{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1536 <br>KARAR NO: 2024/192<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 12/07/2021<br>NUMARASI: 2020/447 Esas - 2021/684 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/02/2024<br>Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; müvekkili tarafından tekstil ürünlerinin davalıya irsaliyelerle birlikte teslim edildiğini, davalı tarafından cari hesaba mahsuben kısmi ödemeler yapıldığını, ancak davalının faturaları tebliğ almasına rağmen bakiye borcunu ödemekten kaçındığını, taraflar arasında cari hesap mutabakatı yapıldığını, davalı hakkında Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalının itirazının iptaline, alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili; müvekkilinin ihraç edececeği ürünlerde kullanılmak üzere davacı firmaya 15/04/2019 tarihinde kumaş dantel siparişi verdiğini, teslim tarihi olarak 03/05/2019 tarihinin belirlendiğini, davacı tarafın bu süreye itiraz etmediğini, siparişlerin kararlaştırılan tarihten daha sonra 26/05/2019 tarihinde teslim edildiğini, müvekkilinin kendi müşterisi ile yapmış oldukları ihracat anlaşması uyarınca ürünleri 25/05/2019 tarihinde teslim etmesi gerektiğini, ancak siparişin davacı tarafından kendilerine 26/06/2019 tarihinde teslim edilmesi nedeniyle ürünlerin müşteriye geç teslim edilmek zorunda kalındığını, müşterinin bu nedenle ürünleri müvekkiline iade etmesi nedeni ile müvekkilinin 132.063,10-Euro zarara uğradığını, meydana gelen bu zarara davacının sebebiyet verdiğini, bu nedenle ödemezlik defini ileri sürdüklerini ve takas-mahsup talep ettiklerini, borç mutabakatının yetkili olamayan kişiler tarafından yapılması nedeniyle müvekkilini bağlamadığını belirterek davanın reddine, davalı  lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davacı faturalarının davalı tarafın ticari defterlerine kaydedildiği,faturaları itirazsız kaydeden ve iade faturası/reklamasyon faturası düzenlemeyip geç teslim iddiası ile ilgili herhangi bir ihtarname göndermeyen davalı tarafın ürünlerin kendilerine geç teslim edilmesi nedeni ile zarara uğradıklarından bahisle borcu ödemekten kaçınamayacağı,teslim tarihini belirleyen yazılı sözleşme hükmü bulunmadığı, dinlenen tanık anlatımlarından davalı tarafın teslimin geciktiğini iddia etmesine rağmen sözleşmeyi feshetmediği ve davacı tarafın üretime devamını sağladığı, tüm bu nedenlerle davalı tarafın ürünlerin davacı tarafın kusuru nedeni ile kendilerine sözleşmeye aykırı olarak geç teslim edildiği savunmasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının itirazının iptali ile, takibin devamına, %20 oranda icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili; davacı tarafla sipariş formunda talep edilen ürünlerin temini konusunda anlaştıklarını, teslim tarihi olarak 03/05/2019 tarihinin belirlenmesine rağmen davacının ürünleri 26/05/2019 tarihinde teslim ettiğini, müvekkilinin yurt dışındaki müşterisi ile aralarında anlaşma uyarınca müvekkilinin ürünleri müşterisine 25/05/2019 tarihinde teslim etmesi gerektiğini,davacının gecikmesi nedeniyle müvekkilinin de edimini zamanında yerine getiremediğini, ürünlerin kendi müşterisi tarafından müvekkiline iade edildiğini, müvekkilinin 132.063,10-Euro zarara uğradığını, meydana gelen bu zarara davacının sebebiyet verdiğini, müvekkili ile davacı arasında olası iptaller ile ilgili yazılı bir bilgi bulunmasa da işe başlamadan önce bu hususların konuşulduğunu, davacı tarafın tekstil sektöründe faaliyet göstermesi nedeniyle ürünlerin geç teslimi, sipariş iadesi ve zarar tazmini gibi sektörün yazılı olmayan kurallarından haberdar olduğunu, bilirkişi raporunun aksine  nihai alıcı sipariş formunun dosyada bulunduğunu, sipariş formunda ürünlerin teslim tarihi olarak 25/05/2019 tarihinin göründüğünü, yine dosyaya 05/07/2019 tarihli iade faturasının da sunulduğunu, bilirkişi raporunun deliller incelenmeden hazırlandığını, bilirkişi raporunda müvekkili firmanın teslim tarihine uyulmaması nedeniyle zarara uğradığı iddiasını kanıtlayacak delil bulunmadığı ve davacının müvekkilinden takip tarihi itibariyle 79.799,23 TL alacağı olduğunun değerlendirdiğini, ancak nihai alıcı tarafından verilen  08/04/2019 tarihli sipariş formunda yer alan ürünler ile davacı firmaya gönderilen 15/04/2019 tarihli sipariş formundaki ürünlerin aynı olduğunu, davacıdan talep edilen ürünlerin teslim tarihinin 03/05/2019 tarihi olduğunu, davacının müvekkiline kestiği faturanın tarihinin 01/06/2019,sevk irsaliyesinin tarihinin de 26/05/2019 olduğunu,  davacının ürünleri geç teslim ettiğinin açıkça ortada olduğunu, tüm hususlar dikkate alındığında hukuken davacının kusurlu olduğunu ve termin tarihlerine uymaması nedeniyle müvekkilini zarara uğrattığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, ticari satımdan kaynaklanan alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.Tarafların fatura konusu ürünlerin temini konusunda anlaştıkları, ürünlerin davalıya 26/05/2019 tarihinde teslim edildiği hususunda ihtilaf bulunmamakta olup davalı ürünlerin teslimi için 03/05/2019 tarihinin kararlaştırılmasına rağmen davacının ürünleri gecikmeli olarak 26/05/2019 tarihinde teslim ettiğini, kendi müşteri olan dava dışı ... firması ile aralarındaki anlaşma uyarınca ürünleri dava dışı firmaya en geç 25/05/2019 tarihinde teslim etmesi gerektiğini, ancak ürünlerin davacı tarafından kendisine geç teslim edilmesi nedeniyle dava dışı firmaya edimini gecikmeli olarak yerine getirdiğini, bunun üzerine dava dışı firmanın ürünleri müvekkiline iade etmesi sonucunda müvekkilinin 132.063,10-Euro zarara uğradığını,davacının ürün  ileri sürmektedir. Bu durumda taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı tarafça üretilerek davalı tarafa teslim edilen tekstil ürünlerinin anlaşmaya aykırı bir şekilde geç teslim edilip edilmediği, buna bağlı olarak davalının alacaktan mahsubu gereken bir zarara uğrayıp uğramadığı, davacının davalıdan talep edebileceği bakiye alacağı bulunup bulunmadığı hususunda toplanmaktadır.  Davalı, davacı ile aralarındaki anlaşma uyarınca sipariş edilen ürünlerin 03/05/2019 tarihinde tesliminin kararlaştırıldığını ileri sürmekte olup delil olarak sunduğu 15/04/2019 tarihli sipariş formunda teslim tarihi 03/05/2019 olarak yazılıdır. Sipariş formunda davacının imzası yer almamakta ise sipariş formunun 15/04/2019 tarihli e-posta ekinde davacıya ulaştırıldığı, taraflar arasında davacıya e-posta ile gönderilen sipariş formunda belirtilen şartlarda sözleşme ilişkisi kurulduğu anlaşıldığından teslim tarihi olarak sipariş formunda yer alan 03/05/2019 tarihi üzerinde tarafların anlaştığının kabulü gerekir.Gecikmeden sonra gerçekleşen ifanın kabul edilmesi halinde gecikme nedeniyle meydana gelen zararın talep edilmesi mümkündür. Ne var ki davalı, 26/05/2019 tarihinde ürünleri çekincesiz olarak teslim almış olup davacı tarafça düzenlenen faturaların tamamını defterlerine kaydetmiştir. Davalının ürünleri alırken çekince ileri sürmeyip, bu ürünlere ait faturaları defterlerine kaydederek gecikmeden kaynaklı sorumluluğu üstlenmiştir. Davalı, ürünlerin yurt dışındaki müşterisine teslimi için 25/05/2019 tarihi belirlenmesine rağmen ürünleri davacıya iade etmek yerine riski üzerine alarak yurt dışındaki alıcıya gönderdiği, 03/05/2019 tarihinden sonra sözleşmeyi feshetmeyerek davacının üretime devam etmesini sağladığı, kaldı ki yurt dışındaki firmanın ürünleri davalıya sırf gecikmeden dolayı iade ettiğine ilişkin bir delil bulunmadığı dikkate alındığında davalının iddia ettiği zararı davacıya yansıtamayacağı sonucuna varıldığından mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 5.451,08-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 1.366,20-TL harcın mahsubu ile kalan 4.084,88‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan 11-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 01/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1f3bd46b6f830031","SID":"8e18b556451dde69"}}