{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2020/1017 <br>KARAR NO\t\t: 2024/392<br>KARAR TARİHİ\t: 15/02/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 25/12/2019<br>NUMARASI\t\t: 2019/448 Esas 2019/832 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 15/02/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 15/02/2024<br><br>Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili hakkında açılan icra takip dosyasının her ne kadar takip hukuku anlamında kesin bir dosya olarak işlem görüp müvekkilinin taşınmaz payının satışına konu olmuş bir dosya ise de durumun gerçekte son derece farklı olduğunu, müvekkilinin kardeşi ile çekişmeli olduğunu, bu çekişmenin devam ettiği sırada takip konusu dosyanın oluşturulduğunu, dosyanın kambiyo senedine bağlı ciranta ve senet borçlusu aleyhine açıldığını, müvekkilinin senette alacaklı ve ciro yoluyla temlik eden olarak göründüğünü, ancak müvekkilinin senet borçlusu olarak görünen ... adlı şahısla bir alışverişinin olmadığını, ... olarak alacaklı görünen senet hamili olan şahsın ağabeyi yanında bir süre getir götür işleri için şoförlük yaptığını, kendisinin sigorta yapmak adına ...'un ağabeyine sigorta başvurusu için bir kere imza verdiğini ancak kendisnin sigortalı yapılmadığını bilmekte olduğunu, bu senet için ödememe protestosu çekilmemiş olduğunun da icra dosyası kapsamından anlaşılabileceğini, takip konusu emre muharrer senet gerçek olsaydı dahi hamilin ödememe protestosu çekmemiş olması nedeniyle hamilin cirantalara karşı müracaat hakları düşmüş olduğu için takip hakkı doğurmayacağını, müvekkilinin kendisi cahil olduğu için olayların gelişiminden de haberdar olamadığını, takibin her nasılsa takip hukuku yönünden şeklen kesinleştirilmiş ve taşınmazı için haciz konularak ortaklığın giderilmesi davası ikame edildiğini, hissedarı olduğu ... ili ... ilçesi ... mahallesi ... ada ... parselde 4/40 arsa paylı 1. kat 3 nolu bağımsız bölümdeki taşınmazın kendisine yardım edeceğini söylediğini ve ortaklığın giderilmesi davasında bir avukata vekaletname verdirttiğini, ancak gayrimenkulündeki payı ihale ile ağabeyi tarafından satın alındığını, icra dosyasında yapılan incelemede icra dosyasının takip hukuk anlamında kesin görünse de dosyadan gönderilen ödeme emrine bağlı tebligatın da nasıl oluşturulduğunun belli olmadığını, bu tebligat evrakının posta idaresi kotları dışında oluşturulmuş bir evrak olabileceğinden dolayı gerçek olduğu konusunda şüpheye düşüldüğünü, posta barkod numaraları ile sorgulandığında evrakın daireden PTT idaresine çıkan bir evrak olarak da görünmediğini, bu tebligat evrakı üzerinde de bilirkişi incelemesi talep ettiklerini belirterek müvekkilinin İzmir 24. İcra Müdürlüğünün 2010/14232 Esas sayılı takip dosyasından yapılan icra takibinde borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dilekçesinde takip konusu senedin protesto edilmeden işleme konduğunu belirttiği, davacının senedin borçlusu ve protestoya gerek olmadan işleme maruz kalacağını çok iyi bildiği, davacının sırf satışa engel olmak amacıyla ve kötüniyetli olarak iş bu davayı açtığı, kendisinin %20 kötüniyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiği, davacının Karşıyaka 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/1021 esas sayılı davasına benzer itirazlarda bulunduğu,  yapılan araştırma sonucu talebinin reddedildiği, yine müvekkil hakkında suç duyurusunda bulunduğu, kovuşturmaya yer olmadığı yönünde karar verildiği, Karşıyaka 1. Sulh Hukuk Mahkemesi kararının davacı tarafça temyiz edildiği ve Yargıtaydan onanarak kesinleştiği,  davacının sırf satışa engel olmak amacıyla böyle bir itirazda bulunduğu, haksız, kötüniyetli ve hukuki dayanağı olmayan davanın reddi ile yargılama giderlerinin, %20 kötüniyet tazminatının ve dava vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>MAHKEMECE: \"...Mahkememizce  yapılan  yargılama, toplanan deliller ve  tüm dosya kapsamı belgelerin  birlikte  değerlendirilmesi  neticesinde davacının  adresinin dava dilekçesinde Menemen İzmir olarak gösterildiği, davalının adresi Bornova/İzmir olarak gösterilmiş ise de, bu adrese yapılan tebligatın bila ikmal iade geldiği, UYAP'dan yapılan sorgulamada davalının mernis adresinin Menemen İzmir olduğu ve bu adrese tebligatın yapıldığı, dava konusu taşınmazın adresinin Karşıyaka İzmir olduğu, söz konusu taşınmazla ilgili olarak Karşıyaka 1.Sulh Hukuk Mahkemesince Ortaklığın Giderilmesi davasının görüldüğü ve Menemen İcra Hukuk Mahkemesi'nce Kıymet Takdirinin yapıldığı, davaya konu uyuşmazlığın temelinde taşınmazdan kaynaklı olarak açıldığı dosya kapsamı belgelerden  anlaşılmıştır. HMK 'nun emredici niteliğindeki hükmü uyarınca davanın taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde görülmesi gerekmektedir. 6100 sayılı HMK. 12. Maddesine göre, \"Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veye ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalarda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.\"<br>6100 sayılı HMK. 19/1. Maddesi gereğince; Yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir.<br>Mahkememizin  iş bu davada  yetkili olmaması nedeniyle  davanın  usulden reddine, yetkili mahkemenin Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi bulunduğuna, karar  kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesine dosyanın gönderilmesine karar verme gereği doğmuştur...\" şeklindeki gerekçeyle yetkisizlik kararı verilmiş ise de; gayrimenkul ile ilgili işlemlerin icrai işlemler olup, İcra Müdürlüğü'nce değerlendirilmesi gerektiği, mahkemece verilen yetkisizlik kararının yerinde olmadığı düşünülmüş ise de; karşı yetkisizlik kararı verilmesi mümkün görülmediğinden, yargılamaya devam edilmiş, dava ve takip konusu olan senette, davacının lehtar konumunda bulunduğu, davacı tarafça çek keşidecisine protesto gönderilmediği,  TTK'nun 713 ve devamı maddeleri uyarınca, davacının lehtar cirantaya karşı başvuru hakkını yitirdiği anlaşılmış olup, davacının bu senetten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerektiği ,\" gerekçesi ile, davanın kabulüne, davalının İzmir 24. İcra Müdürlüğünün 2015/17471 sayılı takip dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının %20 tazminat talebinin reddine, \"şeklinde karar verilmiştir,<br>Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin davacı tarafında müvekkili aleyhine açılan menfi tespit davasında davanın kabulüne karar verdiğini, bu kararın kanuna ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, davacı hakkında borçlu olduğundan bahisle icra takibi yapılmış ve takibin İzmir 24. İcra Müd. 2010/14232 esas sayılı dosyası olduğunu, sonraki dönemlerde davacının Karşıyaka 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/1021 esas sayılı dosyası ile dava açtığını ve yine müvekkili hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, Savcılık makamının suç duyurusunu yerinde görmediğinden takipsizlik kararı verdiğini, Karşıyaka 1. Sulh Hukuk  Mahkemesinin 2011/1021 esas sayılı dosyası ile açılan davanın da ret ile sonuçlandığını, aradan 10 yıl gibi bir zaman geçtikten sonra ve davacı adına kayıtlı taşınmazın satış günü davacının sırf zaman kazanmak için yeni bir dava açtığını ve yerel mahkemenin de davayı kabul ettiğini, kendilerinin de  davaya cevapta zamanaşımı definde bulunduklarını, yine böyle bir davanın kabul görmemesi gerektiğini cevaben yazdıklarını, buna rağmen yerel mahkemenin sırf davacıya protesto çekilmemiş diye ve 10 yıl sonra davacının borçlu almadığının tespitine karar verdiğini belirterek Yargıtay içtihatlarına da aykırı olan bu kararın bozulmasını istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava,  kambiyo senedinden kaynaklı menfi tespit istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>TTK'nın Madde 713\"- (1) Vadede poliçe ödenmemişse hamil, cirantalara, düzenleyene ve poliçe dolayısıyla taahhüt altına girmiş olan diğer kişilere başvurabilir..\"<br> Madde 714-\" (1) Kabul etmemenin veya ödememenin, kabul etmeme veya ödememe protestosu denilen resmî bir belge ile belirlenmesi zorunludur.<br>    (2) Kabul etmeme protestosunun, kabule arz için belirli olan süre içinde çekilmesi gerekir. 694 üncü maddenin birinci fıkrasında gösterilen hâlde poliçenin ilk arzı vadenin son gününde olmuşsa, protesto o günün ertesi günü de çekilebilir.<br>    (3) Belirli bir günde veya düzenlenme gününden ya da görüldükten belirli bir süre sonra ödenmesi şartını içeren bir poliçeden dolayı çekilecek ödememe protestosunun, ödeme gününü izleyen iki iş günü içinde çekilmesi zorunludur. Görüldüğünde ödenmesi şart olan bir poliçeden dolayı çekilecek ödememe protestosu, ikinci fıkrada kabul etmeme protestosu için gösterilen süreler içinde çekilir.<br>    (4) Kabul etmeme protestosu çekilmiş olması hâlinde ödeme için poliçeyi ibraz etmeye gerek olmadığı gibi, ödememe protestosu çekmeye de ihtiyaç yoktur.<br>    (5) Poliçeyi kabul etmiş olsun olmasın muhatap, ödemelerini tatil etmiş veya aleyhindeki herhangi bir icra takibi semeresiz kalmış ise, hamil başvurma haklarını ancak poliçenin ödenmesi için muhataba ibrazından ve protestonun çekilmesinden sonra kullanabilir.<br>    (6) Poliçeyi kabul etmiş olsun olmasın, muhatap veya kabul için arz edilmesi menedilen bir poliçenin düzenleyeni iflas etmişse, iflas ilamının ibrazı, başvurma hakkının kullanılması için yeterlidir.\"<br> Madde 730- \"(1) Hamil; <br>    a) Görüldüğünde veya görüldükten belirli bir süre sonra ödenmesi şart olan poliçeyi ibraz,<br>    b) Kabul etmeme veya ödememe protestosunu düzenleme,<br>    c) \"Gidersiz iade olunacaktır\" kaydının bulunması hâlinde, poliçeyi ödeme amacıyla ibraz, için belirli süreleri geçirirse, kabul eden kişi hariç olmak üzere, cirantalara, düzenleyene ve diğer borçlulara karşı sahip olduğu hakları kaybeder.<br>    (2) Hamil, kabul amacıyla ibraz edilmesi için düzenleyenin verdiği süreye uymazsa, kabul etmeme ve ödememe sebebiyle başvuru haklarını kaybeder; meğerki, düzenleyicinin yalnız kabule ait sorumluluğu istisna etmek istediği kayıttan anlaşılsın.<br>    (3) Ciroda ibraz için bir süre şart kılınmışsa ancak ciranta bu süreyi ileri sürebilir.\" şeklinde düzenlenmiştir.<br>Somut olay incelendiğinde; TTK'nın 730.maddesinde  ödememe protestosunun belirli süre  içinde keşide  edilmesinin hamilin  sorumlulara  müracaatı  için şart koşulduğu, kanuni süre içinde ödememe  protestosu  keşide etmeyen  hamilin  cirantalara müracaat  hakkını kaybedeceği, bu sürenin  hak düşürücü  nitelikte  olduğundan mahkemece re’sen nazara  alınması gerektiği, ciro yolu ile  bonoya hamil olan davalının  ödememe protesto keşide etmediğinden  lehtar ciranta  olan davalıya karşı başvuru hakkını kaybettiği anlaşılmakla davalının menfi tespit isteminin kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin  2018/2374 Esas- 2020/515 Karar sayılı ilamı, 11.Hukuk Dairesinin  2020/6495 Esas- 2023/1788 Karar sayılı  ilamı aynı yöndedir.),<br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına,  istinaf edenin sıfatına göre davalı vekilinin  tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM     : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 25/12/2019 tarih, 2019/448 Esas ve 2019/832 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 3.415,50 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 853,88 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 2.561,62 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, <br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 15/02/2024<br>\t\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dd982506feb906da","SID":"2037ba991408231e"}}