{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/888 <br>KARAR NO: 2024/335<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 28/10/2020<br>NUMARASI: 2017/288 Esas - 2020/644 Karar<br>DAVA: Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 29/02/2024<br>Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili, 1 Ekim 2003 tarihli sözleşme ile 23 Eylül 2003 tarihli vekaletname uyarınca davalı acentesi olarak hizmet verdiğini, davalının 30.09.2016 tarihli bir duyuru ile belirli sigorta ürünlerinde belli bir satış hedefine ulaşan acentelerine \"...” başlıklı kampanyası ile Arjantin gezisi vaaad ettiğini, koşullar sağlanmasına rağmen hak edilen hediyenin verilmediğini, önceden hiçbir uyarı ve  yazılı bildirim yapmaksızın 09.02.2017 tarihi itibariyle davacının tüm işlem ekranlarını kapattığını, davalı yan yetkililerince şifahen Genel Müdürlük kararı olduğunun bildirildiğini, ekranlarının kapatılması nedeniyle, hâlihazırda yenileme, yeni işlem yapma, zeyil işlemleri başta olmak üzere hiçbir işlem yapamadığından telafisi mümkün olmayacak şekilde ticari kayıp yaşadıklarını,davalıya gönderilen 13.02.2017 tarihli ihtarname ile devam eden sözleşmeye aykırılığın giderilmesi için sözleşmenin aynen ifasını, müvekkilin tüm işlem ekranlarının derhal ve eksiksiz olarak iş/işlem yapabilmek üzere açılmasını, muhatap yanca duyurulan kampanya çerçevesinde müvekkilin hak ettiği tüm hediyelerin verilmesinin muhatabın aksi hareketi halinde ise, müvekkilin uğradığı zararların tazmini istendiğini, davalı tarafça çekilen 23.02.2017 tarihli ihtarname ile taleplerinin yerine getirilmeyeceğinin bildirildiği ve 22.02.2017 tarihli  başka ihtarname ile,  davacının azledildiği ve  sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiğini, oysa Sigortacılık Kanunu  23/18  md yollamasıyla TTK 121/1. maddesi uyarınca belirsiz süreli acentelik sözleşmelerini 3 ay önceden ihbarda bulunmak koşulu ile fesih edilebileceğini, feshin haksız olduğunu, TTK'nın 121/4 maddesi uyarınca zararın tazmini gerektiğini, davalının 23.02.2017 tarihli ihtarnamesinde davacının 1.2.2017 tarihli e- mail ile  acenteliğin sona erdirilmesi talebinde bulunduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını ,mail sonrasında da ticari ilişkilerin sürdüğünü, ancak davalının davacının kendisine bağımlı olduğunu düşünerek hakkını aramasını uygun bulmayarak işlem ekranlarını kapattığını, ancak davalı yetkilisi ... ile 01.02.2017 tarihli yazışmada müvekkilin üzüntülerinin anlaşıldığı ve hatta konuların yanlış anlamaya bağlı olduğu, çalışmanın aynı şekilde devam ettiğinin belirtildiğini, 01.02.2017 tarihi için fesih talebi denmesine rağmen  işlem ekranlarının  8 gün geçtikten sonra 09.02.2017 tarihinde kapatıldığını, davalının sözleşmeye aykırı olarak  haksız ekran kapama işlemi nedeniyle müşteri, pazar ve itibar kaybı yaşadıklarını ileri sürerek; davalı tarafından ekranın açılarak sözleşmeye aykırılığın giderilmesi  için sözleşmenin aynen ifasına, sözleşmeye aykırılık nedeni ile  müşteri- pazar kaybı ve müşterilerinden kendisine yönelik doğrudan  rücu talepleri için 1.000-TL,  uğradığı ticari itibar kaybı için 500-TL, mahrum kaldığı-kalacağı kar kaybı için 1.000-TL,Sigortacılık Kanunu md. 23/15'ten hareketle komisyon tazminatı için 4.000-TL, Sigortacılık Kanunu 23/16'dan hareketle portföy tazminatı için 3.000-TL, davalı yanca 30.09.2016 tarihli olarak duyurulan kampanya kapsamında bilhassa genel işlem şartı niteliğindeki kampanya değişiklik hakkı bağlamında davalının müvekkili kampanyadan faydalandırmaması nedeniyle 500-TL  olmak üzere şimdilik 10.000-TL tazminata karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili, 01/10/2003 tarihli, acentelik sözleşmesi gereğince davacı  şirketin acenteliğini yıllardır yürüttüğünü,  Anadolu - Bölge Müdürlüğü'ne bağlı olarak en fazla teşvik ve kolaylık sağlanan ve dönem borcu hesaplarının zamanında ödenmemesine rağmen sırf acenteyi ayakta tutmak iradesiyle, şirket tarafından idare edilmesi ile acenteler arasında ilk sıralarda yer aldığını, hiçbir sigorta şirketinin uzun dönem çalıştığı acenteyi haklı bir durum olmadığı sürece feshetmeyeceğini, acentenin, müvekkil şirket Genel Müdürüne gönderdiği  mailde; “Sayın Yöneticilerim; Diyorsunuz ki ! biz istersek veririz İstersek yazarız ! İstersek açıklarız ! Ben de diyorum ki HAYIR bu şekilde bir oluşumun için de yokum, 01.02.2017 tarihi itibari ile karşılıklı yapmış olduğumuz acenteliğin sona erdirilmesi için gereğinin yapılmasını rica ederim” şeklindeki beyanı ile fesih talebinde bulunduğunu ve acentelik sözleşmesini tek taraflı irade beyanıyla fesih ettiğini, acentenin fesih talebi üzerine, fesih işlemlerine resmi olarak başlandığını, azilname ile acenteliğin sonlandırıldığını, sözleşmede yer alan levhada kayıtlı adresine azilname tebliğ edilip  fesih işlemlerinin gereği olarak acentelik yetkilerinin de pasif edildiğini, ekran kapatma/erişimin engellendiği yönündeki beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, bunun 22.02.2017 tarihli ihtarname ile bildirildiğini, ...” konulu  beyanlarının da gerçeğe aykırı olduğunu,  katılma koşulları kesin ve net olup, basiretli tacir sıfatını kazanmış acentenin “ben böyle anladım” beyanlarının kötü niyetli olduğunu, 552 kodlu ürünün koşulları gereği tek kişi olarak kazandığı kampanyaya davacının  ikinci kişinin katılımını istediğini, şartların açık ve net olmasına karşın kendisine farklı muamele  istediğini, acentenin teklifinin reddedilmesi üzerine, Genel Müdüre ve şirketin yurtdışı merkezine(VİG) atmış olduğu mailin davalı şirket tarafından  üzüntüyle karşılanıp ve beyanı gereği fesih işlemlerine başlandığını, kampanya gereği gelecek olanların misafir değil kişi olarak belirtildiğini, acentenin yaptığı adres değişikliğini TOBB a bildirmesi gerekir iken bunu yerine getirmeyip suçlayıcı şekilde beyanda bulunmasının doğru olmadığını, fesih işlemleri devam ederken işlem gören poliçelerdeki komisyonların acenteye ödendiğini, Sigortacılık Kanununun 23/16.maddesi gereği sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde ediyor ve hakkaniyet gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebileceğini ancak acentenin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmesi nedeniyle portföy tazminatı talebi isteyemeyeceğini, diğer taleplerinin de bu nedenle kabul edilemeyeceğinin savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece, taraflar arasında 01/10/2003 tarihli Acentelik Sözleşmesinin olduğu, davacının davalıya gönderdiği 26/01/2017 tarihli elektronik posta ile \"...01/02/2017 tarihi itibari ile karşılıklı yapmış olduğumuz acenteliğin sona erdirilmesi için gereğinin yapılmasını rica ederim\" şeklinde  talepte bulunduğu,  davalı tarafça 10/02/2017 tarihli Azilname ile \"Acentenin isteği\" üzerine taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin feshedildiğini bildirdiği ve 23/09/2003 tarihli vekaletnamedeki tüm yetkilerden davacıyı azlettiği, tarafların tacir olup, TTK 18/2 maddesi gereğince her tacirin ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi davranması gerektiği; davacının 26.1.2017 tarihli  beyanının taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin  tek taraflı olarak sona erdirildiğine ilişkin olup  ortada  haksız fesih olmadığından davacının müşteri ve pazar kaybı, ticari itibar kaybı, kar kaybı ve portföy tazminatı talepleri yerinde olmadığı, ödenmeyen komisyon alacağı ve hakedişin ise  davacı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar  verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili; Acente olarak 14 yıl  emek ve üstün çaba gösterdiklerini,  genel kotalarını her zaman aşıp, büyük kar sağlayan işler yaptıklarını, bunca emeğin karşılığında basit bir şekilde kampanyadan yararlandırmayacağız denilmesi karşısında bu tutum ve haksızlığı hak etmediğini düşünerek 26.01.2017 tarihinde e-mail yolu serzenişte, sitemde bulunduğunu, bu süreçte halen daha devam eden poliçeler ve yeni poliçeler de kazandırmaya devam ettiklerini, ancak bir anda davalı ... Sigortanın 09.02.2017 tarihinde ekranları kapaması nedeniyle sisteme giremediklerini,devam eden işlerin yarım kaldığını, yenileme, zeyil gibi işlemleri yapamadıklarını, ekranın açılması taleplerine geri dönüş yapılmadığını,13.02.2021 tarihli ihtar ile  süreci iletip  ekranların açılmasını aksi halde yasal yollara başvuracağı ihtaratı yaptıklarını,  davalı ... şirketinin 23.02.2017 tarihli cevabi ihtarı ile 10.02.2017 tarihinde ihtar çekildiğini, adrese ulaşılamadığı, acenteliğin sona erdirilmesi talebine binaen acenteliğin sona erdirildiği, buna bağlı olarak hiç bir hak ve alacağının bulunmadığı cevabının verildiğini, ancak  10.02.2017 tarihinde davacı şirkete tebliğ edilen bir ihtar bulunmadığını, bu tarihten önce 09.02.2017 tarihinde hiç bir bildirim yapılmadan hukuka açıkça aykırı biçimde ekranın kapatıldığını, bunun TTK 133/1 md uyarınca 3 aylık fesih süresine riayet edilmeden,bildirim gönderilmeden  yapılmasının hukuka aykırı olduğunu,feshiihbar süresinin 3 aydan kısa olamayacağını,komisyon alacağı ve kampanyadan kaynaklanan hakların kullandırılmamış olması ile ilgili olarak delillerin yeterince toplanmadığını,acentelik  sözleşmesinin 37. maddesinde \".. Sözleşme süresinin sonunda taraflardan birisi iş bu sözleşmenin devam etmesini istemediği takdirde diğer tarafı, sürenin bitiminden 1 ay evvel taahhütlü bir mektupla haberdar edecektir., böyle bir ihtar yapılmaması halinde işbu sözleşme, kendiliğinden ve aynı şartlarla bir yıl için uzatılmış olur. Ancak acente iş bu sözleşme hükümlerine, kanun ve nizamlara, ... Sigorta tarafından verilecek talimatlara riayet etmez, borcunu vadesinde ödemez veya sair haklı sebepler mevcut bulunursa veya herhangi bir sebep göstermeden ... Sigorta evvelden ihtara hacet kalmaksızın iadeli taahhütlü bir yazı göndererek sözleşmeyi her zaman feshedebilir.'' şeklinde açık hüküm bulunduğunu, e-posta ile feshin kurumsal bir firmanın ticari teamüllerine uygun olmadığını, bilirkişi raporları ile ... Sigortanın, kusurlu olarak bir anda sigorta işlemlerinin yapıldığı ekranlarını kapatması sonucunda müşteri portföyünü kaybettiğinin belirtildiğini ancak tazminat hesabı yapılmadığını, denkleştirme hesabının da yapılmadığını,davacının sitem mailinin sözleşmenin feshi olarak nitelendirilemeyeceğini, sözleşmenin feshinden sonraki dönemde devam eden poliçelerin dönüşüm komisyon bedellerinin, 5684 Sayılı Kanun'un 23. maddesinin 15.-16. fıkraları uyarınca tazminatın ve teminat mektubunun nakde çevrilerek irat kaydı sebebiyle uğradığı zararın ödenmesi yönünde 3 ayrı talepte bulunduğunu, taleplerinin ayrı ayrı incelenmediğini,taleplerinin ayrı ayrı incelenerek, 5684 Sayılı Kanun'un 23. maddesinin 15.-16. fıkraları ve TTK 122/a. bendi kapsamındaki tazminat taleplerinin ve davacının aracılık ettiği poliçelerle ilgili prim tahsilat yetkisi bulunup bulunmadığı, hangi şartlarda komisyon alacağına hak kazandığı ve komisyon alacağını nasıl tahsil ettiği hususunun da  değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>GEREKÇE: Dava, Acentelik sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshi nedeniyle ekranın açılarak sözleşmenin aynen ifası, sözleşmeye aykırılık nedeni ile uğranılan zararlar ile portföy tazminatının tahsili talebine ilişkindir.Taraflar arasında 1.10.2003 tarihli Acentelik sözleşmesi yürürlükte iken, davalı tarafça yapılan 30.9.2019 tarihli \"...\" için belirlenen koşulları sağlayan acentelerin Arjantin seyahatine hak kazanacağının duyurulduğu, davacının seyahat koşullarını gerçekleştirdiğini ileri sürerek iki kişi olarak katılımın sağlanmasını istediği, davalı tarafça bir kişi olarak seyahate katılma hakkı olduğu 2 kişi olarak katılım koşulları sağlanmadığı bildirilmesi üzerine davacı tarafça 26.1.2017 tarihinde davalı şirketin ...@...sigorta adresine \"... başlığı altında  \" “Sayın Yöneticilerim; Diyorsunuz ki! biz istersek veririz, İstersek yazarız! İstersek açıklarız! Ben de diyorum ki HAYIR bu şekilde bir oluşumun içinde yokum, 01.02.2017 tarihi itibari ile karşılıklı yapmış olduğumuz acenteliğin sona erdirilmesi için gereğin yapılması rica ederim.\" şeklinde e-posta gönderilmiştir. 26.01.2017 tarihli bildirim üzerine davalının sisteminin açılmadığını, işlem yapılmadığını bildirerek e-postaları delil olarak dosyaya sunmuş, davalı taraf 09.02.2017 tarihi itibariyle davalının ekranlarını işleme kapatmış, 10.02.2017 tarihli ihtarname ile \"acentenin isteği üzerine vekaletten azil işlemi yaparak davacıya tebliğe çıkarmış, tebliğ edilememesi üzerine de 22.02.2017 tarihli ihtarname ile yeniden ihtarname keşide edilmiş, acentelik ilişkisi böylelikle sona ermiştir. TTK'nın 121(1). maddesinde \"belirsiz süre için yapılmış olan acentelik sözleşmesini, taraflardan her birinin üç ayda ihbarda bulunmak üzere feshedebilir. Sözleşme belirli bir süre için yapılmış olsa bile haklı sebeplerden dolayı her zaman fesih edilebilir.\"hükmünü haizdir. Davacı vekili yukarıda yazılı bildirimin fesih iradesi olmadığı, sitemden ibaret olduğunu ileri sürmektedir. Davanın çözümü bu noktada olduğundan öncelikle davacının beyanının fesih irade bildirimi olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Fesih hakkını kullanmak isteyen sözleşme tarafı, fesih iradesini, muhatabın zihninde hiçbir kuşkuya ve belirsizliğe yer vermeyecek şekilde, açık ve net bir biçimde göstermelidir. Bu açıklık hem sözleşmeyi sonlandırma kararı, hem de bunun derhal etki göstermesi açısından mevcut olmalıdır; yani fesih muhatabı, hem sözleşmenin feshedildiğini, hem de bunun olağan fesih sürelerine uyulmaksızın gerçekleştirildiğini anlayabilmelidir. Fesih, açık veya zımni bir irade beyanı şeklinde dışa yansıyabilir. Önemli olan bu beyandan, sözleşmeyi derhal sona erdirme iradesinin anlaşılabilmesidir. Somut olayda davacı 26.01.2017 tarihli e.mail ile ; 01.02.2017 tarihi itibariyle karşılıklı yürütülen acentelik ilişkisinin sonlandırılmasını açıkça talep etmiş, mail tarihinden sonraki bir tarihte ilişkinin bitirilmesi için gereğinin yapılmasını talep etmiştir.\"Fesih ihtarı kural olarak hiçbir şekil şartına tâbi değildir, yazılı veya sözlü yapılması geçerliliğine etki etmez.Yenilik doğuran haklar, beyan muhatabına varmakla hukuki sonuç doğurur ve kullanılmakla tükenirler. Bu nedenle kullanılan bir yenilik doğuran hakkın, beyanın muhataba varmasından sonra geri alınması ve bu şekilde etkilerinin silinerek, hakkın kullanılmasından önceki duruma geri dönülmesi kural olarak mümkün değildir. Yenilik doğuran hakkı kullanan kişinin bu iradesiyle bağlı olmasının temelinde, muhatabın korunması düşüncesi yatmaktadır. Bu nedenle kullanılan bir yenilik doğuran hakkın etkilerinin ortadan kaldırılabilmesi için, tarafların (iptal, fesih, dönme gibi bozucu yenilik doğuran bir hakkın kullanılmasıyla ortadan kalkan sözleşme yerine) yeni bir sözleşme yapmaları gerekir.Yenilik doğuran hakların kural olarak geri alınamaması nedeniyle, fesih hakkının da geri alınamaması kuraldır. Ancak bu kuralın önemli bazı istisnaları  mevcuttur ve bu istisnalarda karşı tarafın korunması ihtiyacının varlığı belirleyicidir. Somut olayda muhatabın korunmasında menfaati yoksa, kullanılan yenilik doğuran hakla bağlılık söz konusu olmaz.Feshin geri alınamaması kuralının ilk istisnası da bu noktada ortaya çıkar: Eğer karşı taraf, feshin olmadığını veya fesih hakkının geçerli bir şekilde kullanılmadığını iddia ediyorsa, sözleşmeye devam etme iradesini açık bir biçimde ortaya koyduğundan, feshin geri alınmasının mümkün olduğu kabul edilmektedir.\"(Sürekli Borç İlişkilerinin Haklı Sebeple Feshi-Pınar Atınok Ormancı -Doktora Tezi) Somut olayda; davalının feshin geçersizliğine, yerinde kullanılmadığını ileri sürmediği gibi, davacının bildirimine uygun olarak bir hafta sonra, acente ekranını kapatmış, vekaletten azil ettiğine ilişkin ihtar keşide edilmiştir. İlişki sürekli olduğundan bir takım zorunlu işlemler yapılması gerektiğinden davalının bir haftalık sürede işlemlerin devam etmesi feshin geriye alındığının gerçekleştiği  şeklinde yorumlamayacaktır.Davacının isteği açıkça acentelik ilişkisinin sona erdirilmesi olduğunun anlaşılmasına göre  davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Hiç bir bildirimde bulunmadan ekranın kapatıldığı iddiası somut delillerle doğrulanmadığı gibi, mail içeriği davacının da kabulünde olduğundan davacı vekilinin haksız feshe yönelik istinaf nedeni yerinde değildir.5684 Sayılı Kanun m.23/16 hükmüne göre sigorta acentesinin denkleştirme talep edebilmesi için, sigorta acenteliği ilişkisinin sona ermesinden sonra sigortacının acentenin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesi, hakkaniyetin tazminat verilmesini gerektirmesi, acentenin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmemiş olması yada kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olmaması şarttır. Bu şartlardan birinin mevcut olmaması halinde sigorta acentesi denkleştirme talep edemez.Somut olayda davacının haklı bir neden olmadan sözleşmeyi tek taraflı fesih ettiği ,ileri sürdüğü sebebin Arjantin gezisini iki kişi olarak hak etmiş olduğu varsayımında dahi sözleşmenin  devamını imkansız kılan bir neden olarak kabul edilemeyeceği, muhatap davalının  fesih beyanını kabul etmeme şeklinde açıkça iradesini göstermediğine göre davacının haksız feshe dayalı taleplerinin tamamının bu gerekçeyle , ödenmeyen hakedişi  bulunmadığı anlaşılmakla esastan reddine karar verilmesi ve geçerli bir fesih bildiriminden dönme koşulları bulunmadığından  tüm taleplerinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamıştır. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 59,30‬-TL harcın mahsubu ile kalan 368,3‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 29/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b379004eefcb60ed","SID":"e3e2791e699d0eed"}}