{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS     NO\t: 2020/817 <br>KARAR NO\t\t: 2024/388<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 18/02/2020<br>NUMARASI\t\t: 2018/711 Esas  2020/131 Karar <br>DAVA\t\t: ECRİMİSİL <br>KARAR TARİHİ\t: 15/02/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ   : 15/02/2024<br><br>İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/711 Esas ve 2020/131 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.<br>\t<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br><br>Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...müvekkili şirketin ... ili ... ilçesi ... Mah... ada ... numaralı bağımsız bölümlü iş yerini ...dan satın aldığını, satın aldıktan sonra davalılara gönderilen ihtarnamelerde taşınmazın tahliyesinin talep edildiğini, taşınmazın 02.01.2018 tarihinde tahliye edilerek müvekkiline teslim edildiğini, taşınmazı tahliye etmeyerek müvekkili şirketin kullanımına  engel olan ve haksız yere işgal eden davalı şirketlerden yapılacak inceleme sonucunda daha fazla çıkması halinde artırılmak kaydı ile şimdilik asgari 2.500,00 TL ecrimisilin müvekkili şirketin taşınmazı satın aldığı 20.06.2017 tarihinden taşınmazın tahliye tarihi olan 02.01.2018 tarihine kadar olan dönem için tahliye tarihinden itibaren uygulanacak reeskont avans (ticari)faizi ile birlikte davalı şirketlerden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş olmakla yapılan açık yargılama sonunda;<br>         GEREKÇE: Davalılar vekili sunduğu cevap dilekçesinde; müvekkili Şirketlerin kiralayanı ...'ın dava konusu iş yerini 27.04.2017 tarihinde hisse devri karşılığında ...'a devrettiğini, bu sözleşme ile taşınmazın 2017 yılı sonuna kadar kullanım hakkının ...'a bırakıldığını, davacının tüm bunları bilerek taşınmazı satın aldığını, taşınmazın sürenin bitiminde teslim tutanağı düzenlenerek 02.01.2018 tarihinde teslim edildiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.<br>Davayı konu taşınmazın baştan itibaren tüm maliklerini gösteren tapu kaydı,dava dışı ...'ın davalı şirketlerin temsilcisi olduğuna dair ticaret sicil evrakları dosya içerisinde mevcuttur.<br>Dosya içeriğine göre; davayı konu taşınmazın eski maliki ve davalı şirketlerin yetkili temsilcisi olan ...'ın, taşınmazı 16.05.2017 tarihinde ...'a sattığı, ...'ın da taşınmazı 29.07.2017 tarihinde davacı ... Şti ye sattığı sabittir. Taraf beyanlarına göre taşınmazı davacı şirket aldıktan sonra da davalı şirketlerin kullanmaya devam ettikleri ve 02.01.2018 tarihinde davacıya teslim edildiği konusunda mutabık kalınmıştır. Davalı şirketler her  ne kadar davalı Şirketlerin temsilcisi ve hissi sahibi olan ...'ın pay karşılığı bu iş yerini ... isimli kişiye devrettiğini ve Aralık ayı sonuna kadar şirketlerin burada faaliyete devam edeceği hususunu savunuyor iseler de; ...'ın iş yerini ...'a değil ...'a devrettiği, davacının da  taşınmazı ...'dan satın alması nedeni ile davalıların bu savunmasının davacıyı ilgilendiren bir durum olmadığı ve bu savunmanın davacının ecrimisil talep etmesine engel bir durum oluşturmadığı davacının davalılara tahliye konusunda çektiği ihtarnamelerin sonuçsuz kaldığı anlaşılmış, ecrimisil bedelinin hesaplanması için mahallinde keşif yapılmış, gayrimenkul değerleme uzmanından rapor alınmıştır. Alınan rapora göre,davacının satın aldığı tarihten tahliye tarihine kadar geçen sürede toplam ecrimisil bedelinin 10.624,00 TL olduğu anlaşılmasına göre, davacının da dava miktarını  bu miktara uygun olarak artırdığından talep doğrultusunda sabit olan davanın kabulüne karar vermek gerektiği...'' gerekçesi ile Davanın KABULÜ İLE; 10.624,00.-TL ecri misil bedelinin tahliye tarihi olan 02/01/2018 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiş, verilen bu karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br><br>İSTİNAF NEDENLERİ: <br><br>Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; ecrimisil talepli davalarda görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, yerel mahkemenin görevli olmadığını, davanın hukuki sonuçlarından etkilenecek olan ..., ... ve eşi ...’a davanın ihbarı taleplerinin açıkça HMK’ya aykırı olarak reddedildiğini, tanık olarak bildirilen ...'ın, müvekkili şirketlerin temsilcisi olduğundan bahisle dinlenmediğini, hâlbuki davaya göre taşınmaz maliki olup taşınmazı müvekkillerine kira sözleşmeleri ile kullandıran durumunda olan ...’ın tanıklığının önünde hiçbir yasal engelin bulunmadığını, denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna karşı itirazlarının reddedilmesinin de hatalı olduğunu, son ihtarnamenin Karşıyaka 5. Noterliğinin 28566 yevmiyeli ihtarı olması sebebiyle ecrimisil hesabı yapılacak ise ihtarda verilen sürenin 10 gün olduğu da gözetilerek tebliğ tarihine bu 10 günün ilavesiyle bulunacak günden itibaren ecrimisil hesabı yapılmadan satın alma tarihinden itibaren ecrimisil hesabı yapılmasının da doğru olmadığını ayrıca ıslahla yapılan talep miktarı için de  ıslah tarihinden sonraya faize hükmedilmesi gerekirken hüküm altına alınan alacağın tamamına dava tarihi olan 02.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek faize hükmetmesinin doğru olmadığı gibi ticari bir iş niteliği olmayan dava konusu ecrimisil alacağı için reeskont faizine hükmedilmesinin de doğru olmadığını, müvekkili şirketlerin, ... ile birlikte sözleşme gereği taşınmazı 2017 Aralık ayı sonu itibariyle tahliye ederek davacı şirket yetkilisine teslim ettiklerine dair belgenin dosyaya ibraz edilmiş olup davacının itiraz etmediği belgeye göre davacının hiçbir ihtirazı kayıt dermeyan etmeksizin taşınmazı teslim aldığının da belli olduğunu, müvekkili şirketlerin haksız işgalci durumunda olmadıklarını, eksik inceleme yapıldığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>\t <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: <br><br>Dava, işyeri niteliğindeki taşınmaz için ecrimisil istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir.<br>İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.”<br>Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre<br>“(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.<br>(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”<br>İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.<br>İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.<br>Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.<br> Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, davacı şirket tarafından dava dışı üçüncü kişiden satın alınan işyeri niteliğindeki taşınmazın kira sözleşmesi veya başka bir yasal hakla kullanıldığının davalı şirketler tarafından kesin delillerle ispatlanamamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalılar vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br><br>1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/02/2020 tarih ve 2018/711 Esas  2020/131 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalılar vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, <br>2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 725,72.TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 181,43.TL harcın mahsubu ile bakiye 544,29.TL harcın davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına,  <br>3-İstinaf başvurusu sırasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 15/02/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"48cccc90bc394107","SID":"6a493ac37abf9a8e"}}