{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2020/1016 <br>KARAR NO\t\t: 2024/335<br>KARAR TARİHİ\t: 08/02/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 17/12/2019<br>NUMARASI\t\t: 2017/539 Esas 2019/801 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 08/02/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 08/02/2024<br><br>Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari iş ilişkisine istinaden, davacı tarafından davalıya çeşitli faturalar karşılığında mal verildiğini, ticari kayıtlarda davalının 30.403,59 TL turarında borcunun olduğunu, aleyhine girişilen icra takibinin  haksız ve yersiz  itirazı üzerine  durduğunu, davalının icra takibi yapıldıktan sonra müvekkiline 4.006,10-TL ödeme yaptığını, başkaca bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek, Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğü’nün 2017/6938 E.s. icra takibine  itirazın iptali ile takibin devamına, % 20 oranında icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. \t<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı firmaya olan toplam 4.006,10-TL borcun takip dosyasına ödendiğini, bakiye kısım için borca itiraz edildiğini, müvekkili şirket tarafından müşterisinden gelen sipariş üzerine, davacı firmaya 201 kalite sacdan 145 plaka sipariş verdiğini, saçların davacı tarafça gönderilmesi üzerine müvekkili şirket tarafından 145  plaka sacın müşterisine teslim edildiğini, fazla gönderilen 2 plaka sacın iadesi için davacıya bildirimde bulunulduğunu, müvekkilinin müşterisinin teslim almış olduğu 145 plaka sacın 201 kalite saç olmadığını bildirmesi üzerine fazla gönderilen 2 plakala saç üzerinde yaptırılan analiz sonucu davacı tarafça gönderilen malzemelerin 201 kalite saç olmadığının, 430 kalite saç olduğunun tespit edildiğini, analiz raporunun davacıya gönderildiğini ancak ayıbın davacı tarafından giderilmediğini, faturada kayıtlı ürünün müvekkiline teslim edilmediğini, teslim edilen malzemelerin farklı olduğunu savunarak davanın reddine, % 20 oranından aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının tahsiline  karar verilmesini talep etmiştir.<br>MAHKEMECE: \"...Dava; ürün satışına dayalı olarak, İİK.'nun 67. md. uyarınca genel haciz yolu ile yapılan icra takibinde, borçlunun borca itirazının iptali istemine yöneliktir. <br>Taraflarca dosyaya sunulan belge, kayıt ve mail içeriklerinden; davalı tarafından davacıya 18.03.2017 tarihinde tarihinde 201 kalite 120 adet sacın fiyat bilgisi sorulmuş, 20.03.2017 tarihinde 120 plaka, 28.03.2017 tarihinde 25 plaka toplamı 145 adet 201 kalite sacı davacıdan satın alan davalı, 20.03.2017 tarihli mailinde 201 kalite 120 pik ürünün sertifikasını da talep etmiş, davacıdan teslim aldığı ürünleri düzenlediği 30.03.2017 tarih 123964 no’lu fatura ile, 6.375,65-USD karşılığı dava dışı ... Şti.’ne satmış,  ... Şti. tarafından ürünler davalıya iade edilerek 24.04.2017 tarihli 16591 no’lu iade faturası düzenlenmiştir. Ürünün müşterisi tarafından iadesi üzerine davalı şirket, dava konusu ürünün ... A.Ş.’de yaptırdığı analizine ilişkin 07.04.2017 tarihli raporu 10.04.2017 tarihinde davacı şirkete göndermiş ve sacların 201 kalite olmadığı, 430 kalite olduğu, bu sebeple iade edileceğini bildirilmiştir. Davacı şirket tarafından aynı tarihte verilen yanıtta, 201 kalite paslanmaz malzeme ile 430 kalite malzemenin aynı grup malzeme olduğu, iadenin söz konusu olmadığı bildirilmiş, ürünler iade alınmamıştır. <br>Bu durumda, ürün tedarikçisi olan ve davacıdan temin ettiği ürünü dava dışı şirkete satan davalının, davacı şirkete 201 kalite paslanmaz ürün siparişi verdiği, siparişi 201 kalite olarak kabul eden davacının ise 201 kalite değil,  430 kalite ürün teslim ettiği davacının da kabulünde olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık; teslim edilen 430 kalite ürünün, davalının siparişine konu 201 kalite ürünü karşılayıp karşılamadığı konusunda toplanmıştır.<br>Metalurji ve Malzeme Mühendisi bilirkişi tarafından dava konusu ürünlerin analizi de yaptırılmak sureti ile düzenlenen rapor ve ek rapordan, davacı tarafından satışı gerçekleştirilen sac ürünlerin, davalı tarafından talep edilen AISI 201 kalite paslanmaz çeliğin standardına uygun olmadığı, element ve oranlarından farklı bir çelik kompozisyonuna sahip olduğu, ürünün kendi değerlendirmesinde bir kusur bulunmasa da talep edilen ve siparişi kabul edilen AISI 201 paslanmaz çelik kalitesi ile uyuşmadığı için ayıplı ürün değerlendirmesi yapılabileceği, malzemenin kalitesinin talep edilen malzeme ile uyuşmadığı, 201 kalite paslanmaz malzemenin ihtiva etmesi geren nikel ve mangan elementi tedarik edilen malzemede tesir etmeyecek kadar az miktarda olduğu için paslanmaya ve ısıya karşı dayanımları farklılık göstereceğinden malzemenin mekanik, fiziksek ve kimyasal özelliklerini değiştireceğinden iki malzemenin birbiri yerine ikame edilemeyeceği anlaşılmış, tedarikçi olan davalının, siparişine konu ürünün tarafına teslim edilmediği, teslim edilen ürünün siparişe konu ürün olmadığı ve davacıya iadesine hazır oldukları savunması hukuken haklı bulunmuş, davanın reddine,\" gerekçesi ile, \"davacının davasının reddine, icra takibine sırf kötü niyetle girişildiği kanıtlanamadığından, davalının haksız tazminatı isteminin reddine.\"şeklinde karar verilmiştir,<br>Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddine ilişkin kararı usul ve yasaya uygun olup iş bu karara karşı itirazları ve istinaf taleplerinin bulunmadığını, fakat yerel mahkeme tarafından müvekkili şirket lehine talep etmiş oldukları kötü niyet tazminat taleplerinin usul ve yasaya aykırı olarak red edildiğini, kötü niyet tazminat taleplerinin reddine yönelik kararı istinaf ettiklerini, müvekkili şirket tarafından müşterisinden gelen sipariş üzerine, davacı firmaya 201 kalite sacdan 120 plaka sipariş verildiğini, daha sonra bu siparişe aynı kalite malzemeden 25 plaka daha eklendiğini, sacların davacı tarafça gönderilmesi üzerine müvekkili şirket tarafından fazla gönderilen 2 plaka sacın iadesi için davacı tarafa bildirimde bulunulduğunu, müvekkili şirket müşterisinin teslim aldığı 145 plaka sacın 201 kalite sac olmadığını bildirmesi üzerine  müvekkili şirket tarafından kendisine fazladan gönderilen 2 plaka sac üzerine analiz yaptırıldığını ve analiz sonucunda davacı tarafça müvekkili şirkete 201 kalite sac olarak gönderilen malzemelerin 201 kalite olmadığı, sacların 430 kalite sac olduğunun tespit edildiğini, davacı tarafça gönderilen malzemelerin siparişe ait malzemeler olmayıp  malların  ayıplı olduğunun öğrenilmesinin akabinde derhal müvekkili şirket tarafından davacıya ayıp ihbarında bulunularak gönderilen sacların 201 kalite malzeme olmadığı, bu sebeple iade edileceğinin bildirildiğini ve yapılan analiz sonucunun da davacı tarafa gönderildiğini, davacı tarafın gönderilen malların 201 kalite malzeme olmadığının kabul edildiğini, fakat 201 kalite malzeme ile 430 kalite malzemenin aynı grup malzeme olduğu iddiası ile malların iadesinin söz konusu olmadığının bildirildiğini, 430 kalite sac ile 201 kalite sacın birbirinden farklı malzemeler olup 430 kalite sac 201 kalite saca oranla daha ucuz bir ürün olduğunu, davacı tarafça dava konusu malların yapılan ayıp ihbar ile ayıplı olduğunun öğrenilmesine rağmen ayıplı malların iadesinin kabul edilmeyerek geriye dönük olarak işbu mallara ilişkin fatura düzenlenmesi ve akabinde işbu faturaya dayalı olarak dava konusu icra takibinin başlatılmasının  davacının kötü niyetli olduğunu açıkça gösterdiğini, ancak yerel mahkemenin dosyada mübrez delillerinin değerlendirilmeyerek usul ve yasaya aykırı olarak icra takibine sırf kötü niyetle girişildiğinin kanıtlanamadığı gerekçesi ile kötü niyet tazminat taleplerinin reddine karar verildiğini beyanla kötü niyet tazminat taleplerinin reddine ilişkin usul ve yasaya aykırı kararının ortadan kaldırılarak dava konusu takip haksız ve kötü niyetli olarak başlatıldığından davacı hakkında %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, satımdan kaynaklı  icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Davacı tarafın  davalıya çeşitli faturalar karşılığında mal verildiğini, ticari kayıtlarda davalının 30.403,59 TL turarında borcunun olduğu, Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğü’nün 2017/6938 esas sayılmı icra takibine  itiraz ettiği,  itiraz üzerine takibin durduğu iddiasıyla itirazın iptali için dava açılmış olup, davalı taraf cevap dilekçesinde faturada kayıtlı ürünün teslim edilmediğini, teslim edilen malzemelerin farklı olduğunu belirterek davanın reddine savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın davanın reddine,  davalının kötü niyet tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. <br>İİK'nın 67/2. Maddesi /(Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.\" şeklindedir.<br> Kötü niyet tazminatı, takibe girişmekte kötü niyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötü niyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötü niyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötü niyetli kabul edilir. <br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davacının icra takibinde kötü niyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlanmamış olup, dosya içeriğinde de kötü niyetin varlığını açıkça ortaya koyacak nitelikte delile rastlanmadığınının anlaşılmasına  göre davalının  tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM    :  Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 17/12/2019 tarih, 2017/539 Esas ve 2019/801 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 373,20  TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, <br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 08/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d86149e9362cb13d","SID":"ee9a0333dccdc10e"}}