalı ... Tic. Ltd. Şti. vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,<br>\t3-İstinafa başvuran davalı ... AŞ  tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine<br>\t4-İstinaf başvuru giderlerinin başvuran davalı ... AŞ üzerinde bırakılmasına,<br>\t5-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan karar harcının istek halinde davacılar ve davalı ... Tic. Ltd. Şti ‘ne iadesine,<br>\t6-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine,<br>\t7-Karar tebliği,  harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 07.02.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan ...<br> <br><br>Üye ...<br> <br><br>Üye ...<br> <br><br>Katip ...<br> <br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3cde663fb5be308e","SID":"bd0ff8950ece76a2"}}