{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/2194 - 2024/171<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2021/2194 <br>KARAR NO\t: 2024/171<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 03/06/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/129 Esas 2021/398 Karar<br><br>DAVACI\t:  <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALILAR\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br><br>KARAR TARİHİ\t: 07/02/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 04/03/2024<br>\t<br>İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı sigorta şirketi vekili, davalılar ... ve ... ... vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>Davacı vekili, 07.08.2018 tarihinde davalı ... ... adına kayıtlı olup davalı ... ...’in idaresinde olan ve davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç ile davacının idaresindeki ... plakalı motosikletin çarpışması sonucunda davacının ağır şekilde yaralandığını, kaza tespit tutanağında davacının kırmızı ışıkta geçtiğinden tam kusurlu, davalının kusuru bulunmadığı yönünde tespit yapıldığını, ancak kamera kayıtlarının incelenmesi sonucunda davalının kırmızı ışıkta geçtiğinin ve Ankara 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/1410 Esas sayılı dosyasında her iki tarafın asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davalının kusurunun daha fazla olduğunu, davacı hakkında düzenlenen engellilik raporunda engel oranının %24 olarak belirlendiğini, davacının kaza tarihinde güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğunu, arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 500,00 TL çalışma gücü/efor kaybı ve 500,00 TL geçici iş göremezlik kaybı olmak üzere 1.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılar ... ... ve ... ...’den, sigorta poliçesindeki sorumluluk miktarı ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 13.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı sigorta şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsiline, 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ... ve ... ...’den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında geçici iş göremezlik tazminatı talebini 2.099,69 TL, sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 146.046,24 TL olarak ıslah etmiştir. <br>Davalı sigorta şirketi vekili, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını ve tazminat ödeme yükümlülüğü bulunmadığını, kusur, derecesi ve dağılımı ile olayın oluş biçimine ilişkin bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğini, geçici iş göremezlik talebinin poliçe teminatına dahil olmadığını, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları uyarınca bakıcı giderleri sağlık gideri kapsamından çıkartılarak sürekli sakatlık teminatı kapsamına dahil edildiğini, geçici iş göremezlik tazminatının da talep edilemeyeceğinin hüküm altına alındığını, davacının maluliyet tazminatı taleplerinin sigorta poliçesi teminatı kapsamında olmadığını, davacı tarafça dosyaya sunulan raporu kabul etmediklerini, Yargıtay içtihatlarına uygun rapor alınması gerektiğini, bu oran üzerinden aktüer incelemesi ve tazminat tutarının tespiti gerektiğini, SGK tarafından davacıya yapılmış veya yapılmakta olan ödemelerin tenzili gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. <br>Davalılar ... ... ve ... ... vekili, trafik kaza tespit tutanağında davalı ... ...’in yeşil ışıkta sola dönüş yapması nedeniyle kusurunun bulunmadığının tespit edildiğini, ceza dosyasında Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi raporunda davacının ve davalı sürücünün asli kusurlu olduğunun belirtildiğini ve ceza dosyasının kesinleştiğini, ancak Adli Tıp Kurumu raporundaki kusura ilişkin tespite katılmadıklarını, kaza tespit tutanağına göre davacının kasksız ve korunaksız olarak kırmızı ışıkta geçerek kazaya sebebiyet verdiği ve %100 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, İstanbul Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını talep ettiklerini, davacının yaralanmasının sebebinin kendisi olduğunu, davacının kasksız ve korunaksız olarak ve trafik kurallarını hiçe sayarak kazaya karıştığını, maddi ve manevi tazminat taleplerinin kötüniyeti gösterdiğini ve tazminat taleplerinin haksız olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece, davanın trafik kazasında yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümleri uyarınca düzenlenen rapora göre davacının özür oranının % 15 , iyileşme süresinin 6 ay  ve  bakıcı ihtiyaç süresinin 2 ay  olduğunun belirlendiği, kusura ilişkin olarak Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinin 30.12.2020 tarihli raporunda davalı sürücünün % 50 oranında, davacının % 50 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Ankara 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/140 Esas, 2019/988 Karar sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunun hükme esas alınan bilirkişi raporu ile benzer olduğu, davacıda meydana gelen yaralanmanın bölgesi dikkate alındığında davacı motosiklet üzerinde kask taksa dahi yaralanma meydana geleceğinden ve davacının zararının artmasına neden olacak bir davranışı bulunmadığından müterafik kusur indirimi yapılmadığı, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 13.04.2021 tarihli rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak ve manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkeler gözetilerek davanın kısmen kabulü ile 2.099,69 TL geçici ve 146.046,24 TL sürekli işgöremezlikten kaynaklı toplam 148.145,93 TL maddi tazminatın davalı Türk Nippon Sigorta AŞ yönünden 16.09.2019, diğer davalılar ... ... ve ... ... yönünden 07.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte (davalı sigorta şirketinin poliçe limitiyle sınırlı ve sorumlu olması kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilsen tahsili ile davacıya ödenmesine, 6.000,00 TL manevi tazminatın 07.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ... ve ... ...'den tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hükme karşı davalı sigorta şirketi vekili, davalılar ... ... ve ... ... vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı Sigorta Şirketi vekili istinaf dilekçesinde, davadaki geçici iş göremezlik tazminatı taleplerinin Genel Şartlar uyarınca poliçe teminatına dahil olmadığını, davacının sadece tedavi masrafları ve sürekli sakatlık hallerinde poliçe teminatı dahilinde değerlendirilebileceğini, bakıcı giderlerinin teminat kapsamından çıkartılarak sürekli sakatlık teminatı kapsamına dahil edildiğini, geçici iş göremezlik tazminatının talep edilemeyeceğini, Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümeyeceğini, bilirkişi raporunda TRH 2010 yaşam tablosuna göre hesaplama yapılmış ise de progresif rant yöntemine göre hesaplama yapılmasının doğru olmadığını, hesaplamada teknik faiz kullanılması gerektiğini, ıslaha konu edilen tutar için ancak ıslah tarihinden itibaren faiz istenebileceğini, yargı kararlarının bu yönde olduğunu, eksik inceleme ile verilen kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davalılar ... ve ... ... vekili istinaf dilekçesinde, davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın hukuka aykırı olduğunu, zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurunun kusurunun bulunması halinde müterafik kusur 6098 sayılı TBK’nin 52. Maddesinde düzenlendiğini, davacının koruyucu önlem alıp almadığı değerlendirilmeden sadece kask takmaması üzerinden meydana gelen zarar bakımından kask takmamasının etkisi olmadığından bahisle eksik inceleme ile karar verildiğini, koruyucu ekipmanın takılı olup olmadığının araştırılmadığını, ifade tutanaklarında kask ve koruyucu ekipman olmayan bir şahsın yerde olduğunun görüldüğünün ifade edildiğini ve koruyucu ekipman olmadığının ortaya çıktığını, müterafik kusurun gerçekleşmediğine yönelik kararın hukuka aykırı olduğunu, davacının kask taksa dahi yaralanma meydana geleceğine ilişkin gerekçenin yerinde olmadığını, davacının alın bölgesinde dermabrazyon tespit edildiğini, kask takması halinde oluşmayacağını, kaza tespit tutanağında davacının ışık ihlali yaptığını ve kavşaklara yaklaşırken hızını azaltmadığı belirtilerek % 100 kusurlu olduğunun, davalının ise kusursuz olduğunun belirtildiğini, hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunun bu husus nazara alınmadan düzenlendiğini ve davalının kırmızı ışıkta geçtiğine dair somut delil bulunmadığını, hükme esas alınan rapor ile kaza tespit tutanağında çelişkiler bulunduğunu, davacının kaza anında kask takmadığının görüldüğünü ve motosiklet kullanan davacının asli kusurlu olduğunu, davacının kavşaklarda geçiş önceliğine uymadığını ve yeşil ışık yanan kavşaktaki araçlarına geçiş önceliği hakkını ihlal ettiğini, kazanın meydana gelmesinde ağır ve tek kusurlunun davacı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde, kararın kusur oranı, maddi tazminat, manevi tazminat ve arabuluculuk ücreti yönünden usul ve yasaya aykırı olduğunu, kazanın oluşumu ve davalılardan araç sürücüsü ... ...’in kaza sonrası gerçeği yansıtmayan beyanları dikkate alındığında takdir edilen manevi tazminat tutarının çok düşük olduğunu, Adli Tıp Kurumu her iki tarafı asli kusurlu olarak belirlemiş olsa da kazaya sebebiyet verenin davalı sürücü olduğunu, kusurun belirlenmesine ilişkin itirazlarının dikkate alınmadığını, kaza nedeniyle davacının acı ve elem yaşadığını, takdir edilen manevi tazminat miktarının hakkaniyete aykırı olduğunu, davalının hem kırmızı ışıkta geçtiğini hem de davacının şeridine yani karşı şeride geçtiğini, tazminatın % 50 kusur oranı üzerinden yapılmasının hatalı olduğunu, hükmün arabuluculuk ücretine ilişkin kısmında kısmen kabul kararı verildiğini, ancak sadece davalı sigorta şirketi açısından arabulucuya başvurulmuş olup maddi tazminat talebi açısından davanın kabulüne karar verildiğini, buna rağmen arabuluculuk ücreti yönünden davanın manevi tazminat kısmı da değerlendirildiğini ve hatalı olarak aleyhlerine 190,90 TL hükmedildiğini, arabuluculuk ücretinin davalıya yüklenmesi ve tamamının davalı tarafından Hazineye ödenmesine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE\t<br>6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;<br>Dava, trafik kazasında yaralanma nedeniyle geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. <br>Davacı vekili, 07.08.2018 tarihinde davalı ... ... adına kayıtlı olup davalı ... ...’in idaresinde olan ve davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç ile davacının idaresindeki ... plakalı motosikletin çarpışması sonucunda davacının ağır şekilde yaralandığını belirterek geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik tazminatı ve manevi tazminat taleplerinde bulunmuş, mahkemece Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen rapor uyarınca davacının özür oranının % 15 olduğu, iyileşme süresinin 6 ay olduğu ve 2 ay süreyle bakıcı ihtiyacı olduğunun belirlendiği, Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinin 30.12.2020 tarihli raporda davalı sürücünün % 50 oranında, davacının % 50 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, aktüer bilirkişi raporundaki hesaplamalar esas alınarak ve manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkelere göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı sigorta şirketi vekili, davalılar ... ... ve ... ... vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>1-Dosya içeriğinden, 07.08.2018 tarihinde kaza tespit tutanağına göre davacı ...'un idaresindeki motosiklet ile kaza mahalli ışık kontrollü kavşağa geldiğinde kendisine yanan kırmızı trafik ışığını dikkate almadan kavşaktan geçiş yaptığı sırada yeşil trafik ışığında dönüş yapmak isteyen davalı sürücü ... ...'in idaresindeki araçla kavşak içinde çarpışması sonucunda kazanın meydana geldiği ve davacı sürücünün kırmızı ışık ihlali yaptığının belirtildiği, kazaya ilişkin olarak Ankara 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/140 Esas, 2019/988 Karar sayılı dosyasında Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 09.07.2019 tarihli raporda, dosya kapsamındaki ifadeler CD ve fotoğraflar ile tutanaklar incelenmek suretiyle yapılan değerlendirmede Ece sokak üzerinde ışığın net olarak görüldüğü, sola dönüş için bekleyen araçların hareketleri sırasında motosikletin geldiği istikamette kırmızı ışığın yanmakta olduğu, son araç olarak kavşağa gelen otomobilin dönüş menavrasına başladığı sırada Ece sokaktaki ışığın da yeşile geçmesinden otomobilin istikametinde de kırmızı ışığın yanmakta olduğunun anlaşıldığı, yine izlenen görüntüde motosiklerin oldukça hızlı olduğu ve sürücüsünün kaskının takılı olmadığının anlaşıldığı belirtilerek her iki araç sürücüsünün asli kusurlu olduğunun belirtildiği, davalı sürücü ... ...'in cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 08.11.2019 tarihinde kesinleştiği, mahkemece yargılama sırasında yine Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinden alınan 30.12.2020 tarihli raporda aynı hususlar belirtildikten sonra davacı ...'un idaresindeki motosiklet ile mahal şartlarının üzerinde hızlı seyirle olay yeri sinyalize kavşağa geldiğinde, dikkatli olması ve seyir yönüne hitap eden kırmızı ışıkta durması gerekirken, durmayıp, seyir hızıyla kavşağa giriş yapması sonucunda karşı yönden gelen sola dönüşle giriş yapmak isteyen davalı sürücü idaresindeki otomobil ile çarpışmalarına sebebiyet verdiği olayda % 50 olarak kusurlu olduğu, davalı sürücü ... ...'in idaresindeki otomobil ile seyrederek olay yeri sinyalize kavşağa gelip, sola dönüşle Ece Caddesine giriş yapmak istediğinde dikkatli olması ve seyir yönüne hitap eden yeşil ışıkta bu eylemini gerçekleştirmesi gerekirken, bu kurala riayet etmeyip, seyir yönüne hitap eden kırmızı ışıkta sola dönüş yapması sonucunda karşı yönden seyirle aynı kavşağa gelip yine seyir yönüne hitap eden kırmızı ışıkta kavşağa giriş yapan davacı idaresindeki motosiklet ile çarpışmalarına sebebiyet verdiği olayda % 50 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, kaza tespit tutanağı ve bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderilmediği, hükme esas alınan bu raporun kazanın meydana geldiği sinyalize kavşağa ilişkin olarak sinyalizasyon bilgileri getirtilip incelenmeden düzenlendiği ve mahkemece tarafların kusur durumuna ilişkin incelemenin hüküm vermeye yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. <br>Bu durumda dava konusu olaya ilişkin olarak ceza mahkemesi dosyasında verilen  hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder nitelikte bir hüküm olmadığından hukuk yargıcı yönünden bağlayıcı değilse de, bu durum ceza mahkemesi dosyasının delil olma niteliğini değiştirmeyeceği nazara alınarak kazanın oluşuna ilişkin olarak kaza tespit tutanağı, ceza soruşturması evrakı, kazaya ilişkin kamera kayıtları, araç sürücülerinin beyanları nazara alınarak kazanın meydana geliş şeklinin ve tarafların kusur durumunun  açıklığa kavuşturulması için öncelikle kaza günü ve kaza saati itibari ile kazanın meydana geldiği ışıklı kavşaktaki sinyalizasyon durumunun ilgili kuruluştan sorulması, kaza yerinde keşif yapılarak, gerekirse kazaya karışan sürücülerin ve tanıkların dinlenmesi, otomobil ve motosikletin çarpma noktaları da incelenmek sureti ile kazanın gerçekleşme biçiminin açıklığa kavuşturulması, oluş şekline göre de tarafların itirazları da değerlendirilmek suretiyle kusur konusunda Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden emekli bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması, bu şekilde kazaya karışan araç sürücülerinin kusur durumunun belirlenmesi gerekirken noksan tahkikat ile karar verilmiş olması doğru değildir. <br>2-Davacının yaralanması nedeniyle çalışamadığı, %100 malul bulunduğu geçici işgöremezlik süresi için SGK tarafından yapılan ödeme kadar zararın karşılandığı, davaya konu edilen zarara ilişkin olarak davacının SGK'dan tahsil ettiği bedel için davalıların sorumluluğu bulunmayacağından zarar görenin aynı zarar nedeniyle iki kez ödeme alarak sebepsiz zenginleşmesinin önlenmesi gerekir. (Yargıtay 17 HD 2016/7132 E-2019/1957 K. ) <br>Somut olayda Sosyal Güvenlik Kurumu'nun 19.06.2020 tarihli cevabi yazısında davacıya toplam 10.879,53 TL geçici iş göremezlik ödemesi yapıldığının bildirildiği, davacıya SGK tarafından yapılan geçici iş göremezlik ödemesi tutarı kadar zararının karşılanmış olacağı nazara alındığında yapılan ödemenin tamamının davacı için hesaplanan geçici iş göremezlik tazminatından mahsubu gerekirken, yapılan ödemenin kusur durumuna göre mahsup edildiği anlaşılan aktüer bilirkişi raporunun hükme esas alınmış olması doğru değildir. <br>3-Kabule göre bilindiği üzere 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13. maddesinde \"Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde uyuşmazlığın konusu dikkate alınarak Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır.\" düzenlemesine yer verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nin Yargılama giderlerinden sorumluluk başlıklı 326. maddesinde \"(1) Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir.(2) Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.(3) Aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerini, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebilir.\" hükmü yer almıştır. Davacı tarafça Ankara Arabuluculuk Bürosunun 2019/122878 sayılı dosyası maddi tazminat talebi yönünden arabuluculuk başvurusunda bulunulduğu ve 20.11.2019 tarihli anlaşamama tutanağı düzenlendiği, mahkemece maddi tazminat talebinin tamamen kabul edildiği gözetildiğinde yargılama gideri niteliğindeki arabuluculuk ücretinden davalı sigorta şirketinin sorumlu tutulması gerekirken oranlama yapılarak hüküm altına alınmış olması da isabetsizdir.<br>Davacı vekili, davalı sigorta şirketi vekili ile davalılar ... ..., ... ... vekilinin istinaf başvurularının açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı sigorta şirketi vekili, davalılar ... ..., ... ... vekili ve davacı vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, <br>Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,<br>2-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, <br>3-İstinaf yoluna başvuran taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,<br>4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br>5-Ankara 14. İcra Müdürlüğünün 02.03.2022 tarih ve 2021/16440 sayılı dosyasına yatırılan 275.000,00 TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 07/02/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br> <br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye <br>Katip <br> <br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"33aeafaeff07c8c5","SID":"05208a81af379101"}}